Ahmet ERDOĞDU


EMPERYALİZMİN,  ATATÜRK’Ü VE TÜRKİYE   CUMHURİYETİNİ SOYKIRIMCI İLANINA BİR CEVAP

Türk Toplumu, Sözde Ermeni Soykırımı gündeme geldiğinde bunun 1915 olayları ile ilgili olduğu yanılgısına düşer. “Su uyur düşman Uyumaz” ata sözümüze uygun olarak ırkçı emperyalizmin hedefi ise Atatürk ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’dir.                        


Atatürk, Amerikalı gazeteci Clarence K. Streit’in Ermenilerin zorunlu göçe tabi tutulmasının gerekçelerini sorması üzerine şöyle söylemiştir: “Rus ordusu 1915’te bize karşı büyük taarruzu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında geri çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde hüküm sürdürülüyordu…”

İşte bu nedenlerden dolayıdır ki bugün Doğu Anadolu’da birçok köyde yapılan kazılarda Ermeniler tarafından öldürülen Türklerin toplu mezarları çıkmaktadır.

Lozan görüşmeleri öncesinde Büyük Millet Meclisi Hükümeti, İsmet Paşa’nın Lozan’da hangi konularda taviz vermeden müzakereleri yönetmesi gerektiğini belirten 14 maddelik bir talimat hazırlamıştır. İki konuda Türk hükümeti savaşı göze alabilecek kadar kesin kararlıdır: Biri “Ermeni Yurdu”, diğeri Kapitülasyonlardır. Lozan’da Ermeni Yurdu istenirse yani Anadolu’dan toprak koparılmaya çalışılırsa görüşmeler derhal kesilecektir.

Lozan görüşmelerinde Lord Curzon’un İsmet Paşa’ya hitaben Türkiye gibi geniş bir ülkede Ermenilere bir köşe bulunup bulunmayacağını sorması üzerine İnönü: “Bu konuya ilişkin olarak Türkiye’nin yüzölçümü ile kıyaslanmayacak kadar büyük toprakları olan devletlerin bulunduğunu hatırlatırım” diyerek Ermenileri bu kadar çok seviyorsanız onlara siz toprak verin demek istemişti.

Ermeniler, Lozan görüşmeleri öncesi ve sonrasında İngiltere, Fransa ve Rusya’ya I. Dünya Savaşı’nın başından sonuna kadar nasıl hizmet ettiklerini anlatan başvurular yapmışlardır.  Bunlardan bazıları: Ermeni Heyeti Reisi Bogos Nubar’ın 30 Kasım 1918 tarihli yazısı: “Ermeniler savaşın başından beri tarafınızdan da bilindiği üzere ağır fedakârlıklar ve devamlı ıstıraplara uğrayarak bütün cephelerde İtilaf devletlerinin yanında savaşmışlardır…”

Bir başka başvuruyu da Birleşik Ermeni Heyeti Lozan Konferansında yapmış “Genel Savaş sırasında Ermeniler açıkça müttefiklere karşı görevlerini yapmışlar ve bunlar tarafından (iyi savaşçı) ve (Müttefik Millet) olarak tanınmışlardır…”

2 Şubat 1923 tarihli Ermeni Heyeti’nin bildirisi, “…Ermeniler genel savaş içinde itilaf devletlerine yapmış oldukları sayısız hizmetler sebebiyle yapmış oldukları vaatleri şüphesiz hatırlarlar. İtilaf devletlerinin çağrısı sebebiyledir ki Ermeni Gönüllüleri, alay alay bunları buyrukları altında toplanmışlardır…”

9 Şubat 1923’te Müttefik Devletler Temsilcilerine: “Lozan Konferansı’ndan sonra Sevr Antlaşması yerine yeni bir belge imzalanmıştır ki bunda Ermeni sorununa dair bir tek söz yoktur…” diyerek düştükleri durumu anlatmışlardır. Ermenistan’ın ilk Başbakanı Kaçaznuni ise, “…Müttefik büyük devletler yaslı ve umutsuz jestler yaptılar: Zavallı Ermeniler için bütün vasıtalarımızı kullandık, her çareye başvurduk, mümkün olan ve olmayan her şeye teşebbüs ettik, artık bir şey yapmaya gücümüz yetmez dediler… Dağ fare mi doğurdu? diye sorup sonra da hatta fare bile doğurmadı...” diyor”.

Kısacası Ermeni sorunu Lozan’da bitirilmiştir. Buna rağmen emperyalistler 1915 tarihini 1923’e kadar genişleterek, senaryolarına Atatürk’ü de katarak Türkiye Cumhuriyetini yıkma amaçlarından vazgeçmemişlerdir.

Şimdi sizlere Cambridge Üniversitesince 2011 yılında onaylanan Stephan Ihrıg tarafından verilen doktora tezinin 20 Kasım 2014’te Amerika’da Harvard Üniversitesi yayını olarak piyasaya çıkartılması konusundaki gelişmeleri anlatalım:

Harvard Üniversitesi yayınevi Stephan Ihrıg’ın kitabını tanıtırken “Türk Hükümetlerinin Nazilerin doğrudan Alman Yahudileri ile karşılaştırdığı Ermeni ve Rum azınlıklarla nasıl acımasız bir şekilde uğraştığı, Hitler’in dikkatinden kaçmadı” diyerek Hitler için bir model olduğu ifade edilmektedir. Kitabın daha ABD’de yayınlanmasından 10 gün sonra kitabın kendisini görmeden 30 Kasım ve 1 Aralık 2014’te Türkiye gazetesinde Yıldıray Oğur, 1 Aralık 1914’te Yeni Şafak gazetesinde Hilal Kaplan “Hitler’in Atatürk’ü nasıl rol model aldığını” kitaba dayanarak büyük bir keyifle anlatırlar. Böylece Atatürk düşmanı iç ve dış çevreler el ele vererek yayınlarına gerek ülkemizde gerekse yurt dışında devam etmişlerdir. Oysaki Hitler 18 Ekim 1928’deki konuşmasında: “Kuzey Amerika bir zamanlar çok farklı bir insana Kızılderililere aitti. Beyazlar onlardan topraklarını aldı, onları sürdü ve onlara ateş suyu verdi. Beyazlar milyonlarca Kızılderili’yi birkaç yüz bine indirdikten sonra…” derken Nazi Almanya’sınca kimi örnek alındığını anlatıyordu.

Yukarıda sözünü ettiğimiz kitaba cevabı Cengiz Özakıncı “Tarih Üzerinden Psikolojik Savaş ve Atatürk Dersi” adlı belgesel kitabıyla verdi. Mehmet Haberal; “Bu kitap yurt dışında Cambridge ve Harvard Üniversitelerine, Başkent Üniversitesinin bir cevabıdır” der.

Özakıncı kitabında Nazi Partisi ileri gelenlerinden Göbbels’in günlükleri, Ernest Röhm’ün anıları ve Hitler’in konuşma ve yazılarından bazı bölümlerinin nasıl çarpıtıldıklarını, Nazi Partisi programı, Nazi Alfred Rosenberg’in günlüğü ve Atatürk Türkiye’sinin Yahudi bilim insanlarına nasıl kucak açtığı gibi birçok konuyu tüm detayları ve belgeleriyle ortaya koymaktadır.

Değerli okur; bu gibi yayınlarla mücadele etmek görevimizdir. Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz üzere Hitler gerek Amerika gerekse İngilizler tarafından belli çerçevelerce desteklenmiştir. Sovyetlerde 1917 devrimini yapan yöneticilerin bir kısmının Yahudi olması ve Komünizme karşı Hitler desteklenmiştir. İngiltere’nin Hitlerci Kara Gömleklileri ile I. Edward’ın Nazi selamını ailesine öğrettiği görüntüleri çeşitli İngiliz gazetelerinde yayınlanmıştır. 1933’te Hitler iktidara geldiğinde İngiltere’de büyük kalabalıklar halinde destek yürüyüşleri yapılmıştır. Amerika’da ırkçı Ku Klux Klan örgütünün 1865’li yıllardaki töreninde haç amblemi ile Nazi selamı verdiklerini, Amerikan okullarında bayrak törenlerinde 1940’lı yıllara kadar bu selamın verilmeye devam ettiğini ve 1936 Berlin Olimpiyatlarında Amerikalı sporcuların selamlarını da ekleyelim.

1943 yılında Henry Ford; sadece Ford, Opel, Standart Oil, İnternational Telefon değil 59 Amerikan firmasının Hitler’e hizmet verdiğini açıklamıştır. Bu arada 1917’den beri ABD’de Düşmanla Ticaret Yasağı Kanunu yürürlüktedir. Ama onlar nedense masum Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti soykırımcıdır. Öylemi?  Hadi oradan.

Şimdi soruyoruz: Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti soykırımcı ise;

1- Venizelos, Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne nasıl aday gösterdi?

2- Milletler Cemiyeti Atatürk Türkiye’sini üyeliğe davet edip, oy birliği ile üyeliğe niçin aldı?

3- UNESCO, Atatürk’ün ölümünün 25. Yılında ve Atatürk’ün doğumunun 100. Yılında uluslararası etkinliklerle anılması kararını ve uygulamasını yaparken soykırımcı olduğu için mi yapmıştı? İşte emperyalizm budur. Hala kafalarında Türk düşmanlığı, Sevr vardır. Elbette bizim de onlara tokat gibi cevaplarımız olacaktır.          

 



CUMALI CEK
20.04.2020 20:59:30
Değerli Dostum; Araştırmacı kişiliğinizi ön plana çıkaran olağanüstü öneme haiz makalenizi beğeniyle okudum. ABD nin Ermeniler ile ilişkisinin geçmişi kamu oyu tarafından yakınen biliniyordu. Lakin Nazileri iktidara taşıyan süreçte ne denli destek sağladıklarını göz önüne seriyor olman, inanıyorum ki okuyucuların bilgilendirilmesi bakımından etkili olacaktır. Kutluyorum. Saygılarımla.

YAZARLAR

  • Çarşamba 36 ° / 24 ° Güneşli
  • Perşembe 37 ° / 25 ° Güneşli
  • Cuma 38 ° / 23 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.110%3,21
  • DOLAR

    7,2059% 0,02
  • EURO

    8,4751% -0,09
  • GRAM ALTIN

    442,99% -7,41
  • Ç. ALTIN

    730,9335% -7,41