Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


DEVLET ADAMLIĞI  

Siyaseti intikam aracı olarak kullanmak tüm insanlığa zarar verir. 


               Bu sözü yazın bir kenara. Yıllar sonra okuduğunuzda veya kullanıldığında, “Dokuzoğlu diye bir yazar böyle söylemişti” Dersiniz. Hiç yanlışım olmadığını göreceksiniz. 

             Siyaset, benim gözümde halka hizmet etme aracıdır. Halkın gücünü insanlık adına adaletli kullanma becerisidir. Kim bu gücü halkın adına adaletli kullanırsa, o halkın çıkarlarını ileriki zamanlarda iyi şekilde faydaya dönüştürmüşse,  ona devlet adamı denir. Tarihe o şahsın adı altın harflerle geçer ve adı yüzyıllarca hatırlanır. 

           Tabi ki bunun tersi de olabilir. Yaptığı hatalar halkının zararına gelişirse o vakit tarihe kötü adam olarak geçer. O da asırlarca öyle anılır ve nefret edilir. Kimse onların yerinde olmak istemez. Akrabası bile olmak istemez. 

          Siyasetçi için rehber, bu davranışları iyi adam rolü oynayarak devlet adamlığını kazanmaktır. Bu gün sizlere tarihin karanlıklarından bazı hikâyeler sunmak isterim. 

          Bütün siyasetçiler elbette insandır. Hepsinin yeme, içme, yanma, donma, gibi fizyolojik ihtiyaçlara ihtiyacı vardır. Yeri geldiğinde bu ihtiyaçları gidermeye mecburdur. Çünkü bu ihtiyaçları karşıladıkça ideal insan olmaya yolunda başarılı olur. 

           Biraderimin bir görüşü vardır. Bir yere atandığında şöyle diyor; 

         “Yeni atanmışım. Birçok yetkilerimin olduğunun farkındayım. Ama o şehri bilmiyorum. Karnımı nerede doyurabilirim, nerede kalabilirim, gibi düşünceler benliğimi sarıyor. Masadan kalkıp dışarı çıkmamla birlikte bir kaç adam etrafımı çeviriveriyorlar ve  Emret Müdürüm “ diyorlar. 

          İşte siyasi güç de buna benziyor. İktidar olduğunda bazı güçler etrafını öyle bir çeviriyorlar ki, seni bir anda esir alıyorlar. Onların tavsiyesine uyarak, karnını doyuracaksın, ihtiyaçlarını karşılayacaksın. Kiminle, kimin için karar vermen gerektiğine onlar yön verecek. Senin bütün ideallerin onların davranışına göre şekillenecek. 

           Bir de işini bilen, etrafındaki insanları iyi seçen, bazı dalkavuklara meydan vermeyen siyasiler vardır. Bunların yetişmesi bazen yılları alır. Bunlar basamakları sağlam basarak ilerleyen insanlardır. Bir yerde buna tecrübe ismini de verebiliriz. Bu tip adamlar ne kadar çok olursa devlet yönetimi o kadar kolay olur. Bir çobanı müdür yaparsın, kadrosu iyi ise başarılı olur. Bunun yanında Fakülte Dekanını aynı konuma getirsen, kadrosu kötü ise başarısız olmaya mahkûmdur. 

              Hz. Ali(ra)’ha sorarlar; 

              “Ya Ali!” derler. ”Senden önceki halifelerde bir yönetim sorunu yoktu. Sen gelince birçok sorunlar olmaya başladı. Bunun hikmeti nedir? 

              Hz. Ali(ra) der ki; 

              “Benden önce Hz. Ebubekir(ra) vardı. Onun yardımcıları Hz. Ömer’di. Hz. Osman’dı ve ben vardım. Hz. Ömer halife olunca yardımcıları Hz. Osman’dı ve bendim. Hz. Osman halife oldu onun yardımcısı sade bendim. Bunların hepsi Peygamberin yetiştirdiği insanlardı. Ben halife olunca, onlar gibi yardımcılar kalmadı. Bütün sorun bundan kaynaklanmaktadır.” 

            Bu olay bile tek başına bir siyasi gücü kullanma işidir. 

            Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanıdır. Çankaya önünde elma bahçeleri vardır. Bir gün Orman Bakanını çağırır ve ağaçlara bakılmıyor diye fırça çeker. İsmet Paşa bunu duyar ve Paşaya; 

           “O ülkenin Orman bakanıdır” der.”Çağır bahçıvanını o yapsın.” 

             Elbette onlar da insandılar. Kendilerinden önceki yönetimlere bakarak bazı davranışları sergiliyorlardı. Ama onların bu davranışları tarihe altın harflerle geçmedi. Ülkeye verdikleri yararlar onları devleştirdi. Mesela bir Hatay olayı bile kendi başına bir siyasi başarıdır. 

            Biliyorsunuz Hatay 1939 yılında ülkeye ilhak olmuştur. Ama onun siyaseti 1930 da başlar. Yıl 1931 Tayfur Sökmen Atatürk’ün emriyle müstakil milletvekili seçilir. Müstakil milletvekilinin ne olduğunu Tayfur Sökmen bile bilmemektedir. Bir gün CHP kurultayına girmek ister. Onu içeri almazlar. Derler ki; 

           “Bu kurultay, CHP kurultayıdır. Siz müstakil milletvekilisiniz.” 

             Bu olay Tayfur Sökmenin hoşuna gitmez. Doğruca Atatürk’e koşar. Der ki. 

            “Paşam beni kurultaya almadılar. Bu ne demek oluyor? 

             Atatürk der ki; 

          “ Tayfur, sen müstakil milletvekilisinGit Hatay için mücadele et.” 

             O da gider, ama hala kafası bir şey anlamaz. Dörtyol’da insanları kışkırtır. Hataya baskın yapmalarını, korku vermelerini sağlar. Bunun üzerine 

Fransızlar Atatürk’e gelirler derler ki; 

            “Biz sizinle barış antlaşması yaptık. Ama sizin milletvekiliniz boş durmuyor, bize saldırılar düzenleyip, baskınlar yaptırıyor. Lütfen bunu önleyin.” 

             Atatürk bunları dinledikten sonra der ki; 

            “Tayfur Sökmen bizde müstakil milletvekilidir. Biz ona karışamayız.” 

              Ve Tayfur Sökmen o vakit Müstakil milletvekili olmanın ne demek olduğunu anlar. 

          Devlet adamlığı budur. Ülkenin yüz yıllık geleceğini hesap ederek siyasi kararlar almaktır. Allah hepsinden razı olsun. Ruhları şad olsun. Onları rahmetle anıyor ve saygılarımızı sunuyoruz. 



YAZARLAR

  • Cuma 35 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cumartesi 33 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazar 33 ° / 23 ° Fırtına
  • BIST 100

    1.061%2,53
  • DOLAR

    7,2958% 0,93
  • EURO

    8,6309% 0,21
  • GRAM ALTIN

    471,03% -1,75
  • ÇEYREK ALTIN

    777,1995% -1,75