Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe


DEĞİŞEN DÜNYADA SORUMLULUKLARLA YAŞAMAK

Tüm Dünya ülkelerinde belirli aşamalarla yapılmaya başlandığı gibi, Türkiye’de de pandemi sürecinden normalleşmeye dönüşte, kademeli bir yol haritasıyla geçiş gündeme geldi.


Öncelikle, sahil kentlerine giriş çıkış yasağı kaldırıldı. Ardından da 11 Mayıs’tan itibaren AVM’ler ile kuaförler/berberler, getirilen zorunlu tedbirlere uygun olunması kaydıyla, halka açıldı. Gıda satışı yapan marketler, fırınlar, manavlar zaten bu süreçte doğal olarak hiç kapatılmamıştı. Ekonomik endişelerle fabrikalar ve kurumsal işletmeler de tedbirler geliştirdiklerini beyan ederek, üretime devam ettiler. İlginçtir ki bu süreçte, hiç de önem arz etmeyen inşaat sektörü de yoluna devam etti. Şimdi ise ulaşım için alınacak tedbirlerle, özellikle hava yollarının yeniden canlandırılması yönünde çalışmalar yapılıyor. Bu arada TFF bile heyecanlandı ve bu konudaki tartışmalara rağmen, Haziran ayı içinde liglerin açılacağını açıkladı. Ayrıca konferans, seminer gibi faaliyetleri organize eden kurumlar da çalışmalarını hızlandırarak, yeni aktiviteleri planlamaya başladı. Bu maksatla, İstanbul merkez olarak kabul edilmiş gibi görülürken, anlaşıldığı kadarıyla, turizm maksatlı rezervasyonlarda da Türkiye öne çıkmış durumda.

Üç aya yaklaşan bir stresli süreç ardından, bir anda, bir sihirli el değmiş gibi, pandemi gelişmeleri olumlu sonuçlarla ilerlemeye başladı. Bu gelişmelerde, başta Sağlık Bakanı olmak üzere, sağlık çalışanları ile bilim insanlarının gayretlerini görmezden gelmek nankörlük olur. Ancak, yapılan tüm çalışmaların, en küçük hatada, bir anda boşa gideceği ve pandemide ikinci dalganın gelebileceği realitesi öylece açıkta duruyor. Zaten AVM’lerin açıldığı gün, özellikle İstanbul’da, halkın verdiği tepki ve AVM önlerinde oluşan kuyruklar korkuttu. Çünkü pandemiyle mücadele, bilim insanları ve sağlık çalışanları kadar, halkın da sorumlu davranışları benimsemesi ve azami dikkatiyle başarıya ulaşabilir. Ancak görülüyor ki halen, ben öncelikli davranışlarını kontrol altına alamamış ya da bencilliğin zirvesinde, bu sorumluluğu almak istemeyen bireyler var. Bu arada, dogmaların etkisinde ve zaman içinde, biat kültürünün baskısında, güç kazanımına yönelik bilinçli yönlendirmelerle, inancının gerçeklerinden uzaklaştırılmış bir kesim, kadere inancın yanlış algısında ve cahil cesaretiyle kendini gelişmelerin akışına bırakırken, diğerlerini tehdit ettiğinin farkında bile değil ve bir kısmı zaten bunu umursamıyor da. Ayrıca, yaşanan kriz ile böylesine etkin bir mücadele sonrası, yumuşatılan tedbirlerin getirisinin kötü sonuçları olabileceği gerçeği varken, bunun örnekleri de ülkelerin bir kısmının yaşadıklarıyla, çok açık şekilde ortada duruyor. O halde normalleşmede, Devlete olduğu kadar bireylere de önemli bir sorumluluk düşüyor.

Pandemi sonrası, küresel ve toplumsal yaşam şartlarında bir değişimin gerekliliği ortaya çıkıyor. Demek ki farklı coğrafyalarda, farklı habitatlarda, farklı endemik yapılarla iç içe yaşayan farklı toplumların bir araya gelmesinde, serbest dolaşımında, küresel yer değiştirmelerinde, bilimsel temelli, bilinçli planlamalarla tedbirler alınması gerekliliği gerçeği var. Yani, Dünyanın herhangi yerindeki bir bireyin, kendi özgür iradesiyle ve keyfince, farklı bir coğrafyaya zorunlu olmayan bir maksatla gitmesi durumunda, hem gideceği coğrafyadaki toplumsal yapıların hem de dönüşünde içinde bulunduğu toplumun etkin korunabilmesi için, birtakım tedbirlerin alınması ve bu tedbirlerin her koşulda tavizsiz uygulanması gerekiyor. Yani her isteyen, ben giderim dediğinde, elini kolunu sallayarak farklı bir coğrafyaya gidemeyecek. Bunun öncelikle bir gerekçesi ve müeyyideleri olacak. Gerçi yurt dışı çıkışlarda, bazı ülkelere gidişte belirli sağlık tedbirlerinin alınması isteniyor ve aşılama yapılıyordu. Ancak tersine akışta zorunlu bir müeyyide yoktu.

Pandeminin getirileriyle, şimdi yeni bir tehlike daha ortaya çıktı. Ekonomik gerekçelerle konferans/seminer gibi faaliyetler ya da turizm maksatlı planlanan gezilerde, yaşanan krizdeki başarısı ve oldukça kontrollü davranışıyla,  Türkiye, tercihlerde güven vererek öne çıktı. Bu durumda önümüzdeki süreçte Türkiye istikametinde girişlerin artacağı öngörülebilirken, Türkiye üzerinden geçişle, farklı ülkelere rahat giriş çabalarının da olacağını değerlendirmek doğru bir yaklaşım olur.

Ancak, bilinen fakat nedense ihmal edilen bir gerçek daha var. Bu pandemiye neden olan virüsün bir kuluçka devresi var ve bu süre on dört gün civarında. Yani sınırdan giriş yaparken, ateş ölçerle yapılan kontrolün, çok da anlamı yok. Ayrıca, taşıyıcı konumunda olup da hiçbir belirti göstermeyen konakçılar da var ve en tehlikeli grubu bunlar oluşturuyor.

O halde serbestlikle henüz çok da aceleci davranmayıp, özellikle uluslararası serbest dolaşımda mümkün olduğunca kontrollü olarak, bir tedavi geliştirilmesini beklemek önem kazanıyor. Bu strateji, tamamen evlere kapanıp, tam ve katı bir karantina süreciyle, topluma yaşamının bir döneminde tutsak hayatı yaşatmak anlamına gelmiyor. Ancak bireylerin, bir an önce geliştirilmesi gereken planlı bilinçlendirme süreçleriyle, sorumluluklarını sahiplenmesinin sağlanması gerekiyor. Şu da bir gerçek ki bireylerin, muhtemel müteakip salgınlara karşı hazırlıklı olabilmeleri için, bugün uygulamak zorunda kaldıkları tedbirleri, yaşamları boyunca davranış şekilleri haline getirmeleri gerekiyor. Yani insanlığın, bilinçli olarak kendini sınırlamayı, kendi türü ile saygılı yaşamayı, diğer endemik türlerle birlikte ve sorumlu yaşamayı, farklı habitatların sürekliliğini sağlamayı; Dünyadaki konumu gereği, tüm sorumluluklarını tavizsiz uygulaması gerektiğini, bir an önce öğrenmesi gerekiyor.



YAZARLAR

  • Pazar 36 ° / 24 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazartesi 36 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Salı 36 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    114.809%-0,85
  • DOLAR

    6,8684% 0,11
  • EURO

    7,7716% 0,29
  • GRAM ALTIN

    397,12% -0,21
  • ÇEYREK ALTIN

    655,248% -0,21