Prof. Dr. Özer OZANKAYA


DEĞERLİ TOPLUMBİLİMCİ PROF. CAHİT TANYOL’U SONSUZLUĞA UĞURLARKEN

TOPLUM BİLİMLERİNİN ÖNEMİ VE CUMHURİYET ÖNCESİNDE  HALİFELİK VE ŞERİAT DÜZENİNİN ELEŞTİRİSİ!


Sonsuzluğa göçen değerli toplumbilimci Profesör Cahit Tanyol’u, ışıklar içinde uyumasını dilemek üzere Türk toplumbilimine ve Türk demokrasi kültürüne güncelliği süren bir değerli katkısıyla anarken, dünyada toplumbilimin artan ölçülerde baltalanmasının, aslında bütün dallarıyla bilimleri baltalamak sonucunu verdiğine de dikkatleri çekmek istiyorum.

Bir bölüm doğa bilimcilerin yalnız kendi deyimleriyle “kesin bilimleri” (exact sciences) bilim saymalarının çok zararlı olan yanlışlığının bu baltalamayı kolaylaştırdığını belirtmek de, değerli Prof. Tanyol’u kıvandıracaktır, inancındayım.

Gerçekten de başta toplumbilim olmak üzere genellikle toplumsal bilimlerin engellendiği ortamlarda doğa bilimlerinin de gerçek gelişimlerinin güvencede olamayacağı belirtilmek gerekir.

Etkinliği olağanüstü artan teknolojinin nasıl kullanıldığı ve nasıl kullanılması gerektiği konusu, bu bilimlerin kendi gelişimlerinden bağımsız değildir. Örneğin Corona salgınının çıkış nedenini saptamada, nasıl yönetilebileceği, nasıl sonlandırılabileceği … sorularını yanıtlamada elde edilen verimli bulgular toplumsal bilimlerin yüksek değerini sergilediği gibi, yaşanılan güçlükler de toplumbilimine olumsuz bakılmasının yanlışlığını göstermeğe yetecek örneklerden bir tanesidir.

Bu bağlamda olmak üzere, toplumbilimin kurucularının en başında sayılması gereken ve “Eğer toplumbilim insanların özgürlük, eşitlik ve gönenç içinde yaşamalarına hizmet etmeye yönelik değilse, bir dakikalık inceleme zahmetine bile değmez” diyen Emile Durkheim’ın ölümünün 100. Yıldönümünün (2017) kendi ülkesi Fransa’da bile tam bir sessizlikle geçiştirilmiş olması, insanlık adına çok üzücü sonuçlar veren toplumbilim-karşıtlığının bir yansımasıdır, kanısındayım.

Oysa “Vicdanın da, ahlakın da en yüksek biçimi bilimdir!” diyen Durkheim, bilimin en değerli özünün, izlediği yöntem olduğunu belirtiyordu; çünkü bilim yönteminin geçerlik ilkeleri ile bilimin insanlığın onuru ve gönenci için kullanılmasının en ileri güvencesi olan demokrasi düzeninin meşruluk ölçütlerinin aynı nitelikte olduğunu bilinç düzeyine çıkarıyordu.

PROF. CAHİT TANYOL’UN ÖNEMLİ BİR KATKISI

Prof. Cahit Tanyol’un, Cumhuriyet öncesi Türk düşünce ve siyasal kültüründe laiklik doğrultusunda büyük yankı yapmış çıkışlardan birisi olan Manastırlı Hoca Kadri Efendi’nin Şerayih (Açıklamalar) adlı önemli kitabını, Hoca Kadri Efendi’nin Parlamentosu başlığı altında bilgi çevrimimize kazandırması da, Durkheim’ın toplumbilime tanınması gerektiğini belirttiği işleve uygun bir davranış olmuştur, kanısındayım.

AKP iktidarının gerek siyasal-hukuksal alanda, gerekse eğitim alanında laikliği yıkıcı edimlerinin demokrasimizi ürkütücü ölçülerde zayıflatmakta olduğu şu dönemde, Manastırlı Hoca Kadri Efendi'nin 1910'larda Şerayih adlı kitabında din ve halifelik konusundaki düşünceleri tarihimizi ve bugünümüzü anlamamıza katkı değerindedir.

Çünkü Cumhuriyetle birlikte, “Türkiye’de insanlar arası ilişkileri düzenlemek üzere yasa yapmak yetkisi yalnız Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir” demokratik gerekçesiyle halifeliğin kaldırılması, Şer’iye Vekâleti’nin (Din İşleri Bakanlığı’nın) da kaldırılarak onun yerine hükümete bağlı Diyanet İşler Başkanlığı’nın kurulması devrimlerinin, daha Osmanlı devleti’nin yıkılış döneminde ve yıkılışının önlenmesi için gerekli önlemler olarak görülmüş ve anlatıma kavuşmaya başlamış olduğunu göstermektedir.

MANASTIRLI HOCA KADRİ EFENDİ’NİN ŞERAYİH’İNDEN (AÇIKLAMALAR’INDAN) BİRKAÇ SEÇKİ:

“Türkiye'nin milletvekilleri Avrupa'nın meşveret (görüşme-tartışma) yöntemlerini, işlem ve siyasal düzenlerini incelemeli, ama hep Osmanlıca düşünmeli, kafalarını ulusal çıkarlara vermeli, düşüncelerinde bağımsızlık oluşturmaya çalışmalı, doğru sonuç çıkarımı yapmaya alışmalılar... ki görevlerini yapabilsin, ulusa iyi hizmet edebilsinler.

“Türkiye devletinin dikkatle ele alıp iyi bir biçimde çözmesi zorunlu olan en önemli siyasal sorunlardan birisi yeni Meşrutiyet ilkelerinde, Meşihat-ı İslamiye (din makamı)nın yerinin belirlenmesidir.

“Türkiye'de Anayasa hükümetin ilkesi olunca din makamının görevleri neyle sınırlı kalır?

“Şeyhülislam efendinin bakanlar kuruluna katılması eski bir devlet geleneğine dayanır. Eğer Şeyhülislam efendinin dinsel kuralları korumak amacıyla bakanlar kurulunda bulunması uygun görülmüş ise, bu temiz görev ne zaman hakkıyla yapılmış, dine aykırı kararların devletçe alınmasına ne zaman engel olunabilmiştir?

“Birkaç yüzyıldan beri öbür İslam hükümetleri gibi Osmanlı devletinin işleyegeldiği zalimce işler, eşkiyaca davranışlar gösteriyor ki Şeyhülislam efendinin bakanlar kurulunda bulunması dince yararsız olmakla kalmamış, müslüman kitleleri din adına aldatmak amacı ile bulunmuş bir yoldur. ...

«Kanun-u esasi» (Anayasa) hükümetin ilkesi olarak ilân edildikten sonra, ulus ve devlet işleri aslında Millet Meclisi'nde görüşülüp, gerekli yasalar mecliste okunarak uygulanması onaylanacağından, Din İşleri Başkanının devlet işlerinde görevi kalmamaktadır ve bu O’nun yalnızca dinsel işlerle uğraşmasını zorunlu kılmaktadır.

“Baskıcı hükümetlerin en kötü âdeti olarak İslam Şeriatı adıyla  İslam halkını aldatmak ve böylece kutsal din ile oynamak yüzünden ülkenin ne ölçüde zarar ve kötülüklere uğradığını açıklamaya gerek yoktur.

“Din işleri başkanının görevi dini baskıcılara alet etmek değil, tersine onu korumak gerekmez mi?

“Şeyhülislam. efendinin Vekiller Meclisindeki görevinin kaldırılması ve kendisini yalnız dinsel görevlere vermesi, güzel vaızlarla

İslam toplumlarını aydınlatması gereklidir.”

HALİFELİK DE TÜRKİYE DIŞINDA İŞLEVİ OLMAYAN BİR KURUMDUR!

Hoca Kadri Efendi, devlete gereksiz yere girmiş olan ikinci bir zararlı kurum olarak Halifeliği görmüş ve göstermiştir:

“Halifeliğin ancak Osmanlı ülkesine ait olacağını ve bu hususta başka müslüman halklara dinsel açıdan görevli olmadığını resmen açıklayıp, hepsine duyurmak, yabancı devletlere de bildirmek gerekir.

“Bu, müslüman halkları gereksiz ve yararsız umutlara kapılmaktan, yabancı devletleri kuşkulandırmaktan kurtarmak gibi büyük yararları içermektedir.

“Üçyüz milyonluk müslüman halkın varlığından sözetmek, islam birliği düşüncelerini ve yararlarını saymak, Avrupalıları çocukça korkutmaya özenmek pek kolaydır. Bunun Türkiye'ye zararı olmasa bile, yararı olacağına inanmak çocukluk ya da ahmaklıktır.”

Hoca Kadri Efendi’nin Cumhuriyeti hazırlayan düşünce ortamını etkileyen bu gözlem ve değerlendirmelerini bilgimize ulaştıran Prof. Cahit Tanyol’u saygı ve gönülborcuyla anıyoruz.

 Bknz.: Özer Ozankaya, Türkiyede Laiklik, CEM Yay.

 

 

 

...



YAZARLAR

  • Pazar 35 ° / 21 ° Güneşli
  • Pazartesi 37 ° / 22 ° Güneşli
  • Salı 34 ° / 21 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.124%0,41
  • DOLAR

    7,6604% 0,46
  • EURO

    8,9266% 0,26
  • GRAM ALTIN

    458,86% 0,20
  • Ç. ALTIN

    757,119% 0,20