ÇOK SAHİPLİ, İKİ TARAFLI HABER ELEMANI: MECİD SUCAİ
Tarih: 11.5.2016 11:51:46 / 409okunma / 0yorum
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!

İstihbarat kuruluşları bazen çaresizlikten, bazen kendisine bağlayıp kullanmanın kolaylığından olsa gerek, kanun kaçaklarını haber elemanı olarak seçebilmektedirler. Böyle bir ilişki her iki tarafın da işine gelmektedir. Sonuçta zarar edense bence kamu, yani “halk” olmaktadır. Elbette dürüst olanları da vardır haber elemanlarının ama yöneticiler kanun kaçaklarını kullanmak yerine, toplumda dürüstlüğü ile temayüz etmiş kişilerden bilgi almayı öne çıkarmış olsalar, çok daha faydalı işler yapmış olurlar, diye düşünmekteyim.

Emniyet ve (özellikle) jandarmanın geçmiş tecrübelerimdeki kötü sicili sebebiyle, şartları oluştuğunda ve fırsatını bulduğumda kendi haber elemanlarımı kendim belirlemişimdir.

Özalp´te göreve başladığım 1989 yılı eylül ayından 1990 yılı  mayıs sonuna kadar beni uğraştıran konulardan birisi de İran´lı Mecid Sucai oldu. Sucai önceleri bizim vatandaşımız olmadığı halde, Türkiye´de oturmasına izin verilmiş; kendi ülkesinde yıllar önce bir cinayete karışıp idama mahkum edilmiş; beş yıldan daha uzun süre Türkiye´de kaldığı için Nüfus va Vatandaşlık Kanunu hükümleri uyarınca sonradan T.C. vatandaşlığı hakkını da elde etmiş; İran asıllı kürt kökenli birisiydi. Türkiye vatandaşlığını elde edinceya kadar Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından haber elemanı olarak kullanılmıştı. İran´daki akrabaları vasıtasıyla elde ettiği bilgileri sınırdan gelip geçen akrabaları veya MİT tarafından diğer tarafa gönderilen elemanlar vasıtasıyla MİT´e aktarmıştır. MİT´in desteğiyle İran sınırına 2 (iki) km mesafedeki Beyarslan köyüne yerleştirilmiş, burada evlenmiş, ev ve mülk sahibi olmuş; hayatını kaçakçılıkla sağlayan birisidir. Zamanla, İran´da 1978 İslam Devrimi sonrası getirilen aftan yararlanarak mahkumiyeti affedilmiş ise de İran´a geri dönmemiş; Türkiye ve İran arasında (her iki ülke vatandaşlığının da verdiği avantajları kullanarak) gidip gelmeye, gayrımeşru işlerle uğraşmaya devam etmiştir.

Okuyucuya burada bir teknik bilgi vermeliyim. Hudut makamı demek iki ülke arasındaki görüşmelerde ülkenin heyetine başkanlık eden makam demektir. Bizim mevzuatımıza göre hudut makamlarımız mülki amirlerden oluşur. Birinci derece hudut makamı sınır ilçesi kaymakamı, ikinci derece hudut makamı sınır ilinin valisi veya vali yardımcısı, üçüncü derece hudut makamı ise Dışişleri Bakanlığı adına Bakan veya Müsteşar´dır. İran tarafında ise birinci derece sınır makamı genelde yüzbaşı rütbesindeki sınır bölük komutanı,  ikinci derece hudut makamı albay rütbesindeki sınır alay komutanı veya mülakata katılması halinde sınır ili valisi, birinci derece hudut makamları ise bizde olduğu gibi Dışişleri Bakanlığı üst yöneticileridir.

Göreve başladığım günlerde İran tarafının Özalp ilçesine denk gelen Hudut Makamı Kotur Sınır Komutanlığı idi. Sınır komutanı Hüseyin Tekizadeh adında aslen Tebriz´li azeri asıllı bir yüzbaşı idi. Yüzbaşı Tekizadeh, diğer İranlı yöneticilerden farklı olarak, Türklüğünün bilincinde olan bir subaydı. Türkiye ve Türk Milletine olan sevgisini baş başa kaldığımızda ifade etmekten çekinmezdi. Bu anlamda aramızda iyi ilişkiler gelişmişti. İran heyetini Türkiye´de misafir ettiğimiz görüşmelerde heyetin diğer üyelerini otelde veya öğretmenevinde ağırlarken, Hüseyin Tekizadeh´i evimde, kaymakamlık lojmanında misafir etmişimdir. PKK militanları İran üzerinden Türkiye´ye saldırıp, köylerimizde şantiyelerimizi basarken; Yüzbaşı Tekizadeh bana “kendi bölgesinden hiçbir girişe izin vermeyeceği” sözünü vermişti ve bu sözünü görevden ayrılıncaya kadar da yerine getirdi. 1991 yılı Kasım ayında onun başka göreve gitmesinden sonra Kotur Bölgesinden gelen militanlarca Karahisar-Turanköy arasında yol yapan şantiyemiz basılıp iş makinelerimiz yakıldı. Kekikdüzü köyü korucuları saldırıya uğradı.

Ayrıca Türkiye – İran arasında Kapıköy sınır kapısı mevkiinde bir Ortak Sınır Açık Pazaryeri kurduk ve sınır ticaretini geliştirdik. Bu konuda da Hüseyin Tekizadeh büyük çaba ve işbirliği örneği gösterdi. (Tabi burada sınır ticareti konusunda, şüpheli bir tafik kazasında  rahmetli olan, yine Azeri asıllı  bir diğer Türk dostu, İran Batı Azerbaycan Genel Valisi Zeynel Abidin ETAİ´yi de rahmetle yad etmeliyim.)

1991 yılının ilk aylarında İran askerleriyle kaçakçılar arasında çıkan bir çatışmada bir İran askerinin öldüğü haberini aldık. İran hudut makamı olan Kotur Hudut Komutanlığı mülakat istedi. İki ülke heyetleri bir araya geldiğimizde İranlılar “askerlerinin, aralarında Mecid Sucai´nin de bulunduğu Türkiye´li kaçakçılar tarafından şehit edildiğini ve Beyarslan köyünde ikamet etmekte olan bu adamın, yargılanmak üzere kendilerine teslim edilmesini” istediler. Biz bu iddiayı reddettik. Hatta “ülkemizde Mecid Sucai adında birinin yaşadığına dair elimizde herhangi bir bilgi bulunmadığını, konuyu araştıracağımızı ve bir sonraki Mülakat´ta sonucu bildireceğimizi” kayda geçirdik.

İki ülke arasındaki anlaşmalara göre “taraf ülkelerden herhangi birinden diğer tarafa iltica eden birinin sınıra 20 km´den daha yakında iskanına izin verilemez”di. Oysa Mecid Sucai sınıra 2 km. mesafedeki son sınır köyünde meskundu.

Resmi Mülakat görüşmeleri bittikten sonra Yüzbaşı Tekizadeh ile başbaşa kaldık. Bana: -“Kaymakam bey, ben görev olarak gerçekten çok zor durumdayım. Ölen asker bana bağlı bir karakolun askeriydi. Dolayısıyla üst makamlar beni suçlayacaklar. Bu olay sebebiyle ceza alabilirim. Mecid Sucai´yi şahsen tanırım. Hem sizin isbaratçılara bizden bilgi götürür, hem de bize sizden bilgi getirirdi. Bu iki yüzlü tavrını öğrendikten sonra ona pek değer vermezdim. Sınırda iskanının devamına izin vermeniz halinde, bu adam seninle benim aramı da, iki ülke arasını da bozacaktır. Bu adamın nerede oturduğunu da ne iş yaptığını da sen de ben de biliyoruz” dedi. Kendisine: “Müsterih olmasını, elimden gelen, yapabileceğim ne varsa yapacağımı” söyledim. –“Bu sınırda karşılıklı olarak çalıştığım üçüncü kaymakamsınız, evini bana açan, ailesiyle tanıştıran tek kaymakam sizsiniz. Samimiyetinize inanıyorum. Benim bu durumumda eğer M. Sucai´yi sınırdan uzaklaştırabilirsek, bu bile benim komutanlarım nazarında beni rahatlatacaktır. Sizin de bunu yapabileciğinize inanıyorum,” dedi. Samimiydi.

 Bizim mevzuatımıza göre İran hududunu jandarma korumakta ise de Hudut İş ve İşlemleri İçişleri Bakanlığı bünyesinde Emniyet Genel Müdürlüğü´ndeki Daire Başkanlığı´ndan takibedilir ve Dışişleri Bakanlığı ile koordine edilir. Bu sebeple Van´a ilk gidişimde o zamanki il emniyet müdürü Sabri Yakar´a (ya da Sabri Uzun, ikisi arka arkaya il müdürlüğü yaptı) durumu anlattım. Bana “Mecid Sucai´nin MİT´e çalıştığını, onun sınırdan uzaklaştırılmasının gerçekten faydalı olacağını ama MİT Bölge Başkanı ve Vali Bey´i ikna etmemiz gerektiğini” söyledi. MİT Bölge başkanına gittim. “Çift taraflı çalıştığını tesbit ettikleri için, Mecid Sucai ile çalışmadıklarını, sınırdan uzaklaştırılmasının da yararlı olacağına inandığını” belirtti. Konuyu Vali Adnan Darendeliler´e açtım. Görüşmelerimi de aktardım. “Jandarmaya yaz, gereğini yapsınlar” dedi.

Dönüşte İlçe Jandarma Komutanlığı´na “Türkiye-İran arasında mevcut anlaşmalar gereğince, çifte vatandaşlığa sahip Mecid Sucai´nin sınıra en fazla 20 km. mesafede ikamet edebileceğinin tebliğini ve Beyarslan köyünden ayrılmasının sağlanmasını” yazdım. Aradan geçen zaman içerisinde, ilçe jandarma komutanı “kaymakamlık emrininin il jandarma komutanlığına da bildirildiğini ancak alay komutanının sözlü olarak, (kaymakam beyi ikna edin, onun Beyarslan´da kalması bizim için gerekli) dediğini”, söyledi. Ben de; “Alay komutanımızın böyle bir inancı varsa bunu yazılı halde bildirmesi gerektiğini, emrimin gecikmeksizin yerine getirilmesini,” söyledim.

Aynı gün bu defa Sınır Jandarma Tabur Komutanı Binbaşı Tanju Dönmez görüşmeye geldi ve: -“İlçe bölük komutanının zor durumda ve arada kaldığını, aslında Mecid Sucai´yi haber elemanı şeklinde, sınır jandarma olarak kendilerinin kullandığını,” anlattı. Ben de ona  adamın “aslında güvenilmez, çift taraflı oynayan biri” olduğunu, söyledim.  MİT Bölge Başkanı´nın sözlerini aktardım. “Kendisinin sıralı komutanlarını ikna etmesinin zor olduğunu ifade ile, ilçe jandarma komutanlığı üzerinden bu karara karşı olduğumuzu yazılı olarak size ileteceğiz,” dedi. Birkaç gün sonra da ilçe jandarma komutanı imzasıyla “kaymakamlık isteğinin iptali için başvurulması konusunda, sınır jandarma tabur komutanlığından yazılı emir alındığını” bildiren bir yazı geldi.

İdari bağlılık olarak ilçe jandarma komutanlığı kaymakamlığa bağlı iken sınır jandarmanın kaymakamlığa bağlılığı yoktur. Sınır jandarma tabur komutanı da, mülki hizmet konularında, ilçe jandarma komutanlığının üstü olmamakla birlikte, meslek dayanışması ve ileride aynı askeri birlikte görev yapma ihtimali karşısında ilçe jandarma komutanının, kaymakamlık emrini yerine getirmeme hususunda direneceği anlaşılmaktaydı. Nitekim “ilgi kaymakamlık emrinin geciktirilmeden yerine getirilmesi”ne dair ikinci yazımıza birkaç gün sonra verilen  cevapta; “Beyarslan köyüne gidildiği, ancak Mecid Sucai´nin bulunamadığı, kendisinin de ailesinin de köyde olmadığı” bildiriliyor ve “mahallinde tutulan tutanakın yazı ekinde gönderildiği” belirtiliyordu. Tutanakta köy muhtarının da imzası vardı. Muhtarı çağırtıp, sorduğumda –“Kaymakam bey, jandarmalar gelmiş bir yazı hazırlamışlar, (köye geldiğimize dair bu yazıyı sen de imzala) dediler, imzaladım. Ben Mecid Sucai´yi aradıklarını bilmiyordum”, dedi.

İşi zamana yaymak hem Hüseyin Tekizadeh gibi bir dostun kaybı, hem Sınır Açık Pazaryeri çalışmalarının durması, hem de PKK´lı militanların Çaldıran´da ve Başkale´de yani güneyimizde ve kuzeyimizde olduğu gibi bizim ilçemizde de saldırı yapabilmeleri demekti. Burada şunu belitmeliyim. Konu uzmanları bilirler. PKK merkez yönetiminin 1990 yılını Silopi ve Özalp´te serhildan/ayaklanma yılı olarak ilan ettikleri halde, 1990 yılı nevruzunda Silopi´de yaptıklarının hiç birini Özalp´te yapamadılar. Bunda, benim halkla ilişkiler konusundaki gayretlerim yanında İran sınırını sağlam tutmam da etkili olmuştur.

İlçe jandarma komutanlığını zorlamamın bir anlamı yoktu. Bölük komutanlığına bakan kıdemli başçavuş Ali Osman Bulut, yapı olarak bana sıcak duran, saygıda her hangi bir yanlışı olmayan, emeklilik sınırında, Zonguldak´lı bir arkadaştı. Sınır jandarma ve il jandarma alayı komutanlarından baskı görmekteydi.

Kararımı verdim. İl İdaresi Kanunu´nun 32.nci maddesi (A,B,C bentleri) hükmü dahilinde Jandarma ve Emniyet Ödevlerinin Yapılması ve Aralarındaki Münasebetleri Gösterir Yönetmelik´in 3/a ve d madde ve bentleri hükmünce mülki idare amirlerinin, özel olaylarda ve özel durumlarda jandarmayı polis bölgesinde, polisi jandarma bölgesinde görevlendirebilme yetkileri bulunmaktaydı. Bu yetkimi kullanarak İlçe Emniyet Amirliği´ne yazılı görev verdim. İlçe Emniyet Amiri ve ekibi ile birlikte bizzat başlarında Beyarslan köyüne gittim. Mecid Sucai ve ailesi polisi beklemiyordu. Benimle özel olarak görüşmek istedi. Makam aracına aldım. “Kendisinin Türkiye Cumhuriyeti için çalıştığını, sınır jandarma alay komutanından kendisini sorabileceğimizi,” söyledi. “Direnmesi halinde hemen bugün İran makamlarına teslim edileceğini, Van´a yerleşmek zorunda olduğunu ve bugün götürüleceğini,” söyledim. “İran´a teslim edilmesi tehdidi” direncini kırdı. Beraberimizde getirdiğimiz Kaymakamlık Köylere Hizmet Birliği kamyonuna komşularının da yardımı ile eşyaları yüklendi. Polis eşliğinde Van il merkezine götürüldü. Van´da zaten çevresi ve akrabaları vardı. Onların evine yerleştirildi.

Ardından İran Kotur Hudut Makamı´ndan mülakat talep ettim ve durumu resmen İran görevlilerine ve Hüseyin Tekizadeh´e bildirdim. “Mecid Sucai´nin aynı zamanda ülkemiz vatandaşı olduğu, işlediği iddia edilen suçla ilgili bilgi ve belgelerin adli mercilerce ve Dışişleri Bakanlığı üzerinden gönderilmesi halinde yargılamasının Türkiye mahkemelerinde yapılabileceği; kendisinin bundan böyle sınıra 20 km.´den daha yakına gelmesine izin verilmeyeceği,” kayda geçirildi.

Benim yönetim zamanıma kadar süregelen bir çarpık uygulama da bu şekilde giderilmiş oldu.

Saygılarımla.

Madde 32 – A) Kaymakam, ilçe sınırları içinde bulunan genel ve özel kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir;

             B) Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder. Kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararları hükümlerinin yürütülmesi için emirler verir. Bu teşkilat amir ve memurları kaymakam tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle ödevlidir;

             C) Kaymakam, memleketin sınır ve kıyı emniyetiyle ilgili bütün işleri yürürlükte bulunan hükümlere göre sağlar ve yürütür;

             Ç) İlçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa mütaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi kaymakamın ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için kaymakam gereken karar ve tedbirleri alır;

             Bu hususta alınan ve ilan edilen karar ve tedbirlere uymıyanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır;

 

T VE ASAYİŞ İŞLERİNDE İL, İLÇE VE BUCAKLARDAKİ JANDARMA VE EMNİYET ÖDEVLERİNİN YAPILMASI VE YETKİLERİNİN KULLANILMASI SURETİNİ VE ARALARINDAKİ MÜNASEBETLERİ GÖSTERİR YÖNETMELİK

Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 28.6.1961, No : 5/1409 Dayandığı Kanunun Tarihi : Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi : 15.7.1961, No : 10855 Yayımlandığı Düsturun Tertibi : 4, Cildi: 1, S. 2726

1 – Maksat: Bu Yönetmelikten maksat, emniyet ve asayiş işlerinde; il, ilçe ve bucaklardaki jandarma ve emniyet ödevlerinin yapılması ve yetkilerinin kullanılması suretini ve aralarındaki münasebetleri belirtmektir.

2 – Şümul: Emniyet ve asayiş işlerinde ve herhangi bir suçun vukuunda; mahalli idare amirlerinin, jandarma ve emniyet teşekküllerinin vazife, yetki ve sorumlulukları hususi kanun, tüzük ve yönetmeliklerde yazılıdır. Aynı işler için kanunen mükellef ve muvazzaf bulunan bu makam ve teşekküllerin bir biriyle olan münasebet ve vazifelerini ne suretle yapacakları bu Yönetmelikte tesbit olunmuştur.

3 d) Bir il dahilinde emniyet ve asayişin muhafazası için jandarma ve emniyet ve diğer hususi zabıta kuvvetlerini kullanmak ve bu kuvvetlerin bir birine yardımını temin etmek en büyük mülkiye amirinin yetkisi cümlesindendir

 

 

Anahtar Kelimeler: SAHİPLİ, TARAFLI, HABER, ELEMANI, MECİD, SUCAİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
SURİYE, HATAY VE KIBRIS (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
İŞ PARAYLA YAPILIR (20 Mayıs 2017 - Cumartesi)
DENİZ BAYKAL (12 Mayıs 2017 - Cuma)
ARSA ÜRETİMİ ÖZALP BOYALDI ÖRNEĞİ (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
K E H A N E T (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
BUGÜN ÖĞRETMENLERİN MAAŞ GÜNÜ (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
1982 ANAYASA REFERANDUMU (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
TÜRK TİPİ BAŞKANLIK (3) (13 Nisan 2017 - Perşembe)
TÜRK TİPİ BAŞKANLIK (2) (12 Nisan 2017 - Çarşamba)
TÜRK TİPİ BAŞKANLIK (1) (11 Nisan 2017 - Salı)
MİLLİYETÇİLİK ÜLKÜCÜLÜK (09 Nisan 2017 - Pazar)
VALİLİK LOGOSU (06 Nisan 2017 - Perşembe)
BÖYLE Mİ OLMALIYDI ? (30 Mart 2017 - Perşembe)
PUTLAR VE İNSANLAR (29 Mart 2017 - Çarşamba)
KÖMÜR TAŞIMA VE DAĞITIM İHALESİ (23 Mart 2017 - Perşembe)
TACİZ Mİ, İFTİRA MI? (19 Mart 2017 - Pazar)
TACİZ Mİ, İFTİRA MI? (19 Mart 2017 - Pazar)
EĞRİYE EĞRİ DİYEBİLMEK (15 Mart 2017 - Çarşamba)
ATAMA YETKİSİ CUMHURBAŞKANINDA OLMALIDIR (11 Mart 2017 - Cumartesi)
TURAN KÖY (05 Mart 2017 - Pazar)
HAKİM HASAN BEY (22 Şubat 2017 - Çarşamba)
İFTİRA ATIYOR, HAKARET EDİYORSUNUZ! (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
APAÇİLERİN YOLU (19 Şubat 2017 - Pazar)
SÜRGÜN (05 Şubat 2017 - Pazar)
KARLA MÜCADELE (15 Ocak 2017 - Pazar)
ALMAN FÜHRERİ HİTLER (03 Ocak 2017 - Salı)
Ç İ N Ç İ N (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ! (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ALADAĞ KKKKK (02 Aralık 2016 - Cuma)
SAKINCALI ÖĞRETMEN (2) (24 Kasım 2016 - Perşembe)
SAKINCALI ÖĞRETMEN (1) (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
KIZILDAĞ 1986 (11 Kasım 2016 - Cuma)
MEYVELİ AĞAÇ (04 Kasım 2016 - Cuma)
TEBRİZLİ GENÇ (18 Ekim 2016 - Salı)
BİZ ONU GÜDEMEK, ARKASINDAN GİDEMEK (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
KARAİSALI´DA BİR MODEL DENEMESİ (29 Temmuz 2016 - Cuma)
YÜZÜNÜ DAHİ GÖRMEK İSTEMİYORUM (12 Temmuz 2016 - Salı)
TİN TİN GİDİP, TIN TIN DÖNMEK (28 Haziran 2016 - Salı)
ANGARYA YASAKTIR (27 Mayıs 2016 - Cuma)
DİLENCİSİ OLMAYAN İLÇELER (19 Mayıs 2016 - Perşembe)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
5 OCAK STADINI TUTMAK GEREK
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
YAZ, HASAT VE RAMAZAN
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ŞEHİR ÇÖPLERİ VE TOPLAYICILARI
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP Bir Siyasi Partidir…(2)
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
ÖRNEK BİR EĞİTİM SİSTEMİ: KÖY ENSTİTÜLERİ…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
BORSA İSTANBUL´DA NELER OLUYOR ?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ALİ ÖZGENTÜRK´ÜN SİNEMASI
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DOĞA VE İNSANIN ÖLÜMÜ
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
Atatürk Dış Politika ve Liderlik
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTSEL ADALET
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
SOYUT SİLAHIN SOMUT SİLAHA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ ÜLKE :YUGOSLAVYA
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
NATO ZİRVESİNİN ARDINDAN
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
CİN HİKÂYELERİ
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
SURİYE, HATAY VE KIBRIS
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SİZ HİÇ MAVİ BULVAR´DAN GEÇTİNİZ Mİ?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
14 °C
Çarşamba
17 °C
Perşembe
16 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg