ÇIRAK ALİM
Tarih: 5.3.2018 13:35:58 / 431okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

            Ali, simit satarak para kazanmaktan çok hoşlanmıştı. Hatta sömestr tatili sonrasında öğleci olduklarında da simit satmayı sürdürmüştü. Annesi kazandığı paraların kuruşuna dokunmadan onun ihtiyaçlarına ayırırıyordu. Okul ihtiyaçlarının yanı sıra, bayramlıklarını da almıştı annesi. Hatta gelecek yıl okullar açıldığında harcamak üzere parası bile vardı.

            Ali çalışıp para kazanmaya alışmıştı böylece. Bu durum onu mutlu etmeye yetiyordu. Fakat artık yaz gelmişti. Yakında yaz tatili başlayacaktı. Okullar kapanınca da kentte kimseler kalmayacaktı. İnsanlar deniz veya yaylalara gideceklerdi. Ya da başka yörelere tatillere. Ali´nin ise tatil için bir plânı olmadığı gibi imkânı da yoktu.   

            Ali buna üzülmüyordu. Onun asıl canını sıkan şey okullar kapandığında çok sevdiği okuldan ve arkadaşlarından aylarca ayrı kalmasıydı. Ali buna üzülüyordu.

Ali´nin canını sıkan diğer bir şeye gelince…

            Yaz tatili geldiğinde artık simit satamayacaktı. Çünkü müşterilerinin çoğu kentten ayrılacaktı. Hem de yaz aylarının aşır sıcaklarında artık simit zor satılırdı. 

Bu konuyu annesine açtığında,

 

Annesi:

            -Yazın da dinlenirsin Ali´m dedi. Çok istersen seni dedenlerin yanına, köye de gönderebiliriz.

Ali:

-Yok anne dedi bir iş yapmalıyım, bir yerde çalışmalıyım.

            Ali, Mayıs ayının sonları yaklaştığında diğer çocuklar gibi karnesini alma heyecanına da kapılmıştı. İlk yarıdaki gibi yine karnesinde iyi notlar göreceğini umuyordu. Çünkü derslerine hep zamanında çalışmıştı. Bilmediklerini de sorup öğrenmişti büyüklerinden. Takdir ya da teşekkür alabilirdi.

Fakat asıl Ali´nin kafasına takılan, yaz tatilinde bir işte çalışmaktı. Birçok şeyi düşünmüştü. Ama henüz daha bir karar verememişti. 

Ali´nin annesi bir gün:

 

            -Baban ile konuşalım. Olmazsa sana dayılarının yanında çıraklık yaptırır dedi. Bu güzel bir fikirdi.

            Bir süre sonra okullar tatil olduğunda Ali karnesini almıştı. Notları çok iyiydi Ali´nin. Bu yüzden de takdir almıştı.  Sevinçle eve gelen Ali karnesini ve takdirini annesine verdi. Annesi ödül olarak hemen Ali´ye harçlık verdi. Çok sevdiği muhallebi tatlısını da akşam için yaptı. Akşam babası geldiğinde, o da Ali´yi ödüllendirdi. Ali seviniyordu. Çok mutlu olmuştu. Anne ve babasının verdiği paranın tamamını harcamadı.

Ertesi gün babası:

-Ali´m istersen dinlen artık dedi  Haftaya seninle köye gideriz.

Ali:

-Köye başka zaman da gideriz babacığım, biraz çalışayım dedi.

            Babası:

            -Ne iş yapacaksın ki oğlum çalışıp?.

-Bilmem… Ne iş olsa yaparım babacığım. 

-Simit satamazsın artık…

-Satamam baba o iş kışın oluyor…

-O halde ne iş yapacağını düşündün mü?

-Annemle düşündük babacığım, ama ne iş yapabileceğimi kararlaştırmadık. Annem dayılarının yanında çırak olarak da çalışmaktan söz etti. 

-Hımm… O zaman ben bir bakim oğlum dedi Ali´nin babası.

Birkaç gün sonra bir akşam da Ali´yi yanına çağırdı:

-Bak oğlum sana göre bir iş buldum. Dayımın kunduracı dükkânında çıraklık yapacaksın, çalışır mısın? dedi.  

Ali sevinçle:

-Tamam babacığım çalışırım tabi dedi.

Ali o yaz tatilinde babasının dayısı olan Ali Usta´nın yanında çıraklık yapmaya başladı. Ali Dayı haftada bir lira veriyordu. Kendisinden iki-üç yaş büyük olan babasının kuzeni Erol da çırak olarak beraber çalışıyordu. Kösele ve derilerin içinde onunla bazen boğuşuyorlardı.

Dükkânda bütün işleri getir götür işleriydi. Ayak işlerine bakıyorlardı. Dükkânın hemen girişinde küçük bir masada iki usta kundura yapıyorlardı. Yanlarında bir de kalfa vardı. Onlara gereken malzemeleri istedikleri zaman veriyorlardı hemen. Ustalara dışarıdan bir şey gerektiği zaman da gidip hemen alıyorlardı.

İki çırak onların eli ayağı gibiydi. Çaylarını, kahvelerini, işyerine ve kendilerine ne gerekiyorsa uçar gibi gidip alıyorlardı hemen. Yaptıkları kunduraları da sırtlayıp Arasta denen ayakkabıcılar çarşısına götürüyorlardı. 

Her şeye koşan daha çok Ali´ydi. Hem yaşı daha küçük olduğundan, hem her şeye koşan, yardım etmeye hazır olan bir yapıda olduğundan Ali daha çalışkan gözüküyordu. Erol´un ise dalgacılığı tutuyordu.  İşten kaytarıyordu bazen.

Usta:

-Usta bana bir bardak su verin çocuklar  dediğinde uzakta da olsa Ali hemen su vermeye koşuyordu.

            Ya da bazen:

-Şurdan iki çay söyleyin… dediğinde yine Ali hemen çaycının yolunu tutuyordu.

Ne zaman malzemeciden bir şey aldıracak olsalar Ali hemen gitmeye hazırlanıyordu.

Ama ustalar da Ali´nin çalışkanlığının, özverisinin farkındaydı. Ne zaman bir çırak gerektiğinde Ali´yi karşılarında buluyorlardı çünkü.

            Sonunda Kenan Usta kızdı Erol´a…

Geçen gün yine ayakkabıların dikiş atılmak üzere foracıya gitmesi gerekmişti. Ali yine hemen koşmuştu. Ali´den iki yaş kadar büyük ve daha iri cüsseli olan Erol ise yine hiç istifini bozmamıştı. Bu durum hiç hoşuna gitmemişti Kenan ustanın. Ali yarım çuval kadar olan ayakkabıları sırtlamak üzereyken,

Kenan usta:

-Bırak onu Ali bu kez de Erol götürsün dedi gür sesiyle.

Ustası böyle deyince Erol yerinden kalkarak gidip çuvalı sırtladı. Daha sonra da ustası ona üzerine bazı şeyleri yazdığı kâğıdı vererek gönderdi Erol´u.

            Öyle de olsa, ustaları her iki çocuktan memnundular. Çünkü uzun yıllardan beri çok şey görüp geçirmişlerdi bu piyasada… Evden kaçan çocuklar mı dersin, hırsızlık yapan mı, sigara içen mi, söz dinlemeyip karşı gelen mi… Neleri vardı neleri bu çıraklıkta. 

            Hiç olmazsa bu çıraklar bir dediklerini iki etmiyorlardı. Ne deseler hemen yerine getiriyorlardı. Bazı çıraklar gibi yavaş ve tembel de değillerdi. İşyerinin sahibinin yakın akrabası olmaları da bir şeyi değiştirmiyordu. Erol´un kaytarma sorununa bir çözüm bulurlardı sonuçta. 

            İşyerinin sahibi Ali usta tam bir esnaftı. Kunduracılar içinde saygın bir yeri olan ustaydı.  Çıraklığı da bir okul gibi görüyordu. Yeğenleri sayılan Ali ile Erol´un çıraklıkta yetişip, güzel bir mesleki eğitimden geçmesini istiyordu. Bu konuda, “Ağaç yaşken eğilir.” ata sözüne inanıyordu. Tembel, söz dinlemeyen bir çırakta istemiyordu. 

            Ali yaz tatili boyunca çalıştı. Sıcaklar dinip, kent kalabalıklaşınca artık okulların da açılma zamanı gelmişti.

Haftanın son çalışma günü olan cumartesi günü Ali ile Erol, akşam olup, haftalıklarını alınca artık çalışamayacaklarını söylediler. Ustalarının ellerini öperek Allahaısmarladık dediler. Ustaları da onların yanaklarını öperek her ikisine harçlık verdiler. 

İşyerinden ayrılıp evlerinin yollarını tuttuklarında ceplerinde her zamankinden daha çok paraları oldukları için içten içe sevinçliydiler. Her ikisi de görevlerini yapmış olmanın gönül rahatlığıyla evlerine dönüyorlardı. Sokaklarının başındaki dondurmacıya geldiklerinde birer tane külahlı dondurma aldılar. Yarımşar kilo da evlerine götürmek üzere dondurma aldılar.  Güle oynaya yürüyorlardı.

Ali´nin yaz tatili bitmişti böylece. Tatil yapmasa da o halinden memnundu. Çalışmış olmaktan mutluydu. Annesi ve babası da bu duruma seviniyorlardı. Onlar da bir yerde rahatlamışlardı.

Ali daha önceden okul için bir şey gerektiğinde utana sıkıla isterdi anne ve babasından. Çünkü bir defasında, kendisinin uykuda sanan anne ve babası konuşurlarken, babasının, üzgün üzgün, “bu yoklukta, bu çocuğu nasıl okutacağız?” dediğini duymuştu.

Annesi de:

-Hayırlısı Bey, nasıl olsa bir çıkar yol buluruz herhalde demişti.

Ali´nin aklı eriyordu… Babasının işleri pek iyi değildi. Fazla parası yoktu. Babasının da bu konuda yakındığını daha önce hiç duymamıştı. İlk defa böyle konuşurken duymuştu. Aslında babası üzülse de ona yansıtmamaya çalışıyordu. Belli ki içine atıyordu. Ali bunun için de kaygılıydı. Başka çocukların babaların hasta olup hastanelerde tedavi olduğunu duyuyordu. Babasının da bu yüzden onlar gibi hasta olmasını istemiyordu. Onun üzülmesine gönlü hiç razı değildi.   

            Ama şimdi biriken haftalıkları da vardı…

Yaz tatili boyunca kazandığı haftalıklarını harcamadan annesine vermişti Ali. Annesi de, onun için satın aldığı bir kumbarada biriktirmişti paraları.  Yakında okullar açıldığında birlikte açacaklardı kumbarasını.

            Doğrusu, Ali de ne kadar parası olduğunu pek kestiremiyordu. Haftalıklarından yaptığı hesapla ne kadar parası olduğunu tahmin edebiliyordu ama hepsi bu değildi…

Çünkü kendisi olsun, annesi olsun, arada bir ellerine geçen fazla paraları da atmışlardı kumbaranın içine. Onun için hayallerindeki parasal rakamlar büyüyordu bazen. Kumbarasını açacakları gün yaklaşıyordu. Ali, çok heyecanlı bulduğu o anı sabırsızlıkla bekliyordu. 

Ama en çok sabırsızlıkla beklediği okulların açılmasıydı… Ali öğretmenini, arkadaşlarını ve okulunu çok özlemişti çünkü…

Acaba arkadaşları ne yapmıştı yaz tatili boyunca?..

Kentte kalıp, yaz boyunca kendisi gibi çalışmışlar mıydı?

Ya da köye, yaylaya, denize mi gitmişlerdi? Bol bol oynayıp havuzda, denizde yüzmüşler miydi?  Her türlü tehlikeye aldırmadan kaysı, incir, kiraz yiyebilmek için ağaçların tepesine kadar çıkmışlar mıydı?

Köyde at arabalarıyla tarlalara kadar gidip, döven mi sürmüşlerdi. Sarı sıcakta karpuz, kavun tarlalarındaki haymanın gölgesinde mi oturmuşlardı?

Belki de başka uzak kentlerdeki akrabalarının yanlarına gitmişlerdi.

Hepsi de güzel şeylerdi sonuçta. Ama kendisinin de tatili fena geçmemişti… Değişik bir iş ve ortamında insanlar tanımıştı. Yeni şeyler öğrenmişti. Para da kazanmıştı üstelik. Yalnız kendisi değil anne ve babası da mutlu olmuştu. Güzel bir tatildi ona göre. 

Birkaç gün sonra annesi:

-Haydi Ali´m kumbaranı getir açalım diye seslendi.

Ali buna çok sevindi. Hemen koşup heyecanla kumbarasını getirdi. Kumbarayı açarak içindek bozuk paraları çıkardılar. Madeni paralar önlerinde küçük bir küme oluşturmuştu.

-Heyyy!.. dedi Ali, ne kadar çok paramız olmuş Sonra da annesine sarıldı sevinçle. 

Açtıkları kumbaradan tamı tamına yirmi beş lira para çıkmıştı. Bu tahminlerinin üzerinde bir paraydı. Ali de, annesi de bu kadar para biriktirdiklerine çok memnun olmuştular. Artık rahatlıkla okul alışverişine çıkabilirlerdi. Annesi paraları saklamak için kaldırdığında ona da harçlık verdi. Ali bakkala koşarak hemen bir çikolata aldı. 

Okullar yeniden açıldığında da Ali yine sabahçıydı… 

Sabahları simit satıyordu. En iyi parayı da simitten kazanıyordu. Sattığını satıyor, satamadığını ise kahvaltı da çaya katık edip yiyordu. Okula giderken de annesinin verdiği harçlıkla idare ediyordu. O, gelecek yılları da düşünüyordu. Okuyup adam olmayı kafasına koymuştu. 

Cumali Karataş

Anahtar Kelimeler: ÇIRAK, ALİM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
LİSE DERGİLERİ (04 Eylül 2018 - Salı)
sanat gündemi (26 Temmuz 2018 - Perşembe)
sanat gündemi (13 Temmuz 2018 - Cuma)
GEZİ NOTU (10 Temmuz 2018 - Salı)
FOLKLOR VE TÜRKÜ USTASI AZİZ ÇELİK (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ALTIN SES VEDAT ÇETİNKAYA (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
BESTEKÂR-YAPIMCI FIRAT GEN´LE KONUŞTUK (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
İLTER BİR SÖZ YAZARI YEŞİLAY… (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
BİR BESTEKÂRIN ŞİİRSEL İTİRAFLARI (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
NECMİ ÖZDEMİR´LE MÜZİK KONUŞTUK (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
ŞİİRDEN ROMANA ŞARKI SÖZÜ (01 Nisan 2018 - Pazar)
ALİM İNTERNET ÇAĞINDA (19 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM KARNE ALIYOR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE HAYVAN DÜŞMANI ÇOCUKLAR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM SİMİT SATIYOR (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE ÇOCUK KAÇIRANLAR (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM OKULDA (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM KAZA GEÇİRDİ (20 Şubat 2018 - Salı)
ALİM KAYBOLDU (20 Şubat 2018 - Salı)
Çocuk Öyküsü - ALİM KAYBOLDU (13 Şubat 2018 - Salı)
ALİM HASTA (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
ŞARKILARA CAN VEREN USTA (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
***BİR KÜÇÜK BEYAZ GÜL*** (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA” (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
AHMET REMZİ DESTANI (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
“İSTANBUL, İSTANBULL” (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Çocuk Öyküsü***DÜNYAYA KÜSEN GÜNEŞ*** (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
çocuk öyküsü ***HAYLAZ BULUT*** (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-4 (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Çocuk Öyküleri (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
BİR FOLKLOR AĞIDI (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
MUZAFFER İZGÜ´NÜN ARDINDAN (03 Ekim 2017 - Salı)
ALİLİMONCU´YA VEDA (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
MESUT MERTCAN YOK ARTIK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
GÜNEYDE YAPRAK DÖKÜMÜ (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
***ÖKSÜZ MARTILAR*** (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Çocuk Hikâyeleri (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
VOLGA´DA 11 GÜN –15
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
LİSE DERGİLERİ
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
TEDAŞ´TAN AÇIKLAMA VAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
İZMİR´İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
MUSTAFA KEMAL´İN 20 EYLÜL 1917 İSYAN RAPORU (MIHTIRASI)
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BİR MİLYON ÖĞRETMEN BİR MİLYON FİKİR VE ÖĞRETMENLERİN KARARA KATILMASININ SONUÇLARI
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Bu, İlk Rahip Değil.
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
MAHATAMA GANDİ´DEN DERS
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
9 EYLÜL ZAFERİ GÜNÜNDE ULUS YÖNETİCİLERİ İÇİN STRATEJİ DERSİ!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ABD´yi Yerli Malı ile Protesto Etmek Yerine Beyin Göçünü Engellemek ve Bilimin Öngörüsü ile Geleceği Kurmak Gerekir
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Ali Alp
Ata Ali Alp
AŞK ÜZERİNE DİPNOTLAR-3
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
EKONOMİK KRİZ Mİ ASİMETRİK SAVAŞ MI?
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
CUMHURİYET´İN GELDİĞİ NOKTA VE SORUMLUSU KİM?
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“YAŞAMAYA GEÇ KALDIM”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Bereketli Hilal
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
PUANIN İYİSİ KÖTÜSÜ OLMAZ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
DİŞLİ KEMAL
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
ADANASPOR EVİNDE BOLU´YU AĞIRLIYOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR BU KENTİN ASİL DURUŞUDUR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
RÜYAM VE YAŞADIĞIMIZ GERÇEKLER
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
20 °C
Salı
21 °C
Çarşamba
21 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-9/10/1040464688482.jpg