Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe


BİR SUİKASTIN ARDINDAN


27 Aralık 2019’da, Irak’ta bulunan ABD üssüne yapılan füze saldırısı ardından, ABD, bu saldırıların Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren İran destekli Haşdi Şabi Örgütü’nün Hizbullah Tugayları tarafından yapıldığı savıyla, Irak ve Suriye’de bulunan Hizbullah Tugayları’nın üslerini vurdu. Bu gelişme ardından Haşdi Şabi destekçileri, 31 Aralık 2016’da, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliğine yönelik saldılar başlattı ve ABD, Bağdat Büyükelçiliğine özel donanımlı komando birliği gönderdi.  Dünya nefesini tutmuş gelişmeleri izlerken, 03 Ocak 2020’de, sabaha karşı gelen haber yürekleri hoplattı. İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Tugayları Komutanı, yani İran paramiliter güçlerinin komutanı General Kasım Süleymani, Bağdat havalimanından araçla ayrılırken, ABD tarafından düzenlendiği açıklanan bir füze saldırısıyla öldürüldü. Bu saldırıda, Haşdi Şabi Örgütü Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’te öldü. 

Kasım Süleymani, İran’ın Ortadoğu politikalarında, yayılmacı stratejinin geliştirilmesinin baş mimarlardan. Suriye tamamen düştüğünde, Tahran’ın da düşeceğini öngörebilen ve İran’ın savunmasını Suriye topraklarından başlatan önemli bir stratej. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de örgütlü Şii milislerin tamamının teşkilatlanmasına ve eğitimine katkısı olduğu biliniyor ve hedefi, İran İslam Devrimi sonrası oluşan ideolojik ideallerden olan, Şii inanç yapısını bölgeye yayarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin nüfuzunu artırmak.

ABD, bu hamleyi yaparak: İran’ın bölgesel yayılmacılığına müsaade etmeyeceğini, İran üzerine kurguladığı operasyonel planlarda yeni bir safhaya geçiş yaptığını; Irak bölgesinde etkin bir vurucu güce sahip olduğunu ve bu gücü artırarak, Irak’ta BOP doğrultusunda ikili yapılanmanın kurulacağını; İran’ın Suriye üzerindeki nüfuzunun kırılarak, oyun dışına itilip yalnız bırakılacağını; bölgesel Kürt etnisitenin kontrolünden vazgeçmeyeceğini ve PKK’nın bölgesel etkinliğinde kontrolsüz veya diğer güçlerin kontrolünde hareketine müsaade etmeyeceğini; Doğu Akdeniz enerji mücadelesinde, eksen kaymalarını kontrol altında tutacağını, bölgede, istediği yer ve zamanda, istediği etkiyi yaratabileceğini göstermek istedi. Bu hamlenin, bölgesel istihbari faaliyetler ile etkin güç kullanımı üzerine etkileri, yani sahada çalışanlar üzerindeki psikolojik baskısı üzerine, sayfalar doldurulabilir. Bu gelişmenin Türkiye’ye etkilerinden biri de PKK’nın, İran desteğinden bir şekilde uzaklaşacak olması. PKK’nın Kandil’e yerleştirilmesinin mimarı da bilindiği kadarıyla Süleymani’ydi.

Bu gelişme, beklenen olası bir üçüncü büyük savaşı tetikler mi sorusunun cevabı da tabii ki hayır. Ancak, bu hamle sonrası bölgesel dengelerde değişimler olacağı da çok açık. ABD, tüm güçlerin, dikkatlerini bölge üzerinde toplaması için bir uyarı yapmış oldu. İran bu hamleye bir cevap verecek mi sorusunun yanıtı da evet. Ancak, bu cevabın tek ve büyük bir hamleyle değil, yaygın ve etkin olması muhtemel.

Türkiye’nin, Doğu Akdeniz enerji mücadelesinde yaptığı/yapmaya çalıştığı Libya atağında, bu gelişme sonrası oluşabilecek bölgesel gerginliğin yansımalarında, Meclisten geçen tezkereye rağmen, asker gönderme konusunda var olan risklerin, önemli oranda arttığı izlenimi ortaya çıkıyor. Türkiye, halen Suriye, Irak, Kıbrıs ve dolayısıyla Doğu Akdeniz’de kurgulanan oyunlarda sahada etkin güç ve oyun kurucu olarak bulunmaya çalışırken, Libya’nın iç dengelerinin kayganlığında, Rusya destekli ve kontrol kaybıyla her an ABD tarafına geçebilecek Hafter güçlerinin ülke içinde kontrol ettiği alanlar ve Hafter güçlerinin aldığı destekle, harekâtının gelişime açık görünüm vermesi, bu ülkeye gönderilecek TSK unsurlarının, elit birliklerden olmasını gerektiriyor. Çünkü muhtemel gelişmelerde, halen Libya’nın BM nezdinde meşru görülen Hükümet birlikleri, deniz kıyısında sıkışmış bir görünüm veriyor ve buraya destek maksatlı gönderilen birlikler de doğrudan bu ablukanın içine girmek durumunda. Üstelik bölgenin Türkiye’ye olan mesafesi, Türkiye’den kalkan savaş uçaklarının ancak gidiş dönüş standart bir uçuş yapmasına müsaade eder uzaklıkta. Yani, Türkiye’deki herhangi bir üsten kalkan uçaklar, Libya üzerinde etkin manevra için, ikmal yapmak durumunda. Türkiye’nin havada yakıt ikmali imkânı var ancak mühimmat ikmali için uçakların iniş yapması şart ve harekâtın baskın devamlılığı için zamansal aralık çok fazla. Bu durumda ya hava desteği olmayacak ya da bölge ülkelerinden hava desteği sağlanacak ki bu oldukça zor gibi. O halde destek denizden sağlanacak. Bu arada, İtalya’da bulunan TCG Göksu ve TCG Gökova Fırkateynleri, farklı maksatla da olsa Cezayir’e intikal etti.

Ayrıca, Elit birlikler Libya’ya kaydırılırsa, Irak ile Suriye bölgelerinde gerekli müdahalelerde ve olası bir İran gerginliğinde sıkıntı ortaya çıkabilir. Bir tehlike de Deniz Kuvvetlerinin gücünün dağıtılmasıyla ortaya çıkıyor. Deniz Kuvvetleri, Doğu Akdeniz, Libya açıkları ve Ege olmak üzere en az üç farklı mihverde kullanılmak durumunda. Mısır’ın, Hafter güçlerini destekler konumunda, denizden ve havadan müdahale riski de var.

Bu durumda, Türkiye Libya’ya asker göndermeli mi sorusuna gelinirse: Türkiye, Libya’nın BM nezdinde meşru hükümetiyle yaptığı ve bir an da Doğu Akdeniz enerji mücadelesinde avantaj yakaladığı, “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”nı uygulamaya sokmak ve yürürlüğünü sağlamak için, Libya’da Hükümetin devamlılığı yönünde tedbir almak zorunda. Aksi halde, bu mutabakatın hiçbir anlamı ve önemi kalmayacak. Bu durumda da gerekli tedbirler alınarak, Libya’ya asker gönderilmesi zorunluluk gibi görünüyor. Rusya, ABD, BAE, Mısır, İtalya ve Fransa da bölgede güç kullanıyor. Ancak, yapılan tüm bölgesel hamlelerin, birbirleriyle bağlantılı anlamları var ve ABD’nin Süleymani’ye suikast hamlesi, tüm güçlerin, yeni hamlelerinde bir kez daha düşünmesini zorunlu kılıyor. 

Can UĞURATEŞ           



YAZARLAR

  • Pazar 36 ° / 24 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazartesi 36 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Salı 36 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    114.809%-0,85
  • DOLAR

    6,8684% 0,11
  • EURO

    7,7716% 0,29
  • GRAM ALTIN

    397,12% -0,21
  • ÇEYREK ALTIN

    655,248% -0,21