Bilimsel Gözle - Prof. Dr.Ahmet Yaşar Aktaş


Bilimsel Gözle Türkiye’nin Güzel Yüzünden Kötü Haberler!

Değerli okurum, bu köşede, ilginç bir yazı dizisine başlıyorum. Gözden kaçan ya da gündem girmeyen ama yalnızca ilginizi çekemeyecek, eşsürede (aynı zamanda) günlük yaşamımız için de çok önemli olan konuları betimleyeceğiz.


Değerli okurum, bu köşede, ilginç bir yazı dizisine başlıyorum. Gözden kaçan ya da gündem girmeyen ama yalnızca ilginizi çekemeyecek, eşsürede (aynı zamanda) günlük yaşamımız için de çok önemli olan konuları betimleyeceğiz. Aslında bu, köşe yazarlığının, bilim insanı olmanın da bir sorumluluğudur! Amacım, gittikçe çökmeye başlayan ekonomik/toplumsal/ekinsel yaşamın doğurduğu sıkıntılar karşısında moralinizi güçlendirmektir… 

Türkiye’de “Hukukun üstünlüğü”, “Sağlık”, “Ispanak ve etik”, “Eğitim”, “Ekonomi”, “Yolsuzluk”, “Kadınların durumu” gibi renkli manzaraları değerlendirmenize sunacağım. Bugün yalnızca “Sağlıktaki yerimizin nerede” olduğu hakkındaki görece verileri bulabilirsiniz.

İlgili verileri nereden mi sağladım? Öncelikle dünyaca güvenilir uluslararası örgütlerin, resmi kurumların açıkladığı verileri değişik kaynaklardan derledim. Ben de, bu verilere bir tür çeşni katarak bilgiye dönüştürmeye çalıştım. Çünkü veriler, çoğunlukla sayılar, yüzdelerle dile getiriliyor. Bu da, hem sıkıcı, hem de okuyup anlamayı oldukça zorlaştırıyor.

Sağlıktaki yerimiz nerede?

Aşağıda sağlık sistemimize ilişkin birkaç anahtar veriyi okuyabilirsiniz.

-Ajans Press’in, 2018 yılında 140 ülke temelinde hazırladığı raporuna göre, Türkiye en çok stresli ülke sıralamasında 11.inci sırada. Stres ve endişe duygusu, en çok 30 ile 49 yaş aralığındaki insanlarda görülüyor.

-Maddi durumu düşük düzeyde olanların %68’inin stresli olduğu ortaya kondu. Tüik verilerine göre, 2002 ile 2018 arasında, 4 bin 481 kişi intihar etti. Neden?

Yapay bir kutuplaşma, depresyon, içdenge bozukluğu, erkek çocukları bademleme, kadına yapılan tacizler mi, yoksa başka nedenler de var mı?

Geçim sıkıntısının olumsuz etkisinin yaşama son verme boyutuna ulaştığını İstanbul Fatih semtinde 4 kardeşin, Antalya’da 4 kişilik bir soyocağın (aile) siyanür içerek kendilerini öldürdüğünü acıyla öğrendik.

Aynı günlerde, sabancı holding gelirini yüzde 17 arttırarak son 9 ayda pekiştirilmiş satışlarının 45 milyar TL olduğu gazetelere düştü. Eşsürede trt’de aylığı yüz bin lirayı geçen spikerleri, ayda on binlerce avro ödenen muhabirleri ve Ak Saray’da her gün 4,5 milyon lira harcandığını hiç düşünmeyelim!

İktidarın, zenginlerden daha fazla vergi alma tasarısına başta tüsiad, bu düzenlemenin tüm kesimleri etkileyeceği uyarısı yaparak karşı çıktı. Gelir dağılımındaki eşitlik işte böyle…

Oecd, 36 üyesi arasında yaptığı milli gelire oranla sağlık harcaması endeksindeki yerimizi hiç merak ettiniz mi?

Türkiye, milli gelirin ancak yüzde 4,2’sini sağlık harcamasına ayırıyor. Kişi başı harcama 480 dolar ile en sonda.

1000 kişiye düşen hekim, hemşire sayısında ülkemiz, yine listenin dibinde olmaktan kurtulamıyor. Türkiye’de 65 yaş üstü bin kişiye, 8,7 hastane yatağı düşüyor. Oecd ortalamasına bir bakalım: 42,2. Benim gibi yaşlılar, sağlığına özen göstermeli, yoksa hastaneye düşünce yatak bulunamayabilir!

Sıkı durun, şimdi birincilikte yarıştığımız iki sağlık konusu var. Hangisi mi?

Sigara fiyatlarının sürekli artmasına karşın, sigara içme oranında, yunanistanla yarışıyoruz, onlar birinci, biz ikinciyiz!

Yetişkin nüfusta şeker hastalığı oranında en büyük rakibimiz Meksika; onlar birinci, biz yine ikinciyiz.

Sağlık Bakanlığımız sağ olsun, Kocaeli’de yalnızca Suriyelilerin yararlanabildiği bir sağlık ocağı açtı. Ama binaya, Türk Bayrağı’nı asmayı da unutmuşlar, iyi mi?

Uzmanların kanısı, sağlıkta izlenen yanlış yol, bizi felakete adım adım götürüyor. Ne iktidar, ne muhalefet bunun farkında!!!

Sağlık sisteminin iyi olmaması, iktidarların toplumun sağlığını önemsememesinin gerçek nedeni ne olabilir?

Sağlık sisteminin iyi işlemeyişinin asıl nedeni, rockefeller’in yönlendirdiği “endüstriyel tıp” anlayışı olduğu savlanıyor. Bunun sonucu, yoksul ülkelerde sağlık harcaması düşük, hasta sayısı yüksekken, oecd ülkelerinde tam tersi var. Nedendir?

Küresel ilaç şirketlerinin doğurduğu bozuk sağlık sistemi ve “yeşil kart” uygulamasıyla devletin soyulması, yoksulların bertaraf edilmesi mi öngörülmüş?

Türk Tabipler Birliği Merkez Komite Başkanı, şehir hastanelerinin hekimlerin ve halkın sağlığını bozarken, şirketlere rant sağlandığını savundu. İleriki haftalarda ilginizi kesin çekecek bir konu olan “şehir hastaneleri”ni azıcık irdeleyeceğiz.

Sevgiyle Atatürk ile kalınız.

 

 

 



YAZARLAR

  • Pazartesi 20 ° / 7 ° Güneşli
  • Salı 20 ° / 7 ° Güneşli
  • Çarşamba 19 ° / 7 ° Güneşli
  • BIST 100

    110.477%0,33
  • DOLAR

    5,8142% 0,43
  • EURO

    6,4648% 0,24
  • GRAM ALTIN

    275,86% 0,82
  • ÇEYREK ALTIN

    455,169% 0,82