AY
Tarih: 3.10.2017 09:26:22 / 1006okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

                  Karaca dağ´da kayalar hiç bu kadar ağır olmamıştı. Hem ağır, hem de keskin bıçak gibiydi. Öküz derisinden çarık ayaklarını sıkıyor, taş parçaları parmaklarına batıyordu. Yanık kokuyordu dağlar, obalar.

                 Elindeki tüfeği omzuna taktı. Belindeki ekmek çantasını arkaya çevirdi. Kayaların arkasından gelen suya eğildi. Elini yıkadı.Etrafta su içmek için gelen sincaplar dolaşıyordu. Aşağıdaki dağ armudunun dalına Alabak kuşu konmuş, etrafı seyrediyordu. Kuş sesinden ve sincap ötmesinden başka ses yoktu.

                Suyu içtikten sonra geri çekildi. Mağaranın çıkışındaki taşın üzerine oturdu. Cebinden tütününü çıkarıp, sigarasını içti. Duman gökyüzüne çıkarken arkasından seyretti. Kayaların rengiyle dumanın rengi aynıydı.

                Sigara biterken yerinden kalktı, üzerini çırptı. Çarığının ucu çamur olmuştu, sildi. Akşam olmak üzereydi. Ay, Zehli yokuşunun ucundan yusyuvarlak görünüyordu.

                “İyi ki ay var” dedi. “Yoksa Kaplan koyağından gitmek zor olurdu. Şimdi orası zifiri karanlıktır. Cinler dolaşıyordur etrafta.”

                  Elindeki mavzere baktı, belindeki fişekleri kontrol etti. İçine bir güven geldi. Mavzer bayağı eski olsa da işe yararıyordu. En son bir tavşana sıkmıştı. Aradan yıllar geçse de tüfek tüfekti.Tekrar aya bakarken;

                “Amerikalılar aya çıkmış” diyorlar, doğru mu acaba?”dedi.

                Güldü. Gülerken aya tekrar baktı. Üzerindeki çizgiler güneşte parlayan kaya parçalarına benziyordu. Işık Dağı´nın kayaları kadar olmasa da ona çok yakındı. Dağın etekleri çizik çizik görünüyordu.

               “Hoca Emmiye kalsa imkânsız.”dedi. “Dağ olduğu nasıl da belli. Belki kayaların arkasında su bile vardır. Amerikalılar görmemiş olabilirler. Belki de dağların yükseğine inmişlerdir. Dağın yükseğinde deniz mi olur, su mu olur?”

                 Birden Işık dağı aklına geldi. Kaya kaya gezmişti tepelerini. Hele zirveden Akifiyenin yamaçlarına bakarken kovboy filmlerini anımsamamak mümkün değildi. Bir atı yoktu dağların. Belki atı da vardı ama gören yoktu. Eskiden eşkıyalar olurmuş dağlarda. Jandarmanın çıkamayacağı yerlere saklanırlarmış.

              Jandarmanın çıkamayacağı yer de neresi?

              Işık dağının zirvesi. Akifiye sırtları. Aylarca kalırlarmış dağlarda eşkıyalar. Derken biri hastalanmış, ölmüş. Arkadaşları da mevtayı almışlar, bir kayanın yan tarafına gömmüşler.                               Kış günü dağ delinir mi? Kayanın üzerine yatırmışlar. Her tarafına taş bulup, dizmişler. Karlar eridikçe bir taş, bir taş daha derken öyle bir mezar oluşmuş ki sanırsın gök kubbe! Yıllar sonra da birileri gelmiş ‘garip mezarıdır.´diye çaput bağlamış. O günden sonra da her gelen çaput bağlamaya başlamış. Yıllar sonra da mezar ziyaret yeri olmuş.

             Kimi demiş;

            “Burada bir evliya yatıyor.”

             Kimi demiş;

            “Bu yatan sahabelerden biri.”

             Kimi de demiş ki;

            “Bu Hızır aleyhisselam´ın kabri.”

             Bu hikâyeyi Sultan halasından dinlemişti. Çok güzel anlatırdı Sultan halası. Sanırdın ki ağzından bal damlıyor.

           “Allah rahmet eyleye.”dedi içinden.   

             Bu arada kaplan koyağına inmişti. Kaplan koyağı yerin dibi. Bütün dereler koyağa akıyor. Bütün yüksek tepelere yol çıkıyor. Etraf kalın ağaçlarla dolu. Her ağacın dibi zincircik kaplı. Demir teller gibi sarmış etrafı. Ne bir hayvan gidebilir ne de insan. Vahşi yaratıklar ve yılanlar dolaşır içinde. Derenin çukurlarından sular akar. Ipıl ıpıl ses verir etrafa. Su içen hayvanlar yollara çıkar. Kimsenin gitmediği yollara yılan dolar, kirpi dolar, çakal, porsuk, domuz dolar. İçerler suyu, çıkarlar yola. Debelenirler yolun tozunda. Onlar da bilirler kaplan koyağında insan olmadığını. Onlar da bilirler bu yollardan  kimselerin gitmediğini. Belki de gitmeye cesaret edemediğini.

              Elinde silahı olmasa kaplan koyağının dibine bile gidemezdi. Elinin ucuyla silahı tuttu, fişekleri yokladı. Ay, gitmeye çalıştığı tepenin tam ucundaydı.Bembeyaz top gibi görünüyor,

            “Çabuk gel, gidiyorum ha!”der gibi süzülüyordu. Bir an önce aya yetişmeliydi. Kaplan koyağının içinde aysız kalmamalıydı. Aysız kalıp da kurda, kuşa yem olmamalıydı.

             Tozlu yollarda adımlarını sıklaştırdı. Ayağını kaldırıp indirdikçe etraftan başka birinin adımlarını duyar gibi oluyordu. Çevreye bakıyor, kimseleri göremiyor, yürüyünce aynı sesi tekrar duyuyordu.

            “Buralarda cin bile var.”dedi içinden.

              İçi ürperdi birden.Cinden korkmamalıydı. Korktukça cinler insanın üzerine gelir, boğar atarlardı. Daha önce kadının birini boğmuşlar, Anavarza kayalığına atmışlardı. Anavarza neresi, yayla neresi. Ama cin için uzakların hiçbir önemi yoktu ki.

              Bulunduğu yerden ay bir görünüyor, bir kayboluyordu. Araya bazen ağaçlar giriyor, bazen tepeler, çukurlar giriyordu. Ay görünmez olduğunda garip garip sesler duyuluyordu. Yolun üst tarafındaki ağaçlardan Yusufçuk kuşunun sesi geliyordu. Duruyor duruyor;

             “Yuuuusuuufçuuuuuk neeerdeeeeesin? ”diyordu.

              Bir garip kuştu Yusufçuk. Yusuf Aleyhisselam´ın kaybolduğundan bu yana ötermiş. Yusuf´un babası Yakup peygamber, bütün kuşların dilinden anlarmış. Yusufçuk kuşunu da yanından ayıtmazmış. Yusuf kaybolunca ona demiş ki:

              “Git benim Yusuf´umu bul.”

                Kuş da gitmiş; kırk gün dağları, taşları, obaları, çölleri dolaşmış. Kuyunun içindeki Yusuf´u bulamamış. Utancından bir daha Yakup peygambere yaklaşmamış. Almış başını dağlara çekilmiş. Gece gündüz,

                    “Yusuuuuufcuuk Yusufcuuuuuuuk.” diye inlemiş. Ondan sonra da adı Yusufçuk kuşu olmuş.

                  Yusufçuk kuşu öttükçe cesaretleniyordu. Biliyordu ki; Yusufçuk iyidir. Yusufçuk Allah´ın sevdiği kuştur. Peygamberin dostudur, cennetliktir. Bütün yabaniler korkar ondan. Yerlerden çok yılanları kaçırmıştır. Hem de vahşi, evren gibi yılanları. O ötünce cinler bile deliğine çekilirmiş. Ayılar, domuzlar çıkamazmış ininden.

                  Belki de anası bu yüzden  koymuş Ağabeyinin adını “Yusuf” diye. O da bilirmiş ki Yusufçuk iyidir. O da bilirmiş ki Yusufçuk kimseye kötülük etmez. Darda olana yardım eder. Çocukları sever, büyükleri sayar. Garibin dostudur. Güler yüzlüdür. Tıpkı Yusufçuk kuşu gibi.

                  Etrafa bakmaktan korkuyordu. Bir de ayı görememekten. Bir aya, bir yola baka baka dağın tepesine doğru yürüdü. Arada büyükçe bir ağaç vardı. Bembeyaz ay ağaçların arasında süzülüyor, bir kulaç uzakta gibi duruyordu.

                  Durdu, bir süre ona baktı. Belki de ağacın başına çıksa ayı tutabilirdi. O kadar yakın görünüyordu ay. Belinden silahını çıkardı. Haznesindeki mermileri yokladı. Aydan tarafa nişan aldı. Arka arkaya mermileri patlattı.

                 Kaplan koyağındaki yedi tepeden yankı geldi. Ağacın başındaki kuşlar uçuştular. Bir anda gökyüzü kuşlarla doldu. Bütün derelerde homurtular, hışırtılar duyuldu. Sanki sıktığı kurşunlar oyaklarda dolaşıyor, bütün canlıları yerinden oynatıyordu. Bir an olsun ayı vurduğunu sandı.Etraf karanlıktı.

                 Bulunduğu yere oturdu, havadaki kuşları görmeye çalıştı. Hiçbir şey göremiyordu. Sanki kaplan koyağının dibine düşmüş, Yusuf Aleyhisselam gibi çukurda kalmıştı.

               Elini tüfeğin namlusuna dokundurdu, ateş gibiydi. Barut kokusu kokuyordu etraf. Ellerini gözünün önünde dolaştırdı, görmeye çalıştı.

               Göremiyordu.

               Cebinden çakmağını çıkardı. Yakmaya çalıştı. Hiç bir şey görünmüyordu.

               İçi cız etti.Bir süre yüzükoyun uzandı. Yanaklarına ıpıl ıpıl bir şeyler akıyordu. Gözyaşları değildi.

              “Bu nasıl olur.” dedi içinden. “Ben ağlamıyorum ki gözyaşlarım olsun. Ağlamak istemiyorum ki.”

               İçindeki korkuyu söylemek istemiyordu. Söylemese de korku gözlerinin içinden beynini deliyordu. Durdukça ağrılar artıyor göz kapaklarının önü ağırlaşıyordu.

Bir süre yerinden kıpırdamadı. Yolun ortası sandığı yere uzanarak etrafı dinlemeye çalıştı. Yusufçuk kuşu yoktu. Arada sırada başka kuşların sesi gelse de zor anlaşılıyordu. Kulaklarına dokundu, sağlamdı. Cebinden sigarasını çıkardı. Görmeden tütünü sarmaya çalıştı.

              Sardı.Tütünün tadının değişmediğini anladı.Memnun oldu.Bir daha, bir daha sardı tütünden. Kaç tütün sardığını bilmiyordu. Başı ağrıdıkça içti, ağrıdıkça içti. Bir süre sonra kendine gelmeye başladı.

           “Kör oldum galiba!”dedin.

            Olayları baştan düşünmeye çalıştı. Hiç bir şey hatırlamıyordu. Sadece aya nişan aldığını biliyordu, sonrası yoktu. Sanki hafızası silinmiş, bambaşka bir insan olmuştu. Düşünemiyor, hissedemiyor, anlayamıyordu. Birden avazı çıktığı kadar bağırdı.

           “Kör olduuuuuuuuum.”

             Kaplan koyağında cılız bir ses gibi çıktı sesi. Ne etrafta yankılandı, ne de uçan kuşlar yerinden oynadı. Boğazını temizledi, yere tükürdü. Tekrar bağırdı:

            “Kör olduuuuuuum.”

              Biraz öncekine göre daha güçlü bir sesti. Elini kolunu oynattı. Ayağa kalktı. Etrafta bir pervane çizdi. Yaşıyordu. Gözleri görmese de yaşıyordu.

             “Buna da şükür.” dedi içinden.“Ya ölseydim. Ya beni cinler alıp Anavarza kalesine atsaydı. Yılanlar, çıyanlar yeseydi vücudumu.”

              Yere çömeldi. Toprağa kapandı.

             “Allah´ım!”dedi. “Affet beni. Ben kim? Senin ayını vurmak kim? Özür diliyorum senden. Bağışla beni.”

             Daha sonra bulunduğu yere oturdu, birinin gelmesini bekledi. Bir davış duysa avazının çıktığı kadar bağırıyordu.

            “Kör olduuuuuuuuuuuuuuuuum.”

            Günler sonra onu birileri buldu.Yolun ortasında yatıyordu.

            O günden sonra bir daha Ay´ı göremedi. Kimse inanmasa da ayı vurduğundan emindi. Her gelene Ay´ı anlattı. Ay artık gözlerinde yoktu vurulmuştu.

 

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
22.HAFTADA BİRER PUANLA YETİNDİK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BEYLİKDÜZÜ´NDEN SEFAKÖY´E İSTANBUL TÜYAP KİTAP FUARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
‘ŞİRK DİNİ´ VE BU DİNİN İLAHLARI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA RESMİNE BAK
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK İLKELERİNİN VE DEVRİMLERİNİN ÖLÜMSÜZ VE SADIK BEKÇİSİ UĞUR MUMCUNUN ŞEHADETİNİN 26.YIL DÖNÜMÜ
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
TOPLUMSAL AYRIŞMA VE EĞİTİM
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yılmaz Özdil´in “Mustafa Kemal´i”
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SOSYAL DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİMLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
FRANSA´DA SARI-YELEKLİLER, YENİ BİR UYGARLIK TASARIMI ARIYORLAR - ARADIKLARI, ATATÜRK´ÜN UYGARLIK TASARIMI OLMASIN?! -
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Nasıl Bir Eğitim Sitemimiz Olsaydı Ar-Gör Ceren Şenel Öğrencisi Tarafından Öldürülmezdi
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
DOSTLAR HATIRLANDIKÇA-2
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
Gözlemler…İzlenimler…
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BÖLGEYE PANORAMİK BAKIŞ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
Dünya için Atatürk´ün anlamı ne
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“DOSTLAR BİZİ HATIRLASIN”
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AL BAŞINA BELAYI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
DEMİRSPOR´DA ÜMİTLER TÜKENİYOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DÜNYA FAZİLET SAHİPLERİ İLE ŞEREFLİ VE MUTLUDUR
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-2/18/1521222535101.jpg