Prof. Dr. Özer OZANKAYA


ATATÜRK TÜRKİYESİ'NİN AYASOFYA’YI MÜZE YAPMADA GÖZETTİĞİ TARİHSEL KÖKENLİ ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE

Mustafa Kemal’in, 28 Aralık 1919 günü Ankara’da verdiği konferansta, dünyanın önde gelen devletlerinin ulusumuza ve yurdumuza saldırmak için uydurdukları gerekçelere dikkati çekerken belirttiği düşünceler, Ayasofya’nın müze yapılmasında da etkin olan ve tüm uygar insanlığın Türk ulusuna saygı ve sevgisini arttırmış olan düşüncelerdir


 

Cumhuriyet Türkiyesi’nin binbeşyüz yıllık tarihi olan Ayasofya camisini müze yapıp tüm ulusların hizmetine açan, ulusumuzu uygar dünyayla kaynaştırıp yücelten kararının iptal edilmesi ve bu karara gösterilen gerekçe, ulus ve devlet olarak yeniden Osmanlı devletinin yıkılış dönemindeki gibi görülüp nitelenmemize yol açacak nitelikte bir davranıştır, kanısındayım.

Atatürk Türkiyesi’nin Ayasofya’yı müze yapmasının gerekçeleri ile AKP iktidarının müze olmaktan çıkarma kararına dayanak olarak öne sürdüğü « tarihe ihanet » suçlamasının ve güdümlü medyadaki «asıl yapımız Osmanlıdır, müze yapmak kanı-bozukluktur » nitelemeleri karşılaştırılınca, Ayasofya’nın müze yapılmasının bugün için de ne denli saygınlık, güç ve güvenlik sağlayıcı gerekçeleri olduğu ortaya çıkmaktadır.

Mustafa Kemal’in, 28 Aralık 1919 günü Ankara’da verdiği konferansta, dünyanın önde gelen devletlerinin ulusumuza ve yurdumuza saldırmak için uydurdukları gerekçelere dikkati çekerken belirttiği düşünceler, Ayasofya’nın müze yapılmasında da etkin olan ve tüm uygar insanlığın Türk ulusuna saygı ve sevgisini arttırmış olan düşüncelerdir :

"Yabancılar kendi ekonomik ve siyasal çıkarlarını doyurabilmek için, aleyhimize icad ettikleri iki düşünceyi yürütmeğe başladılar:

Bunlardan biri, sözde, ulusumuzun müslüman olmayan ögeleri eşitlik ve adalet ilkesine göre yönetme yeteneğinde olmadığı; ikincisi de sözde, ulusumuz tümüyle yeteneksiz olduğundan, bahçe halinde girdiği yerleri yıkıntı yerine çevirdiği.

Birincisi ile ulusa kıyıcılık suçlamasında bulunuyorlar, ikincisiyle yeteneksizlik.

Eğer bu iki düşünce gerçekten doğru olsaydı, ulusumuzun bağımsız yaşamaya hakkı olduğu öne sürülemezdi.

Gerçekten kıyıcılık uygarlıkla bağdaşmaz. Yeteneksizlik de bağışlanacak bir şey olamaz. Çünkü uluslar ellerinde bulundurdukları toprakların gerçek sahibi olmakla birlikte, insanlığın vekilleri olarak da o topraklarda bulunurlar. O toprakların zenginlik kaynaklarından hem kendileri yararlanır ve dolayısıyla bütün insanlığı yararlandırmakla yükümlüdürler.

"Bu ilkeye göre buna yetenekli olmayan ulusların varlık ve özgürlük hakkına sahip olmamaları gerekir."

"Efendiler, hiçbir ulus yabancı ögelerin inanç ve âdetlerine ulusumuzdan daha çok saygılı olmamıştır. Dahası, denilebilir ki başka din sahiplerinin dinine ve ulusluğuna saygı gösteren tek ulus bizim ulusumuzdur.

"..Aleyhimize yürütülen bu düşünceler yanlıştır; bu gerçeği tarih de mantık da ortaya koymaktadır.

" Efendiler, ulusal örgütümüzün bugün izlediği amaç yurdu bölünmekten ve ulusu tutsak olmaktan kurtarmaya yöneliktir. İnşallah yakın zamanda bu amacı elde ederek üstlendiği yurt görevini yerine getirecektir.

"Ama görevini bitirmiş olacak mıdır? Bence bundan sonra da yurt ve ulusa karşı pek önemli görevimiz vardır. Kısaca söylersek, iç işlerimizi düzeltip uygar uluslar arasında etkin bir öge olabileceğimizi eylemli olarak kanıtlamak gerekir. Bu amaca ulaşabilmek için siyasal çabadan çok toplumsal çabaya gerek vardır." (28 Ocak 1919, Ankara)

"Efendiler, büyük hayaller arkasından koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar görünen yalancı insanlardan değiliz... Büyük ve hayali şeyleri yapmadan yapmış görünmek yüzünden bütün dünyanın düşmanlığını, kızgınlığını ve kinini bu ülkenin, bu ulusun üzerine çektik. Biz panislamizm yapmadık. Belki "Yapıyoruz!", "Yapacağız!" dedik, düşmanlar da "Yaptırmamak için bir an önce öldürelim!" dediler. Panturanizm yapmadık, "Yaparız, yapıyoruz!" dedik, "Yapacağız'" dedik ve yine "Öldürelim!" dediler. Bütün dâvâ bundan ibarettir. Efendiler bütün dünyaya korku ve telaş veren kavramlar üzerinde koşarak düşmanlarımızın sayısını ve üzerimize olan baskıları arttırmaya çalışmaktan ise, doğal sınıra, meşru sınıra çekilelim, haddimizi bilelim. Demek ki efendiler, biz yaşamak ve bağımsızlık isteyen bir ulusuz. Ve yalnız ve ancak bunun için yaşamımızı harcarız."

"Ulusal sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulus ve ülkenin gerçek mutluluk ve bayındırlığına çalışmak. Gelişi güzel sınırsız istekler ardında ulusu uğraştırıp zarara sokmamak.. Uygar dünyadan uygar ve insancıl işlem ve karşılıklı dostluk beklemektir." (1 Aralık 1921)

"Ulusumuzu mezara sürükleyen asıl neden neydi? Bunu hiç kuşku yok ki yönetimimizin niteliğinde aramalıdır. .. Eski Osmanlı yönetimi eli-sopalı yönetimdi. O saraylar, o sarayların çevresindeki hainler yüzlerce yıl bu ulusu aymazlık içinde bıraktılar; onu ışığa koşmaktan engellediler. Onlar bu ulusu ve bu ülkeyi yalnız iki durumda düşünürlerdi: Biri paraya, öteki de askere gereksinimleri olduğunda. .. İşte bu yönetim biçimine padişahlık yönetimi denir. Arkadaşlar, bu yönetimi bir daha dirilmemek üzere tarihe gömdük. Bugün eski yönetimden tümden ayrı yeni bir Türkiye Devleti var…." (16 Mart 1923, Adana)

"Eğer sürekli barış isteniyorsa, kütlelerin durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün gönenci, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya yurttaşları kıskançlık, çekememezlik, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidir."

"İnsanlığın tümünü bir vücut ve bir ulusu bunun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan öteki bütün organlar acı duyar." (17.03. 1937)

"Türk ulusu, ulusal duyguyu insancıl duyguyla yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında ulusal duygunun yanında insancıl duygunun şerefli yerini her zaman korumakla öğünç duyar. Çünkü Türk ulusu bilir ki, bugün uygarlığın büyük yolunda bağımsız, ama kendileriyle koşut (paralel) yürüdüğü bütün uygar uluslarla karşılıklı insancıl ve uygar ilişki, kuşkusuz gelişmemizi sürdürmek için gereklidir ve yine bilinmektedir ki, Türk ulusu her uygar ulus gibi, geçmişin bütün dönemlerinde buluşlarıyla, yaratılarıyla uygarlık dünyasına hizmet etmiş insanların, ulusların değerini bilir ve anılarını saygıyla korur. Türk ulusu uygarlık dünyasının içtenlikli bir ailesidir." (Atatürk, Yurttaş İçin Medeni Bilgiler (özleştiren Ö. Ozankaya, ADD Yayını

---------------------------------------------------------------

Bknz.: Özer Ozankaya, Cumhuriyet Çınarı: Mustafa Kemal’i “Atatürk” Yapan Uygarlık Tasarımı, CEM Yay.

 

 

 

...



YAZARLAR

  • Salı 34 ° / 21 ° Güneşli
  • Çarşamba 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    1.126%0,43
  • DOLAR

    7,8540% 0,68
  • EURO

    9,1685% 0,71
  • GRAM ALTIN

    474,73% 0,52
  • Ç. ALTIN

    783,3045% 0,52