Prof. Dr. Özer OZANKAYA


ANITKABİR'DEN  SESLENEN ATATÜRK

Atatürk, "Beni görmek demek, zorunlu olarak, yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi anlıyor, duygularımı duyuyorsanız, bu yeterlidir." diyordu.


 

ANITKABİR'DEN  SESLENEN ATATÜRK

SUNUŞ

Atatürk'ün Anıt-Kabir kulelerinde ve Mozole'de yazılı düşünceleri, Türk Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasını sağlayan   ve bir daha da kurtuluş savaşı vermek zorunda kalmamamızın güvencesini oluşturan Türk Devrimi'nin ruhunu, özünü, temellerini ve doğrultusunu dile getirmektedir.    Demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin ve çağdaş Türk ulusal toplumunun temelleri bu düşüncelerle yoğrulmuştur.   Her biri birer ilke    değerinde olan bu düşüncelerin Türk ulusunun bütün bireylerince öğrenilmesi ve anlaşılması, özgür, bağımsız ve katılımcı bir devlet ve toplum yapısını kurup yaşatmanın zorunlu gereğidir.  

Atatürk'ün 20. yüzyılın tek başarılı demokrasi devrimini gerçekleştirdiği ve bu devrimin  21. yüzyıla da örneklik edebilecek değerde olduğu, ulusal ve uluslararası yaşamın   bunalımlı birçok olaylarıyla sürekli olarak kanıtlandıkça, Anıt-Kabir'in başlı başına bir eğitim ve kültür  kurumu olma özelliği daha belirgin biçimde anlaşılmakta, yurdumuzun ve dünyanın  her köşesinden, her yaş, cinsiyet ve meslekten yurttaşlar   bu ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE DEMOKRASİ ANITI'nı akın akın  ziyaret  etmektedirler.

Bu durumda  Anıt-Kabir dıvarlarına yaldızlı harflerle yazılan   altın değerindeki ilke-düşüncelerin işlevi özellikle  büyümüş bulunmaktadır. Ne var ki bu düşünceler, yüksek sanatsal değerine karşın, büyük   ölçüde Osmanlıca dediğimiz ve Arapça, Farsça sözcüklerin geniş  yer tuttuğu o zamanın dili ile anlatılmıştır.   Bu nedenle de  halkımızın,  özellikle de yeni kuşakların  pek büyük   çoğunluğunca    anlaşılması çok güç, belki de olanaksızdır. 

İşte bu  güçlüğü gidermek amacıyla, Atatürk'ün yalnız  Türk ulusu için değil, tüm iyi niyetli uygar insanlık için kılavuz değerindeki   düşüncelerini,  günümüz Türkçesiyle Anıt-Kabir ziyaretçilerinin hizmetine sunacak bu kitapçığı hazırladık. Kitabın bir yüzünde Atatürk'ün     düşünceleri o günkü söyleniş biçimiyle, öteki yüzünde ise günümüz Türkçesiyle yer almaktadır.

Atatürk, "Beni görmek demek, zorunlu olarak,  yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi anlıyor, duygularımı duyuyorsanız, bu yeterlidir." diyordu. Anıt-Kabir Vakfı'nca yayınlanan ve Atatürk'ün Anıt-Kabir  kuleleriyle mozolesinin dıvarlarını süsleyen düşüncelerini içeren bu kitapçık, Anıt-Kabir'i ziyarete gelecek milyonlarca ve milyonlarca insana ulu önderin duygu ve düşüncelerini temel ilkeleri ile  anlatmaya ve yurttaşların bağımsız, demokratik bir ulusal yaşamın gereklerini bilinçli olarak kavramalarına çok değerli bir katkıda bulunacaktır. Böylece de Anıt-Kabir,   'Ulusal Bağımsızlık ve Demokrasi Anıtı'   işlevini daha etkin biçimde yerine getirebilecektir.

  1. BAĞIMSIZLIK KULESİ

1. İSTİKLAL KULESİ

"Ulusumuzun varlığı en korkunç yıkımla sona eriyor gibi görünmüşken, tutsaklık bağına karşı çocuklarını başkaldırmaya çağıran ataların sesi yüreklerimiz içinde yükseldi ve bizi son kurtuluş savaşına çağırdı." (1921)

[Milletimiz en feci izmihlalle nihayet buluyor görünmüşken, kayd-ı esarete*[1] (kaydı esarete) karşı evladını kıyama davet eden ecdat sesi kalplerimiz içinde yükseldi ve bizi son halas mücahedesine davet etti.]

"Yaşam demek savaşım, çarpışma demektir. Yaşamda başarı, kesinlikle savaşımda başarıyla olanaklıdır." (1917)

[Hayat demek mücadele, müsademe demektir. Hayatta muvaffakiyet, mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. 1917]

"Biz yaşamak ve bağımsızlık isteyen bir ulusuz ve yalnız ve ancak bunun için yaşamımızı harcarız." (1921)

[Biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı ibzal ederiz. 1921]

"Başkasından insaf ve acıma  dilenmek gibi bir ilke yoktur.  Türk ulusu, Türkiye'nin gelecekteki çocukları bunu bir an kafalarından çıkarmamalıdırlar." (1927)

[Nısfet ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk milleti, Türkiye'nin müstakbel çocuklaarı bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar. 1927]

"Bu ulus bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. Ya bağımsızlık, ya ölüm!" (1919)

[Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. Ya istiklal, ya ölüm! 1919]

2. ÖZGÜRLÜK  KULESİ

2. HÜRRİYET KULESİ

"Temel ilke, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli varlıklı ve gönenmiş olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık önünde uşaklıktan daha yüksek bir işlem göremez." (1927)                                                                                                                                       

[Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas, ancak istiklal-i tamme* (istiklali tamme) malikiyetle temin olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet, beşeriyet-i mütemeddine* (beşeriyeti mütemeddine) muvacehesinde  uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye  kesb-i liyakat*  (kesbi liyakat) edemez.1927]                               

"Bence bir ulusta onurun, saygınlığın, doğruluk ve insanlığın  varlığı ve kalıcılığı, kesinlikle o ulusun özgür  ve bağımsız olmasına bağlıdır."

[Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlaka o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olabilmesiyle kaimdir.]

"Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanağı, ulusal egemenliktir."

              [Hürriyetin de, musavatın da, adaletin de dayandığı milli hakimiyettir.]

"Bütün yaşam tarihimiz boyunca, özgürlük ve bağımsızlığa simge olmuş bir ulusuz."

[Bütün tarih-i hayatımızca (*) (tarihi hayatımızca) hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.

3. MEHMETÇİK KULESİ

"Kahraman Türk eri  Anadolu Çarpışmalarının  anlamını kavramış, yeni bir ülkü ile savaşmıştır." (1921)

[Kahraman Türk neferi Anadolu Muharebelerinin manasını anlamış, yeni bir mefkûre ile muharebe etmiştir. 1921]

"Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ulusunda Anadolu köylü kadınınkinden daha  üstün  kadın çabası anmaya olanak yoktur." (1923)

[Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde  Anadolu köylü kadınının fevkinde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur.1923]

"Bu ulusun çocuklarının özverileri, kahramanlıkları için ölçü birimi bulunamaz."

[Bu milletin evlatlarının fedakârlıkları, kahramanlıkları için vahid-i kıyasi (*) (vahidi kıyası) bulunamaz.]

4. UTKU  KULESİ

4. ZAFER KULESİ

"Zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi, ancak kültür ordusuyla sağlanabilir." (1923)

              [Zaferlerin payidar neticeler vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir. 1923]

"Bu yurt çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer,   en çok değer bir yurttur." (1923)

[Bu vatan evlat ve ahfadımız için cennet yapılmaya lâyık, elyak bir vatandır. 1923]

"Savunma çizgisi yoktur, savunma alanı vardır. O alan bütün yurttur. Yurdun her karış toprağı yurttaşın kanıyla ıslanmadıkça   bırakılamaz." (1921)

[Hatt-ı müdafaa (*) (hattı müdafaa) yoktur, sath-ı müdafaa (*) (sathı müdafaa) vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz. 1921]

5. BARIŞ KULESİ

"Dünya yurttaşları çekememezlik, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidir." (1935)

[Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir. 1935]

"Yurtta barış, dünyada barış!"

              [Yurtta sulh, cihanda sulh.]

"Ulusun yaşamı tehlikeye uğramadıkça savaş bir cinayettir."

              [Hayat-ı millet (*) (hayatı millet) tehlikeye maruz kalmadıkça harp bir cinayettir. 1923]

6. 23 NİSAN KULESİ

"Bir tek karar vardı,  o da ulusal egemenliğe dayalı, kayıt ve koşulu olmadan bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak." (1919)

[Bir tek karar vardı: o da Hakimiyet-i milliyeye* (Hakimiyeti milliyeye)Hakimiyeti milliyeye) müstenit,  bila kayd-u-şart* (bilakayduşart) müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek. 1919]

 "Türkiye Devleti'nin tek ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir."

[Türkiye Devletinin yegâne ve hakikî mümessili yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir.]

"Bizim görüşümüz, gücün, erkin, egemenliğin, yönetimin, doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır."

 

[Bizim nokta-i nazarımız* (noktai nazarımız)  kuvvetin, kudretin, hakimiyetin, idarenin doğrudan doğruya  halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır

7. ULUSAL AND KULESİ

7. (MİSAK-I MİLLİ KULESİ)

"Kurtuluş ilkemiz olan Ulusal Andı tarih sayfasına yazan, ulusun demir elidir." (1923)

[Düstur-u halâsımız* (Düsturu halasımız) olan Misak-ı Milliyi* (Misakı Milliyi) safha-i tarihe* (safhai tarihe) yazan milletin demir elidir. 1923]

"Ulusal sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız yaşamak isttiyoruz." (1921)

              [Milli hudutlarimiz dahilinde hür ve müstakil yaşamak istiyoruz. 1921]

"Ulusal benliğini bulmayan uluslar, başka ulusların avıdır." (1923)

              [Milli benliğini bulmayan milletler, başka milletlerin şikârıdır.]

          8. DEVRİM KULESİ

8. İNKILAP KULESİ

"Bir insan toplumu bütün kadınları ve erkekleriyle aynı amaca birlikte yürümezse, ilerleyip uygarlaşmasına teknik   olanak ve bilimsel   olasılık yoktur."

 [Bir hey'et-i içtimaiye* (heyeti içtimaiye) aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse, terakki, temeddün etmesine imkân-ı fennî* (imkanı fenni) ve ihtimal-ı ilmî* (ihtimali ilmi) yoktur.]

"Biz esinlerimizi gökten, bilinmezden değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz."

[Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.]

9. CUMHURİYET KULESİ

"En büyük gücümüz, en güvenilir dayanağımız, ulusal egemenliğimizi kavramış ve onu edimsel olarak halkın eline vermiş ve halkın elinde tutabileceğimizi edimsel olarak kanıtlamış olmamızdır."

9. CUMHURİYET KULESİ

[En büyük kuvvetimiz, en şâyân-ı emniyet* (şayanı emniyet) mesnedimiz, hakimiyet-i milliyemizi* (hakimiyeti milliyemizi) idrak etmiş ve onu bilfiil halkın eline vermiş ve halkın elinde tutabileceğimizi fiilen isbat etmiş olduğumuzdur

 

10. ULUSAL HAKLARI SAVUNMA KULESİ

10. MÜDAFAA-İ HUKUK KULESİ

"Ulusal güçleri etken ve ulusal istenci egemen kılmak, temel ilkemizdir." (1919)

[Kuvva-yı milliyeyi (Kuvayı Milliyeyi) âmil ve irade-i milliyeyi* (iradei milliyeyi) hâkim kılmak esastır.]

"Ulus, bundan sonra yaşamına, bağımsızlığına ve bütün varlığına doğrudan doğruya kendisi bekçilik edecektir." (1923)

[Millet bundan sonra hayatına, istiklaline ve bütün varlığına bizzat kendisi nigehban olacaktır. 1923]

            "Tarih, bir ulusun kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman yadsıyamaz." 1919

[Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez. 1919]

"Türk ulusunun yüreğinden, vicdanından kaynaklanıp doğan en temelli, en belirgin istek ve inanaç belli olmuştu: Kurtuluş!" 1927

[Türk milletinin kalbinden, vicdanından sanih ve mülhem olan en esaslı, en bariz arzu ve iman malum olmuştu: Kurtuluş. 1927]

MOZOLE

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE SESLENİŞİ

Ey Türk gençliği! Birinci ödevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa dek korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli hazinendir. Gelecekte de seni bu hazineden yoksun kılmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır. Bir gün bağımsızlık ve Cumhuriyeti savunmak zorunluğuna düşersen, göreve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin. Bu olanak ve koşullar çok elverişşiz bir nitelikte belirebilir. Bağımsızlığını ve  Cumhuriyetini yıkmak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmemiş bir üstünlük   elde edebilirler. Zorla ve aldatmayla sevgili yurdun bütün kaleleri alınmış, bütün gemiliklerine  girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi  düşman eline geçmiş   olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, ülkede yönetimi elinde bulunduranlar, aymazlık, sapkınlık ve hatta hainlik içinde bulunabilirler. Hatta bu yöneticiler, kişisel çıkarlarını, ülkeye giren  düşmanların siyasal amaçlarıyla birleştirebilirler. Ulus   yokluk ve yoksulluk   içinde yıkılmış, bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin çocuğu! İşte bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!    Gerekli olan      güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!

 

 

                       [Ey Türk gençliği!

            Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazinden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye aatılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait çok nâmüsait bir mahiyette  tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zabtedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip molanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhid edebilirler. Millet fakr ü zaruret içinde harap ve bitab düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbailinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtac olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!]

ONUNCU YIL SÖYLEVİ

Türk Ulusu!

Bugün, Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.

Kutlu Olsun!

Bu anda, büyük Türk ulusunun  bir bireyi olarak bu  kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve coşkusu içindeyim.

 

Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli  Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir!

Bundaki başarıyı, Türk ulusunun ve onun değerli ordusunun, kesin kararlılıkla bir ve birlik olarak yürümesine borçluyuz.

Ama yaptıklarımızı hiç   yeterli göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunluğunda ve kesin kararındayız. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız. Ulusumuzu en geniş gönenç araç ve kaynaklarına sahip kılacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız.

Bunun için bizce zaman ölçüsü, geçmiş yüzyılların gevşetici düşünüş biçimine göre değil, çağımızın hız ve devinim anlayışına göre düşünülmelidir. Geçen zamana göre daha çok çalışacağız. Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da başarılı olacağımıza kuşkum yoktur. Çünkü Türk ulusunun özbenliği yüksektir. Türk ulusu çalışkandır. Türk ulusu zekidir. Çünkü Türk ulusu, ulusal birlik ve birliktelikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk ulusunun yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu ışıldak, müzbet bilimdir.

Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan toplumum olan Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki ulusumuzun yüksek özbenliğini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekâsını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusunu sürekli olarak ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek, ulusal ülkümüzdür.

 

Türk ulusuna çok yaraşan bu ülkü,  onu, bütün insanlığa gerçek esenliğin sağlanması yolunda, kendine düşen uygarlık görevini yapmakta başarılı kılacaktır.

 

Büyük Türk ulusu! Onbeş yıldan beri giriştiğimiz işlerde başarı sözü veren çok sözlerimi işittin. Mutluyum ki, bu sözlerimin hiçbirinde, ulusumun bana olan güvenini sarsacak bir yanılgıya uğramadım.

 

Bugün, aynı inanç ve kesinlikle söylüyorum ki, ulusal ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk ulusunun büyük ulus olduğunu bütün uygar insanlık az zamanda bir kez daha tanıyacaktır.

 

Hiçbir kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygarlık yeteneği,  bundan sonraki gelişimiyle, geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk ulusu!

Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük şereflerle, mutluluklarla, esenlik ve gönenç içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene!" (29 Ekim 1933)

ONUNCU YIL NUTKU

 

[Türk milleti!

Bugün, Cumhuriyetimizin onuncı yılını doldurduğu en büyük bayramdır.

Kutlu olsun!

Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.

Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve baraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz.

Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

Bunun için bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sür'at ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nisbetle daha çok çalışacağız. Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk milletinin yürümekteolduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meş'ale, müsbet ilimdir.

Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek, milli ülkümüzdür.

Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.

Büyük Türk milleti, onbeş yıldanberi giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.

Bugün aynı inan ve kat'iyetle söylüyorum ki, milli ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türkim diyene!]

ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDULARINA SON DEMECİ (29. X. 1938)

"Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle birlikte uygarlık ışıklarını taşıyan kahraman Türk ordusu!

Ülkeni en bunalımlı ve güç anlarda kıyımdan, yıkım  ve sıkıntılardan ve düşman saldırısından   nasıl korumuş ve kurtarmış isen,  Cumhuriyetin bugünkü verimli döneminde de askerlik tekniğinin bütün çağdaş silah ve araçlarıyla donanmış olarak görevini aynı bağlılıkla yapacağına hiç kuşkum yoktur.

Bugün, Cumhuriyetin onbeşinci yılına durmadan artan büyük bir gönenç ve erk içinde  ulaşan büyük Türk ulusunun önünde, kahraman ordu, sana yürekten şükranlarımı anlatıp dile getirirken, büyük ulusumuzun öğünç duygularını da belirtmiş oluyorum.

Türk yurdunun ve Türklük topluluğunun san ve onurunu, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan oluşan görevini her an yerine getirmeğe tam anlamıyla hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve güveni vardır. Büyük ulusumuzun orduya bağışladığı en üst düzeyde gelişkin fabrikalar ve silâhlar ile bir kat daha güçlenerek, büyük bir özveri ve yaşamı hiçe sayan tutumla her türlü ödevi yerine getirmeğe  hazır olduğunuza güveniyorum. Bu inançla, kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve deneyimli komutanları ile subay ve erlerini selamlar ve beğenilerimi bütün ulusun önünde dile getiririm.

Cumhuriyet bayramının onbeşinci yıldönümü hakkınızda kutlu olsun."

[TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDULARINA MESAJ]

Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!

Memleketini en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmış isen, Cumhuriyetin bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtaları ile mücehhez olduğun halde vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.

Bugün, Cumhuriyetin onbeşinci yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda, kahraman ordu, sana kalbi şükranlarımı beyan ve ifade ederken, büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.

Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve âmâde olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabrikalar ve silâhlar ile bir kat daha kuvvetlenerek, büyük bir feragat-i nefs ve istihkar-ı hayat ile her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatla kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile suay ve eratını selmalar ve takdirlerimi bütün ulus muvacehesinde beyan ederim.

Cumhuriyet bayramının onbeşinci yıl dönümü hakkınızda kutlu olsun.]

 

İNÖNÜ'NÜN ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜ ÜZERİNE TÜRK HALKINA YAZDIĞI BAŞSAĞLIĞI MEKTUBU

"Büyük Türk ulusuna!

Bütün ömrünü hizmetine adadığı sevgili ulusunun saygı dolu kolları üstünde ulu Atatürk'ün ölümlü varlığı dinlenme yerine konulmuştur. Gerçekte yattığı yer, Türk ulusunun O'nun için sevgi ve övünçle dolu kahraman ve değerbilir göğsüdür.

Atatürk, tarihte uğradığımız en kıyıcı ve haksız suçlama gününde ortaya atılmış, Türk ulusunun suçsuz ve haklı olduğunu savlayıp duyurmuştur.  İlk önce önemi kavranmamış olan gür sesi, hiç yıpranmayan bir güçle en sonunda bütün dünyanın bilincine girmiştir.

En büyük zaferini kazandıktan sonra da Atatürk, yaşamını yalnız ulusunun haklarını, insanlığa her zaman yapageldiği     hizmetlerini ve tarihe yazdırdığı üstün niteliklerini kanıtlamakla geçirmiştir. Ulusumuzun büyüklüğüne, gücüne, erdemine, uygarlık alanındaki yetisine ve yükümlü olduğu insanlık görevlerine sarsılmaz inancı vardı. "Ne mutlu Türküm diyene!" derken, kendi engin ruhunun hiç sönmeyen sevgisini ne anlamlı bir biçimde özetlemişti!

Kötü düşünüş ve yönetim biçimi  ile geri bırakılmış Türk toplumunu en kısa yoldan insanlığın en gelişkin ve en temiz düşünüş biçimiyle  donanmış çağdaş bir devlet durumuna getirmek, O'nun başlıca kaygısı olmuştu. Anayasamızda ve bugün görev başında, kültür çevresinde ve geniş halk içinde bulunan bütün yurttaşların vicdanlarında yerleşmiş olan laik, ulusçu, halkçı, devrimci ve devletçi cumhuriyet, bize bütün nitelikleriyle Atatürk'ün en değerli emanetidir.

Ölümünden beri Atatürk'ün sevgili adı ve anısı, bütün halkımızın en candan duygularıyla sarılmıştır. Yurdumuzun her köşesinde ve bütün ulusça kendisine gösterdiğimiz içten bağlılık,  devletimiz ve ulusumuz için güç ve güvenilirliğin açık örneğidir. Türk ulusunun sevgili Atatürk'e gösterdiği sevgi ve saygı, O'nun niçin  Atatürk gibi bir çocuk yetiştirebilir bir kaynak olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.

Atatürk'e saygı ödevimizi yerine getiriğimiz bu anda, halkımıza yüreğimden gelen şükran duygularımı dile getirmeği, ödenmesi gerekli bir borç saydım.

Uluslar arasında kardeşçe bir insanlık yaşamı, Atatürk'ün en değerli ülküsü idi.  Bütün dünyada ölümünün gördüğü saygıyı, insanlığın geleceği için umut verici bir müjde olarak selamlarım. Bu sözlerim, yazılarıyla ve toprağımızda yiğit askerleri ve seçkin kişilikleriyle yasımıza katılan büyük uluslara Türk ulusu adına şükranlarımın ifadesidir.

Devletimizi kuran, ulusumuza özveri ve doğrulukla hizmet eden, insanlık ülküsünün tutkun ve seçkin kişiliği, eşsiz kahraman Atatürk, yurdun sana minnettardır.

Bütün yaşamını hizmetine verdiğin Türk ulusuyla birlikte senin önünde saygı ile eğiliyoruz. Bütün yaşamında bize ruhundaki ateşten canlılık verdin. İnan, değerli anın sönmez bir ışıldak olarak ruhlarımızı her zaman ateşli ve uyanık tutacaktır."

                                                                                            Cumhurbaşkanı

                                                                                                İsmet İnönü"

                       

İNÖNÜ'NÜN ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜ ÜZERİNE TÜRK HALKINA YAZDIĞI TAZİYE MEKTUBU

[Büyük Türk Milletine!

Bütün ömrünü hizmetine vakfettiği sevgili milletinin ihtiram kolları üstünde Ulu Atatürk'ün fâni vücudu istirahat yerine tevdi edilmiştir. Hakikatta yattığı yer, Türk milletinin O'nun için aşk ve iftiharla dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür.

Atatürk, tarihte uğradığımız en zalim ve haksız ittiham gününde meydana atılmış, Türk milletinin masum ve haklı olduğunu iddia ve ilan etmiştir. İlk önce ehemmiyeti kavranmamış olan gür sesi, asla yıpranmayan bir kuvvetle nihayet bütün cihanın şuuruna nüfuz etmiştir.

En büyük zaferleri kazandıktan sonra da Atatürk, ömrünü yalnız Türk milletinin haklarını, insaniyete ezelİ hizmetlerini ve tarihe hâkkettiği meziyetlerini ispat etmekle geçirmiştir. Milletimizin büyüklüğüne, kudretine, faziletine, medeniyet istidadına ve mükellef olduğu insaniyet vazifelerine  sarsılmaz itikadı vardı. "Ne mutlu Türküm diyene" dediği zaman, kendi engin ruhunun hiç sönmeyen aşkını ne mânâlı bir surette hulasa etmiş idi!

Fena zihniyet ve idare ile geri bırkalımış Türk cemiyetini, en kısa yoldan, insanlığın en mütekâmil ve en temiz zihniyetleriyle mücehhez, modern bir devlet haline getirmek, O'nun başlıca kaygısı olmuştu. Teşkilât-ı esasiyemizde ve bugün hizmet başında, irfan muhitinde ve geniş halk içinde bulunan bütün vatandaşların vicdanlarında yerleşmiş olan layik, milliyetçi, halkçı, inkılapçı, devletçi cumhuriyet, bize bütün evsafıyla Atatürk'ün en kıymetli emanetidir.

Üfulündenberi Atatürk'ün aziz adı ve hatırası, bütün halkımızın en candan duygularıyla sarılmıştır. Memleketimizin her köşesinde ve bütün milletçe kendisine gösterdiğimiz samimi bağlılık, devlet ve milletimiz için kudret ve vefanın beliğ misalidir. Türk milletinin aziz Atatürk'e gösterdiği sevgi ve saygı, O'nun niçin Atatürk gibi bir evlat yetiştirebilir bir kaynak olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.

Atatürk'e tazim vazifemizi ifa ettiğimiz bu anda, halkımıza kalbimden gelen şükran duygularımı ifade etmeği ödenmesi lazım borç saydım.

Milletler arasında kardeşçe bir insanlık hayatı, Atatürk'ün en kıymetli ideali idi. Bütün dünyada ölümünün gördüğü ihtiramı, insanlığın âtisi için ümit verici bir müjde olarak selamlarım. Bu sözlerim, yazılarıyla ve toprağımızda şövalye askerleri ve mümtaz şahsiyetleriyle yasımıza iştirak eden büyük milletlere Türk milleti adına şükranlarımın ifadesidir.

Devletimizin bânisi ve milletimizin fedakâr, sadık hâdimi, insanlık idealinin âşık ve mümtaz siması, eşsiz kahraman Atatürk, vatan sana minnettardır.

Bütün ömrünü hizmetine verdiğin Türk milletiyle beraber senin huzurunda tazim ile eğiliyoruz. Bütün hayatında bize ruhundaki ateşten canlılık verdin. Emin ol, aziz hatıran  sönmez meş'ale olarak ruhlarımızı daima ateşli ve uyanık tutacaktır.

                                                                           Reisicumhur İsmet İnönü]                                                                    

 

-----------------------------------

Sunuş yazısı ve günümüz Türkçesine uyarlayan:  Prof. Dr. Özer OZANKAYA

* işareti konulan sözcük ya da ad tamlamaları Anıtkabir dıvarlarına ne yazık ki yazım bakımından yanlış kazınmışlardır. Biz burada doğru Osmanlıca yazımını veriyor, tırnak içinde de Anıtkabir dıvarlarındaki yazılış biçimini gösteriyoruz. Ö.O.)



YAZARLAR

  • Cuma 21 ° / 16 ° Fırtına
  • Cumartesi 22 ° / 15 ° Sağanak
  • Pazar 20 ° / 13 ° Güneşli
  • BIST 100

    103.781%0,00
  • DOLAR

    5,7567% 0,13
  • EURO

    6,3504% 0,15
  • GRAM ALTIN

    271,86% 0,65
  • ÇEYREK ALTIN

    448,569% 0,65