Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


ANILARIM VE BEN

Lise son sınıfta okurken hatıra defterime şöyle bir yazı koymuştum.


       “Hayat adım adım yürüdüğümüz meçhul bir yoldur.Her adımımız bir iz ,her dönümümüz bir yaş bırakır.Günler geçtikçe,yol yürüdükçe, en yakın arkadaşlarımız artık görünmez olur. Bir zaman gelir ki,bu yürüdüğümüz yollardan,geçtiğimiz dönemlerden,eser bile kalmamıştır.

         Artık etrafımızı iş arkadaşlarımız sarmıştır.Geçimin güç şartları sarmıştır. Yorulmuşuzdur hayat yolunda.Attığımız her adım git gide kısalmıştır.Dermansız kalmışızdır. Umutsuz kalmışızdır.Ümitlerimiz kesildikçe, dönemecin çetin yollarında, tat bulacağımız geride kalan hatıralarımız olacaktır.

           Yaşamımıza takılan bir şarkı,bir şiir veya bir anı ölümsüz olarak yaşayacaktır.Bu gün 9 Mayıs 1977 belki bundan yıllar sonra defterimin kapağını açtığımda bir film şeridi gibi sizleri anacak ve mutlu olacağımdır.”

            Tabiki defterimin sayfalarında o günkü  okul arkadaşlarım,Mustafa Uçar,Yusuf Altınbulduk, Ahmet Hikmet Arlı, Ekrem Uzun, Hatice Ünal,Kaya Bölgen,Halil Savaşer, Atiye Aydın,Tamer Musabeyoğlu,Cemal Özcan,Hulusi Mühürcüoğlu,Suzan Kuyumcu,Sevtap Sert,Emine Ürgenç,Güler Özkan,Eyüp Özgül’ün içten sözleri beni etkilemiştir.Ayrıca, Öğretmenlerim; Süleyman Gültekin, Mehmet Küçükgöde, Gülderen Dalyanoğlu, Sefa Doğan ve,Cevdet Esen’le Edebiyat Öğretmenim,Mustafa Şahin  anılarımda  yaşamaya devam edecektir.

            Okul bittikten sonra,asker arkadaşlarımız,iş arkadaşlarımız, sevdiklerimiz, sevildiklerimiz bu kitapta yerlerini almışlar,hayatıma istemeden de olsa yön vermişlerdir.

            İnsan yaşamı anılardan ibarettir.Elbette bir gün bu diyardan göçüp gideceğiz.Ama bu anılarımız bir çok okuyucuya emsal teşkil edecek ve yıllar sonra bile sayfalarda yaşamaya devam edecektir.

            BEN VE ANILAR Kitabım sadece benim anılarım değil,Benimle birlikte yaşamış arkadaşlarımın anılarını ve o yıllara ait geçim şartlarını,sosyal sistemini,ülkenin durumunu, anlatması nedeniyle, tarihteki yerlerini yaşatacaktır.

            Yazarların önemli görevlerinden biri, belkide en önemlisi yaşadıkları olayları, gelecek nesilllere aktararak,geçmiş hakkında bilgi vermeleridir.Bende bunu yapmaya çalıştım.BEN VE ANILARIM kitabımdaki hikayelerle;Devrimin aşklarını, acılarını, yaşamlarını, gelecek nesillere aktarmaya çalıştım.Dilerim başarılı olmuşumdur.Bundan sonra onları bu kitapta okuyarak yaşatmaktan gurur duyacağım.İsterim ki beni anlayışla karşılasınlar.Ölenlere rahmet kalanlara sağlık sıhhat ve huzur dolu bir yaşam diliyorum.Beni af etsinler.

            Yukarıdaki yazı yeni kitabımın giriş yazısıdır.Ne tesadüf ki, 9 Mayıs 1977  de yazmaya başladığım hatıralar dizisinin son yazısını 9 Mayıs 2020 günü tamamlamış oluyorum.Aradan tam 43 yıl geçmiş.Kırküç yıl büyük bir zaman.Okul hayatı bittikten sonra,askerlik,daha sonra da iş hayatı.Bunların arasına serpiştirilmiş binlerce hikaye.

            Bu arada tam otuz yıl devlet memurluğu.Yaşadığımız bunca olaylar.Neresinden  baksan bir kitap olacak anılar.Aşk hikayeleri.Geçim hikayeleri.Darbeler,sürgünler.Hepsinin içinden seçilmiş hikaye dizileri.

             Bugün altmış dört yaşındayım.Yukarıdaki zeytinlik olan yere iki defa gitsem üçüncüye gidemem.Bu yaşlılığın belirtileri.Eskiden bunun elli katı uzağına gider geri gelirdim.Geçenlerde bir hoca konuşuyordu.Diyordu ki;

            “Yaşlılık yapmak istediklerine vucudun izin vermemesi durumudur.”

               Bence çok güzel tarif etmiş Hoca.Gençler bunu biraz zor anlasada  yaşlılığın gerçek tarifi bundan ibaret.Yapmak istiyorsun ama yapamıyorsun.Ayakların tıkanıyor. Kalbin sıkışıyor.Nefes almakta güçlük çekiyorsun.Bunların hepsi yaşlılığın bilinen belirtileri.

              Birde derim ki;”Bizim nesile vita yağını çok yedirdiler.”Yerli üretim diye bize Amerikan yağını peşkeş çektiler.O yağlar sayesinde hepimiz tombullaştık.Eski yaşlılarımız hep zayıf olurlardı.Bizim tertipler hep obez oldular.

              Yaşamımızda bir kolaylık varsa o da doktor-Hastahane ilişkilerimiz. Şimdi herkes doktora serbestçe gidebiliyor.Sigortalı olsanda, olmasanda doktora gidebiliyorsun.Hatta en ağır amaliyatları bile olabiliyorsun.Bu güzel oldu.Fakat bir kronik hastalıklar zinciri peydah oldu etrafımızda.Bir türlü vucuttan silinemiyor.Bu konuda çok şeyler söylendi ama daha iyi anlamak için yaşadığımı size anlatmak istiyorum.

             Ben şeker hastasıyım.Tıp diline göre diyabet diyorlar.İlk ortaya çıktığında doktor küçük bir hap verdi.

            “Bunu günde iki tane yutacaksın .”dedi.Yaklaşık beş altı sene yuttum.Kan şekerim 180 lere çıkmaya başladı.O Vakitler 89 kilo geliyordum.Başka bir doktora gittim.O doktor hapımın yanında bir hap daha verdi.

              “Bunu da akşam sabah yut.”dedi.

                Onun dediklerini de bir süre yuttum.Bu defa kilom 94.5 oldu.Kan şekerim tekrar yükselmeye başladı.Yine 180 -200 olmaya başladı.Bundan şüphelendim.Tekrar başka bir doktora gittim.O da başka bir hap önerdi.

              “Bunu akşam sabah kullan.”dedi.

               Dediklerini aynen yaptım.Bir ara kilom düşer gibi etti.Fakat bir süre sonra tekrar yükseldi ve 98 kiloya ulaştım.Kan şekerim de yükselmeye başladı.Bu defa doktora gitmedim. İlk aldığım haptan yedek olarak kullanmaya başladım.Bu defa kan şekerim normale düştü.

               Bunlar gösteriyor ki ilaçlarda bir sorun var.İçindeki faydalı oran düşürülüyor.Tabiki bunun isbatı beni geçiyor.Ama düşünmeden de edemiyorum.Hastalarımız da,doktorlarımız da,hatta devletimiz de soyuluyor.Ben emperyalistlere güvenmem.İşte Amerikada olanlar. İnsan şahsiyetinin hiç önemi yok.Bunlar hep kar düşünürler.Benim diyabetimin yok olması işlerine hiç gelmez.Bunu hiçbir zaman unutmayalım ve uyanık olalım..   



YAZARLAR

  • Çarşamba 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cuma 32 ° / 21 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.123%0,00
  • DOLAR

    7,8286% 0,15
  • EURO

    9,1923% 0,15
  • GRAM ALTIN

    476,80% 0,96
  • Ç. ALTIN

    786,72% 0,96