ALİM KAZA GEÇİRDİ
Tarih: 20.2.2018 11:29:04 / 419okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

Ali´nin ailesinin oturduğu ev küçük bir ahşap evdi. Duvarları çamurdan, üzeri çinko kaplı küçük bir kulübe…

Evin içini, üç-dört basamakla çıkılan ahşap merdivenin dayandığı ahşap zemin ikiye ayırıyordu. İkiye ayrılan bu ahşap zeminin üstünde oturuyorlardı. Burada bir kat yatak, sandık, ayna ve diğer eşyalar vardı.

Mutfak eşyaları ağırlıklı olan diğer eşyalar da aşağıdaki alt evde bulunuyordu. Kapı, ahşap merdivenin bulunduğu boşluğa açılıyordu. Kapının hemen arkasında ise zemini beton olan küçük bir banyo vardı. Tuvaleti ise, avludaki birkaç ev ortak olarak kullanıyorlardı.

Ali´nin baba ve annesinin oturduğu kulübe tipik bir köy evi tarzındaydı… 

Ahşap kulübenin önünde bulunan tulumba avludaki evlerin su ihtiyacını karşılıyordu.  Tulumbanın önünde kalan yer ise çamaşır yıkama ve çocukların oyun yeriydi. Avlunun dışında kalan geniş alan ise futbol oynamak için düzenlenmişti. Burada, özellikle hafta sonları sık sık futbol maçları yapılırdı. 

Dededen kalma bir evdi oturdukları avlu…

Avludaki herkes birbirleriyle yakın akrabaydılar. Beş-altı evden oluşan avlunun diğer evleri de ahşap olsa da, Ali´nin evinden biraz daha büyüktü. Avlunun her bir köşelerinde birbirine paralel olarak diziliydi sıra sıra bu evler.

Avlunun ortasında bulunan alan çocukların oyun alanı olarak yeterli değildi. Oynasalar da, fazla ses ve gürültü oluyordu. Bu yüzden, büyüklerinden sık sık uyarı alıyorlardı. Bir de bu dar alanda çamaşır yıkandığı günler oluyordu. Çamaşır sırası olan aile avlunun orta yerine çamaşır kazanını kuruyordu. 

            Geriye kala kala avlunun sokağa bağlanan ince uzun yolu kalıyordu. Bir de sokak tabii ki.

Çocuklar sokakta genelde top oynuyorlardı. Bir avuca sığan büyüklükteki lastik topun peşinde kaleden kaleye gol atmak için koşturup duruyorlardı. Bir de, uçurtma uçurmak, bilye ya da çelik çomak gibi oyunları oynamak için sokağa taşıyorlardı avlunun çocukları. 

İp atlamak, çizgi oynamak gibi oyunlar sokaktan uzanan avlu girişinde oynanıyordu. Erkekler de bazen oynasa da, genel olarak kız çocukları oynuyorlardı bu oyunları. Kızlar kırık kiremit parçalarıyla yere çizdikleri karelerin içinde seke seke sürdükleri oyunda, ayak uçlarıyla hamle yaparak sürdükleri ince kiremidi çizginin üzerinde kalmadan, bir kareden diğerine geçirmeye çalışıyorlardı. Diğer yanda ise kızlar sırayla ip atlıyorlardı. 

Ali de biraz büyüyünce avludaki akraba çocuklarının arasındaki yerini almıştı. Kendi yaşıtı olan çocukların oynadığı çeşitli oyunlarda artık o da bulunuyordu. Oyuna alınıp alınmaması ise genelde yaş guruplarıyla ilgili bir olaydı.  

Oysa sokakta, ya da çok dar olan avlu giriş yerinde bu oyunları oynamak doğru olan bir şey değildi. Fakat bırakın sokağı, koskoca mahallede bile çocukların oyun oynayabilecekleri bir tek yer yoktu. Oysa mahallelerde çocuk parkları ve oyun alanları olmalıydı. Böyle olsaydı ne güzel olurdu. O zaman çocuklar oyun alanlarında rahat rahat oyun oynayabilirlerdi. Hem de hiçbir tehlikeyle karşılaşmadan. 

Ama şimdi…

Oyun yeri olmadığından dolayı, çocuklar durmadan sokağa çıkıyorlardı. Bu da tehlikeli olduğundan dolayı sorun yaratıyordu. Bu yüzden, çocukların sokakta oynamalarına çocukların, anne ve babalarının gönlü pek razı olmuyordu.

Çocuklar ise, hiç düşünmeden, nerde olursa olsun, oyun oynamak için her fırsatı değerlendirmeye çalışarak yola çıkıyorlardı. Hatta bazen büyükleri tarafından engellenmek istendiklerinde de yaygarayı koparıyorlardı. Onlar da çaresiz olarak çocukların yolda oynamalarına izin veriyorlardı. 

Bu durumda dikkatli olmak gerekiyordu. Çocukları sık sık kollamak zorundaydılar.  Zaman zaman çocukların anne, abla ve ağabeyleri sokağa bakıp, onları dikkatli olmaları konusunda uyarıyorlardı. Avluya gelen tanıdık biri bile çocukların yanlış hareketlerini uyarıyordu. İçeri girdiğinde de, çocukların annelerinin sormaları karşısında sokaktaki durumu rapor ediyorlardı. 

Çoğu zamanda, sokakta oynayan çocukların başına, onları zaman zaman kontrol edecek abi ve ablalarını bırakıyorlardı. Abi ve ablalar, kendi aralarında çelik, çomak oynamak, ip atlamak gibi oyunlara dalsalar da, göz ucuyla küçük çocukları kontrol ediyorlardı. 

Tabii bir de sokağa bazen giren araçlar oluyordu. İşte bunlar asıl tehlikeydi. Çünkü kötü bir sonla sonuçlanan birçok kazalar oluyordu. Oyuna dalan çocuklar bir kazaya uğrayabilirlerdi. Hızla araçlar girebilirdi sokağa. Ya da, tüm kuralları çiğneyerek trafik terörü yaratan sarhoş ve ehliyetsiz sürücüler olabilirdi.

Bir de kötü insanlar vardı…

Hırsız, suçlu ve sabıkalı gibi kötü insanlar birçok kötülüklere neden olabilirlerdi. Çocukları kandırıp kaçıran kötü insanlardı bunlar. Çocukları kazalara olduğu kadar bu kötü insanlara karşı da korumak gerekiyordu.  

O günde öyle olmuştu…

Avluda oynayacak yer bulamayan çocuklar sokağa taşmaya başlamışlardı. Kızlar yere çizdikleri kareler arasında tek ayaklarıyla sekerek oynadıkları oyunda kiremidi sırayla sürüyorlardı. Erkek çocuklar da sokakta top oynuyorlardı. 

Top oynayan küçük çocukların arasında Ali de vardı. Oyunun heyecanına dalmış, arkadaşının kendine uzattığı topun peşinde koşuyordu. Amacı, topu kimseye kaptırmadan, kaleye doğru ayağıyla vurmaktı.

Ali oyuna o kadar dalmıştı ki, sokağa giren motosikleti önce hiç fark etmedi. Hızla üzerine gelen motosikleti fark ettiği zaman da vakit geçti artık. Üzerine doğru gelen motosikleti son anda fark eden Ali kendini kurtaramadı. Sonunda o korkulan kaza oldu…

Motosikletin çarptığı Ali iki metre kadar yolun kenarına fırlamıştı. Yere düştüğünde ise başından oluk oluk kan akıyordu.

Ali´yi hemen hastaneye kaldırdılar. Acil serviste yapılan tıbbi müdahale ve kontrollerin ardından filmleri çekildi. Birkaç saat için yoğun bakıma da aldılar. Ailesi ve akrabalarının kaygılı bekleyişi sonunda sona erdi. Doktorların dediğine göre kazayı hafif olarak atlatmıştı.

Ali´nin başından aldığı darbede şu an için hayati bir tehlike yaratmıyordu. Fakat kolunda ve kaburgasında birer kırık vardı. Hastanedeki doktor ve hemşireler hemen gereken şeyleri yaparak, Ali´nin kolunu alçıya aldılar. Daha sonra da Ali´nin evine götürülebileceği söylendi.

Bu kaza Ali´ye büyük bir ders olmuştu. Artık sokakta top oynamayacaktı. 

Tabii, değişen başka bir şey de vardı…

O kazadan sonra Ali´nin babası ona daha çok zaman ayırmaya başladı…

Ali´ni babası bazı günler işten çıkınca Ali´yi parka götürmeye başlamıştı artık. Evlerine uzak sayılabilecek bir mesafede olan çocuk parkına gidiyorlardı birlikte. Babası satın aldığı gazeteyi okurken, Ali de, salıncak, tahterivalli ve diğer oyun araçlarında gönlünce eğleniyordu. 

Ama bir sorun vardı şimdi de…

Ali yalnız başına eğleniyordu. Oysa yanında mahalledeki arkadaşları da olsa, onlarla birlikte oynasalar ne güzel olacaktı. Hem kendinin trafik kazası geçirmesinden sonra mahalledeki arkadaşları da sokakta oyun oynamaya son vermişlerdi.    

Bir akşamüstü Ali:

-Baba bizimle birlikte arkadaşlarım da çocuk parkına gelebilir mi? dediğinde,

-Tabi dedi Ali´nin babası neden olmasın.

O günden sonra her parka gittiklerinde arkadaşlarını da yanlarına almaya başladılar. Hep birlikte çok güzel eğleniyorlardı artık. Gülüp, eğlenerek salıncaktan tahterivalliye, tahterivalliden kaykaya doğru koşup duruyorlardı. Hem şimdi artık Ali, her çocuk parkından eve döndüğünde o gün çocuk parkında nasıl eğlendiğini anlatmak zorunda kalmıyordu.

Ali´nin babası, Ali ve arkadaşlarını hafta sonları da, yanlarındaki futbol sahasında bir araya getiriyordu. Ali´nin babası arkadaşlarıyla maç yaparken, çocuklar da bu daha geniş ve güvenli bu spor alanında rahatça top oynuyorlardı.

Ali´nin babası bayramda da Ali ve arkadaşlarını Lunapark´a götürdü. Onlara da bayram harçlığı verdi orada hemen. Çocuklar bayram nedeniyle çoğalan harçlıklarıyla iki-üç saat boyunca o dolap senin, bu uçak benim diyerek, lunaparkta doyasıya eğlendiler. Çocuklar Lunapark´ı çok sevmişlerdi.

Ali´nin babasının Ali ile bu denli ilgilenmesi, diğer çocukları da eğlenceye ortak etmesi, çocukların babaları için sanki bir ilham kaynağı olmuştu. Mahallede bunun bir süredir konusu oluyordu.

Ali´nin babasının kendi çocuğunun yanı sıra, diğer çocuklara karşı yaptığı bu güzel ve duyarlı davranıştan söz ediliyordu. Dolayısıyla da, bir etkilenme söz konusuydu.

Sonraki günlerde de bu etkileşim sonucunu vermeye başladı…

Ali ile birlikte parka giden Mustafa´nın babası da aralarına katılmaya başladı. Birkaç gün sonra Selçuk, Hasan ve Deniz´in babaları da aralarına katıldılar. En sonunda Kemal, Ahmet, Turgut, Süleyman, Onur, Alper ve Mehmet´in babaları da aralarındaydı.

Hep birlikte parkın yolunu tutuyorlardı. Çocuklar çocuk parkında oynarken, babaları da İçten ve sıcak bir dostluk havasında sohbet ediyorlardı.  

Böylece sevgi çemberi büyümeye başlamıştı…

Çocuk parkındaki manzara çok güzeldi… 

Yalnız koşa oynaya eğlenen çocuklar değil, büyükler de kendi aralarında koyu sohbetlere dalıyorlardı. Çocukların babaları birbirlerine yabancı olmasalar da çocukların bu oyun ortamında birbirlerini daha iyi tanımaya zaman ve ortam buluyorlardı.  

Peki… Babaların, çocuklarını çok iyi tanıyıp, kolladıkları söylenebilir miydi?..

Bu konuda verilecek bir yanıt mutlaka hayırdı… Onlar da çocuklarıyla ilgilenip fazla zaman ayıramıyorlardı. Çocukların da iç dünyasını da yeterince tanıdıkları söylenemezdi.

Babalar, evlerinin geçimini temin etmek için sürekli bir iş koşuşturmasındaydılar.. 

Çocukların babalarının yoğun bir iş ortamı ve sürekli bitmeyen işleri oluyordu. Bu nedenle…  Çocuklarıyla ilgilenmek için fazla zaman bulamıyorlardı. Bir gün de olsun böyle bir olumsuzluk yaşanabileceği akıllarının köşesinden geçmiyordu. Ama zaman da hızla akıp gidiyordu. Çocuklar ise geçen yıllarla birlikte çabucak büyüyorlardı.

Çocukların kendi çocukluk geçmişleri de sağlıklı büyüme için çok önemliydi…

Çocuklar için hayatı mutlu kılan şeylerden biri de çocukluk sürecinin sevgi dolu ve güzel geçmesiydi… 

Aile sevgisinin tam olarak alınıp, çocukluğun sorunsuz geçmesi çocuklar için yararlıydı. Çocukluk döneminin aile sevgisiyle dolu bir mutlu ortamda yaşanması gerekirdi. Bu, çocukların iç dünyasını güzelleştirdiği gibi, gelecekteki yaşamlarını da etkiliyordu. Çocukların geleceklerini yönlendiren bir olguydu. Psikolojik anlamda bu çok önemliydi. Bu olumsuzluk, insanın iç dünyasında derin bir uçurum gibiydi. Yabana atılacak bir şey değildi.  

Güzel olan şey… Çocukların ailelerinin şimdi artık bunun farkına varmaları olmuştu. Demek her şey sevgi ile oluyordu.

Ama şimdi onlar da çok mutluydular. Çünkü yaşamlarındaki bu boşluğu telafi etmişlerdi artık.

Tabii ki bu Ali´nin babasının sayesinde olmuştu. Ali´nin babası çocukları ilk anlayan kişiydi… Çocukların oyun yeri sorununu kendince halletmişti. Bu ara, sokakta oynayan çocukların trafik kazalarına karşı korunmasında da başarılı olmuştu. 

Çocuklarla ailelerinin arasındaki duygusal kopukluğun da ilk farkına varan Ali´nin babasıydı. Bu konudaki duyarlı davranışıyla çocuklarla arasındaki iletişimde öncü rolü üstlenmişti.   

Sonuçta sevgi yolu açılmıştı artık… Talihsiz bir trafik kazası sisli gönüllerin ufkuna sevgiyle doğmuştu.

Mutluluğun yollarından birinin de sevgiden geçtiğinin fark edilebilmesi çok güzel bir şeydi. Artık sevgi yolunun yüreklerdeki sıcaklığını sürekli taşımak ve sevgi ateşini hiç söndürmemek gerekirdi.
Cumali Karataş

Anahtar Kelimeler: ALİM, KAZA, GEÇİRDİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BARIŞ SERGİSİ NOTLARI (07 Aralık 2018 - Cuma)
LİSE DERGİLERİ (04 Eylül 2018 - Salı)
sanat gündemi (26 Temmuz 2018 - Perşembe)
sanat gündemi (13 Temmuz 2018 - Cuma)
GEZİ NOTU (10 Temmuz 2018 - Salı)
FOLKLOR VE TÜRKÜ USTASI AZİZ ÇELİK (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ALTIN SES VEDAT ÇETİNKAYA (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
BESTEKÂR-YAPIMCI FIRAT GEN´LE KONUŞTUK (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
İLTER BİR SÖZ YAZARI YEŞİLAY… (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
BİR BESTEKÂRIN ŞİİRSEL İTİRAFLARI (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
NECMİ ÖZDEMİR´LE MÜZİK KONUŞTUK (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
ŞİİRDEN ROMANA ŞARKI SÖZÜ (01 Nisan 2018 - Pazar)
ALİM İNTERNET ÇAĞINDA (19 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM KARNE ALIYOR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE HAYVAN DÜŞMANI ÇOCUKLAR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ALİM (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM SİMİT SATIYOR (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE ÇOCUK KAÇIRANLAR (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM OKULDA (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM KAYBOLDU (20 Şubat 2018 - Salı)
Çocuk Öyküsü - ALİM KAYBOLDU (13 Şubat 2018 - Salı)
ALİM HASTA (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
ŞARKILARA CAN VEREN USTA (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
***BİR KÜÇÜK BEYAZ GÜL*** (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA” (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
AHMET REMZİ DESTANI (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
“İSTANBUL, İSTANBULL” (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Çocuk Öyküsü***DÜNYAYA KÜSEN GÜNEŞ*** (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
çocuk öyküsü ***HAYLAZ BULUT*** (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-4 (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Çocuk Öyküleri (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
BİR FOLKLOR AĞIDI (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
MUZAFFER İZGÜ´NÜN ARDINDAN (03 Ekim 2017 - Salı)
ALİLİMONCU´YA VEDA (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
MESUT MERTCAN YOK ARTIK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
GÜNEYDE YAPRAK DÖKÜMÜ (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
***ÖKSÜZ MARTILAR*** (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Çocuk Hikâyeleri (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEMSİLCİLERİMİZDEN 16.HAFTADA TOPLAM 3 PUAN
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BARIŞ SERGİSİ NOTLARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN MAŞALARI-2
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ANLATILMAZ YAŞANIR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
AMAÇ ÇATIŞMALARI VE ÖĞRETMENLER
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Belediye Kazanmak mı? Seçim Kazanmak mı?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AÇIK MEKTUP
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
TARİKAT-CEMAAT ÖRGÜTLENMESİ DEMOKRASİDE MEŞRU MUDUR?
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ABD´yi Yerli Malı ile Protesto Etmek Yerine Beyin Göçünü Engellemek ve Bilimin Öngörüsü ile Geleceği Kurmak Gerekir
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
SEVGİ ÜSTÜNE
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
FIRAT DOĞUSUNA HAREKÂT AÇIKLAMASI
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
BU NASIL BİR MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI?
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KEDİ KAZASI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
Beraberliğe razı olduk
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
BEKA MESELESİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
9 °C
Perşembe
6 °C
Cuma
8 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-12/17/1228165080794.jpg