ALİM KARNE ALIYOR
Tarih: 12.3.2018 10:05:09 / 445okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

Ali ikinci sınıfta da güzel bir öğretim yılı geçirmişti. Okulda bir soruna neden olmamış, aksine sevilen bir öğrenci olmaya başlamıştı. Öğretmeni ve arkadaşlarıyla ilişkileri de iyiydi. Okula, öğretmenine ve arkadaşlarına olan sevgisi daha da artmıştı.

Derslerinde de başarılıydı Ali. Öğretmeninin sevdiği sınıfın çalışkan öğrencilerden biri olmuştu. Öğretmen ne zaman ona bir soru sorsa doğru yanıt veriyordu. Ayrıca öğretmeninin sınıfa sorduğu bazı soruları bilen iki-üç öğrenciden biriydi. 

İlk dönem sabahçı olan Ali sömestr tatilinden sonra da öğrenci olmuştu.  İkinci dönemde de derslerine yine çok iyi çalışıyordu. Bazı çocuklar gibi çantasını eve atıp oyuna koşmuyordu.

Sabahçı olduğu dönem, okuldan gelir gelmez ödevlerini yapıp, sonra yemeğini yiyordu. Daha da zamanı kalırsa arkadaşlarıyla oynuyordu.

Öğleci olduğu zaman ise, okuldan eve geldiğinde yemek zamanı değilse eğer hemen dersini yapıyordu. Yemek zamanı ise, önce yemeğini yiyerek, dişlerini fırçaladıktan sonra dersini yapıyordu. Yeterli zamanı varsa eğer, o gün okulda gördüğü derslerini de yeniden bir gözden geçirip öyle uykuya dalıyordu.  Hemen yatmalıydı, çünkü sabah erkenden kalkıp simit satacaktı.

Günlerin nasıl geçtiği belli değildi…

Yaz, kış derken koca bir öğretim yılı sona ermişti. Öğrencilerin artık bir yıl çalışmalarının göstergesi karnelerindeki notlarla ölçülecekti. Bugün de okulun son günüydü. Yaz gelmiş, havalar yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı.

Öğretmen, karneleri almak için müdür odasına gitmişti. Birazdan gelirdi. Sınıftaki çocukların gözleri bu yüzden kapıdaydı. Öğretmenlerinin gelmesini heyecanla bekliyorlardı.

Çok geçmeden öğretmenleri sınıf kapısından içeriye girdi. Elinde bir tomar karne vardı. Günaydın dedikten sonra masasına oturup derin bir nefes aldı önce öğretmenleri. Sonra da önündeki karneleri poşetinden çıkararak isim ve soyada göre okumaya başladı. 

Tüm öğrenciler gibi Ali de karnesindeki notları merak ediyordu. Derslerinin iyi olduğundan emindi ama yine de bir merak içerisindeydi. Bakalım karnesindeki notlar nasıl olacaktı.

Daha sonra, öğretmen numara sırasına göre öğrencilerin karnelerini dağıtmaya başladı. Sırası geldiğinde Ali´nin de isim ve numarasını okudu. Ali karnesini almak için karşısında duran öğretmenine doğru koşmaya başladı. Öğretmen Ali´yi de tebrik ederek, karnesini verdi. Hemen ardından da takdir belgesini uzattı. Ali karne ve takdir belgesini alınca sevinçle yerine oturdu. Koca bir yılın ders yorgunluğu bir anda geçmişti.

Ardından da, öğretmen, iki yıldır sınıf öğretmenliğini yaptığı çocuklara karşı duygulu bir konuşma yaptı. Tatillerinin güzel geçmesini diledi. Onları özleyeceğini söyledi.

Öğretmen, tatilde de bol bol kitap okumalarını söyledi. Şiir ve hikâye kitabı okumalarını da önerdi. Öğrenciler de tek tek Allahaısmarladık derlerken öğretmenlerinin ellerini öptüler. Öğretmenleri de onların yanaklarından öptü. Daha sonra öğrenciler arkadaşlarıyla da vedalaşarak sınıftan ayrıldılar.

Ali ve arkadaşları da okuldan ayrılıyorlardı. Tam da bu ara az ileriki köşe başında arkadaşları Mustafa ile Yaşar´ı gördüler. Mustafa ile Yaşar bir şeyler tartışıyorlardı sanki. Durup dikkatli baktıklarında Mustafa´nın Yaşar´a bir şeyler anlatmaya çalıştığını gördüler.

Yaşar, dinliyor görünse de aslında aldırış etmiyor gibiydi. Pek de iyi değildi Yaşar aslında.  Mustafa Yaşar´ı ikna etmeye çalışıyordu sanki. Tam bu ara Mustafa ile göz göze geldiler. Mustafa kaygılıydı biraz. Daha çok beklemeden Ali, Ahmet ve Deniz yanlarına doğru gittiler.

-Bir şey mi oldu Mustafa; Yaşar´ın neyi var?

Ali yanıt vermeden Mustafa ile ilgileniyordu.

-N´oldu Mustafa merak ettik, bir şey mi oldu

Ali´nin ısrarla sorması karşısında biraz çekilip, ona doğru dönerek, kaşıyla işaret etti:

-Yaşar dedi, karnesindeki kırıklar sorun oldu.

-Nasıl yani?

-Nasıl olacak dedi Mustafa, babası eğer sınıfta kalırsan konuşurum ben senle demiş.  Babası çok sert ve sinirli olduğu için de, eve gitmekten çekiniyor Yaşar.”

            -Ne diyor peki? dedi Ali bunun üzerine, ne yaparmış babası? Neden korkuyor?”

Mustafa:

-Babası sinirlenince çok fena dövermiş. Şimdi ondan korkuyor. Eve gitmek istemiyor.

Ali:

-Sen de ikna edemiyorsun galiba değil mi?

            -Evet, aynen öyle. Eve gitmeye ikna edemiyorum Yaşar´ı. Kesinlikle eve gitmek istemiyor.

-Ne yapacakmış peki?

-Onu da bilemiyor?

Arkadaşlarıyla fısıldaştıktan sonra Yaşar ile konuşmaya başladı Ali:

- Bak Yaşarcığım en iyisi eve gitmek baban da bir sorun yaratmaz bakma sen kızdığına o zaman dedi.  Duvara dayadığı kolunun üstüne yaslanan Yaşar, Ali´ye bir yanıt vermedi. 

Yaşar babasından çok korktuğu kadar aslında kendisi de üzülüyordu, mahcup da oluyordu…

Yaşar´ın içinde doğrusu biraz da pişmanlık vardı…

Koca bir ders yılında sağda solda aylak aylak gezip oynayacağına dersine çalışsaydı şimdi ne iyi olacaktı. Sınıfını geçen diğer arkadaşları gibi şimdi sevinç ve neşe içerisinde evine gidiyor olacaktı. Ne yazık ki iş işten geçmişti artık. Her şeyi zamanında yapmak gerekirdi.

Ahmet ile Deniz de eve gidelim dese de Yaşar´ın bir kulağından girip diğer kulağından çıkıyordu. Ali sağ elini Yaşar´ın omzuna koyarken, sol eliyle de başını yasladığı kolunu tutuyordu.  Yeniden onu ikna etmeye çalışarak:

-Bak Yaşar sen yine eve gitmezsen gitme de yolda gide gide konuşalım ne yapacağımızı. Sen ne diyorsan o olsun sonuçta dedi. 

Ali´nin önerisi aklına yatmıştı Mustafa´nın… Yavaş yavaş toparlanıp onlarla birlikte yürümeye başladı.

Yol boyunca Yaşar´ı sakinleştirmek ve üzülmesini önlemek için hep birlikte konuşarak yürüdüler. Sokaklarına geldiklerinde Ali arkadaşlarını eve davet etti. Hem böylece bir süre otururlar ve ne yapacaklarını kararlaştırırlardı. Belki babası eve gelmişti, onun da bu konuda gizlice bir fikrini alırdı.    Ali böyle düşünüyordu. Arkadaşları da onun düşüncesine sıcak bakarken, Yaşar yok diyordu.

Bu ara beklenmedik bir şey oldu…

Bakkal Ramazan efendi iriyarı ve heybetli cüssesiyle karşıdan göründü. Kendilerine doğru geliyordu.

-Ne o çocuklar merak ettim bir şey mi oldu? dedi.

-Bir şey yok Ramazan Amca, arkadaşlarla okuldan geldik de… dedi Ali.

-Hiç böyle okuldan gelmezdiniz, kavga dövüş mü yaptınız birileriyle söyleyin bakim?..

Ne yapsalar Ramazan Amca´yı ikna edemiyorlardı…

Sonunda, Ramazan Amca Ali´yi yanına çağırdığında, Ali ona gizlice söylemeye karar verdi. Ramazan Efendi ne kadar sert olsa da iyilik ve yardımsever babacan bir insandı. Mahallede kimin ne işi olsa soluğu onun yanında alırdı. Birçok yerde de tanıdığı görevliler vardı, kimin ne işi olsa yaptırmaya çalışırdı.

Ali:

-“Ramazan amca benden duymuş olma da arkadaşım Mustafa karnesindeki zayıflar yüzünden eve gidemiyor. Babasından çok korkuyor. Babası sınıfını geçmeden gelme demiş Yaşar´a. 

Bakkal Ramazan Efendi sorunu anlamıştı. Oğlunu kendi yerine geçirerek çocuklarla ilgilenmeye başladı. Mustafa kem küm etse de çocukların hepsini bakkal dükkânının bir köşesine alarak onlara soğuk birer gazoz ikram etti.

Sonra neşeli hâliyle:

-Çocuklar karnelerinizi aldınız artık gerisi önemli değil diyerek söze başladı.

Sonra da ekledi:

-Karnenizde zayıf da varsa hiç üzülmeyin, bütünlemeye kadar çalışır geçersiniz dedi.  Dünkü konuştuğum okul müdürü bana bunları söyledi. 

Yaşar´ın yüreğine şimdi biraz su serpilmişti. İnşallah öyle olur diye geçirdi içinden, iyice çalışır sınıfımı geçerim.

Sonra da… Bakkal Ramazan efendi Yaşar´a üzülmesinin sebebini sorsa da Yaşar söylemedi, söyleyemedi… Babam beni zayıflarım yüzünden dövecek diyemedi. 

Ama Ramazan efendiydi bu… Neler görüp geçirmişti. Her şeyi usulüne göre çözerdi.

-Karne meselesi mi? dedi sonra yumuşak bir tonla… Ailenden mi çekiniyorsun?.

-Babası çok kızıyormuş dedi Ali birden.

-Kim senin baban? Eviniz nerde?  dedi Bakkal Ramazan efendi.

Ali yine:

-Evleri buraya 200-300 metre kadar ileride; caminin hemen karşısındaki ev dedi.

Yaşar pek sevmişti Bakkal Ramazan efendiyi. İçten ve babacan hâliyle onu kendine yakın bulmuştu. Onun sorusunu geç de olsa yanıtladı:

-Babamın adı Hasan; Marangoz Hasan derler babama.

-Haa şu bizim Marangoz Hasan mı? Tamam… Tanıyorum senin babanı, demek bizim Hasan senin baban oluyor. Geçen yıl bizim evin mutfak dolaplarını ona yaptırmıştık dedi.

Bakkal Ramazan efendi bir bahaneyle Ali´yi çağırıp çocukları yarım saat kadar oyalamasını söyledi. Kendi de kaşla göz arasında Yaşar´ın babasının işyerine gidip buldu onu. Marangoz Hasan onu görünce çok memnun oldu. Severdi Bakkal Ramazan Efendi´yi. Hemen işi bırakıp iki çay söyledi. Sonra da oturup sohbete daldılar.

            Ramazan Efendi uygun bir biçimde konuyu anlattı Marangoz Hasan´a. Her yıl kaç çocuğun bu karne meselesi yüzünden evden kaçtıklarını; intihar eden öğrenciler olduğunu söyledi. Marangoz Hasan mahcup olmuştu. Oğluna çok iyi ders çalışsın diye sıkı sıkıya tembih ettiğini söyledi. Aslında, onu dövecek falan değildim dedi başını sallayarak.  Sonra da, gerisin geriye döndü dükkâna Ramazan efendi.

-Biraz işim vardı onu hallettim çocuklar dedi.

            Çocuklar kalkmak üzereyken Ramazan Efendi bırakmadı:

-Durun hele daha yeni konuşuyoruz. Asıl siz kusura bakmayın. Siz buradayken ben mecbur kaldım çıkmaya dedi.

Sonra da:

-Birer tane gazoz daha benden, yaz sıcağında iyi olur dedi.

Bunun üzerine çocuklar Ramazan efendiyi kıramayarak yeniden oturdular. Hem şimdi Yaşar rahatlamış, önceki halinden eser kalmamıştı.

Gazozlarını içerlerken beklenmedik bir şey oldu…

Yaşar´ın babası çıkıp geldi bakkal dükkânına.

Ramazan Efendi Marangoz Hasan´ı görünce:

-Ooo Hasan Bey yel mi attı, sel mi attı, bu ne güzel tesadüf dedi.

Sonra da:

-Hayırdır, ne işin var Hasan efendi? dedi.

-Geçen gün yaptığım bir işin parasını aldım geçerken de bir sana uğrayayım dedim dedi.  

-Gel o zaman sana bir çay ısmarlayayım ama bir sürprizim var önce sana.  

Marangoz Hasan bir iki adım içeri girdiğinde oğlunu görünce gülümsemeye başladı:

-Vayy benim oğlum da buradaymış. Nasılsın oğlum? dedi.

Bakkal Ramazan efendi:

-Çocuklar karnelerini almışlar, ben de Ramazan amcaları olarak onları konuk ettim dedi.

Marangoz Hasan daha sonra oğlunun arkadaşları olan çocuklarla selamlaştı.

-Karnelerinizi almışsınız hepinize hayırlı olsun çocuklar. Kırk notlarınız olsa bile yapılacak bir şey yok artık, üzülmeyin, çalışır geçersiniz. Yaz tatilinizin tadını çıkarın dedi. Babasının bu sözleri karşısında çok şaşıran Yaşar hemen gelip babasının ellerini öperken, babası da  yanaklarından öptü. 

Yaşar ile babası bakkaldan ayrılırlarken, gülümseyerek teşekkür eden çocuklara göz kırpıyordu Bakkal Ramazan Efendi.
 Cumali Karataş

Anahtar Kelimeler: ALİM, KARNE, ALIYOR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
sanat gündemi (13 Temmuz 2018 - Cuma)
GEZİ NOTU (10 Temmuz 2018 - Salı)
FOLKLOR VE TÜRKÜ USTASI AZİZ ÇELİK (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ALTIN SES VEDAT ÇETİNKAYA (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
BESTEKÂR-YAPIMCI FIRAT GEN´LE KONUŞTUK (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
İLTER BİR SÖZ YAZARI YEŞİLAY… (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
BİR BESTEKÂRIN ŞİİRSEL İTİRAFLARI (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
NECMİ ÖZDEMİR´LE MÜZİK KONUŞTUK (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
ŞİİRDEN ROMANA ŞARKI SÖZÜ (01 Nisan 2018 - Pazar)
ALİM İNTERNET ÇAĞINDA (19 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE HAYVAN DÜŞMANI ÇOCUKLAR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ALİM (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM SİMİT SATIYOR (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE ÇOCUK KAÇIRANLAR (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM OKULDA (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM KAZA GEÇİRDİ (20 Şubat 2018 - Salı)
ALİM KAYBOLDU (20 Şubat 2018 - Salı)
Çocuk Öyküsü - ALİM KAYBOLDU (13 Şubat 2018 - Salı)
ALİM HASTA (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
ŞARKILARA CAN VEREN USTA (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
***BİR KÜÇÜK BEYAZ GÜL*** (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA” (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
AHMET REMZİ DESTANI (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
“İSTANBUL, İSTANBULL” (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Çocuk Öyküsü***DÜNYAYA KÜSEN GÜNEŞ*** (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
çocuk öyküsü ***HAYLAZ BULUT*** (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-4 (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Çocuk Öyküleri (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
BİR FOLKLOR AĞIDI (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
MUZAFFER İZGÜ´NÜN ARDINDAN (03 Ekim 2017 - Salı)
ALİLİMONCU´YA VEDA (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
MESUT MERTCAN YOK ARTIK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
GÜNEYDE YAPRAK DÖKÜMÜ (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
***ÖKSÜZ MARTILAR*** (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Çocuk Hikâyeleri (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KAÇ-KAÇ FACİASI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
İLK 100 GÜN
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI - 19
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
TOROSLAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN ÖZGÜRLÜK BİLDİRİSİ AMASYA GENELGESİ´NİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
DEMOKRASİ, KALKINMA, SAYGINLIK VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
YENİ ADANA GAZETESİ VE BASIN BAYRAMI..
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Ne Geceymiş Yahu?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE DİKTATÖRLÜK(2)
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DEĞİŞİM ZAMANI
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK EĞİTİMİ ULUSAL GÜCÜMÜZÜ OLUŞTURDUĞU GİBİ, “KİNDAR NESİL YETİŞTİREN EĞİTİM” DE ULUSAL YIKIMIMIZA YOL AÇAR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Türkiye Bilimsel Yayınalar Dünyadaki Yeri ve İran Güney Kore Karşılaştırması
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Ali Alp
Ata Ali Alp
aktüalite ve edebiyat
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ASKERALMA SİSTEMİ VE BEDELLİ ASKERLİK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
19 MAYIS 1919
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“YAŞAMAYA GEÇ KALDIM”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
UĞUR MUMCU
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Bereketli Hilal
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEŞEKKÜRLER TOROS KAPLANLARI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YAYLA YOLLARI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
Desteğin Tam Zamanı
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLET İÇİNDE KİŞİSEL DEVLET
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-5/3/1300599925334.jpg