ALİM İNTERNET ÇAĞINDA
Tarih: 19.3.2018 09:43:41 / 515okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

          Günlerden Pazartesi´ydi…

Her zamankinden farklı ve güzel bir Pazartesi´ydi. Yaz tatili ve bunaltan sarı sıcakların ardından okullar bugün açılıyordu… Her taraf cıvıl cıvıldı. Caddeler tıklım tıklım insan ve araç doluydu. Denize, yaylaya, başka kentlere tatile giden insanlar bugün artık tamamen dönmüşlerdi. Eski canlılığına kavuşan şehir kendine gelmişti.

Toplu taşıma araçları yoğun bir biçimde insan taşıyordu. Özel araçlar da her zamankinden fazlaydı. Bir yerden diğer yere akan trafik seli zamanla yarışıyor gibiydi. Çarşı, pazardaki insan canlılığı görülmeye değerdi. Son kalan tatilciler de dönmüştü.  Yaz sıcağından bunalan kent yavaş yavaş artık kendine geliyordu. 

            Okulunu, arkadaşlarını, öğretmenini çok özlemişti Ali. Hepsi de burnunda tütüyorlardı. 

            Ali bu yıl ikinci sınıfa gidecekti. O yüzden heyecanlı bir bekleyişteydi. Okulların açıldığına çok seviniyordu. Okulu ve arkadaşlarını göreceği anı sabırsızlıkla bekliyordu. 

Geçen yıl gibi yine sabahçı olan Ali akşamleyin erkenden uyumuştu. Tatil süresince akşamları televizyon izleme alışkanlığından artık vazgeçiyordu. 

Ali o sabah okula gitmek için uyandığında vakit her zamankinden daha geçti. Çünkü okulun ilk günü diye simit satmayacaktı bu sabah. Kahvaltısını yapıp, dişlerini fırçaladıktan sonra okula gitmek için evden ayrıldı. Daha sonra yolda karşılaştığı sınıf arkadaşı Erdem ile birlikte konuşa konuşa okul yolunda ilerlemeye başladılar.

Erdem yaz tatilini nasıl geçirdiğini anlatmaya başlamıştı… İstanbul´daki dayısının yanına gitmişlerdi. Deniz kenarında kalmışlardı bir süre. Anlata anlata bitiremiyordu tatilini Erdem. 

Ali de aslında tatil yapmamış sayılmazdı. Hem yaz tatilinde çalışmış, kısa süreli de olsa hem tatil yapmıştı. Bundan da gayet memnundu. Bir-iki günlüğüne de olsa gittikleri köy ve denizde geçen anları gözlerinin önüne geliyordu. 

Köye gittikleri zaman bostan tarlalarında gezinmiş, karpuz ve kavun yemişlerdi. Böğürtlen ve incir toplamışlardı. Su taşımışlardı nehirden; nenesinin yaptığı tatlı ve bayram çöreklerini yemişlerdi.

Sonra…

Dedesinin sürdüğü at arabasında gezintiye çıkmışlardı. Hatta ata, eşeğe bile binmişti köye gittikleri zaman. Kısa süreli de olsa, köyde geçen günleri güzel olmuştu.

Yaz tatilinde bir-iki günlüğüne denize de gitmişlerdi… Aynı yerde birlikte oturdukları babasının dayıları ile kuzenleri yanında, hala ve amcalarıyla birlikte denize gitmeleri güzel bir anı olarak kalmıştı.  Kentin başka yerlerinde bulunan bazı akrabaları da bu deniz gezisine katılmışlardı.

Denize gidecekleri o Cumartesi sabahı kiralanan bir kamyon gelip kapılarına dayanmıştı. Bakkal Ramazan efendinin dükkânının yanındaki yüksek kaldırıma yanaşmıştı kamyon. Ondan sonra da herkes yükleyeceği eşyalarını getirip kamyona yerleştirmişti. Dışarıdan gelen bazı akrabaları da gelip eşyalarını yüklediklerinde her şey tamam olmuştu.  

Gittikleri o gün, ilçenin tenha sahilindeki geniş kumsala inmişlerdi. Kamp yerlerini belirleyerek çadırlarını kurmuşlardı daha sonra. Ardından, günün yorgunluğunu denizde atmışlardı. Bir süre dinlendikten sonra da sahilde oturmuşlardı. Bu ara kadınlar akşam için yemek telaşına düşerken, çocuklar da kendi aralarında çeşitli oyunlar oynuyorlardı.  Sonuçta… Güzel bir ortamları olmuştu. 

Yemek sonrası biraz dinlenip, akşamüstü yeniden hareketlenmeye başlamıştı kafile… 

Büyükler kumda futbol maçı yaparken, kadınlar ve genç kızlar kendi aralarında eğlenerek denizin tadını çıkarıyorlardı.

Çocuklar ise kumdan şatolar yapıyorlardı kumsalda.  Bazen de aralarında çeşitli oyunlar oynayıp, koşup terledikten sonra da denize giriyorlardı. Denize her girdiklerinde annelerinin, ablalarının gözleri üzerlerinde oluyordu.

Çocuklar denize girdiklerinde aile büyüklerinin kendilerine tembihlediği “sakın ileri  gitmeyin” uyarılarına sıkı sıkıya uyuyorlardı. Çünkü korkuyorlardı da denizden. Denize habersiz girmemeleri ve fazla ileri gitmemeleri konusunda anne ve babalarına söz de vermişlerdi.

Anne ve babalarının böylesine sıkı sıkıya tembihlemesi yanlış değildi… Ama yine de ne olur ne olmaz diye sıkı bir gözetim altındaydılar. Söylediklerine göre, burada boğulan çocuklar olmuştu. Boğulan çocukların ailelerinin gözyaşları haftalardır dinmemişti. Bu yüzden, bu işin şakaya gelir yanı yoktu. Dalgalara kapılıp gitmek bazen an meselesiydi. Hem çocukların çoğu da yüzme de bilmiyorlardı henüz.   

Uyarılara rağmen çocuklar zaman zaman farkına varmadan ileri gidebiliyorlardı. Kendi aralarında oyunlar oynayıp, birbirlerinin üstüne su atarken dalıp gittikleri oluyordu. Bazen de kendilerini sürükleyen dalgalara karşı koyamıyorlardı. Kıyıya hızla vuran dalga çocukların dengesini bozup ileri doğru savururken, daha sonra denizin içine doğru çekiyordu onları.

O akşam kadınların erkek kılığına girdikleri oyun da olmak üzere birçok eğlenceli şeyler yapılmıştı. Herkes bol bol gülmüştü yapılanlara. Ertesi gün akşamüstü de dönmüşlerdi. Bir, iki güne sığan bir deniz tatili olsa da unutulacak gibi değildi. Hem de akrabalarıyla birlikte olması da güzeldi. Kendisi de en az Erdem kadar güzel bir tatil yapmıştı sonuçta. 

Erdem okula geldiklerini söylediğinde, Ali tatilde geçen deniz anılarından sıyırmıştı düşüncelerini. Bir arı kovanına benzeyen görüntüsü vardı okul kapısının. Renk renk çiçekler gibiydi okulunun öğrencileri…

            Okulun kıyafetleri hep birdi. Siyah önlük üzerine de beyaz bir yaka takmışlardı. Okula yazıldığında onun önlüğünü de annesi dikmişti… Hemen çarşıya giderek satın aldığı kumaşlarla pantolon ve önlüğünü bir çırpıda dikivermişti. 

Ali ve arkadaşları o gün birbirleriyle bol bol konuşarak özlem giderdiler. Öğretmenleri de sınıfta tek tek kendileriyle ilgilendi. Güzel bir ders yılı olacağı belliydi..  

Sınıfa yeni gelen bir arkadaşları da olmuştu. Başka bir okuldan naklen gelmişti. Öğretmen, adı Bülent olan bu arkadaşı Ali´nin yanına oturtmuştu. Not durumu ve derslere olan ilgisi normaldi.  Bülent iyi bir çocuktu.

Bülent ile Ali çok iyi anlaşıyorlardı. Bülent´in evi Ali´nin yolunun üzerinde olduğundan okul çıkışlarında birlikte gidiyorlardı. Ali, pazarın köşesine geldiğinde yollarını ayırıyordu Bülent ile. Bülent yol üstündeki yeni yapılan büyük bir apartmanda oturuyordu. Oturdukları daire beşinci kattaydı. Önünde araba garajı vardı.

Bülent´in söylediğine göre, babasının da bir otomobili vardı. Bir bankada müdürdü babası.  Bankaya ve çarşıya yakın olur diye buradan bir ev kiralamışlardı. Bülent´in annesi burada sıkılıyormuş. Hem semt olarak istediği gibi modern bir yer değilmiş, hem de akraba ve çevresi başka semtte oturduğundan sık sık onlara gidiyormuş.

Bir gün yine okul çıkışında Ali ile Bülent´in yolu ayrılacakken Bülent Ali´yi evlerine davet etti. Ders çalışır, bilgisayar oynarız diyordu.  Hem annesiyle de tanışmış olurdu. Annesine Ali´den söz etmişti.

Ali, önce “yok” dese de, Bülent´in ısrarlarına dayanamamıştı. Hem bilgisayar oynamakta vardı. Asansöre binerek beşinci katlarındaki evlerine çıktılar. Annesi kapıda ikisini de güler yüzle karşılayarak, Ali´ye pasta ve meyve suyu ikram etti. Daha sonra da, Bülent´in odasına geçerek ders çalışmaya başladılar.  

Bülent´lerin evi çok büyüktü. Dört oda vardı, bir de koca bir salon. Her taraf çok güzel döşenmişti. Ali şimdiye kadar böyle güzel bir ev hiç görmemişti. Buralarda da zaten böyle bir ev zor bulunurdu.

Bülent´in evde kendisine ait bir odası vardı… İçerisinde karyolası, o çalışma masası,  oynayacağı oyuncaklar, kitaplarla küçük bir televizyon ve yurt dışındaki dayısının getirdiği bir bilgisayar vardı.

Ali, Bülent ile birlikte bir süre ders çalıştıktan sonra eve gitmek üzere oradan ayrıldı. Eve geldiğinde arkadaşından, annesinden, harika evlerinden bahsetti annesine. Öyle bir evin yanında kendi evleri samanlık gibiydi. Arkadaşını evlerine davet etmesi imkânsızdı bu yüzden.

            Ali´nin, okul dönüşü Bülent´lerin evine uğramaları zamanla fazlalaştı. İlk günler biraz olsun çalıştıkları dersler de yerini tamamen internet ve bilgisayara bıraktı. Ali´nin bilgisayarında iki kişinin aynı anda oynayabildiği oyunlar da vardı. Bu oyunun yanı sıra internete giriyorlardı.

Bülent tam bir bilgisayar ve internet bağımlısıydı. Ali de onun gibi olma yolunda hızla ilerliyordu. Tabi bu ara Ali dersine çalışamadığı gibi, okuldan çıkışta eve de geç geliyordu. Hatta bazı gün okul çıkışlarında Ali ile Bülent birlikte internet salonlarına da gidiyorlardı. Ali´nin eve gecikmesinden dolayı annesi kaygılanmaya başlamıştı. 

            Ali´nin okuldaki durumu da çok değişmişti. O çalışkan ve iyi notlar alan Ali gitmiş, yerine tembel ve derslere ilgisiz olan bir Ali gelmişti.

Ali ile Bülent birkaç kez de okuldan kaçarak birlikte internet kafeye  gitmişlerdi. Öğretmeni Ali´deki bu olumsuz gelişmeyi merak etse de nedenini bir türlü öğrenememişti. Sonraki günlerde gizliden gizliye Ali ile Bülent´in arkadaşlarına sorarak bu durumu araştırmaya başlamıştı.

Ali ile Bülent´tin ne yaptıklarını araştıran öğretmenleri, konuyu araştırırken de, kimden öğrendiğini de söylemeyeceğine dair çocuklara söz vermişti. Ali´nin öğretmeni sonunda bu olumsuzluğun nedenini öğrenmişti. Ali ile Bülent internet kafeye gidiyorlardı. O nedenle dersleri iyi değildi. Geçen yılın çalışkan Ali´si gitmiş, yerine tembel ve haylaz bir Ali gelmişti.    

            Öğretmen hemen Ali ile Bülent´in annelerine bir öğrenciyle haber gönderdi. Çok geçmeden Ali ile Bülent´in anneleri okula geldiler. Her ikisi de oldukça kaygılanmışlardı.

Öğretmen, Ali ile Bülent´in annelerine çocuklarının notlarını ve olumsuz durumlarını tek tek anlattı. Çok üzülen her iki anne de, başlangıçta çocuklarının  ders çalıştıklarını belirtip, sonradan ise gizliden gizliye internet merakına kapıldıklarını kabul ettiler.

Ali ile Bülent´in anneleri, konuyla ilgilendiği ve kendilerini erken uyardığı için çocuklarının öğretmenlerine teşekkür ettiler. Daha sonra da çocuklarıyla konuşacaklarını söylediler.

            Okula gidip öğretmenle görüşen Ali´nin annesi durumu biliyordu artık. Durumu öğrense de yine de çok kızmamıştı ona. Sadece dersler ve internet alışkanlığı üzerine biraz konuşmuşlardı. Ali, ders notlarını düzelteceği ve artık internet kafeye kesinlikle gitmeyeceğine dair söz vermişti annesine.

Sömestr tatili için karneler verildiğinde Ali´nin tam üç zayıfı vardı. Diğer ders notları da pek iyi değildi. Ali morali bozuk bir biçimde eve gelmişti. Tek isteği karnesini babasına göstermemekti. Annesi ise onunla konuşarak bu fikrinden vazgeçirdi. Anne ve babası o akşam kendileriyle gayet sakin bir biçimde konuştuklarında, bir daha böyle hata yapmayacağına dair onlara söz verdi.

Ali, aylak Bülent´in kendisini kandırdığına inanmaya başlamıştı. Kötü bir arkadaşın insana zararı dokunduğunu düşünüyordu. Bundan sonra arkadaşını çok iyi seçmeliydi. Yoksa okuyup adam olamayacaktı. Ya simitçi ya da seyyar satıcı olacaktı.

Bülent´in annesi ise Bülent´le konuşsa da olumlu bir sonuç alamamıştı.  O akşam Bülent´in babası da kendisiyle konuşup, nasihat etse de çok değişen bir şey olmadı. Bülent´in istedikleri gibi bir öğrenci olabilmesi için neler yapmamışlardı ki. Bir dediğini iki etmemişlerdi şimdiye kadar. Onun için düzenledikleri odaya  istediği her şeyi almışlardı.

Bülent´in annesiyle babası o akşam üzüntülüydü… Ne yapsalar benimsetemiyorlardı ona okumayı. Bülent daha önce de buna benzer hatalar yapmıştı. Kaç kez söz verdiği hâlde bir düzelme olmamıştı. Dersleri ise olumsuzdu. Okumak da gözü yoktu Bülent´in.   

Sömestr tatili sonrası okullar açıldığında Bülent artık yoktu sınıflarında. Annesinin isteği üzerine başka semte taşınmışlardı. Ali ise yeniden derslerindeki başarısını göstermeye başlamıştı.  Sık sık öğretmeniyle görüşen Ali´nin annesi, Ali´nin okuldaki başarısından çok memnun kalıyordu. Demek Ali verdiği sözü tutuyordu.

En nihayetinde koca bir öğretim yılı daha bitti. Öğrenciler karnelerini alırken, okullar yaz tatiline girdi.

Ali eve geldiğinde bu kez yüzü gülüyordu. Karnesi ile takdir belgesini anne ile babasına gösterdi. Her ikisi de çok mutlu olmuşlardı. Ali´nin yanaklarından öptüler.

Babası:

-Aferin oğlum, geçen yıl ki gibi yine takdir belgesi aldın kutlarım seni dedi.

Annesi ise:

-Seninle gurur duyuyorum evlâdım. Okuyup, ileride büyük bir adam olacağına inanıyorum artık dedi.

Anne ve babasından övgü dolu sözler işiten Ali çok memnun olurken, karşıdaki binaları göstererek:

-Bu binaları ben yapacağım babacığım. Okuyup mühendis olacağım diyordu coşkulu coşkulu.

Ali daha sonra pekiyi derece ile dolu olan karnesini annesine verdi. Annesi de, Ali´nin geçen yıl aldığı karne ve takdir belgesinin bulunduğu dosyanın içerisine koyarken sevinçle konuşuyordu:

-Bunları böyle çoğaltalım tamam mı Ali´m. Her yıl bu güzel karne ve takdir belgelerini bu dosyada biriktirelim.  

Ali başarılıydı. İyi bir notla sınıfını geçmişti. Bir ara internet tutkusu yüzünden hata yapsa da, sonradan durumunu düzeltmişti. Sonuçta, azimli ve iradeli çalışmasının semeresini görmüştü.  İyi bir armağanı da hak etmişti doğrusu.
Cumali Karataş

Ali´nin başarısının sırrı kendindeydi. Okulu, okumayı, kitapları çok seviyordu. Arkadaşlarıyla ve öğretmeniyle güzel bir iletişimi vardı. İnsan olarak bir hata yapsa da düzeltebiliyordu. Ailesi onu seviyor, destekliyor ve gurur duyuyordu. 

Anne ve babası sınıf geçmedeki başarısı karşısında Ali´ye harçlık verdiler. Ayrıca da yaz tatilinde okuması için babası kitaplar aldı. Fakat asıl Ali´yi mutlu eden ve sevindiren babasının ilginç armağanıydı… Babası Ali´yi dedesinin yanına köye göndermeye karar vermişti… Dört gözle köye gideceği o hafta sonunu bekliyordu. 

Anahtar Kelimeler: ALİM, İNTERNET, ÇAĞINDA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BARIŞ SERGİSİ NOTLARI (07 Aralık 2018 - Cuma)
LİSE DERGİLERİ (04 Eylül 2018 - Salı)
sanat gündemi (26 Temmuz 2018 - Perşembe)
sanat gündemi (13 Temmuz 2018 - Cuma)
GEZİ NOTU (10 Temmuz 2018 - Salı)
FOLKLOR VE TÜRKÜ USTASI AZİZ ÇELİK (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ALTIN SES VEDAT ÇETİNKAYA (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
BESTEKÂR-YAPIMCI FIRAT GEN´LE KONUŞTUK (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
İLTER BİR SÖZ YAZARI YEŞİLAY… (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
BİR BESTEKÂRIN ŞİİRSEL İTİRAFLARI (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
NECMİ ÖZDEMİR´LE MÜZİK KONUŞTUK (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
ŞİİRDEN ROMANA ŞARKI SÖZÜ (01 Nisan 2018 - Pazar)
ALİM KARNE ALIYOR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE HAYVAN DÜŞMANI ÇOCUKLAR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ALİM (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM SİMİT SATIYOR (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE ÇOCUK KAÇIRANLAR (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM OKULDA (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM KAZA GEÇİRDİ (20 Şubat 2018 - Salı)
ALİM KAYBOLDU (20 Şubat 2018 - Salı)
Çocuk Öyküsü - ALİM KAYBOLDU (13 Şubat 2018 - Salı)
ALİM HASTA (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
ŞARKILARA CAN VEREN USTA (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
***BİR KÜÇÜK BEYAZ GÜL*** (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA” (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
AHMET REMZİ DESTANI (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
“İSTANBUL, İSTANBULL” (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Çocuk Öyküsü***DÜNYAYA KÜSEN GÜNEŞ*** (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
çocuk öyküsü ***HAYLAZ BULUT*** (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-4 (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Çocuk Öyküleri (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
BİR FOLKLOR AĞIDI (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
MUZAFFER İZGÜ´NÜN ARDINDAN (03 Ekim 2017 - Salı)
ALİLİMONCU´YA VEDA (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
MESUT MERTCAN YOK ARTIK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
GÜNEYDE YAPRAK DÖKÜMÜ (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
***ÖKSÜZ MARTILAR*** (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Çocuk Hikâyeleri (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEMSİLCİLERİMİZDEN 16.HAFTADA TOPLAM 3 PUAN
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BARIŞ SERGİSİ NOTLARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN MAŞALARI-2
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ANLATILMAZ YAŞANIR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
AMAÇ ÇATIŞMALARI VE ÖĞRETMENLER
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Belediye Kazanmak mı? Seçim Kazanmak mı?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AÇIK MEKTUP
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
TARİKAT-CEMAAT ÖRGÜTLENMESİ DEMOKRASİDE MEŞRU MUDUR?
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ABD´yi Yerli Malı ile Protesto Etmek Yerine Beyin Göçünü Engellemek ve Bilimin Öngörüsü ile Geleceği Kurmak Gerekir
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
SEVGİ ÜSTÜNE
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
FIRAT DOĞUSUNA HAREKÂT AÇIKLAMASI
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
BU NASIL BİR MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI?
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KEDİ KAZASI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
Beraberliğe razı olduk
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
BEKA MESELESİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
9 °C
Perşembe
6 °C
Cuma
8 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-12/17/1228165080794.jpg