Prof. Dr. Süleyman BOZDEMİR


AKP DÖNEMİNDE UYGULANAN ANTİ-ATATÜRKÇÜ EĞİTİM POLİTAKASINA BİR BAKIŞ (5)


Türk Eğitim sisteminde 1924’ten beri hazırlanan ve uygulanan bütün programlarda milli, manevi, kültürel ve sosyal değerler yer almıştır. 1926, 1936, 1948, 1968 İlkokul programları ve Köy Enstitüsü gibi birçok programla bireylere değerler kazandırılabilmiştir. B u değerlerin birey davranışına istenen düzeyde dönüştürülememesinin çok farklı nedenleri vardır. Kazandırılmak istenen özelliklerin programlara yazılması yalnız başına yeterli değildir. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin yeterlilikleri, sınıf mevcutları, ülkenin refah düzeyi, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, şiddet, ülkeyi yönetenlerin çocuklara ve gençlere nasıl rol model olduğu ve daha birçok neden öğrencilerde ve toplumda değerlerin oluşmasını etkiler.

Tarih dersi programında köklü değişikler yapıldığını görüyoruz. Değişen 2017 Tarih Dersi programında Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi, tarihsel olaylar, gerçek dışı anlatımlarla verilmiş, boş sözcüklerle ve resmi olmayan bir dil kullanılarak tarihi gerçekler değiştirilmeye çabalanmıştır. Bu program “Çanakkale Zaferi’nin Çanakkale Cephesi diye küçültüldüğü, “Türkiye Cumhuriyeti” yerine Cumhuriyet Türkiye’si diyen, “Kurtuluş Savaşını”, “Mustafa Kemal Atatürk’ü”, “İsmet İnönü’yü” öğretmeyen, bilimsel gerçeklere aykırı, yanlış bilgi, tarihi çarpıtma, yeni ve yanlış bir tarih yazma çabası içinde bir metindir.

5. Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi “Kültür ve Miras” ünitesinden  “Atatürk ilke ve devrimleri” konusu çıkarılmış, yerine “15 Temmuz Darbe Girişimi” konusu konmuştur.

Gençlere sorgulayıcı bir bakış açısı kazandırması beklenen “Felsefe” dersi sistematik felsefe uygulamasından çıkarılıyor ve ders bir felsefe tarihine dönüştürülüyor. Gerek felsefi metinlerin gerekse felsefecilerin seçiminde pozitivist ve aydınlanmacı filozoflardan öcü gibi kaçılıyor, adeta felsefe dinle barışa zorlanıyor. 11. Sınıfa uygun görülen felsefe dersi ”Çağdaş Felsefe” ünitesinde Nietzsche, Bergson, J.P. Sartre, K. Popper, T. Kuhn ve Nurettin Topçu yer almakta, çağdaş akımlar arasında sayılan diyalektik materyalizmin önemli kuramcılarından Hegel, Marx ve Engels’e yer verilmemektedir. Programda “Nurettin Topçu’ nun  “ İsyan Ahlakı” adlı eserinden alınan bir metinden hareketle düşünürün görüşlerinin tartışılması sağlanır”  ifadesiyle bir “kazanım” yer almaktadır. Nurettin. Topçu’a atıf yapılan eserinde ve                 “ Türkiye’nin Maarif Davası” adlı kitabında Cumhuriyete, Cumhuriyet eğitimine, Öğretim Birliğine, Türk Harf Devrimine, karma eğitime, kadın eşitliğine, kadının ev dışında çalışmasına ve üniversite özerkliğine karşı olduğunu yazmaktadır. İlhamını Kur’an’dan alan dine dayalı bir eğitimi, tarikatların tanınmasını ve Osmanlıcayı savunan Topçu, görüşleriyle sanki bu programı hazırlayanlara ışık tutmuş gibi görünmektedir. Öğretim programı, ders kitabı yazacak gruplara/ yazarlara kitaba koyacakları metin ve metin yazarını açıkça işaret etmektedir.  Dahası çağdaş felsefeciler arasında Türkiye’den sadece Nurettin Topçu’nun eserinin incelemesi, 2016 yılı Haziran dönemi seminer konularından birinin “ Öncü Bir Eğitimci Olarak Nurettin Topçu ve Türkiye’nin Maarif Davası” seçilmesi, AKP iktidarının Siyasal İslamcı hedefini ortaya koyması bakımından anlamlıdır. MEB’in dayandığı ortaçağ anlayışının, Siyasal İslamcı ideolojisinin yansıması öğretmen seminerlerinde de görülmeye başlandı. Kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği, uluslararası üne sahip Macit Gökberk, Hilmi Ziya Ülken, Bedia Akarsu, İonna Kuçuradi, Uluğ Nutku, Ahmet İnam gibi felsefecilerin metinlerine yer verilmemiştir.

Bu öğretim programının deneme uygulaması yapılmadan,2017-2018 öğretim yılında ülke genelinde kademeli olarak 1., 5., ve 9. sınıflarda uygulanacağı, sonraki bir tarihte de tamamının aynı yıl uygulanacağı söylenmişti. Ne yazık ki müfredatın 1.,5.,9. Sınıflar düzeyindeki kitapları yazıldı. Diğer sınıfların ders kitaplarının üç yıl içinde yazılması planlanmış bulunuyor. Bu Cumhuriyet karşıtı ders kitaplarının yazımının ve okutulmasının engellenmesi gerekmektedir. Bunun için var olan bütün yasal yollar denenmelidir.

Programla ilgili eleştirilecek daha pek çok şeyler var. “ Gayrimilli Eğitim,2018, Kaynak Yayınları” kitabıyla, AKP’nin “Gayrimilli Eğitim Politikası”nı kitaplaştıran eğitimci/ yazar Mustafa Solak’ın yapıtının III. Bölümünde bu yeni müfredatla ilgili ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz. Muhteşem bir çalışma olmuş. Yazarını kutluyorum!

Yeni Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’un 23 Ekim 2018’de açıkladığı “2023 Vizyonu”nda kulağa hoş gelen, eğitimde yeni bir reform yapılacağını açıklıyor ama 2017 öğretim programı hakkında hiçbir şey söylemiyor. Eğitim sistemimizi felce uğratan uygulamaları ortadan kaldırmadan, kanser hücrelerini yok etmeden nasıl bir yenilik yapılacak pek bilinmiyor. Özetle, belgede gelecek zamanlı yüklemelerle biten ve gerçekleşmesini istediğimiz çok iş var. Bunlara bir itiraz eden de yok. Ancak, olmayacağını, olamayacağını bile bile asıl beklentimiz, belgede yer almayan ama eğitimimizin somut, canlı gerçekleriyle ilgiliydi. Örneğin:

Tarikat-cemaat işletmesi sıbyan mektepleri, medreseler ne olacak? Devlet okullarında cirit atan dinci vakıflar dışarı edilecek mi? Ya malum sendika eliyle atanan liyakat yoksunu yöneticiler? Piyasa ekonomisine göre işleyen kolejlere pazarlanan çocuklar? Denetimsiz akçalı projeler? Atatürk’ün ve laik Cumhuriyetin temsil ettiği değerleri ve bilimi dışlayan 2017 Öğretim programlarının içeriğinin değiştirileceğine dair ve Cumhuriyete karşı yazılması düşünülen bilim dışı kitaplar hakkında ne düşünüyor? Sistemin belası olan 4+4+4 kesik kademelendirmeye son verip 1+5+3+4 zorunlu eğitimi getirmeyi düşünüyor mu? Bunlardan haberi yokmuş gibi davranan bir bakandan fazla ümit var olmak olanaksız görünüyor!



YAZARLAR

  • Pazartesi 34 ° / 23 ° Fırtına
  • Salı 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Çarşamba 33 ° / 22 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    118.485%2,36
  • DOLAR

    6,8655% 0,08
  • EURO

    7,7720% 0,57
  • GRAM ALTIN

    393,59% 0,37
  • ÇEYREK ALTIN

    649,4235% 0,37