Acı Ama Gerçek, Ortadoğuluyuz…
Tarih: 7.1.2016 16:15:17 / 1234okunma / 0yorum
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR

Kaç zamandır yazmıyorum. İçimden gelmiyor. Daha çok “Yaz, yaz değişen bir şey yok,” duygusu yazma isteğimin önüne geçen.

Önüne geçilemez bir öfke var içimde; birilerinin yüzüne “Bu ülke bu hale geldiyse sebebi sensin, sizsiniz!” deme isteği.

İtten it doğar, kurttan kurt… Ülkeyi felaketin eşiğine sürükleyen bu iktidarı, zamanında –yer yer dolaylı, yer yer direkt- desteklerken bunu bilemeyecek kadar cahil miydiniz? Elbette hayır. (Yüzünüze vurmak gibi olmasınama, hayır neden olmasınmış, olsun; bakınız“Yetmez ama evet!” deyişiniz daha dün gibi.)

Ellerinde içki kadehleri, kafalarında ve dillerinde uçuşan fikirler, fantezi kurdular ülkenin geleceği üzerinden. Sonraysa arenada aslanların karşısına atılan köleleri izleyen “elit” kesimin kabaran iştahıyla izlediler olan biteni. Bugüne gelindiğinde, televizyonlardan film izler gibi izledikleri (izlediğimiz)“Ortadoğu´nun önüne geçilemez kanlı kaderi”üstün çabaları sayesinde “self servis” önümüzde artık.

Bir de böyle bir sıkıntımız var, evet. Nedense, Türkiye´yi Ortadoğu´dan çok, Batı´nın bir parçası gibi görmek. Oysa bunun gerçekte böyle olmadığını anlamak için biraz dikkat yeter, algıda seçici davranıp çevremize “karşılaştırmalı” olarak göz atmak… 

Yeri gelmişken, bu “acı” gerçekle birkaç kez karşılaştığımı ve her seferinde duvara tosladığımı itiraf etmekte fayda var. Bunlardan biri, bir Suriye gezisinin sonrasında Adana´da yaşandı. Yazar Demir Özlü ve şair Metin Fındıkçı ile birlikteiki günlük bir Halep gezimiz olmuştu. Üç edebiyatçı Suriye´nin Kültür Bakanlığı tarafından davetliydik. Elbette o gün için Suriye´de bugünkü görüntüden eser yoktu. Halep Kalesini hayranlıkla gezmiş, şehri, bize tahsis edilen araçla uzun süre turlamıştık. İş Halep´in kapalı çarşısını gezmeye geldiğinde durum benim açımdan birden değişmişti. Açıkta pişirilen yiyeceklerin hazırlandığı kirli tezgâhlar, birbirine karışan ağır baharat kokuları, ayaküstü telaşla yemek yiyen insanların o anda gözüme çok kötü gelen görüntüsü… Çok fazla kalmak istememiştim o çarşıda. Mide kasılmalarım iyiden iyiye arttığında soluğu dışarıda almıştım. Elbette sesli dile getirmemiştim, ama içten içe ilkellikle suçlamıştım Suriyelileri. Sonrasında olan mı? Bir gün Adana´da Barajyolu denilen semtte çıktı aynı görüntü karşıma. Sanki Halep´in çarşısından bir bölümü kesip Adana´ya yama yapmışlardı. Yılan kendi eğriliğine bakmaz deve boynun eğri der ya, o hesap. Sen kalk, kendi toplumsal dokuna, yaşam tarzına bakmadan elin adamını eleştir, üstüne bir de aşağıla. Donup kalmıştım. Bu görüntü, demiştim içimden, Halep işte, Halep´in aynısı!

İkinci şok dalgasına gelince, daha geçenlerde Ankara´da yaşandı; devlete ait olan Atatürk Hastanesi´nde. Bilmiyorum hastanenin adına mı gıcıklar; yoksa arsası çok kıymetli de yerine AVM mi düşünülüyor ve sırf bu nedenle mi bakımsızlığa mahkûm edildi; rahatlıkla söyleyebilirim, hayatımda gördüğüm en ilkel hastane. Kaça kaç veya ne üzerine olacağına siz karar verin, İddiasına girerim kiayakta acil hasta kabul eden o bölümün fotoğrafını çekip “Bu hastane sizce hangi ülkededir?” desem, yanıtların neredeyse tamamı bir Ortadoğu ya da fakir bir Afrika ülkesini işaret edecektir. Hijyenin h´sine rastlayamayacağınız, hastaların leş gibi koltuklar üzerinde tedavi edilmeye çalışıldığı bu hastane Türkiye´nin göbeğinde, evet.  Ortadoğu´nun bir parçası olduğumuzu yüzümüze bir güzel vurur halde hem de.

Elbette bu iki örnek sosyal doku ve mekân üzerinden verildi. Ancak unutulmamalı ki insan ve mekân –hatta bu anlamda toplumlar- arasında derinlikli bir ilişki biçimi söz konusudur; gözlenen hiçbir benzerlik tesadüfi ve nedensiz değildir.

Sonuç olarak, Ortadoğu´yla sınırlı kalacağını ve bu topraklara asla sıçramayacağını düşündüğünüz her ne varsa Türkiye´ye giriş yaptı; “mülteci” adı altında, Ortadoğu halkıysa Ortadoğu halkı, terörse terör. Kuşku yok ki Türkiye bundan böyle Ortadoğu ülkesi olma yolunda daha da hızlı ilerleyecek ve oilerlemeden payına düşeni kısa zamanda gözyaşı ve kanla ödeyecek.

Tam da bu günlerde sizin için de çok tanıdık değil mi, türlü gerekçe ile halkına silah doğrultan, halkını toplu imha eden yönetim şekli. Bunu en çok gördüğümüz coğrafya hangisiydi yine? Bu konuya ileriki günlerde değinmek üzere, son söz: Acı ama gerçek olan şu ki fena halde bir Ortadoğu ülkesiyiz ve öteden beri süregelen lanetli bir kaderin “zorunlu” ortağıyız artık.Onun için başımızı devekuşu gibi kuma gömmenin, “Batılı” rolü kesmenin bir anlamı yok.

Anahtar Kelimeler: Gerçek, Ortadoğuluyuz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ÜZÜNTÜYE CEZA (04 Şubat 2016 - Perşembe)
“Zeki Müren de Bizi Görecek mi?” (28 Ocak 2016 - Perşembe)
HANGİ DEVLET? (14 Ocak 2016 - Perşembe)
ADANALIDAN RANDEVU İSTEME DE… (24 Temmuz 2015 - Cuma)
AYNI NAKARAT (02 Temmuz 2015 - Perşembe)
TEK TARAFLI AŞKLAR SİYASETİ (25 Haziran 2015 - Perşembe)
Adana’nın Gölge Sorunu (28 Mayıs 2015 - Perşembe)
İÇLER ACISI HALİMİZ (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
“Bugünümüze Şükür” Demokrasisi (14 Mayıs 2015 - Perşembe)
Haydi, 1 Mayıs`a! Alanlarda Olmaya. (12 Mayıs 2015 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ŞİMŞEK ÇIKIŞA, KAPLAN DÜŞÜŞE DEVAM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi - KİTAPLAR ARASINDA
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
SARILIN O KALBE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ VE ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL YÖNETİCİLİĞİNDE EĞİTİM ESASTIR
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hem Okudum Hem de Yazdım…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
İHTİLALLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CEYHUN ATUF KANSU: GERÇEK BİR TÜRK DEVRİMİ OZANI
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
TÜRKİYE ‘DE MİLLİ İLAÇ SANAYİSİNİN KURULMAMASI KAPİTÜLASYONUN DANİSKASIDIR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
aktüalite ve edebiyat - KİTAP NE DEĞİLDİR?
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
ALTMIŞ BEŞ YAŞ ÜSTÜ YOLCULARI VE ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Celal Topkan
Celal Topkan
AKP´LİLER SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
Kitaplık “ÇAVLANLARIN ÇIĞLIĞI”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
MÜZİK VE BEN-2
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
TEMPOSUZ BİR TOROS KAPLAN!
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-3/19/1611549723586.jpg