ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ
Tarih: 12.9.2016 10:36:11 / 346okunma / 3yorum
Cumali KARATAŞ
/resimler/2016-9/27/1037367236447.jpgGeçen yıl ki festival zamanında, Yılmaz Güney´in altı yıl yardımcılığını yapan, 55 film gerçekleştiren yapımcı Abdurrahman Keskiner´le sinemamızın 100. Yılı zamanlamasında Yeşilçam ve Yılmaz Güney´li Türk sinemasını konuştuk, anılarını okurlarımız adına dinledik.

***Adana Film Festivali´nin konuklarından olan bir sinemacı olarak Adana´dasınız Sayın Keskiner; konumuz sinema olduğuna göre hemen şunu sormak istiyorum size… Nasıl başladınız sinemaya, bunun mutlaka bir hikâyesi var.

 

            ---“Askerliğimi tamamlamış, çiftçilik yapıyordum. Bir gün, pavyondan tanıdığım bir garson heyecanlı bir şekilde koşa koşa bizim eve gelerek, İstanbul´dan misafirlerimin olduğunu söyledi. Misafirlerimin kim olduğunu sorunca da, garson heyecanlı olarak ‘Yılmaz Güney…” dedi. O anda ağzımdan çıkan tek sözcük ‘Hasiktir…” oldu. ‘Yılmaz Güney´in burada ne işi var lan´ dedim. Garson ısrarla yineleyerek, yanında da Erol Taş var deyince, hemen giyinip, kapıda bekleyen faytona binerek, pavyona gittim. Bir baktım ki Yıılmaz Güney… Erol Taş da bir köşede oturuyor… Selam verip, hoş geldiniz dedim. Yılmaz Güney:´Bizi Arif (Keskiner) gönderdi. Osmaniye´de film çekeceğiz de, senin yardımcı olabileceğini düşündük, onun için geldik ve bulduk seni´ dedi… Ben hemen, ‘abi hemen eve gidelim orada kalın´ dediysem de, otelde yer ayırttıklarını ve orada kaldıklarını söyledi. Onları otele bıraktım ve yarın gelir sizi bulurum diyerek eve döndüm. Ertesi sabah erkenden otele gittim. Ekip henüz daha gelmemiş; Yılmaz ile Erol aşağıda kahvaltı yapıyorlardı. Sonra birlikte Osmaniye´yi dolaştık. Bazı mekânlara baktı. Benden ne istediklerini sorduğumda ise bir hapishaneye, atlara ve büyük bir çiftliğe ihtiyaçlarının olduğunu söylediler. Sonrasında prodüksiyon amiri Abdullah Ataş ve yönetmen Yılmaz Atadeniz geldi; akşama da Nebahat Çehre´nin geleceğini söylediler. Ekip tamamlanınca ‘Dağların Oğlu´ (1965) filminin çekimlerine başladılar. Bu arada Ceyhan´daki, Ökkeş Ağa´nın çiftliğinde çekim yaptılar. Bu çekimler sırasında Yılmaz bir gün bana;´Benim şoför Adana´yı bilmez, sen onunla gidip, filmlerimi çalıştıran Kerim isimli bir arkadaştan bana vereceği parayı alır mısın?´ dedi. Yılmaz´ın şoförüyle birlikte Kerim´e gittik. Kerim, filmler iş yapmıyor diyerekten bana, Yılmaz´a verilmek üzere 300 ya da 500 lira verdi. Sonrasında yine beni şoförle birlikte, kendisine ait senetleri almam için İşletmeci Necdet Kurt´a gönderdi. Yani bu tür işleri yapmaya başladım. Filmde kullanacakları silahları, Osmaniye Atıcılar Kulübü´nden, Özer Güvenç´ten aldım. Sonuçta bir çeşit, filmde gerekli olan malzemeleri bulmaya başladım. Bu arada Yılmaz´la Con´a tarafından kuş avına çıktık. Sonuçta, bu film çevirme sürecinde Yılmaz Güney´le Adana ve civarında 20-25 gün birlikte olduk. Adana´ya, İskenderun´a, Belen´e filan gittik. Aramızda sıcak bir dostluk başladı. Film bitince onlar İstanbul´a, ben de Osmaniye´deki çiftlik işlerine döndüm. Bir süre sonra benim de yolum İstanbul´a düştüğünde yine yolumuz kesişti… İstanbul´daki işlerim sırasında bir gün Şişli´de, durakta otobüs beklerken, bir baktım ki önümde bir araba gelip durdu. Bu Yılmaz Güney´in Osmani´yede tanıştığım şoförüydü. ‘Yahu İstanbul´a gelip de bizi niye aramazsın. İlle de seni Yılmaz´ın yanına götüreceğim´ diye tutturdu. Birlikte, Yılmaz´ın çalıştığı Şişli Camisi´nin üstündeki Sohban´ın platosuna gittik. Yılmaz Güney bana ‘Hoş geldin´ dedikten sonra; ‘Seni bir yere bırakmam, Nebahat da (Çehre) gelecek bu akşam beraberiz´ dedi. Akşam üçümüz yemeğe gittik.  Yemek sırasında Yılmaz bana:”Abi İstanbul puşt, pezevenk dolu, kimseye güvenilecek bir durum yok gardaş´ deyip, benim gibi birisine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu arada hayranlarının istediği resimleri gönderme gibi, yalnızca kendisiyle ilgili özel işler filan yapacağımdan söz ederek ayda 500 lira maaş verebileceğini belirtti. O zamanlar yapacağım fazla bir iş yoktu. Baktım, bana teklif ettiği para ve iş de fena sayılmazdı ama ben yine de düşünmek için bir süre istedim. ‘Olur´ dedi. İstanbul´da yanında kaldığım ablam ve enişteme bu durumu açtığımda, onlar da; ‘Osmaniye´ye gidip ne yapacaksın, Yılmaz´la çalış´ deyince, tekrar Sohban´ın platosuna giderek, Yılmaz´a, teklifini kabul ettiğimi söyledim. Böylece Yılmaz´la çalışmaya başladık. Ertesi gün de Yılmaz´ın hayranlarının resimlerini imzalayarak işe başladım. Aradan bir hafta kadar sonra da Yılmaz´la notere gittik. Yılmaz, kendi adına her türlü alım-satım işlerini yapabilmem için bana bir vekâletname verdi. Böylece Yılmaz Güney´in yerine bir Yılmaz Güney daha oldum. İşte onun hikâyesi bu.   

 /resimler/2016-9/27/1032005667365.jpg           ***İlk ve son filmleriniz hangileridir?.. Toplam kaç film çevirdiniz*               

---İlk filmim “Hedefte İmzam Var” (1971); Cihangir Gaffar-Sevgi Can, Erol Taş, Gülgün Erdem ve Behçet Nacar´la çekmiştim. Son filmim ise; Türkan Şoray, Ekrem Bora, Suzan Avcı, Tanju Korel, Güzin Özipek, Aydın tezel, Hüseyin Zan, BiLal İnci ve Erdoğan Seren´li kadroyla çektiğimiz “Her Zaman Kalbimdesin” (1994) oldu. Toplam olarak da 55 kadar film yaptım. Ayrıca, yapımcı olarak yine, TRT için sekiz bölümlük “Hanımın Çiftliği” ile üç bölümlük “Itri” dizileri ile birlikte Show Televizyon için 15 bölümlük “Kırmızı Kart Osman” dizilerini çektim.  ***Bu filmleriniz içinde ödül alanlar da vardı değil mi?

---“Hazal”, “Yılanı Öldürseler” ve “Muhsin Bey”, yapımcı olarak.

***Ödüllerin sinema ve sinemacıya sağladığı bir yarar oluyor mu?               

---İtibar getiriyor, özgünlük getiriyor; kendini kanıtlamış oluyorsun iyi bir şey yapmakla.  

***Yetmişli yılların sonuna doğru Türk sinemasında hızı kesilen “seks fur-yası”nın ardından başlayan şarkıcı, türkücülü “müzikal dönem”e, ya da sinema tarihçilerinin tanımıyla “Arabesk döneme” de yoğun katkı sağlayan bir yapımcı sınız…  Bu dönemde Adnan Şenses, Emel Sayın, Ela Altın ve İbrahim Tatlıses gibi şarkıcı ve türkücülerle yaptığınız filmler de var. Hatta İbrahim Tatlıses´i ilk keşfeden sizin olduğunuz söyleniyor…           

/resimler/2016-9/27/1032523480885.jpg***İbrahim Tatlıses´i pavyondan alıp İstanbul´a götüren benim. Dört film çektim İbrahim Tatlıses´e. 

---Bugün 100. yılını kutlayan Türk sinemasının yerini nasıl buluyorsunuz; geçmişle karşılaştığınızda nasıl bir sonuç elde ediyorsunuz?                                

***Sinema değil de teknoloji çok değişiyor. Bunlarla istediğin ebatta 5 kişiyi 5 bin kez çoğaltabiliyorsun, bunun gibi şeyler… Eskiden milletin eğlencesi yalnız sinemaydı. Ya evde oturup radyo dinleyeceksin, ya da sinemaya gideceksin. Şimdi artık birçok kanallarıyla televizyon var, internet var, cep telefonundan istediğin yerden izliyorsun. Şimdi daha geniş imkânlara sahipler sonuçta. Hollywood ne kullanırsa onu kullanıyorlar. Bizim zamanımızdaböyle bir şey yoktu. Atatürk´ü çeken kamerayla film çekiyorduk.                                                          

/resimler/2016-9/27/1033231919002.jpg*** Türk sinemasının dünya sineması içindeki yerini nasıl buluyorsunuz?   

---Çok zor dünya sinemasının içinde olmak, çok zor… Birkaç filmin ödül almayla Türk sineması dünya sineması içinde olunmaz. Nuri Bilge Ceylan´ın ödül aldığı birkaç film var, başka şey yok. Yeşilçam filmleri de Türkiye için çekilmiş filmlerdi. Yeni neslin elinde imkân yok, para yok. Üniversitelerin hemen hemen hepsinde sinema bölümleri var. Burdan mezun olanların film çekmesi lazım. Eee… filmi nasıl çekecek? Yeşilçam´ın dönemi bitti; yeni kuşağın, gençlerin dönemi var şimdi, genç sinemacıların. Her mesleğin elli yılda bir devri değişiyor ve bu yeni dönemde genç kuşak var şimdi. Biz lisan bilmeden film yapıp, pazar bulmaya çalışıyorduk. Yeni nesil 3-5 lisan biliyor. Daha iyi film yapmaları lazım.      Bir de sansür konusu var tabii… Biz film yapmadan önce sansürle uğraşıyorduk. Eskiden filmi jandarma, polis suçluyor, yakalatıyordu. Şimdi öyle bir şey yok.                                 

***Altın Koza´nın Türk sineması içindeki anlam ve önemi hakkında düşündükleriniz nelerdir?

---Türkiye´de yapılan en önemli festivallerden biri Altın Koza. Türk sinemasına da yararı var, sinemacılara da. Tam anlamıyla evrenselleştiğinde de çok daha yararlı olacaktır. Altın Koza Film Festivali, Adana halkını da öteden beri sinema ile tanıştıran bir köklü etkinliktir. Eskiden Anadolu´da sanatçıya ulaşması çok zordu. Çok özel şeyler çekilirdi. Altın Koza festivalinde de seyirci de sinemada gördüğü oyuncuyu Altın Koza´da görüyor. Ben İstanbul´da Muhterem Nur´u ilk gördüğümde beş kez gelip gelip geçtim yanından. O zaman  Beyoğlu Lisesi´nde okuyordum.

/resimler/2016-9/27/1034162076245.jpg***Yapmak isteyip de yapamadığınız film oldu mu?  

---İsterdim ki “Demirciler Çarşısı Cinayetini”, “Ortadirek”i, “Binboğalar Efsanesini” çekeyim.         

***Yaşar Kemal´ın dev romanları. “Demirciler Çarşısı Cinayeti”i sizin ailenin romanı değil mi? Önemli bir kahramanı amcanızdı.            

---“Demirciler Çarşısı Cinayeti”  bizim ailenin kan davası hikâyesi. Roman kahramanı olan Derviş, amcam Jandarma Memet´tir. Yaşar Abi o zaman bizim çiftlikte çalışıyordu. Yıllarca kan davasının içinde olduğundan, edindiği bilgilerden de yararlanarak romanını yazmış. Amcam Jandarma Memed Kurtuluş Savaşı´nda Fransızlara yaptığı sık baskınlarla ağır zayiatlar verdiren bir Kuvvayi Milliyecidir aynı zamanda.                         

***Yıllarca Yılmaz Güney´in asistanlığını yaptınız…                                      

---Altı yıl. 65´den 75´e kadar… Dadaş filme ortak olduk. “Kızılırmak Karakoyun”, “Hudutların Kanunu”, “Kozanoğlu” gibi 10 filmdi. Yılmaz´ın yönetmen olarak yaptığı filmler de var ama başkalarının ismi yazılı taa “Seyyit Han”a kadar. “Seyyit Han”, “Pire Nuri”, “Aç Kurtlar”, “Bir Çirkin Adam”, “Umut”, “Ağıt”  gibi Güney Film´e kadar.                    

/resimler/2016-9/27/1034531452041.jpg***Neden ayrıldınız Yılmaz Güney´den? Ayrıldıktan sonra da bir pişmanlık duydunuz mu?

---O günün şartları öyle gerektirdi. Pişmanlık şöyle duydum… Ben Yılmaz´ın yanında olsaydım yüzde bin Yumurtalık´daki olay yaşanmazdı.

***Yılmaz Güney ve Türk sineması deyince kaç cümleyle özetlerdiniz?..      

---Yılmaz Güney sinemada doğup, sinemada ölmüş bir adam… Komple bir sinemacı… Senarist, yönetmen, oyuncu, yapımcı. Sanki anası onu sinema için doğurmuş bir insan gibi kabul etmek lazım. Yılmaz Güney´in pursantaj memurluğu yaptığı dönemi de hesaba katmak lazım.         

***Yılmaz Güney şiir ve öyküden gelen bir edebiyatçı… Şiir üzerinde derinleşmemiş sanıyorum ama öykü ve yazıları dergilerde yayınlanmış. Orhan Kemal Roman Ödülü alan “Boynu Bükük Öldüler”le (1972) öykücülüğünden kaynaklanan romancılığını zirveye taşımış ki, bundan da en çok yeteneksel anlamda sineması yararlanmış.

---Eskiden Adana Erkek Lisesi´nde okuyanların hepsinin, hepsinin ama o dönemde Adana´da çıkan dergi ve Yeni Adana gibi gazetelerde şiirleri yayınlanırdı. Bu bir yarış gibiydi o dönemde böyle dergi ve gazetelerde şiir, yazı yayınlatmak. Bunların içinde Mazlum Göknel, Okan Baykara gibi 7-8 kişi vardı hatırlayabildiğim kadarıyla o dönem Adana Erkek Lisesi´nde okuyan.           

***Ayrıca, Yılmaz Güney ve Türk sineması deyince akla ne geliyor?... Yılmz Güney´in Türk sineması adına anlam ve önemi için ne diyeceksiniz?          

---Yılmaz Güney´den önce, Yılmaz Güney´den sonra Türk sineması diye bahsediliyor. “Umut” Türk sinemasının dönüm noktası… “Umut”tan önce, “Umut”tan sonra da deniyor Türk sineması için.         

***Beğendiğiniz sinemacılar kimlerdir?                                                                    

---Türk sinemasında bir Metin Erksan, Lûtfi Akad ve Atıf Yılmaz, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi yönetmenleridir. Yaptıkları işlerde başarılı olmuşlardır. Yabancılardan da Spilberger´dir. Yurt dışı sinemalarında en iyi aşk filmi, tarih filmi vb. bölümler vardır, yönetmenleri onlara göre ayırmak lazım aslında.

***Abdurrahman Ağabey zaman ayırdınız, çok teşeşkkür ederim. Son olarak şunu söylemek isterim… Yılmaz Güney´le yıllarca birlikte çalıştınız? Bir hatıranızla röportajı kapatalım istedim. Hatta bu, Nebahat Çehre´nin başındaki bardağa gerçek tabanca ile ateş etme olayı var… Tanıklığınız var mı bu konuda? Gerçekten yaşandı mı böyle bir olay?

---Ben ilginiz, güzel ve derinlikli çalışmanız için teşekkür ederim. Adanalı hemşerilerime, sanatseverler okurlarınıza selam ve sevgiler sunarım… Yılmaz Güney´in olaylarına gelince… Yılmaz Güney´in hayatında böyle olaylar yaşandı… Daha önce de yine Bolu´daki “Kovboy Ali” filmi ile Ş.Urfa´daki “Hudutların Kanunu” filmlerinin çekimlerinde lokantalarda aynalara ateş etti. Daha başka olayları da oldu. Nebahat Çehre´´nin başındaki bardağa silahla ateş edip kırma olayını da anlatayım… Yılmaz askere giderken ortak olduğumuz Dadaş Film´e “Eşrefpaşalı” filmini çekiyoruz. Yıl 1966… İzmir´de çekimlerine başladığımız filmi İstanbul´da çekip bitirmiştik. İstanbul´daki çekimlerinden birini de, şimdi Doğanay Gazino´sunun bulunduğu yerdeki köşkte çektik. Çekimler yapılırken, Yılmaz arabayı alıp sete getirmemi söyledi. Arabanın bagajında üç tane silahımız vardı… Bir çifte, bir süper poze, bir de altı 35 atan Flober tüfeğimiz. Yılmaz, çekimler sırasında bana:´Flober al gel´ dedi. Önce kamerayı yerleştirdi, sonra da Nebahat´in (Çehre) yanına giderek, ‘Şuradaki bard ağı al, karşıdaki duvara git, sonra da bana dön ve bardağı başına koy dedi. Nebahat büyük bir şaşkınlıkla, ‘Anlamadım´ dedi. Ama Yılmaz ısrar etti. Olur olmaz derken Nebahat çaresiz, dediğini yapmak zorunda kaldı ve duvarın önüne gidip bardağı başına koydu ama korkudan ağlamaya da başladı. Setteki herkes bunun bir şaka olduğunu sandı ama iş ciddileşince nefesler kesildi. Herkes dehşet içinde Yılmaz´a bakmaya başladı. O gayet sakindi. Yalnızca kameraya ‘motor´ dedi. Kamera çalışmaya başladığında, Nebahat´in yüzü bembeyaz oldu, gitti gidecek. Yılmaz nişan aldı, Nebahat ağlıyor. Tetiğe bastı, kurşun ıskalayıp gitti. İkinci kez tetiğe bastı, bu kez Nebahat´ın başındaki rakı bardağı kırılmıştı. Nebahat koşarak Yılmaz´a sarıldı ve sonra da ağlamaya başladı. Orada bulunanların içinde Tuncel Kurtiz de vardı. Sette herkes derin bir oh çekerken, Yılmaz Güney dönüp, Erol Günaydın´ın elinde bulunan bira bardağına da ateş ederek kırdı.

Cumali Karataş

Anahtar Kelimeler: ABDURRAHMAN, KESKİNER, RÖPORTAJ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KENTİMİZ DÖNÜŞÜMDE YOLLAR ‘ÇÖKÜŞÜM´DE
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
PENGUENLEŞMEK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
ÖZEL HASTANESİ OLMAYAN ORDU
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BAYRAM TADINDA OLSUN GÖNÜLLERİNİZ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTSEL ADALET
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Yürüyelim Arkadaşlar…
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
GÜNEŞİN GİZEMLİ BAHÇESİ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
MİLLİ BURJUVAZİYE SEVABINA ÖNERİLER - 3 –
İlhan ALPER
İlhan ALPER
SELAHADDİN YANIKSES DERKEN…
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Böylesi Ancak Bizde Olur Dedirtecek Bir Memleket Durumu
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
TSK GÜVENİ HAK EDİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
EY ERDOĞAN, EY BOZDAĞ YETER ARTIK, HALKIN AKLIYLA ALAY ETMEKTEN VAZGEÇİN
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
TÜRKÇE KONUŞMAK
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEĞİŞEN CHP NASIL OLMALI?(1)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
Ramazan geldi hoş geldi
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
21 °C
Salı
23 °C
Çarşamba
21 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg