(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


KADDAFİ LİBYASI VE TÜRKİYE

‘’Türk müteahhitliği Libya’da doğdu, dünyanın en rafine petrolüyle beslenip burada büyüdü. Bilinen bütün inşaat firmalarımız Libya çöllerinde gelişip, serpildi. Binlerce işçimiz, mühendisimiz Libya’nın canı, kanı haline gelmişti’’


Bugünlerde dışarıdan yönetilen uzun kanlı bir iç savaşın halen devam ettiği, bölünmüş Libya’da, 1986 yılında ABD hava saldırısından hemen sonra göreve başlamıştım.

Ülkenin zor zamanlarıydı. Terörizm suçlaması, uluslararası yalnızlık, hava saldırıları, ambargolar, kıtlık ve huzursuzluk bir zamanların refah toplumunu çaresiz bırakmıştı.

*** 

Libya tayini öncesinde Dışişlerinde, sıkıntıları fazla olduğu için adeta Libya ve İran-Irak masası gibi çalışıyorduk.

Bakanlarla, resmi heyetlerle Trablus’a birkaç kez gitmiş, Ankara’ya gelen Libya heyetleriyle tanışmıştım. Libya ile ilişkilerimizi yazıp çizen, ayrıntılarını bilen ekipteydim.

Yeni görevime mesai bakımından kolay iniş yaptıysam da siyasi izolasyon ve ambargolar nedeniyle zorlaşan günlük hayat giderek koşulları dayanılmaz hale getiriyordu.

MÜTEAHHİTLİK

Libya ile ilişkilerimiz Batı dünyasının aksine iyiydi. Siyaseten çok yapışık görünmesek de ekonomik anlamda iç içeydik. Bankacılık anlaşması çerçevesinde, petrol becayişiyle Libya’yı adeta biz besliyor, baştan sona biz imar ediyorduk.

Ucu ıssız çöllere uzanan geniş otobanlar, rejimin öngördüğü her noktaya yeni şehirler, yerleşkeler, villalar, limanlar, stratejik inşaat projeleri bizdeydi.

Dünyanın en kıymetli petrolüyle beslenen Türk müteahhitliği Libya’da doğup büyümüş, prestijli projelere burada imza atmışlardı. Uluslararası müteahhitlerimiz, dev inşaat firmalarımız Libya çöllerinde gelişip, serpilirken, binlerce işçimiz, mühendisimiz de Libya’nın canı, kanı haline gelmişti. Durumdan Libya’da biz de memnunduk.

İSTİHKAKLAR

Şirketlerimizin Libya’dan alacaklarının tahsili sorun olabiliyordu. Stratejik projelerdeki firmalarımız bile zaman zaman işi durdurup ödemelerin açılmasını beklerdi. Libya Merkez Bankası istihkak ödemelerinde günlük siyaset akışına göre hareket eder, kritik dönemlerde şirketleri adeta süründürürdü.

İstihkaklar geciktikçe, firmalar zora düşer, Türkiye’den sık sık her kanattan üst düzey heyetler gelir, tehdit ve gözdağıyla süren pazarlık ve müzakereler sonucunda bir kısım ödeme dilimleri açılabilirse mutlu olurduk.

VİZE

Terörist muamelesi gördükleri için başka coğrafyalara gidemeyen Libyalılar, kitleler halinde denizden, havadan bize geliyor, gezme tozma dışında gemiler dolusu Türk malı ile Libya’ya dönüyordu.

Konsolosluk şubemiz ülkenin en heyecanlı ve hareketli noktasıydı. Geceden battaniyeli kuyruklar başlar, listeler yapılır, sabah ilk hareketlenmede, izdiham başlar, polis devreye girip taşkınlık yapanları hizaya sokar ve vize başvuruları alınırdı.

Dört koldan günde binden fazla pasaport imzaladığımız olurdu. Mesai sonlarına doğru o havalı imzalarımız takatsizlikten ip şeklinde çizgilere dönüşürdü.

Uzak şantiyelerde iş yapan firmalarımızın temsilcileri vize için bölgelerindeki nüfuzlu kişilere ait çok sayıda pasaport getirir, kalabalık ofisimizde kendilerine bir köşe bulup, makbuz kesme, damga, mühür işlerine yardımcı olurdu.

HABER KAYNAKLARI

Tek kanallı Cemahiriye televizyonu ve radyo ve arada bir basılan iki sayfalık iki Arapça gazete dışında açık haber, iletişim kaynağı yoktu.

Yabancı diplomatlar olarak tek haber ve hayat kaynağımız, üyelikle temin edilebilen, beyaz kağıda teksir edilmiş, Cemahiriye resmi haber ajansı JANA’nın özel İngilizce haber bülteni idi. Satır satır altını çizerek okur, hangi haberi ne kadar verdi, neyi gizledi diye durumdan siyasi gidişata ilişkin işaretler çıkarmaya çalışırdık.

Gerilimli, kritik zamanlarda, zar zor çeken parazitli BBC Kuzey Afrika radyosu yayınlarına kulak kesilir, içinde yaşadığımız, bizzat şahit olduğumuz gelişmeleri farklı yorumlarla dinler, hayrete düşerdik.

Libya’ya alkol gibi gazete sokmak da yasaktı, THY seferi olduğu günler bir arkadaşımızın risk üstlenip pilottan edinebildiği Türkçe gazeteleri Büyükelçilikte paylaşıp, okudukça değişim yapardık.

Bunların dışındaki haber ve bilgi kaynağımız, hurafeler, şehir efsaneleri, fısıltı gazetesi ve firmalarımızdan iletilen yerel duyumlardı.

Evlerde telefon şebekesi yoktu, haftada bir şehir merkezindeki postaneye gider, telefona yazılır, o günlerde serbest olduğu üzere sigara eşliğinde sohbetlerle saatlerce sokakta bekleyip, bağlanabilirsek, kabinlerden bağıra çağıra ailelerimizden haber almaya çalışırdık.

MÜLKİYET

Kaddafi rejiminde her ailenin bir evi olması öngörülür, yeni evlilere devlet ev temin ederdi.

Evi olmayanlar veya demografik hareketlenmelerle eve ihtiyacı olanlar, bulundukları yerlerdeki boş evleri işgal edip, ev edinene kadar burada yaşayabilirdi. Bu nedenledir ki, Libya’da evler yüksek duvar ve demir kapılarla çevriliydi. Uzun ayrılışlarda ev boş bırakılmaz, nöbetçi bırakılırdı.

Türkiye’ye tatile giden vatandaşlarımız, döndüklerinde evleri işgal edilmişse, sorun hallolana kadar bir müddet işgalcilerle birlikte yaşamak zorunda kalıyordu.



YAZARLAR

  • Cuma 35 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cumartesi 33 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazar 33 ° / 23 ° Fırtına
  • BIST 100

    1.061%2,53
  • DOLAR

    7,2958% 0,93
  • EURO

    8,6309% 0,21
  • GRAM ALTIN

    471,03% -1,75
  • ÇEYREK ALTIN

    777,1995% -1,75