(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


İRAN’A MAGAZİN İHRACIMIZ

‘Ömer Hayyam’a bade sunan Sevgili, yıllarca Türkan Şoray suretindeymiş. Biz, Hülya Avşar, Sibel Can dönemine rast geldik. Magazin toplumsal ihtiyaçtı ve o yıllarda Türk magazini İran’ı da besliyordu’


Tebriz Başkonsolosluğumuzdaki (1990 sonları) görevim sırasında, TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in tarihi Tebriz ziyareti sırasında bir ilaç fabrikasını gezerken, Barış Manço’yu kaybettiğimizi duymuştuk.

Azerbaycan Türkü bir çalışanın, üzüntü içinde 'Dağlar dağlar öldü' sözleri kanımızı dondurmuştu. İranlı işçiler, çok sevdikleri Barış Manço’nun kaybı karşısında boyunlarını eğmişti. Keyfimiz kaçmış, programı yas içinde sonlandırıp fabrikadan ayrılmıştık.

***

Eskiler, Emel Sayın’ın, 1970’lerde Şah’ın özel uçağı ile Tahran’dan Tebriz’e gelip verdiği muhteşem konseri anlatır.

Tebriz heyecandan ayaklanmış, Emel Sayın hayranları konser salonunda saatler öncesinde uzun kuyruklar oluşturmuştu. Tebrizli kadınlar, sanatçımızın kostümlerinin benzerlerini diktirip konsere Emel Sayın gibi gelmişti.

***

İranlıların diğer komşularımız gibi popüler kültürümüzü merakla izledikleri bilinirdi.

İran Azerbaycan’ı dil avantajıyla şanslıydı. Fars, Kürt, Ermeni nüfus ise yayınları daha iyi anlamak için daha çok izleyip Türkçeye aşinalıklarını arttırıyordu.

İRANLAŞTIRMA

‘İranlaştırma’ denilen, Farslaştırma siyaseti tutmuyordu. Tam aksine, asimilasyonu hisseden toplumlar, ana dillerini, inançlarını, kültürlerini daha bir sahiplenip, resmi Fars kültüründen uzaklaşıyordu.

Tebriz Postanesine Tahran’dan tayinle gelen bir görevli, Türkçe bilmediği için, yerel halkla anlaşamamış, şikayet üzerine, Tahran’a dönmüştü.

Kürdistan Eyaletindeki ‘Kürdistan Üniversitesi’nin engellemelere karşın, Farsları kıskandıracak bir enerji ile İran’ın en parlak üniversitesi olması tartışma yaratmıştı.

İran’da resmi eğitim alamayan nüfus, sadece kendi dilini bilip konuşuyordu. Türkçe, pratikte Farsçadan daha yaygın ortak dildi.

 

İSTİBDAT

İslamiyet adına uygulanan katı yasaklar, halkın samimi inanç bağlarını zayıflatıp, yasak savma yollarını öğretirken, Ermeni ve diğer Hristiyanların, istibdat karşısında inanç ve kültürlerine abartılı şekilde, kurtarıcı gibi sarıldıkları görülüyordu.

İranlılar, ‘eskiden evde ibadet eder dışarıda eğlenirdik, şimdi sokaklarda ibadet edip, evde gizli gizli eğleniyoruz’ der.

Düzen yabancı yayınların, canlı müziğin, kadın sesinin yasaklandığı, kadına ve erkeğe kapalı giysi zorunluluğu, makyaj yasağı getiren, fişleyen, cezalandıran bir düzendi.

Kadın-erkek tokalaşması yasak, erkekler için dirsekleri örten gömlek ve şalvarımsı siyah pantolon ehvendi.

Ev içleri Şah dönemindeydi. Kadınlı erkekli, danslı, müzikli kaçak içkili eğlencelerde modalar yarıştırılıyordu.

Mescitler ancak Cumaları doluyor, diğer günlerde namaz vakitlerinde yüksek sesle kalabalık ses efektli kasetler çalınıyordu.

MAGAZİN İHTİYACI

Magazin bireysel ve toplumsal ihtiyaçtı. Bu ihtiyaç Türkiye üzerinden karşılanıyordu.

Yüksek duvarlı, büyük avlulu evlerin bir odası veya terası naylonlarla kaplanır, buralara gizlenen çanak antenlerle Türk kanalları izlenirdi.

Sokağın hal ve gidişinde modern hareketlenmeler sezildiğinde çanak anten toplama operasyonu yapılırdı.

İstihbarat, naylonlu odalarda çanak yakaladığı hanenin reisini en az 3 gün hapseder, sorgulamada işkence dahil her yola başvururdu.

El konulan çanaklar, daha sonra daha fahiş fiyatlarla aynı insanlara tekrar satılırdı.

İstihbarat ezasından tek kurtuluş, çanaklı üç komşuyu ihbar etmekti. Üç isim veren kişi zindana götürülmezdi. Bu uygulama ile zincirleme artışla binlerce çanak anten ele geçirilirdi.

***

Ülke gündemimiz, siyasetimiz, maçlarımız, magazinimiz yakından izlenirdi. Politikacılarımız ve takımlarımız Türkiye’deki gibi taraftarlıydı. Bizim şarkılar, popüler sanatçılar gündem oluştururdu.

Mahalle aralarındaki maçlarda Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş formalı ekipler oynar, duvarlara sevgi ve kavga sözcükleri yansırdı.

Duvar halılarında Ömer Hayyam’a bade sunan güzel Sevgili, yıllarca Türkan Şoray suretinde dokunmuştu. Biz Hülya Avşar veya Sibel Can dönemine rast gelmiştik.

Sibel Can’ın evliliğinin olaylı bitişi Tebriz sokaklarında üzüntü ve sevinçle takip edilmişti.

İbrahim Tatlıses’in bir jet daha aldığını balıkçı müjdeler, Huysuz Virjin’in akşamki giysisini, kime takılıp mat ettiğinin sohbetini duyardık.

Mahalle berberimiz Gülden Karaböcek hastasıydı. Cızırtılı kasetinden alçak sesle, sürekli Sürünüyorum’u dinletirdi.

Çarşıda ‘şıkıdım şıkıdım’ ne demek diye sorulurdu.

Hülya Avşar’ın Ramazan programlarındaki usturuplu giyim kuşamı ve dikkatli davranışı hayretle hoşlarına giderdi.

O günlerin televizyon fenomeni ‘küçük dahi Selimcan, ‘Ecinni’ gibi neler de biliyor diye uzun uzun konuşulurdu.

Arabalarda, göze gelecek şekilde bolca kaset bulundururduk. Trafik durdurduğunda, İbrahim Tatlıses veya Sibel Can hediyesiyle polis sohbeti tatlıya bağlanırdı.

***

Magazin toplumsal bir ihtiyaçtı, o yıllarda Türkiye magazini İran’ı da beslerdi. Türk dizilerinin şimdilerde bu kervanı güçlendirdiği tahmin edilmektedir.



YAZARLAR

  • Cumartesi 33 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazar 33 ° / 23 ° Fırtına
  • Pazartesi 32 ° / 24 ° Fırtına
  • BIST 100

    1.061%2,53
  • DOLAR

    7,2914% 0,87
  • EURO

    8,5251% -1,01
  • GRAM ALTIN

    476,23% -0,67
  • Ç. ALTIN

    785,7795% -0,67