Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,


8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.


Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

iortas@cu.edu.tr

Kadınının insan olarak toplumda eşit yurttaş gibi karşılandığı bir dünya yaşanılır bir dünya olacaktır. Adı var, kendisi olmayan bir dünyada kadının yaşamda yerinin sonradan gelmesi ise sorunlu ve renksiz bir dünya olacaktır. Her gün 3 kadının öldürüldüğü, kadının taciz edildiği bir ortam insanın insan olarak bir arada yaşamı güzelleştirmesi çok da beklenmez. Hepsinden öteye bilinci gelişmiş, değerleri olan varlığa uygun bir yaşam olamaz.

Son yıllarda ülkemizde yaşanan ve insanların kanıksadıkları konuların başında her gün kadına yapılan saldırı gelmektedir. Hem de en yakınındaki eşi ve akrabaları tarafından. Bu durum normalinde kabullenebilmesi gereken bir durum. Ancak nedense bizim gibi toplumlarda bu durum acı bir şekilde yaşanıyor. Dünyada kadına seçme ve seçme ve seçilme hakkını tanıyan ilk ülkelerden biri olan Türkiye´nin bugün kadıların şiddet görmesine kayıtsız kalması adeta durumu kabullenmesi anlaşılır gibi değil. Sosyolojik olarak bunun nedenlerinden biri kanımca insanın özgürlüğünü kaybetmesi ile birlikte kadınında özgürlüğünün kaybetmesi şeklinde olsa gereke. Kadının yaşamda bende varım demesi ve gerektiğinde kendi başına karar vermesi konusunda kendinde güç görmesi maalesef toplumun çoğunluğunda halen kabul görmemekte ve şiddetebaşvurulmasını doğurmaktadır. Genelde bazı gazetelerin orta sayfalarında küçük puntolarla kısa olarak geçiştirilen haberlere de yansıyan fotoğraflardaki, görüntüler, kişilerin eğitim düzeyi, kadının ve erkeğin çalışıyor olması veya olmaması ve kişilerin yaşadıkları yerler birçok ipucu vermektedir. Konu bir ülkenin yaşam biçiminden çok uzak olmadığı kanısı oluşmaya başlıyor. Onun için devletin ve ilgili kurumlarının konuya, medeni yasa, eğitim,genel kültür vs. gibi birçok konuda epey yol alması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yoksa her gün birkaç kadın cinayetlerinin işlendiği, ailelerin dağıldığı bir durum toluma mutluluğa ve sağlıklı gelişmeye yarar getirmez.

Sorun Kadın-Mülkiyet Sorunu mu?

Namus belası ile başlayan ve kadın bedeni üzerinde yaratılan namus meselesi maalesef erkekler tarafından bir mülkiyet konumuna indirgenmiş ve kadının en küçük bir itirazı mülkiyetine karşı bir başkaldır olarak algılanıyor. Bu algı oluştuktan sonra süreç yanlışyönetiliyor ve de kötü kullanılmaktadır. Namus meselesinin bir düşünme ilkeselliği olduğu, kişinin verdiği sözü tutması, yalan yanlış yapmaması, hak-hukuk ihlali yapmaması, başka insan ve canlılara karşı saygı ve sorumluğu olarak algılanmadığı sürece namus iki bacak arasına indirgeniyor. Bunun kontrollüde hemcinslerimiz olan ERKEKler tarafından kendilerine vazife edinmişler. Sanki üzerindeki diğer vazifelerini yerli yerine getirmiş gibi. Sorun bir bütüncül düşünme sorunudur. Zihni kotlarımızın insandan yana yeniden şekillenmesi gerekir.Zihni kotlarımız eşit yurttaş olarak şekillenmedikçe, biri eksik ve yarıma muhtaç olarak görüşür. Ondan sonrada kadının sahiplenilmesi ve kontrol edilmesi algısı doğal olarak kişiyi haklı anlayışa götürür. Sorun kadından çok erkeğin kadından ne beklediği ve kadını kendi penceresinde nasıl gördüğü sorunudur. Çözülmesi ZOR bir mesele. Çok ciddi bir eğitim gerektiriyor.

Kadının eşit yurttaş olduğu bilincinin gerçekleştiği bir dünyada çalışan emekçi kadınlarımızın bu farkındalık gününü tebrik ediyorum.

 



YAZARLAR

  • Çarşamba 28 °C / 20 °C Güneşli
  • Perşembe 27 °C / 19 °C Güneşli
  • Cuma 27 °C / 20 °C Güneşli
  • BIST 100

    101.447%0,00
  • DOLAR

    5,6900% -0,18
  • EURO

    6,2981% -0,28
  • GRAM ALTIN

    274,69% -0,21
  • ÇEYREK ALTIN

    453,2385% -0,21