Celal Topkan


29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI’NIN KAZANIMI ANLAMI VE DEĞERİ -2


15. yüzyıla kadar Batı Avrupa kiliselerin egemenliği altındaydı. Toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşama Kilisler yön veriyorlardı.  

15 yüzyıldan başlayarak Batı Avrupa’da eğitim ve bilimde gelişmeler başladı.

Eğitim ve bilimde yaşanan gelişmelerle birlikte, kilise ile bilim adamları arasında çatışma başladı.

Bu çatışmalarda çok kan aktı, çok bedeller ödendi.

1789 Büyük Fransız devrimi ile Batı Avrupa’da kilisenin egemenliği sona erdi.

Toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşama akıl ve bilim egemen oldu.

Batı Avrupa’da bilim ve teknoloji hızla gelişmeye başladı.

Batı Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Almanya, ileri teknolojiye dayalı üretim yapmaya başladı ve zenginleşti.  

 

Anadolu, Arap coğrafyası ve Doğu Avrupa’da hüküm süren, saltanat ve hilafet anlayışına dayalı yönetilen, Osmanlı Devleti, Batı Avrupa’daki bilimsel ve teknolojik gelişmelerle ilgilenmedi.

Batı Avrupa’daki eğitim ve bilimsel gelişmelere ilgi duymayana Osmanlı Devleti süreç içinde geriledi ve yoksullaştı. Bütçesi açık vermeye başladı. Bütçe açıklarını eğitim ve bilimde gelişen  ve zenginleşen İngiltere, Fransa ve İtalya’dan borç alarak kapatmak zorunda kaldı. Borçlarını aynı ülkelerden yeni borç alarak kapattı. Süreç içinde borcu ödeme gücünün çok üstüne çıktı.  Borç aldığı ülkelerin ekonomik sömürü ve siyasi nüfuz alanına girdi. Koca Cihan İmparatorluğu Osmanlı Devleti, borç aldığı ülkelerden bağımsız karar alamayan ve davranmayan bir ülke oldu.

Bu arada eğitim, bilim ve teknolojide gelişen, ileri teknolojiye dayalı zenginlik yaratan üretim yapan, kalkınan ve zenginleşen Batı Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Almanya, Afrika Kıtası’nı, Avusturalya Kıtasını, Güney Amerika ülkelerini, Asya Kıtası’nın Doğusu ve güneyinde yer alan devletleri işgal ettiler. Bu ülkelerin yer altı ve yerüstü kaynaklarını sömürdüler. Her geçen gün daha da zenginleştiler.

1900 yılına gelindiğinde dünyanın 3’te 2’si, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Almanya’nın  işgali ve sömürüsü altındaydı. 

1919 yılı başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Başkenti İstanbul, Batı Anadolu, İmparatorluğun hüküm sürdüğü Arap Coğrafyası İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan tarafından işgal edildi.

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de işgal güçlerini yenilgiye uğratan Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul’dan Samsun’a doğru yola çıktı. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldi. Erzurum ve Sivas kongrelerinde halkı örgütledi. Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya geldi. Mustafa Kemal’in çağrısı ile illerinde seçilip gelen milletvekillerinin katılımı ile 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da Büyük Millet Meclisi toplandı. Mecliste yapılan oylamada Mustafa kemal Meclis Başkanı seçildi. Mustafa Kemal’in başkanlığında toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği Büyük Millet Meclisi’nde alınan kararlarla, Kurtuluş Savaşı başlatıldı.

Kurtuluş Savaşı büyük bir zaferle sonuçlandı. Dünyanın 3’te 2’sini işgal eden, yerüstü ve yeraltı kaynaklarını sömüren emperyalist ülkeler İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve onlara destek veren Amerika, Kurtuluş Savaşı’nda, tarihin en büyük yenilgisini yaşadılar.

Büyük bir zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı sonrası, Atatürk’ün yönetimde Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınan kararla, 29 EKİM 1923 tarihinde, Batılısıyla Doğulusuyla dünyanın önde gelen tarihçilerinin, sosyal ve siyaset bilimcilerinin, Birleşmiş Milletler Eğitim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun 20. Yüzyılın en büyük yenilik, değişim ve dönüşüm projesi olarak kabul ettikleri, halk egemenliğine dayanan Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Devrimler yapıldı.

Devrimlerle insanı merkez alan, insanı önemseyen ve insana değer veren, insanı yüceltmeyi hedefleyen toplumsal, ekonomik, siyasal ve ekonomik değişim ve dönüşümler yaşama geçirildi.

Ömrünü cephelerde savaşarak geçiren, Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı Atatürk, sorunların çözümünde savaşı bir çözüm yolu olarak görmedi. Savaş zaruri olmalıdır, zaruri olmayan savaş cinayettir. Yurtta Barış Dünyada Barış” dedi. Savaşsız bir dünya çağrısı yaptı. İnsanları savaşmaya değil barış içinde yaşamaya davet etti.

Cumhuriyetin Dış Politikasını:

- Komşuların iç işlerine karışmama.

Rusya’yı tahrik etmeme.

- Arap ülkeleriyle tarihi, sosyal, kültürel ilişkilerimizi geliştirme fakat aralarındaki anlaşmazlıklara karışmama, sormadan akıl vermeme.

- Batı kültürünü benimseme, fakat onların emperyalist emellerine alet olmama üzerine inşa etti. 

Benimsenen dış politika ilkeleri doğrultusunda, 9 Şubat 1934 tarihinde Atina’da; Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında, Balkan Paktı (Balkan Antantı) dostluk ve barış anlaşması imzalandı. 7 Temmuz 1937 tarihinde Tahran’da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı Barış ve Dostluk Anlaşması imzalandı. Komşu devletlerle yapılan bu anlaşmalarla, Türkiye’nin çevresi bir barış ve huzur bölgesi oldu.  

Batılısıyla Doğulusuyla dünyanın önde gelen tarihçilerinin, sosyal ve siyaset bilimcileri, Atatürk’ün düşünce sistematiğini, Atatürk’ün yönetiminde yapılanları örnek alınacak bir model ve sistem olarak kabul ettiler. Örnek gösterdiler.

Dünyanın değişik bölgelerinde, emperyalist ülkeler İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve Almanya’nın işgali ve sömürüsü altına yaşayan ülkeler, Atatürk’ün liderliğini,

Atatürk’ün Başkomutanlığında işgal güçlerine karşı başlatılan Kurtuluş Savaşı’nı, örnek aldılar.

Bu ülkelerde, ülkelerini işgal eden ülkelere karşı kurtuluş savaşı başlattılar.

Onlarda bağımsızlıklarına kavuştular.

Onlarda ülkelerinde benzer yenilik ve değişimler yaptılar.

Bu arada tarihte bir ilk yaşandı. Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’yu yakıp yıkan, sonunda Atatürk’ün karşısında tarihi bir yenilgi alan Yunan ordularının başkomutanı ve Yunanistan’ın önde gelen devlet adamlarından Elefterios Venizelos, ogüne kadar tarihte örneği yaşanmamış bir davranış ortaya koydu. 12 Ocak 1934 tarihinde Nobel Barış Ödülü Komitesi bir mektup yazdı. Atatürk’ü, Nobel Barış Ödülüne aday gösterdi.

1938 yılına gelindiğinde Atatürk örnek alınan bir lider, Atatürk’ün yönetiminde Türkiye Cumhuriyeti, dünyada sözü dinlenilen, söylediklerine itibar edilen ve saygı duyulan bir devlet oldu. Dünyanın çağdaş ve medeni ülkeleri arasında, onurlu ve saygın yerini aldı.

Tarihi ve sosyal olayalar ve gelişmeler, sonuçlarıyla ölçülür ve değerlendirilir.

Atatürk’ün liderliği,

Düşünce sistematiği,

Askeri ve siyasi başarıları,

Liderliğinin, askeri ve siyasi başarılarının,

Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin,

Dünyada yarattığı etkileri ve sonuçları,

Bir bütünlük içinde ele alındığında:

Dünya, Atatürk’ün örnek alınan ve örnek gösterilen liderliği, düşünce sistematiği, askeri ve siyasi başarıları ile yeniden şekillenmiştir. 

- Bu bağlamda Atatürk’ün dünyada örnek alınan ve örnek gösterilen düşünce sistematiği ve liderliği evrenseldir.

- Atatürk’ün planlayıp kurduğu, dünyada örnek alınan ve örnek gösterilen Türkiye Cumhuriyeti evrenseldir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı bu anlayış ve bakışla kutlamak gerekiyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.

Yaşasın laik demokratik sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti.



YAZARLAR

  • Cuma 21 ° / 16 ° Fırtına
  • Cumartesi 22 ° / 15 ° Sağanak
  • Pazar 20 ° / 13 ° Güneşli
  • BIST 100

    103.781%0,00
  • DOLAR

    5,7543% 0,09
  • EURO

    6,3472% 0,09
  • GRAM ALTIN

    271,86% 0,65
  • ÇEYREK ALTIN

    448,569% 0,65