Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


“12’DEN VURMAK” BİR 12 EYLÜL ANISI


Gene geldi 12 Eylül.

Geldi mi; yoksa hiç mi gitmemişti, onu da bilmiyorum?

Elin oğlu 12’den vurdu hep..

Bizi de 12’den vurdular.

***

12 Eylül’ün ilk şamarı bir sürgünle gelmişti bana. Mersin/ Eğitim Araçları Merkezi Başkanlığından, sorusuz- sualsiz alınıp, Erdemli/ Kocahasanlı’ya sürülmek olmuştu.

Sürülmek umurumda değildi. Çok görmüştüm sürgünü. Ama hastaydım. Kalça ve belimdeki romatizma yüzünden Fizik Tedavi’ye giriyordum. Erdemli’de bu olanak yoktu. Mersin’den gidiş-geliş yapmak zorundaydım. Otobüste ağladığım günleri hiç unutamam. Ne oturabiliyordum; ne ayakta durabiliyordum. İyi ki bir yıl sürmeden gözaltına alındım. Bir yere tıkacaklar, orada yatabileceğim diye seviniyordum.

***

Gözaltı tedavisi mide yumruklarıyla başladı.Sorgulama Şefi olan Hanifi Avcı adında bir adam vardı. Dili tatlı, sevecen tavırlı bir adamdı. Bana acıyarak yanıma geliyor “ Hoca ben seni tanıyorum. Sen çok zeki bir adamsın. Bu ülkenin sana ihtiyacı var. Söylenenleri kabul et. Kendini boş yere ezdirme. Biz de destek olmaya çalışırız” laflarını şiir gibi döktürüyordu.

Doğrusu Sosyalist ve Demokratik mücadele örgütlenmeleri içinde epeyce adım geçiyordu. Nerdeyse omuzlarım kabaracak gibi oluyor, ama derim dar geliyordu. O nedenle, örgütle suçlamaları boldu. Ama bir de dinamit deposunu havaya uçurma suçu ekleniyordu. Gerçekten o yıllarda, YSE’nin bir dinamit deposu havaya uçurulmuştu. “ O eylemi ben yaptırdım” demem isteniyordu. Elbette kabul et diye rica etmiyorlar; işkencenin hangi kademesine kadar gidebileceğimin test uygulamasını yapıyorlardı.

***

Gözaltımız iki aya yaklaşmıştı.“ Gel bakalım Hoca!” dedi, Hanifi Bey. Küçük bir odaya geçtik. Bana bir çay getirtti. Kucağında daktilo ile bir sivil geldi. Ben çay bardağını zor tutuyorum. Gözüm fazla görmüyor. Ayakta duracak halim yoktu. Hanifi Bey benim kimliğimi yazdırdı; bana soru yönelteceğini beklerken, benim her zaman söylediğim ifadeyi, aynen yazdırmaya başladı. O anda ben bu kadar düzgün söyleyemezdim. İçimden “ Hayret! İyi insanmış da tanıyamamışız” dediğimi unutamıyorum. Daktilodan çıkan kâğıdı, imza için önüme sürerken, alışkanlıkla, okuyabilir miyim, deyivermiş bulundum? O anda kıyamet koptu. O mülayim adam bir canavar kesildi “ Alın bu orospu çocuğunu. Yardım ediyoruz, hâlâ güvenmiyorlar” sesi duyulmaz oluncaya kadar, ben elektrik tımarına kavuşmuştum bile.

***

Birkaç gün sonra da savcılığa götürüldük. Savcının “ Emniyetteki ifadene bir diyeceğin var mı?” sorusuna “ Hayır” dedim. Sonra Sıkıyönetim Mahkemesine çıktığımızda gördüm ki, benim yerime yazdırılan ifade bir dümenden başka bişey değilmiş. Safça yutmuşum. Tüm bunlara karşın kızamadım, küsemedim Hanifi Avcı’ya. Çünkü verilen elektrik dozu, romatizmalarımı tedavi etmişti. 12. 09. 2020

 

 



YAZARLAR

  • Perşembe 32 ° / 17 ° Güneşli
  • Cuma 31 ° / 17 ° Güneşli
  • Cumartesi 33 ° / 17 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.127%-2,22
  • DOLAR

    8,3262% 0,84
  • EURO

    9,7484% 0,94
  • GRAM ALTIN

    499,29% 0,16
  • Ç. ALTIN

    823,8285% 0,16