ÜÇÜNCÜ BALKAN BOZGUNU DAYATMASINA HAYIR
Paralel kalkışmanın radyoaktif serpintisi geçmeden, at izi it izine karışmışken, Türk Silahlı Kuvvetlerine dayatılan Üçüncü Balkan Bozgunu şartnamesinin gerçekleşmesi durumunda sabah akşam verilen salaların aslında Türk milletinin toplu intiharının ilanı
Tarih: 31.7.2016 11:17:27 / 871okunma / 0yorum
Hüseyin ÖZBEK

Türk Askeri tarihinin en büyük yenilgisi  hiç kuşkusuz Balkan Bozgunudur. İkinci Viyana kuşatmasında yaşanan 1683 bozgunu ile 1877-1878 Rus savaşında Kafkas ve Tuna Cephesinin çöküşüyle payitahtın neredeyse elden çıkacak duruma gelmesi diğer büyük yenilgilerdir. 

1683 bozgununun ardından hemen pes etmeyen Osmanlı imparatorluğunun çabaları nafiledir. On altı yıl süren ölüm kalım savaşı da kaybedilecektir. 1699´ da imzalanan Karlofça Anlaşması Orta Avrupa´daki Türk üstünlüğünün kesin olarak son bulmasının belgesidir.

1877 – 1878 Türk Rus Savaşı ise Kafkas hattında ve Balkan coğrafyasındaki Türk askeri varlığını ve siyasi hakimiyetini yok derecesine indirecektir.Tuna cephesinin çöküşünün ardından Edirne´nin düşüşü ile Çarlık Ordularına Osmanlı payitahtının kapıları ardına kadar açılır. Ayastefanos´ta (Yeşilköy) dayatılan şartlar son derece ağır hükümler içermektedir. İngiltere´nin Hindistan yolunun Rus tehdidi altına girmesi endişesi ve Prusya´nın çıkar hesapları doğrultusunda düzenlenen Berlin Konferansında kısmen hafifletilen hükümler sonrası Ruslar İstanbul´u terk edecektir.

Balkan Bozgununun (1912) diğerlerinden farkı yenilginin askeri alanla sınırlı kalmayıp batı karşısındaki inançsal, kültürel, askeri üstünlük algısının ortadan kalkması, yenilgi ve yok oluş duygusunun toplumu teslim almasıdır. Sırp, Bulgar, Karadağ, Yunan  bağlaşıkları karşısında uğranılan askeri yenilgi gerçekten yüz kızartıcıdır. Yüzyıllardır her büyük seferde Orduyu Hümayunun yer götürmez askerle gidip, zaferle dönüşünün kuşaklar boyu tanığı, serhat türküleriyle, akıncı destanlarıyla büyümüş Rumeli ahalisinin görüp de inanamadığı şey üniformalı yenik ordudan geriye kalanların bağlaşıkların üniformalı vahşilerin önünden ardına bakmadan kaçmasıdır.

Osmanlının fetih ve batıya doğru yayılması temelinde uygulanan iskan politikasıyla Anadolu´dan göçürülen Yörüklerle Türkleştirilen 500 yıllık vatan birkaç ayda elden çıkmıştır. Osmanlının, Anadolu kadar Türk Rumeli´si göz açıp kapayıncaya kadar kaybedilmiştir.  Evladı Fatihanca vatan bilinmiş, camileriyle, türbeleriyle, hanları, hamamları, şehirleri, çarşıları, bedestenleriyle Türkleştirilmiş coğrafyada acımasız bir etnik temizlik uygulanmaktadır. Bir yandan demografik kırım yapılırken diğer yandan 500 yıllık hakimiyetinin her türlü kültürel mirası acımasızca tahrip edilmektedir.

Balkanlardan Edirne´ye, Edirne´den İstanbul´a uzanan, cami avlularından sokaklara, meydanlara taşan perişan yığınlar savaşın ve yenilginin, uğranılan facianın büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Ordudaki alaylı mektepli, İttihatçı, İtilafçı çekişmesinin, hiyerarşik disiplini yok eden kutuplaşmanın acı sonuçları Vatan kaybı olarak ortaya çıkmıştır. Balkan Savaşı halkın orduya, askere yönelik  güven duygusunu sıfırlamış, halkın kolektif psikolojisinde yenilgi ve yok oluş duygusuna, milli ruhta çöküntüye yol açmıştır. Halk yenilginin sorumlusu olarak orduyu, özellikle de zabitanı ( subaylar ) görmektedir. Tarihte ilk kez halk orduya karşı güven duygusunu yitirmiş, adeta sırtını dönmüştür.

Zafer günlerinin gurur simgesi üniforma, yenilgi ve çöküş günlerinin nefret objesine dönüşmüştür. Subaylar üniforma ile sokağa çıkamaz hale gelmişlerdir. Yenilginin utancı altında ezilmekte, atalarının sefer ve zafer yollarından yüz geri kaçışın ezikliği altında yüzlerini yerden kaldıramamaktadırlar.

Türk subayını ve Mehmetleri bu utançtan Çanakkale kurtaracaktır.Balkan yenilgisinden dersler çıkarılmış, yeteneksiz, birikimsiz, çağın gerektirdiği askerlik sanatını içselleştirememiş unsurlar tasfiye edilmiştir. Ordunun eğitim anlayışında, savaş stratejisinde ciddi değişikliklere gidilmiş, yetenekli, genç subaylara rütbelerinin üstünde birliklere komuta etme imkanı verilmiştir.

Birinci Dünya Savaşının patladığı 1914 yılında İtilaf güçleri Türklere Balkan Bozgunun daha ağırını yaşatacaklarından emindirler. 1915 başlarında Türklerin işini bitirip saf dışı bırakacaklarını düşünmektedirler. Sabah Çanakkale Boğazından girip akşama Osmanlı başkentine- ulaşmanın hayalini kurmaktadırlar. Kibirli hasımlarına hem denizden hem karadan yol vermeyecek olan Mehmetler Balkan utancını Çanakkale´de sebil edecekleri kanlarıyla temizleyecektir. Payitaht kurtulmuş, mağrur düşmanın zafer umudu boğazın serin sularına gömülmüştür. Çanakkale zaferiyle birlikte  üniforma yeniden milletin ortak gurur simgesidir. Türk milletinin güvenini yeniden kazanan, duasını ve desteğini alan Türk Ordusu imparatorluğun birbirinden binlerce kilometre uzak cephelerinde büyük harbin 4 yıl daha uzamasına yol açacaktır.

Büyük harbin neticesinde Ekonomik kaynakları sıfırlanan, yarım milyon askerini değişik cephelerde şehit, bir o kadarını da esir veren, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesiyle kaderi galiplerin insafına bırakılan bir millettin yırtıp attığı idam fermanından bahsediyoruz.

Öldüğüne hükmedilen, emperyalistlerin terekesini pay edip defin merasimine hazırlandıkları bir milletin yeniden Bismillah´ la 3 buçuk yıl daha savaşabilmesinin sırrı yine Çanakkale´dir. Ezineli Yahya Çavuş´un, Edremit´li Koca Seyit´in, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal´in,  Sarıkamış´ın buzullarından Arabistan´ın çöllerine ayak basmadık yer bırakmayan Mehmetlerin al kanlarını,  terlerini taşıyan üniformanın Türk milletinin gözünde niçin alelade bir kumaş parçası olmadığı üzerinde düşünülmelidir. Üniforma Türk Milletinin derin bilinçaltında yaşattığı, Ergenekon´dan Malazgirt´e, Mohaç´tan Viyana´ya, Trablusgarp´ten Sakarya´ya, Kocatepe´den Kıbrıs´a binlerce yıllık müşterek hatıra olarak kayıtlıdır.Nüfus kütüğünde adı ne olursa olsun, üniformanın içinde Mehmetleşen Anadolu çocuklarının manevi zırhıdır, o kutsal ocağın simgesidir. Bundan dolayıdır ki milletin gözünde mübarektir.

Yakın geçmişte yaşanan Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve benzerleri, paralel ihanetin araçsallaştırdığı ve silaha dönüştürdüğü yargı üzerinden Orduya İkinci Balkan Bozgunu dayatmasıydı. Hakim savcı cübbesi giydirilmiş cemaat kumpanyasının düzenlediği yargı komedyası ile Türk Ordusuna karargahta teslim şartları dayatılmıştı. Yargı üzerinden gerçekleştirilecek  tasfiye ile Cumhuriyet´in, Türk milletinin bekasının teminatı ordu yerine İmamın Ordusu ikame edilecekti. Atatürk, Cumhuriyet, Kıbrıs, ulusal bütünlük, devletin bekası, milletin bağımsızlığı gibi ağır bagajlardan kurtarılmış (!) ordunun yerine konacak üniformalı şakirtler ile operasyon tereyağdan kıl çeker gibi tamamlanacaktı.

15 Temmuz Kalkışması, Silivri sürecinde yarım kalan ihanetin çok daha geniş kapsamlı olarak yürürlüğe konulmasıydı. Kalkışma Pensilvanya İmamının intikamı olarak tasarlanmıştı. Taktik olarak siyasi iktidarı hedef almakla birlikte stratejik hedef Türkiye Cumhuriyeti´nin tasfiyesiydi. Paralel saldırı ordunun, cemaat radyasyonunun henüz zehirleyemediği milli unsurları başta olmak üzere, halk tarafından püskürtülmüştür.

Tarihçiler ileride bu süreci imanı ve inancı milli kimlikle birleştiren, inanç aidiyeti ile ulusal aidiyeti ayrışmaz bir alaşım haline getiren Türk Müslümanlığı yerine, vatansız, bayraksız, milletsiz, emperyalizmin buyruğunda sürüleşme reçetesinden başka bir şey olmayan  cemaat dininin alması halinde  ülkenin ne hale geleceğinin ibretlik örneği olarak kaydedeceklerdir.

Paralel ihanetin, milli devlet duyarlılığı ve hukuk meşruiyeti içinde hesabının sorulması zorunludur. Başta siyasi iktidar olmak üzere herkesin, cumhuriyetin kuruluş kodlarının ve milli devlet duyarlılığının terk edilerek, askeri ve sivil bürokrasinin, devlet kurumlarının cemaatler koalisyonuna, tarikatlar konsorsiyumuna teslim edilmesi durumunda yaşanılması kaçınılmaz olan bu trajediden ders almaları gerekmektedir.

Kendi dönemlerinde yaşanan Silivri faciasının siyasi sorumluluğunu omuzlarında taşıyan bir iktidarın kandırılmışlık bahanesiyle minder dışına kaçışı ne kadar inandırıcı değilse bir yandan milli orduya kumpas kurulmasından yakınıp diğer yandan cemaat darbesinin tozu dumanı arasında tüm sorumluluğu Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsallığına yükleme cinliği de o kadar inandırıcı değildir. Yine bir yandan ordudaki paralelcilerin ayıklanacağından dem vurup diğer yandan orduyu tümüyle demokrasi karşıtı bir cürüm kurumu olarak yaftalama sakilliği o kadar dikkat çekicidir.

Siyasi iktidarın Cumhuriyetin ulus devlet, üniter yapı temelindeki kuruluş felsefesiyle, çağdaş dünyadan yana temel tercihiyle,  laiklik ilkesiyle, genel merkezlerine bina boyunda posterini astığı Atatürk´le olan temel uyuşmazlığını sonlandırıp sonlandırmadığının turnusol kağıdı kışla önlerindeki çöp kamyonlarıdır.

Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış paralel şebekenin Cumhuriyete  başkaldırısı bertaraf edildiği halde kışla önlerinden çekilmeyen çöp kamyonları, tanklara karşı etkili olamasa da ordunun küçük düşürülmesine fazlasıyla yetmektedir.  Darbe bahanesiyle laik demokratik rejimin, bağımsızlığın güvencesi, halkın peygamber ocağı bildiği bir kurumun itibarsızlaştırılmasına ve tasfiyesine yönelik sinsi hesabın gerçekleşmesi durumunda Türkiye Cumhuriyeti diye bir devletin ayakta kalamayacağı, Türk milletinin özgür bir ulus olarak varlığını sürdürmeyeceği bilinmelidir.

Paralel kalkışmanın radyoaktif serpintisi geçmeden, at izi it izine karışmışken, Türk Silahlı Kuvvetlerine dayatılan Üçüncü Balkan Bozgunu şartnamesinin gerçekleşmesi durumunda sabah akşam verilen salaların aslında Türk milletinin toplu intiharının ilanı olduğu bir an önce anlaşılmalıdır. 

 

Anahtar Kelimeler: ÜÇÜNCÜ, BALKAN, BOZGUNU, DAYATMASINA, HAYIR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ÜÇÜNCÜ TAŞNAK TAARRUZU (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
TAHSİN ÇAVUŞ´UN ÖLDÜĞÜ GÜN (20 Ekim 2017 - Cuma)
MANİCİ BAŞI (27 Temmuz 2016 - Çarşamba)
GÜL DESTİ GÜLÜM DESTİ (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
ODUNUN KURUSU SUYUN DURUSU (26 Haziran 2016 - Pazar)
MEZHEP MAKYAJLI ETNİK STRATEJİ (04 Ekim 2015 - Pazar)
BENİ BURAYA GÖMÜN OĞLUM ÜŞÜR (28 Eylül 2015 - Pazartesi)
MEHMET´İ HANGİ KURŞUN ÖLDÜRDÜ (14 Ağustos 2015 - Cuma)
PROVASI YAPILAN ŞAHADET (02 Temmuz 2015 - Perşembe)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
TAŞKENT İNSANI YAKIYORMUŞ – 1
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
KURULTAYLAR PARTİSİ: CHP
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
ALİM KAZA GEÇİRDİ
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİMİZİN BEKA SORUNU -7-
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ÖZLEMİNİ DUYDUKLARIMIZLA
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BASKI GRUPLARI VE OKULLAR
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
YENİ ADANA GAZETESİ VE BASIN BAYRAMI..
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Peki, Nasıl Olacak Bu İş?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİDEN LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
TÜRK -ERMENİ SORUNU
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
GÜÇLÜ ÜLKE NASIL OLUNUR?
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
İZMİR İKTİSAT KONGRESİ´NİN 95. YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´ÜN EKONOMİ MODELİNİN DE İNSANLIK İÇİN KURTARICI OLAN DEĞERİ!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
NEYZEN TEVFİK´İN ASABİLİĞİ!
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Küçük Hatice ile Kardeşliğim
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
AFRİN GELİŞMELERİ ÜZERİNE
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
NEOLİBRAL DÜZENİN YARATTIĞI MAĞDURİYET VE SOSYAL DEMOKRASİYE SUNDUĞU İKTİDAR FIRSATI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
UĞUR MUMCU
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ÇOCUK DERKEN…
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Benden Bu Kadar!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
SEVİNCİMİZ KURSAĞIMIZDA KALDI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
CİNSEL HADIM
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
ÜÇÜNCÜ TAŞNAK TAARRUZU
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
İNSAN ÖMRÜ KAÇ YILDIR?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
7 °C
Cumartesi
10 °C
Pazar
10 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-2/19/1510444145264.jpg