“MİSAK-I MİLLİ ASGARİ PROGRAMDIR”
Tarih: 4.4.2016 12:45:54 / 1159okunma / yorum
Ahmet ERDOĞDU

Kurtuluş Savaşı yıllarının işlendiği yazı dizimizde yazarımız Ahmet ERDOĞDU sordu, konunun uzmanı Sayın Zeki SARIHAN yanıtladı.

/resimler/2016-4/4/1248074467035.jpgEmperyalist ülkelerce, Ortadoğu haritasının yeniden çizilmeye çalışıldığı şu günlerde Yeni Adana Gazetesi, Kurtuluş Savaşı yıllarını tekrar incelemenin yararlı olacağını düşünerek yeni bir yazı dizisini bu konuya ayırdı.

Mondros´ta Emperyalistlere teslim olan, Sevr´de parçalanmaktan “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyen Türk halkının yaptığı mücadele ile kurtulan ve Lozan Antlaşması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti´nin bu kurtuluş ve kuruluş öyküsünü dikkatle takip etmenizi, günümüzle ilgili dersler çıkartmanızı dileriz.

Yazarımızın sorduğu ilk soru ”Misak-ı Milli Nedir”e konuğumuz Zeki SARIHAN         

 “ASGARİ PROGRAM” dır diyor.

Ahmet ERDOĞDU´nun Sayın Zeki SARIHAN ile yaptığı söyleşiyi 5. Sayfamızda okuyabilirsiniz.

 MİSAK-I MİLLÎ “ASGARİ PROGRAMDIR”

Değerli okurlar, Kurtuluş Savaşı Günleri ile ilgili olarak Sayın Zeki Sarıhan ile yaptığımız söyleşiye “Misak-ı Milli Nedir?” sorusuyla devam ediyoruz.

/resimler/2016-4/4/1250158688334.jpgZ.SARIHAN-Her savaşın ulaşmak istediği bir hedefi vardır. Amaçları belirsiz savaş olmaz.

 Birinci Dünya Savaşı´nda Türkiye´nin bir asgari programı yoktur. Osmanlı devleti bu savaşa niçin katılmıştır? Hangi toprakları istemekte veya savaşın sonunda ne olmasını beklemektedir? Bunlar yazılı bir programa bağlanmış ve millete anlatılmış değildir. Savaşın hedefleri karanlıklar içindedir. Savaşa gönderilenler nereye, niçin gittiklerini, bunun ülke için ne gibi kazançlar sağlayacağını bilmemektedirler

Her siyasi hareket, asgari bir programa sahip olmak zorundadır.  Kurtuluş Savaşı da bir asgari program çerçevesinde yürütülmüştür. Bu programın adı “Misak Millî”dir.
Misak-ı Millî belgesi birden bire ortaya çıkmamıştır. 1918 yılı ile 1919 yılı başlarında Kurtuluş Savaşı henüz asgari bir programa kavuşamamıştı.

/resimler/2016-4/4/1249306499967.jpg          Misak-ı Millî, 1919 yılı ortalarında şekillenmeye başladı. 23 Temmuz´da toplanan Erzurum Kongresi, esas olarak Doğu Anadolu´nun Ermenilere verilmesini önlemek amacıyla toplanmış ve kararlarının ağırlığını da buna vermiştir. Ancak bu kongrede mandacılık reddedilmiş, ülkenin herhangi bir bölgesine saldırı olursa birlikte karşı koyma kararı alınmıştır. Erzurum Kongresi ülkenin sınırlarını çizmemişti. Savaş öncesi sınırları savunmanın zorluğu bilinmektedir, Mütareke sınırının da savunulup savunulmayacağı açık değildir.

         Asgari program, Sivas Kongresi´nde biraz daha gelişti. Mütareke sınırları içindeki toprakların bölünmezliği belirtildi. Millî bağımsızlık için millî kuvvetlerin ve millî iradenin hâkim kılınacağı kararlaştırıldı.

         Kurtuluş Savaşı´nın millî bir yemin karakteri kazanabilmesi için Mütareke´den  sonra bir yıldan çok bir zamanın geçmesi gerekmiştir.

         Asgari program bir kişinin kafasından da çıkmamıştır. Yığınların temsil edildiği kongrelerle, sayısız tartışma, toplantı, yurtseverler arasında yazışma ve görüşmelerle oluşmuş, şekillenmiştir.

Bunun yanı sıra Son Osmanlı Meclisine katılacak mebusların eline verilmek üzere Ankara´da hazırlanan 8 maddelik metinle İstanbul´da kabul edilen 6 maddelik metin arasında da farklar vardır. Ankara metninde bulunan, savaş suçlularının cezalandırılmasına ilişkin madde son metinden çıkarılmıştır. Ankara metninde iki ayrı maddede yazılan “mütareke sınırı” ve “Müslüman halkın bölünmezliği” konuları İstanbul´da birleştirilmiştir. Son maddede Milletler Cemiyeti´ni savunan bir ibare İstanbul´da ilan edilen metinden çıkarılmıştır.

En önemli belirsizlik birinci maddededir. Ankara´da düzenlenen metinde, Mondros Mütarekesi´yle belirlenen sınırların “içinde” yaşayan Osmanlı İslam çoğunluğunun “bölünmez bir bütün” olduğu vurgulanırken, İstanbul´da bu ifade -bazı kaynaklara göre- “mütareke çizgisinin içinde ve dışında” yaşayan Osmanlı İslam çoğunluğu olarak değiştirilmiştir. Yayımlanmış olan Misak-ı Millî metinlerinin bir bölümünde “ve dışında” deyimi vardır, bir kısmında ise yoktur. Misak-ı Millî´nin can damarını oluşturan sınırlar meselesindeki bu belirsizlik dikkat çekicidir”. 

Sınırlar konusundaki bu belirsizlik, gerçekte, niyetlerle olanakların birbiriyle çelişmesinden kaynaklanmaktadır. Mütareke sınırının dışında kalanlar Araplardır. İçinde kalanlar ise günümüzdeki Türkiye toprakları ile Kuzey Irak Kürtlerinin yaşadığı Musul´dur. Bu bölgenin Türkiye´de kalması Türk delegasyonu tarafından Lozan Konferansı´nda savunulmuş, TBMM´nde de bu konuda hararetli konuşmalar olmuştur.  Türkiye, güç dengelerinin elvermemesi yüzünden Kuzey Irak topraklarından vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Misak-ı Millî´nin kabul ve ilanı, millî harekete büyük bir manevi güç kazandırmıştır. Artık ister barış yoluyla ister savaşılarak verilsin, bağımsızlık hareketinin ne istediği dost ve düşman tarafından bilinmektedir. Bundan sonra düşmanlarla yapılan bütün pazarlıklar bu metin üzerinden yapılmıştır. 

Misak-ı Millî´nin en çok konuşulduğu yer Lozan Konferansı oldu. Türkiye orada asgari programını savundu. Karşı taraf bu asgari programı kabul etmeye yanaşmayınca görüşmeler kesildi ve yeni bir savaş tehlikesi belirdi.

Lozan Anlaşması Meclis´te görüşülürken, milletvekilleri anlaşmayı Misak-ı Millî´ye uygunluğu açısından tartıştılar.

Misak-ı Millî, kısa ve kesindir. Altı maddeden ibarettir.

1) Mondros Ateşkes Anlaşması´yla işgal altında kalan bölgelerde Araplar, kendi geleceklerini halkoylaması yoluyla tayin edeceklerdir. Sınırların içinde (Misak-ı Millî´nin yayımlanan bazı metinlerinde “içinde ve dışında”) kalan İslamlar bir bütündür, ayrılamaz.

2) Halkı serbest kalınca Kars, Ardahan, Batum´da gerekirse yeniden halkoylamasını kabul ederiz.

3) Batı Trakya halkının hukuki durumu da halkın genel isteğine göre tespit edilmelidir.

4) İstanbul ve Marmara´da Sultanlık ve Halifeliğin güvenliği sağlandığı takdirde Boğazların ticaret ve ulaştırmaya açık olması konusunda ilgili devletlerin kararı geçerlidir.

5) Azınlıkların hakları, ilgili hükümetlerdeki Müslüman halkın da aynı haklardan yararlanması şartıyla kabul edilecektir. 

6) Siyasi, adli, mali ve diğer konularda gelişmemize engel olan kayıtlara (kapitülasyonlar) karşıyız.

Hepsini özetlemek gerekirse: Türk ve Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu topraklar üzerinde “Tam Bağımsız Türkiye!”

Misak-ı Millî´nin son biçimindeki altı madde gerçekleşmiş midir? 1. maddede; Türkiye´nin güney sınırları hedefi gerçekleşmiş sayılamaz. Bu sınırlar, Fransızlarla daha önce belirlendiği gibi kalmış, Musul sorununun çözümü Milletler Cemiyeti´ne havale edilmiş ve orada 1926´da İngilizlere bırakılmıştır. Arapların kendi geleceklerini belirleme hakkı için plebisit de yapılmamıştır. 2. maddede; Kars ve Ardahan 1920 sonbaharında Doğu Ordusu´nun Ermeniler üzerine ileri harekâtıyla Türkiye´ye katılmış, Batum ise Gürcülere bırakılmıştır. 3. Maddede; Batı Trakya´da halkın oyuna başvurulmamış, bu bölge Yunan çoğunluğundan ötürü Yunanistan´da kalmıştır. 4. Maddede; Boğazların ticarete ve ulaştırmaya açık olması büyük devletlerin bir isteğidir. Türkiye bu tavizi vermek zorunda kalmıştır. Boğazların iki yakasını kapsayan bölge için Boğazlar Komisyonu kurulmuş, ancak Türkiye´nin bu bölgedeki tam egemenliği 1936´da Montrö Anlaşması´yla sağlanabilmiştir.  5. maddedeki azınlıklar konusu, Lozan Anlaşması´yla gerçekleşmiştir. Böylece Misak-ı Millî, Yunanistan´daki Türklere azınlık statüsü sağlamıştır. Kapitülasyonlar kalkmıştır.

         Misak-ı Millî´nin bütün maddelerinin tam olarak gerçekleşememesini normal karşılamak gerekir. Çünkü bir programın tam olarak gerçekleşmesi, bir güç meselesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu programa sadık kalmış ve bütün gruplar onun gerçekleşmesi için çalışmışlardır. Ancak Lozan Anlaşması´nda programın tam olarak gerçekleşmediğini söyleyen mebuslar bunu sorun yapmışlardır. Bu muhalefeti haklı görmek mümkün değildir.

Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Misak-ı Milli´nin kabul edilmesi ile ilgili düşüncelerini şöyle özetlemektedir:

“Görüldüğü gibi Misak-ı Millî ile Anadolu´daki ihtilâlcilerin çok daha önceleri ileri sürdükleri düşünceler tekrarlanmış olmaktadır. Osmanlı Parlamentosunun bu fikirleri kabul etmesi, Anadolu´nun gerçek bir zaferidir. Böylece Osmanlı Devletinin yok olduğu bir kez daha doğrulanmaktadır.

Misak-ı Millî öngörülen hedeflerin nasıl gerçekleşeceği hakkında bir işaret taşımamaktadır. Bu iş böylece, artık tamamen Anadolu´ya bırakılmaktadır. Bu da Mustafa Kemal Paşa´nın ikinci zaferidir. Çünkü yok olan Osmanlı Devleti´ni yaşar gözüken hükümeti de tam anlamıyla geçerliğini yitirmiştir.

İşgal devletleri, Misak-ı Milli yi hoş karşılamadılar. Toplanmasına ve çalışmasına karşı çıkmadıkları Meclis-i Mebusundan istediklerinin tam tersi sesler yükseliyordu. Buna dayanmak, işgalci devletler için çok güçtü. Meclis-i Mebusan kesin bir biçimde cezalandırılmalıydı. Gerçekten 16 Mart 1920 günü, İstanbul, işgal devletlerinin askerî birliklerince resmen ele geçirildi. Daha önce bu birlikler, genellikle donanma içinde bulunuyorlar ve şehirde fazla gözükmüyorlardı. Misak-ı Millî İstanbul´un işgali için onlar bakımından iyi bir vesile oldu. İşgal günü bazı milletvekilleri tutuklandılar. Düşman askerleri her yere girdi. Bazı askerlerimiz şehit edildi. Her tarafa el kondu. Hatta Harbiye Nazırı Fevzi (Çakmak) Paşa bile çalışma odasından süngülü askerlerce dışarı çıkarıldı. Bütün bu olaylar Meclis´in toplantılarını imkânsız kılmıştı. 18 Mart günü son oturumunda, Meclis-i Mebusun çalışmalarına ara verdi. Sonunda I 1 Nisan´da Padişah kararı ile feshedildi. 1877 yılında kurulan, 1878´de kapatılan, 1908´de tekrar kurularak kesintili bir biçimde çalışan, ömrü 12 yılı bile aşmayan Osmanlı Parlamentosu tarihe karışmıştı.

Mustafa Kemal Paşa´nın tahminleri bir kez daha doğru çıkmıştı. Artık herkes onun etrafında toplanacaktı. İngilizler tutukladıkları milletvekillerini, tehlikeli gördükleri başka kişilerle birlikte Malta adasına sürerlerken, fırsatı bulanlar Ankara´ya kaçmayı düşündüler. Bundan sonra, İstanbul´dan Ankara´ya bir akın başladı. O güne kadar İstanbul´da kalıp “bir şeyler” yapmak isteyenlerin artık tek umutları Ankara ve Mustafa Kemal Paşa oldu. Bundan sonra ulusal kurtuluş savaşı bütün hızıyla başlayacaktır. Artık, son adım olarak ulusal devletin bir an önce kurulması gerekmektedir.”

Anahtar Kelimeler: MİSAK, MİLLİ, ASGARİ, PROGRAMDIR
Yazarın Diğer Yazıları
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (4) (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (3) (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (2) (25 Ekim 2016 - Salı)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (1) (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (8) (24 Mayıs 2016 - Salı)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (7) (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (6) (07 Mayıs 2016 - Cumartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (5) (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
KIBRIS NEREYE GİDİYOR? (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (3) (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (2) (05 Şubat 2016 - Cuma)
CHP NEREYE GİDİYOR? (1) (05 Şubat 2016 - Cuma)
DR. SEDA BAYINDIR ULUSKAN´LA SÖYLEŞİ (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
TÜRKİYE VE DÜNYADA ENERJİ SORUNU (01 Ocak 2016 - Cuma)
KURTULUŞ SAVAŞININ KAHRAMAN GAZETESİ (25 Aralık 2015 - Cuma)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (28 Kasım 2015 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA 29 EKİM ÖZEL YAZISI (29 Ekim 2015 - Perşembe)
HEPİMİZ OSMANLICA ÖĞRENİYORUZ! (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
ÇANAKKALE CEPHESİ (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
NEDEN 29 EKİM? (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
ADANA´MIZIN SURİYESİ Mİ?
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANSPOR İÇİN GÜZEL NETİCE
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-2 SELAHATTİN SARIKAYA
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
AT BİNİCİSİNE GÖRE KİŞNER
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
YENİ TÜRKİYE´NİN ÖNSÖZÜ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
POZATTI´DAKİ TOPLANTI YAHUT POZANTI KONGRESİ 5 AĞUSTOS 1920
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
TOPLUMSAL UYUM VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hadi Gözünüz Aydın...
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
NEO –LİBERALİZM SEVGİSİZLİĞİ KÖRÜKLÜYOR MU ?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
BESTE FABRİKATÖRÜ SELAHATTİN SARIKAYA
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Ekmek Tüketimi mi Küresel Isınmaya Neden mi Oluyor? Yoksa Petrol Eksenli Politikalar mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
LOZAN´IN 94. YILDÖNÜMÜNDE DÜŞÜNDÜKLERİM: İHANETLERİN HESABI MUTLAKA SORULACAKTIR.
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
KARADENİZ´DE PKK
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
ÇÖZÜM ÜRETMEK VE HALKA ALTERNATİF SUNMAK GEREKİYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KÖYDE BİR SABAH
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
YARATICILIK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
26 °C
Cuma
25 °C
Cumartesi
24 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg