GÜL DESTİ GÜLÜM DESTİ
Tarih: 13.7.2016 14:41:10 / 579okunma / 0yorum
Hüseyin ÖZBEK

Ertesi gün yapılacaklar akşamdan belli olurdu. Tarla tapan yetişkinlerin, sığır uşakların işiydi. Sabah çiği kalkmadan ahırdan salınan sığırlar evin eli değnek tutan küçüğünün önüne katılırdı. Şehirli birden buçuktan köylü danadan biçikten diye boşuna dememişler. Köylünün aşı ekmeği, varı yoğu oğul uşağa emanet edilen bu mallardı.  Azık poğu beline çalınan uşak, konu komşunun ekinine, bostanına uzanmadan, kurda kuşa  kaptırmadan sığırı iyi gütmesi tembihiyle esenlenirdi. 

O gün sığırın hangi gezekte yayılacağı akşamdan kararlaştırılırdı. Köyün yaslandığı güney geçe yukarılara,  yaylaya kadar uzanırdı. Kuzey geçenin gezeği yokuş aşağı Ilgaz Çayına inerdi. Doğuda Sınırdere Başköy´le, batıda Ağarus Özbel Köyü ile sınırı çizerdi. Gezeklerin süt verimi mevsimlere göre farklılık gösterir, sığırın salınacağı yön buna göre belirlenirdi.

Evin ilk kalkanı her zaman analardır. Ocağı yakıp, bucağı toplar, ahırda inekleri kömüşleri sağıp, buzağıları, malakları pinden çıkarıp memeye salarken yukarıdakiler döşekte iğdiş keyfi yapar. Çorba salınıp süt süzülür, yaygı serilip sofra kurulurken sabah güneşinin vurduğu yer yatağı, kalk artık dercesine üzerindekini silkelemeye başlar. Hane sahiplerinin hakkını çalmaca, yavrusununkini ağzına cömertçe indiriveren sağımlıklar ayaklarını sabırsızca dam döşeğine yere vurup meleyerek mera vaktini yukarıya hatırlatır.

Çaydan yana gitmek sığırların olmasa da istisnasız bütün uşakların bayramıydı. Er öğlenden başlayıp ikindiye kadar Ilgaz çayında yunmanın keyfi her şeye değerdi. Sınırdere, Ağarus gönülsüz gittiğimiz yönlerdi. Beri geçede bizim köyün, karşı geçede komşu köyün ekili tarlalarıyla doluydu. Ekin arasında sığır gütmek zordu. Sığırlar ötekinin ekinine berikinin bostanına uzanmasın diye güneş altında ayağın durmak insanı usandırırdı.

Birkaç hanenin sığırının birlikte güdülmesine keşik denir. Uşağı uşağa, sığırı keşiğe katın derler. Gerçekten sığır keşiğinde başlayan yoldaşlık ömür boyu sürecek dostluğun ilk adımıdır. Bir çeşit asker arkadaşlığıdır. Ala İneğin gezekte buzağılaması,  Sakar Kömüşün boynuzunun kırılması, Sarı Dananın yardan uçması gibi ömrün ilk çeyreğinde yaşananlar son çeyreğin yaşlılık hikayelerine dönüşür.

At Söküsü Yaylasına kadar uzanan güney geçenin sığır eğleği Himmet deresinde Emin Emminin Oluğu olurdu. Ebe Kayası, Yavlu, Yurt, Himmet Deresinde yayılan keşiğin Emin Emminin oluğuna varması öğle ezanını bulurdu. Hangi yöne çıkılırsa çıkılsın sığırlar yaylımın her metrekaresini tuymuğuna bilir, otun iyisini, çayırın ağza yakışanını eliyle koymuş gibi bulurdu. 

Ebe kayasından Yavluya çıkarken Su deresinden o günkü sığır sopası için yabani fındık şıvgını kesilirdi.  Eğrisiz, büğrüsüz, ok gibi fındık dalı dibe yakın yerden kesilir, yan filizler, yapraklar temizlendikten sonra ölçüm başlardı:

Gül desti

Gülüm desti

Seni kim kesti

Çoban kesti

Nerede

Derede

Ne için

Değneklik için

Doğru söyle

Bir Allahın

Başı için

Çobanın el boğumuna göre söylenen tekerleme bitinceye kadar süren ölçümün sonunda ağaç ucundan kesilir, akşama kadar kullanılacak cedit yeni fındık sopası ortaya çıkardı.  

Kiren sopasının işi daha uzun sürerdi. Kızılcığın sopalık şıvgını kesilir, yaprağı, çapağı yülündükten sonra yakılan çoban ateşinde özsuyunu dışa verinceye kadar kızdırılır. Soğumadan eğrisi büyrüsü tüfek namlusu gibi doğrultulur. Soğuyunca çelikleşir, eğilip bükülmez bir hal alır. Kiren sopası dayanıklı, fındık sopası gösterişlidir. Kiren sopası evladiyelik, fındık sopası gündeliktir. Kelebek misali ömrü sabahtan akşamadır. Kiren sopası gün vurdukça çifte su verilmiş gibi çelikleşir, kırda bayırda yitirilmezse babadan oğula geçer. Fındık sopası günü yedi mi kavrulur, sığıra vurdun mu kırılıverir. Yani fındık sopası bayramlık, kiren sopası seyranlıktır.Uşaklar fındık sopası derse de uslular kirenden şaşmaz.

Emin Emminin oluğundan suyunu içen sığırlar Koca Çamın altına tembelce uzanıp ağırdan geviş getirmeye başlarken çobanlar kaba çamın gölgesinde azık poğlarını çözmeye başlar.   Sabah bele sarılan poğa ne konmuşsa ortaya serilip karıştırılır. Sığırlar doğanın verdiğini, çobanlar sabahleyin  poğlarına konanı paylaşırlar. Sığır keşiği azık keşiğiyle devam eder. Emin Emminin poyrasına ağzı dayayıp kanan kana içilen soğuk su çok geçmeden çobanları hiç yememişçesine acıktırır.  Deneyimli çobanlar azığın hepsini yemez. İkindilik bırakır. Açgözlülük edip azığını bitirenin cezası akşama kadar günün uzununda zır aç sığır peşinde koşmaktır.

Gün ağmaya, öğlenin koyu sıcağı hafiften tavsamaya başlayınca sığırların yaylım vakti geldi demektir.  Birinin ayaklanıp yayılmaya başlaması diğerlerini de harekete geçirir. Günün ikinci postası da böylece başlamış olur. Yoğun gökçeağaç ormanının ortasında adacıklar halindeki kıraç alanlara göynük denir. Vakti zamanında tarla yapmak için ormandan açılan, eskiden sürülüp ekilen  kıraçlar çoktan terki dünya etmiş  sahibinin adıyla anılır. Takım adalar misali Macaroğlunun göynüğünden Köse Mehmet Ağanınkine, Yusuf Ağanın göynüğünden Emin Ağanınkine derken hepsinin hatırını sorup nasibini alan keşiğin köye doğru inişi başlar. 

Günün ilk yarısında yayılarak çıkılan yerlerden yayılarak iniş gün batımına kadar sürer.İlk bahardan son güze kadar gün be gün tekrarlanan sabah sığıra gidiş, akşam sığırdan dönüşe kışın ara verilir.Kışın hayvan kuruya çekilir. Gece gündüz ahırda bağdadır. Günde bir kez suya salındığında, oluğa çıkarıldığında gün yüzü görür, Bizler gibi onlar da dağın taşın özlemiyle baharı iple çekerler.

Gün iyice sarkmaya, ufuk kızarmaya, akşam yeli üşütmeye başlayınca hayvanlara bir telaş, bir hareketlilik gelir. Köye yaklaşıldığını hisseder, akşam serinliğinde son otları avurdunda kütürdetirken daha ne duruyoruz dercesine  birbirleriyle ışmarlaşırlar.  Sabahtan akşama kekiğinden yoncasına, korungasından kuzu kulağına bin bir çeşit otla gerilen göğüsler, süt damlayan memeler havyanı bağlasan durmaz eder. Yeni buzağılamış olanlar pinde bıraktığı yavrusunun kokusu burnuna, melemesi kulağına gelmişçesine böğürerek yola düşerler, hızlanırlar,  giderek koşmaya başlarlar.

Ananın böğürüşünü, yavrunun meleyişini eşleştirip buluşturan doğanın frekansı gerçekten görülmeye değerdi. Ana sesini duyan yavru pinde duramaz olur, kanatlanıp uçmak, kapıları bacaları aşıp tez elden anaya kavuşmak için çırpınır. Sabah çıktıkları eşikten girme önceliği yavrulu sağmallarındır. Bin bir damardan ineğin, kömüşün memelerine inen doğanın nimeti  bütün gün pinde anayı bekleyen yavru için Lokman Hekim ilacı yerine geçerdi.

Yavru tarifsiz bir hazla anayı emip edüklerken, bizim hakkımız olan memeleri de anamız sağmaya başlardı. Hırstan, acelecilikten memeyi şaşırıp ana karnına, bacağına toslayan yavrunun ağzını memeyle buluşturmak çok hoşuma giderdi. Havyanı huylandırmadan memeyi buzağının ağzına vermek ustalık isterdi.

Hayvan memelerini gerip acıtan sütün boşalmasıyla rahatlar, keyiften kuyruk sallamaya başlardı. Anam; “Dur benim sakarım, dur benim sökülüm” diye arada bir sağrısını okşadıkça, memelerinde ne olur ne olmaz diye sakladığı sütü de cömertçe indiriverirdi. Kovaya boşalan sütün çıkardığı cim cort cim cort sesiyle, mest edici kokusuyla kendimden geçerdim.

Aradan geçen yarım asır hiç yaşanmamış olsa. Yeniden çocukluk yıllarıma, şimdi viran olmuş hanemize  dönsem. Anam beni yine erkenden kaldırıp sığıra yollasa. Azığımı er öğlenden bitirip günün uzununda aç kalsam. Akşam buzağımız anasını emer, anam ineğimizi, kömüşümüzü sağarken ben yanına çömelsem. Yavruya hak, bize helal ak sütü bir güzel koklasam. Buzağıya, malağa memeyi tekrar buluversem. Çocukluğumun o doyumsuz sağım ninnisini tekrar tekrar dinlesem.

Cim cort, cim cort…

 

Anahtar Kelimeler: DESTİ, GÜLÜM, DESTİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
TAHSİN ÇAVUŞ´UN ÖLDÜĞÜ GÜN (20 Ekim 2017 - Cuma)
MANİCİ BAŞI (27 Temmuz 2016 - Çarşamba)
ODUNUN KURUSU SUYUN DURUSU (26 Haziran 2016 - Pazar)
MEZHEP MAKYAJLI ETNİK STRATEJİ (04 Ekim 2015 - Pazar)
BENİ BURAYA GÖMÜN OĞLUM ÜŞÜR (28 Eylül 2015 - Pazartesi)
MEHMET´İ HANGİ KURŞUN ÖLDÜRDÜ (14 Ağustos 2015 - Cuma)
PROVASI YAPILAN ŞAHADET (02 Temmuz 2015 - Perşembe)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
HOKKA VE DİVİTİMİZ OLMAZSA, OLMAZDI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANALIYIK ALLAH´IN ADAMIYIK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
PLAK DÖNEMİNİN UNUTULMAYAN İSMİ SABİT GÜRSES
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
TELEFONA ÇIKMAYAN İLÇE MÜDÜRÜ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BİR TÜRK SUBAYININ KORE GÜNLÜĞÜ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE ÇATIŞMA
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
YENİ ADANA GAZETESİ VE BASIN BAYRAMI..
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Kitap Fuarlarındaki Kalabalıklar Ne Anlatıyor?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİ ADANA GAZETESİNİN 100. YAŞ KUTLAMASI
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
UYUM-SUZ AHLAKI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
İSTİKLAL SAVAŞINDA ADANA´NIN YURTSEVER KAHRAMANLARI
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
EMILE DURKHEIM´IN 100 YILDIR BALTALANAN HİZMETİ: GERÇEK TOPLUMBİLİM!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
I HAVE A DREAM (*)
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Adana´da Et-Eşek Eti Yedirtenlere Karşı Çıkan Öğrencilerimizin Haklı Çıkması ve Onara Zamanında Sahip Çıkamamamız
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
AFRİN HAREKÂTINI BEKLERKEN
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
İSTİKLAL SAVAŞINDA ADANA´NIN YURTSEVER KAHRAMANLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
SABİT GÜRSES DERKEN…
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ortadoğuya Bulaşmayın!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
İLK YARININ SON HAFTASI MUTLU BİTTİ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KİTAP´IN HİKAYESİ AL SEVGİNİ -1
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
BASIN DÜNYASI
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ACİL ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUN
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
2 °C
Cumartesi
8 °C
Pazar
9 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-12/27/1318540403036.jpg