ÇOCUĞA ŞİDDET
Tarih: 16.4.2017 14:35:51 / 444okunma / 0yorum
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK

Çoktan beri tutturmuşlar,”KADINA ŞİDDET” diyorlar. Aslında şiddet insanlığın kabul edebileceği bir şey değildir. İnsan olarak şiddetin her türlüsüne kesinlikle karşı olmalıyız. Çünkü şiddet insanlığın yüzkarasıdır. Kadına şiddet için barbar bağıranlar, çocuğa şiddete gelince hiç sesleri çıkmıyor. Belki de çocuğa uyguladıkları şiddetin şiddet olduğunun farkında değildirler veya uyguladıkları şiddeti doğal karşılıyorlar. Büyük bir olasılıkla kendileri de aynı ortamda yetiştirildiğinden doğal karşılıyor çocuğa uyguladıkları şiddeti. Kadınlar gördükleri şiddeti bağırarak, çağırarak ve hatta basın yayın organları aracılığı ile topluma duyurmaya çalışıyorlar. Çocukların ise, bu olanakları yok. Garipler, uygulanan şiddeti kimseye duyuramıyorlar. Ne yapılırsa sineye çekmek zorundalar. Bu nedenle ya kimse bilmiyor ya da bilmek istemiyor. Ne kadar acı biliyor musunuz? İşin acı yanı ise, şiddet uyguladıkları çocuğu ya kendisi doğurmuştur ya da doğurduğu doğurmuştur. Uzmanlar ne diyorlar biliyor musunuz? “Kendisine şiddet uygulanarak büyütülen çocuklar, büyüdükleri zaman aynı şiddeti kendisinden sonrakilere uygularlar.”

            Öyleyse çocuklarımızı nasıl yetiştirelim? Döverek mi, söverek mi yoksa severek mi? Çocuklar sevilesi yaratıklardır. Bir söz vardır. “Aç koyma hırsız edersin, çok söyleme yüzsüz edersin.” Çocuğun üzerine fazla giderek yüzsüz edersiniz bir daha uslandıramazsınız. Ona göre davranalım çocuklarımıza. Bu nedenle sevgi ile yetiştirelim. Eğer o sevgi içimizde varsa. Zaten sevgili peygamberimiz:”Çocuklarınızı sevgi ile büyütünüz. Hem çocuğunuz iyi bir insan olur, hem de Allah sizden razı olur.” buyurmuşlardır. Toplumda kime sorarsanız “ Aç değil, çıplak değil. Daha ne yapalım?” derler. Aslında çocuğun karnını doyurmak, sırtını giydirmek yetmiyor. Çocuğu iyi yetiştirmek için onun ruhuna inmek gerekir.
            Benim torunum ilkokulda okuyor. Öğretmeni “Bir Pulsuz Dilekçe” başlıklı bir yazı göndermiş velilere. Altında da “Kaynak Atilla YÖRÜKOĞLU” yazıyor.” Bir çocuğun ana-babasına mektubu niteliğinde. Çocuk diyor ki:”Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayınız. Beni eğitirken ara-sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirimize sevgi ve saygımızın azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri ben duymam. Yumuşak ve keskin sözler daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşındayken…” diye başlayan söylemleri hep kulak ardına atarım.” diyor. Çok doğru.” Çocuğunuza öğüt vermeyin, O sizi örnek alır.” diye bir söz vardır.
            Çocuklarımıza iyi davranalım ki onlar da iyilik öğrensinler bizden.”Eğitebilmek için çocuğun ruhuna inmek gerekir.” demişim yazımın başında. Çünkü ruh sağlığı bozuk olan bir insan büyüdüğü zaman kavgacı, şirret ve geçimsiz bir insan olur. Bu da yaşamı boyunca hem kendisine hem de topluma zarar verir. Başarılı bir insan olamaz. Toplumumuza bakınca bu tiplere çok rastlarız. Şiddet şiddeti doğurduğundan çocuklarımıza sevgi ile yaklaşmakta yarar var. Çocuk o yazıda ne demiş biliyor musunuz?”Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlık için beni kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışlarımın üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni bir dinleyin.” diyor. Benim evim apartmanın girişinde. Zemin denilen yerde. Bir yaz akşamı balkonda oturuyorum. Sokakta bir araba durdu. Küçük bir kız çocuğu arabadan dışarı atıldı. Çocuk “vallahi ben demedim baba” diyerek ağlıyor, yalvarıyor ve minicik elleri ile arabanın kapısına vuruyor. Çocuk kapıyı açıyor, içeri giriyor ve tekrar dışarı atılıyor. Çocuğun bu haline benim içim sızladı. Arabadakiler çok rahat mı acaba? Üstelik onlar bir ana-baba. Nasıl ana-baba ise… Yine aynı günlerde bir apartmanın bahçesine ana-baba ve minik bir çocuk giriş yaptı. Baba bağırarak “Uslu durmazsan seni bir odaya kilitlerim. Kimseyi dinlemem. Ölsen bile kapıyı açmam.” diyor. Bu şartlar altında büyüyen çocukların ruh durumu nasıl olur biliyor musunuz? Ben düşünemiyorum bile. Yakın bir geçmişte haberlerde duymuştum. Özel bir arabanın sürücüsü yol vermediği için öndeki aracın sürücüsünü öldürüyor. Yakalanıyor.”Neden öldürdün?” diyorlar. “Canım istedi öldürdüm.” diyebiliyor. Bence bu tipler şiddetle büyütülmüş çocuğun büyümüş hali. Büyüklerinden öyle görmüştür.
            Anılan yazının bir bölümünde ise “Beni başkaları ile karşılaştırmayın. Umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın.”diyor. Bizim toplumda öyle kötü bir alışkanlık vardır ki çocuğunu alçaltır, başkasının çocuğunu yüceltir. Bu da çocukta aşağılık duygusu yaratır. Aşağılık duygusu olan bir çocuk büyüyünce yaşamında başarılı olamaz. Başkalarının gölgesinde yaşamaya çalışır. Ana-baba bunun farkına varamaz. Buna ilişkin bir şiir de vardır. Fazlaca derdi olmaz haysiyet taşıyanın/ Kendi gölgesi olmaz gölgede yaşayanın.
            Aynı yazının bir bölümünde ise çocuk “Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, fakat beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Çocuğunuzu iyi bir insan olarak yetiştirmek istiyorsanız bu tür davranışlara girmeyiniz” diyor. Çok doğru. Çocuklarımızı fazla sıkıştırırsak, onları yalan söylemeye zorlarız. Yalana alışan bir çocuk yalan alışkanlığı için yaşamı boyunca çok zor durumda kalabilir. Bu nedenle çocuğumuzu sevgi ve hoşgörü ile büyütmeliyiz. Yalan söylemek zorunda bırakmamalıyız.
            O yazının bir bölümünde “Benden örnek çocuk olmamı istemezseniz bende sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sevgiler. Çocuğunuz.” demiş ve yazıyı bitirmiş. Çocuklarımızın bu saf isteğine karşılık bizde onları dövmeden, incitmeden sevgi ile büyütmeliyiz. Birçok ana-baba çocuklarına “Senin için ne fedakârlıklara katlandık.” derler. Hâlbuki çocuklar onlar için çok fedakârlıklara katlanıyorlar. Çocuğu döversiniz, söversiniz, kızarsınız garibin sesi çıkmaz. Ancak ağlar. Zaten ağlamak çaresizliğin dışa vurumudur. Çok dövdüğünüz zaman “Beni dövme” der gibi acı acı gözünüze bakar. Siz bunun bile farkına varamazsınız. Çünkü gözünüz hiçbir şey görmemektedir o anda. Oysaki çocuk size bir vursa kudurursunuz. Çocuk size nasıl vururmuş. Siz büyükmüşsünüz. Oysaki çocuk karşısındakine vurmayı bile büyüklerinden öğreniyor. Çocukta insan. Aklı var, istekleri var, zevkleri var. Büyükler onu bile bilmek istemiyorlar. Geçenlerde çok satan bir gazetenin ekinde “Tatlı disiplinin 10 altın kuralı” başlıklı bir yazı ilgimi çekti. Aynen alıyorum. Bakalım Terapist Dr.Obengül EJDER bu yazısında ne demiş?
1- Kendi sorumluluklarını almalarına yardımcı olun. Onun yerine her şeyi siz yapmayın.
2- Bazı şeyleri neden yapması gerektiği konusunda açıklamalarda bulunun.
3- Aynı anda birden fazla talimat vererek onu çok fazla talimatlara boğmayın.
4- Yaşanılan bir olumsuzlukta hemen eleştirip kızmak yerine önce onun duygusunu anlayın. Sonra                         kendi duygunuzu söyleyin. İş birliği yapın.
5- Yaşanılan sorunlarda çözüm için seçenekler sunun.
6- Çocuğunuzla tartışmaya girmeyin. Belirlediğiniz sınırlarda dik durup kararlılığınızı gösterin.
7- Duygularınızı sakin ifade etmeyi öğrenin ve öğretin.
8- Çocuğunuza tutamayacağınız sözler vermeyin.
9- Hangi yaşta olursa olsun çocuklarınızla birlikte vakit geçirin. Oyun oynayın, yaratıcılığınızı konuşturun.
10- çocuklar dokunulmaktan çok hoşlanırlar. Onlara bol bol sarılın ve sevginizi gösterin.

            

Anahtar Kelimeler: ÇOCUĞA, ŞİDDET
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOCUK GELİNLER (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
PROMOSYON NEDİR? (04 Temmuz 2017 - Salı)
Ramazan geldi hoş geldi (22 Haziran 2017 - Perşembe)
REFERANDUM (27 Mart 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
BOHÇACI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SPORDA MAZİYE DÖNÜŞ PROJESİ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
“MİLLİYETÇİ MUHALİF HAREKET”: BEKLENTİLER VE ÖNERİLER (2)
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
GEÇMİŞİN İZLERİ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
POZATTI´DAKİ TOPLANTI YAHUT POZANTI KONGRESİ 5 AĞUSTOS 1920
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
PROBLEM ÇÖZME VE UYGARLAŞMA
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Günah, Yasak ve Spor.
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
NEOLİBERALİZMİN EKONOMİ - POLİTİĞİ
İlhan ALPER
İlhan ALPER
SELAHATTİN SARIKAYA´NIN ARDINDAN
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanın Kendini Tanıması için Okumak Şart
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
LOZAN´IN 94. YILDÖNÜMÜNDE DÜŞÜNDÜKLERİM: İHANETLERİN HESABI MUTLAKA SORULACAKTIR.
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
DEVRİMLER KENDİ KAHRAMANLARINI YER
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
LİDER KİMDİR?
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KÖYDE BİR SABAH
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SUÇLULARIN İADESİ SÖZLEŞMELERİNİN AYAĞA DÜŞMESİ
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ÇOBANANA
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
25 °C
Cuma
25 °C
Cumartesi
23 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg