MİLLİ SAVUNMA BAKANI FİKRİ IŞIK´IN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN DOĞU VE GÜNEYDOĞUDA OPERASYONLARA KATILMAMASI KONUSUNDAKİ SİLAHLI KUVVETLERİ SUÇLAYICI, AŞAĞILAYICI VE KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ TALİHSİZ AÇIKLAMASI
Tarih: 11.7.2016 09:55:18 / 3645okunma / 1yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

MİLLİ SAVUNMA BAKANI IŞIK´TAN TSK´NE AĞIR SUÇLAMA ASKERLER ‘ŞEHİT VERİRİZ´ DİYE ÇATIŞMAYA GİRMEDİ

/resimler/2016-7/11/0956528468536.jpgMilli Savunma Bakanı Fikri Işık, 2002´den önce askerin operasyon emrine rağmen ‘Şehit veririm´ endişesiyle, operasyon yapmadığını öne sürdü.

TBMM Milli Savunma Komisyonu´nda TSK Personel Yasası´nda değişiklik tasarısı ele alınırken, muhalefet milletvekilleri çözüm sürecinde askerin elinin bağlandığı, Valilerin askeri operasyonlara izin vermediğini savundu. Bakan Işık ise bunu reddetti ve farklı bir iddiayı gündeme getirerek şöyle dedi: ‘Valilerin göz yumması mümkün değil´ “Terör örgütü şehirlere bomba yerleştirecek, bundan valinin haberi olmayacak veya haberi olacak operasyon izni vermeyecek. Bu akla muhal bir şeydir. Ama şunu biliyoruz:  operasyon emri verildiği hâlde ‘Şehit veririm´ endişesiyle operasyon yapılmadığı dönemi biliyoruz. Bunlar sevabıyla günahıyla bizim tarihimizdir”

 MHP Ankara milletvekili Erkan Haberal, Işık´a itiraz ederek şunları söyledi: ̋ Beşir Atalay İçişleri bakanıyken ‘Güvenlik birimlerimiz çözüm sürecinin hassasiyeti nedeniyle temkinli ve dikkatli, bizim talimatımız. Eğer sorun oldu da valiler izin vermediyse o da valinin yaptığı yanlıştır´ demedi mi? Valiler operasyon emri vermedi, buna göz yumdu. Ama siz, 2002´den önceki döneme dair iddia ortaya atıyorsunuz. Bunu ispat etmekle mükellefsiniz. Bakan Işık ise bu eleştiriye cevap vermedi.

Bu talihsiz açıklamaya şimdilik kısaca, Atamızın Türk Ordusu hakkındaki vecizesi ile cevap vereceğim:

Atatürk, vatanın her yerinde destanlar yazan, şanını tüm uluslara duyuran büyük Türk Ordusuna şu sözlerle hitap etmiştir: "Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim."

FİKRİ IŞIK´IN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ SUÇLAYICI, AŞAĞILAYICI VE KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ BU TALİHSİZ AÇIKLAMASINI OBJEKTİF, GERÇEKÇİ VE TARİH BİLİNCİ BİR GÖZLEMLE AÇIKLAYABİLMEK İÇİN ŞU KONULARI TEKRAR DÜŞÜNELİM VE GÖZDEN GEÇİRELİM

1. TERÖR YA DA TERÖRİZM NEDİR? ULUSLARARASI TERÖRİZM NE ANLAMA GELMEKTEDİR? TERÖRÜN FİNANSAL KAYNAKLARI NELERDİR?

Türkçeye, Fransızca "terreur" sözcüğünden geçmiş olan terör sözcüğü Latince kökenlidir. Latince sözcüğün anlamı "korkudan titreme"  veya  "titremeye sebep olma"dır. Fransızca Petit Robert sözlüğünde "Bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku" olarak tanımlanır. Oxford İngilizce Sözlükte "Genellikle siyasal nedenlerle, halkın gözünü korkutmak ve halkı yıldırmak için dehşet öğesini kullanmak" olarak tanımlanır. Türk Dil Kurumu Sözlüğü´nde, "Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş" olarak tanımlanır. Literatürde terör sözcüğü bazen şiddet veya siyasal şiddet kavramlarıyla eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Terörizm, “Disasters: Terrorism” adlı kitabında, “What is Terrorism?” başlığı altında Ann Weil tarafından da şu şekilde tanımlanmıştır: “Terörizm; rastgele seçilmiş ya da sembolik değeri olan kurbanların, şiddetin aracı olarak seçildikleri bir savaş yöntemidir.

Terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımını ifade eden terim. Hükümetlere veya kuruluşlara göre değişmekle birlikte, terör uygulayan organize çeşitli gruplara terör örgütü; terör uygulayan şahıslara ise terörist denilmektedir.

Uluslararası terörizm

Terörün sınır aşan bir hal alması halinde uluslararası terörizm ile karşı karşıya kalınır. Ancak son dönemde ´uluslararası terörizm´ kavramı daha çok birden fazla ülkeyi hedef alan veya birden fazla ülkede aynı anda birbirine yakın eylemlerde bulunan terörizmi anlatmak için kullanılmaktadır.

Terörün finansal kaynakları

Terörizm ihtiyaç duyduğu maddi kaynaklara daha çok yasa dışı faaliyetleri ve dış yardımlar ile ulaşır. Bu gelir kaynakları şu şekilde özetlenebilir:/resimler/2016-7/11/0959091283655.jpg

  1. Dış yardımlar
  2. Uyuşturucu ticareti
  3. İnsan kaçakçılığı
  4. Büyük çaplı soygunlar
  5. Haraçlar
  6. Zorunlu bağışlar
  7. Bağışlar
  8. Diğer her türlü kaçakçılık
  9. Diğer gönüllü katkılar

2. TARİHTEKİ TÜRK DEVLETLERİNİN OLUŞUMUNDAKİ TÜRK ORDUSUNUN YERİ VE ÖNEMİ NEDİR?

İlk teşkilatlı Türk ordusu M.Ö. 209´da Mete Han tarafından kurul­muş, verilen buyruğu kayıtsız şart­sız itaat esası kabul edilmiştir. Bundan sonraki bütün orduları­mız Mete Han ordusunun devamı­dır. Zaman zaman değişiklikler ve düzeltmeler yapılmıştır, fakat ruh ve temel aynı kalmıştır. Türk milleti gibi, Türk ordusu­nun da şanlı şerefli bir tarihi var­dır. Türklerde siyasi hayat ordu ile birlikte doğmuş ve gelişmiştir. Ordu-millet bütünlüğü tarihin her devrinde değişmeyen bir gele­nektir.

İlk düzenli ordu (Asakir-i Man­sure-i Muhammediye) Yeniçeri Ocağı´nın kaldırılması ile birlikte 1826 yılından itibaren kurulmuştur.

Kişi olarak askerliğe gönül ve­ren Türkler bütün dünyada ordu-millet olduklarını kanıtlamışlardı. Orta Asya´daki Türk uluslarından başlayarak, her Türk savaşçı duru­munda olduğundan, askerliğe özel meslek gözüyle bakılmıştır.

Göktürk kitabelerinde belirti­len tanrı vergisi askerlik misyonu Türklerin bütün zamanlarında ül­küsü kabul edildi.

3. TÜRKİYE´DE TERÖR ÖRGÜTÜ NE ZAMAN, NEREDE, NASIL BAŞLADI VE NASIL GELİŞTİ?

Türkiye´de terör örgütü, ilk defa 1984 yılında Siirt ilinin Eruh ilçesi ve Hakkari ilinin Şemdinli bölgesindeki dağlık arazide başladı.

   /resimler/2016-7/11/1000318629024.jpg1984 yılından 2002 yılına kadar iktidarda bulunan hükümetler, devlet başkanları ve devletin yetkili organlarında görev yapan sorumlu asker ve bürokrat kişiler, ülkenin doğu ve güney doğu bölgesinde gelişen terör tehdidini ciddiye almayarak teröristler için : “bunlar dağa çıkmış 3-5 çapulcudur. Bir şey yapamazlar. Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en büyük 2. Ordusudur, onları ezer geçer.” Diyerek terör olayını sadece bir güvenlik ve asayiş işi olarak değerlendirdiler. Terör olaylarının şehirlerde polis, kırsal alanlarda ise, silahlı kuvvetler tarafından halledilebileceğini zannettiler. Terör vahşetinin gerçeklerini araştırıp gerekli önlemleri zamanında almadılar.

    Bunu fırsat bilen terör örgütü lideri, doğu ve güneydoğudaki terör faaliyetlerini ülke geneline yaydı. Doğu ve güneydoğudaki terör örgütü teşkilatını tamamlayan örgüt lideri ülke genelinde il ve ilçelerde örgütü destekleyen sivil teşkilatı da kurarak örgüte önemli ölçüde güç kazandırdılar. Ayrıca dış ülkelerde faaliyet gösteren terörü destekleyici televizyon ve gazetelerle yaptıkları propagandalarla kendi yandaşlarını mücadeleye hazırladı ve dünya kamu oyunun dikkatini üzerinde topladılar.

4. TAYYİP ERDOĞAN BAŞKANLIĞINDAKİ AKP HÜKÜMETİ 2002 YILINDA İKTİDARA GELDİĞİNDE TERÖR HANGİ AŞAMADA İDİ?

                        1984 Yılında doğu ve güneydoğuda başlayan terör örgütü ile görevli asker ve sivil devlet yöneticilerinin bu olayın özüne ve esasına uymayan yanlış tedbirlerle, terörün ülke geneline yayılmasına sebep oldular. 2000 yılında ülkeyi yöneten mevcut hükümet ve askeri yöneticiler terörün önlenmesi için olayın özüne ve esasına yönelik aldığı tedbirlerle, 2002 yılında ülke genelinde PKK terör örgütüne büyük darbeler indirerek örgütün etkinliğini önledi ve terör olayları bu alınan ciddi tedbirlerle asgari seviyeye inmiş oldu.

                        AKP hükümeti 2002 yılında iktidara geldiğinde ülke genelinde PKK terör örgütü büyük darbe yemiş ve etkinliğini önemli ölçüde kaybetmiştir.

                        Fakat daha sonraları terör olaylarında gerekli önem verilmediğinden PKK terör örgütü çok güçlendi. Ülke genelinde çok kanlı eylemlere başladı. Örgütün çok güçlenmesi iktidarı tedirgin etti ve terör olaylarını önlemek için yeni projeler arayışına girdi ve en uygun proje olarak demokratik açılımı seçti.

5. TERÖR VE ŞİDDET OLAYLARI ÜLKE GENELİNDE ÖNEMLİ BİNBİR TEHLİKE OLARAK GÖRÜLDÜĞÜNDE HANGİ ÇAREYE BAŞVURDU? DEMOKRATİK AÇILIM PROJESİ NEDEN BAŞARILI OLAMADI?

AKP hükümeti demokratik açılımın barış süreci içerisinde doğu ve güneydoğu terörist olayların önleneceğine, ülkede barış ve huzurun sağlanacağına inanmıştı. Bu gayeye ulaşmak için iktidar yanlısı, sempatizanı ve sevdalısı çoğunluğu sanatçılardan oluşan sözde akil adamlar (akıllı) yedi grupta toplandı, bunların görevi toplumu demokratik açılım konusunda ikna etmekti! Bu konuda yalaka sanatkarlar iktidara gerekli yardımı elinden geldiğince esirgemedi. 

                        Açılım sürecini başarılı olmasını sağlamak ve açılım konusunda halka gerekli bilgileri sunma maksadıyla iktidar yanlısı, sempatizanı ve sevdalısı yalaka medyada bu konuda çok büyük gayret ve mücadele içerisinde başarılı çalışmalar yaptı!

İktidar ̋ açılım ̏  adı altında PKK´ya öyle tavizler verdi ki; bedelini bugün askerimiz, polisimiz canıyla ödüyor. AKP, şimdi sorumluluktan kaçıyor ama millet, hafızasına kazınan ihanet adımlarını unutmuyor. İşte onlar: Habur´da 34 teröristi, çadır mahkemesi kurup affettiler, onlara şov yaptırdılar. Oslo´da PKK elebaşlarıyla devleti ̋ pazarlık masasına ̏  oturttular. HDP milletvekillerinin, İmralı´dan Kandil´e mesaj taşımasına izin verdiler.

/resimler/2016-7/11/1002216443728.jpgApo istediği için ̋ Andımızı ̏ ı yasakladılar. T.C.´yi ve ̋ Ne Mutlu Türküm Diyene ̋  sözünü indirdiler. Askeri kışlaya, polisi karakola kapattılar. Haine operasyon için izin vermediler. PKK´nın Güneydoğu´yu cephaneliğe çevirmesine, sözde asayiş timi kurmasına, kışladaki Türk Bayrağı´nı direkten indirmesine seyirci kaldılar. Bebek katili Apo´ya ̋ sıkılmasın ̏ diye plazma TV verdiler. ̋ yalnız kalmasın, ping-pong oynasın ̏  diye yanına PKK´lı mahkum gönderdiler. ̋ Devletle işini halletsin ̏ diye sekretarya kurdular. Apo´nun sözde barış mesajını Nevruz zamanı Diyarbakır´da okuttular. Bunu yandaş kanallarda canlı yayınlattılar. Erdoğan, Kürt şarkıcı Perver´le peşmerge başı Berzani´yle ve HDP´lilerle kol kolaydı. Son olarak Apo´yla vardıkları ihanet mutabakatını, Dolmabahçe´de Atatürk tablosunun altında halka açıkladılar.

Açılım süreci içerisinde terör örgütü şehirlerdeki teşkilatlanmasını tamamladı Doğu ve Güneydoğudaki şehirleri örgüt üyeleri silah, araç ve gereçlerle donattı, evleri, okulları, camileri patlayıcı maddelerle donattı, yollara barikatlar kurdu ve mayınladı. Bu durumu gören ve tedbir almak için operasyon izni askerlere verilmedi.

6. TERÖR ÖRGÜTÜ İLE MÜCADELEDE BAŞARILI OLMAK İÇİN NASIL BİR YOL HARİTASI İZLENMELİDİR?

Terör ya da terörizm emperyalist devletlerin kendi menfaatleri uğruna kullandıkları dış ve iç hain güçlerin birlikte yarattıkları baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren toplumsal bir olaydır.

Terörle başarılı bir şekilde mücadele edebilmek için çok ciddi bir devlet politikasının uygulanması gerektirir. Bu mücadele de yalnız iktidar partisi veya yetkili bir devlet adamının yalnız başına mücadelesi olmamalıdır. Devletin bu konudaki yasaları doğrultusunda TBMM´sinde bulunan iktidar ve muhalefet partileri ile sivil toplum örgütleri birlikte Atatürk´ün  ̋ Yurtta barış Dünyada barış ̏ stratejisini taviz vermeksizin başarıyla uygulanmasını gerektirir.

                        Teröristlerle bugüne kadar yapılan mücadelede, sorumlu devlet yöneticileri olayı sadece bir güvenlik ve asayiş meselesi olarak değerlendirdiler.

                        Terörle mücadele bu olayın özü ve esasına uygun olarak değerlendirilmeli ve bu konuda şu tedbirler alınmalıdır.

  1. Bu bölgenin ve bu bölgede yaşayan vatandaşların iş alanlarında istihdam edilmeleri sağlanmalıdır.
  2. Bölgenin sosyal ve ekonomik yönden kalkınmasına önem verilmelidir.
  3. Bu bölgede yetersiz ve eksik olan yol, okul, hastane gibi hizmet tesisleri tamamlanmalı ve yeterli hale getirilmelidir.
  4. Terörü destekleyen iç ve dış kaynaklı medya etkisiz hale getirilmedir.
  5. Teröre destek sağlayan dış ve iç para ve silah kaynakları önlenmelidir.
  6. 6.Özellikle doğu ve güneydoğuda 13-15 yaşlarındaki gençlerin teröristlerce zorla kaçırılarak teröre destek verilmesi önlenmelidir.

MİLLİ SAVUNMA BAKANI FAHRİ IŞIK´IN 2002´DEN ÖNCE ASKERİN OPERASYON EMRİNE RAĞMEN ‘ŞEHİT VERİRİM´ ENDİŞESİYLE OPERASYON YAPMAMA KONUSUNDA TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ SUÇLAYICI, AŞAĞILAYICI HAKSIZ YERSİZ VE KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ AÇIKLAMASINA KARŞI ŞAHSİ GÖRÜŞÜMÜ ARZ EDİYORUM

/resimler/2016-7/11/1003296913733.jpg1. Milli Savunma Bakanı 2002´den önce askerin operasyon emrine rağmen ‘şehit veririm´ endişesiyle operasyon yapmadığını öne sürmektedir. Halbuki AKP hükümeti iktidara geldiğinde ülke genelinde PKK terör örgütüne Silahlı Kuvvetlerle yapılan başarılı operasyonlarla büyük darbe yemiş ve etkinliğini önemli ölçüde kaybetmişti bu şartlar altında Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyon yapmasına gerek kalmamıştı.

2. AKP hükümetinin uyguladığı yanlış iç politika nedeniyle sözde barışçıl açılım düşüncesiyle, terör örgütü ile girişilen görüşmeler ve onlara yönelik tavizkar politika sonunda asker ve polis görevini yapamaz duruma getirilmiştir. Açılım süreci içerisinde terör örgütü şehirlerdeki teşkilatlanmasını tamamladı Doğu ve Güneydoğudaki şehirleri örgüt üyeleri silah, araç ve gereçlerle donattı, evleri, okulları, camileri patlayıcı maddelerle donattı, yollara barikatlar kurdu ve mayınladı. Bu durumu gören ve tedbir almak için operasyon izni askerlere verilmedi. Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, EMASYA (Emniyet-Asayiş Yardımlaşma) protokolü uyarınca, Şubat 2010´a kadar gerekli gördüğü takdirde şehirlerdeki olaylara valinin izni olmadan müdahale edebiliyordu. Ancak EMASYA protokolünün Şubat 2010´da yürürlükten kaldırılmasından sonra şehirlerde operasyon yapabilmek için valilikten izin alma şartı getirildi.

Barış sürecinde valilerden operasyon izni isteyen askeri birlik komutanlarına neden izin verilmedi?

Askeri birliklere izin verilmemesinin sebebi zamanın başbakanı Recep Tayyip Erdoğan´ın, ilgili bakanların ve AKP milletvekillerinin değişik tarihlerde verdikleri talimatları ve açıklamaları sizlere sunuyorum

Recep Tayyip Erdoğan´ın sözlerinden bölümler:

26 Eylül 2011: “PKK ile görüşme talimatını bizzat ben verdim. Biz. İmralı olsun, Oslo olsun çok açık ve net bu adımları attık. MİT Müsteşarı Emre Taner zamanında başlattık bu görüşmeleri, Hakan Fidan zamanında da sürdürdük.”
18 Ekim 2012: “PKK ile görüşülmesini ben istedim; sıkıntısı olan bana söylesin. MİT her an her türlü hareketi yapabilir. Mesela yarın İmralı´ya gitmek gerekiyorsa müsteşarıma ‘gerekeni yap´ derim.”
28 Aralık 2012: “Ben risk alıyorum, müsteşarım risk alıyor. Ben siyasetçi olarak bu görüşmeyi yapmam ama onların eli-ayağı durumunda olan devletteki ajanları, temsilcileri vardır ve bunlar yapar.”

6 Eylül 2015: “PKK çözüm sürecini silah stoklama süreci olarak değerlendirdi. Bu süreç içinde güvenlik güçlerimiz, ‘herhangi bir çatışmaya, şuna-buna girmeyelim´ dediler ama daha sonra anladık ki bu süreç içinde bunlar bunu, yaptılar.”

17 Eylül 2015: “Çözüm süreci içinde valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği PKK´ya operasyon yapmadı. Bu süreçte, hazırlık safhasına girdiler, mayın döşeyip bombalar yerleştirdiler. Bu terör eylemlerini, biz görmezden gelmeye nereye kadar devam edeceğiz.”

BAKANI, MİLLETVEKİLİ DE…

Yalnız Erdoğan değil AKP´li bakanlar ve milletvekillerinin de PKK ile ilgili sözleri eksik olmuyor. Onlardan da bazıları:

6 Haziran 2014´te Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay: “Abdullah Öcalan´ın düşünceleri bizim de düşüncelerimiz. Biz aslında devleti, kurumları kendisiyle hesaplaştırdık.”
5 Ağustos 2014´te Beşir Atalay: “Öcalan´la direkt diyalogumuz var.”
19 Ağustos 2014´te Beşir Atalay: “Heyetimizin Kandil´le de direkt görüşmesini arzu ediyoruz.”
7 Haziran 2014´te İçişleri Bakanı Efkan Ala: “PKK ile AKP doğrudan görüşüyor.”

3 Kasım 2014´te Efkan Ala: “Oslo´da anlaşmıştık.”
10 Ocak 2016´da Efkan Ala: “Çözüm sürecinde müsamaha gösterdik.”
31 Ocak 2014´te AKP Milletvekili Mehmet Metiner: “Abdullah Öcalan, Türkiye´nin demokrasisine katkı sağlıyor. Biz, KCK´yı paralel devlet olarak görmüyoruz.”
1 Ekim 2012´de AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu: “Yerel yönetimlerin güçlendirildiği bir modelde PKK seçime girsin ve seçilsin. Seçilerek gelsin. Abdullah Öcalan´ın PKK üzerindeki hakimiyeti, gücü ve sembolleşen liderlik konumu devlet için bir şanstır. Öcalan devlet için bir aktör haline geldi.”

“PKK´YA KATILAN CANIM-CİĞERİM”

22 Nisan 2015´te Galip Ensarioğlu: “Şöyle bir durum var: Devlet 2,5 yıldır operasyon yapmıyor. Biz, operasyon yetkilerini valilere verdik. Valiler siyasi otoriteye bağlı oldukları için, siyasi otoritenin kararına uygun davrandılar, operasyon olmadı. Silahlı güçlerini (PKK) neredeyse bölgede legal güçler haline dönüştürdü.”
AKP Milletvekili Cuma İçten: “PKK´ya katılan çocuklar benim canım-ciğerim. 22 bin PKK´lı öldürüldü. Yani 22 bin çocuğum öldürüldü. Hepsi benim çocuğum.”

ÇÖZÜM SÜRECİ HATIRINA

AKP Milletvekili Orhan Miroğlu: “PKK bir terör örgütü değildir. PKK, kendi topraklarında, belli bir politik programı hayata geçirmeye çalışan bir politik harekettir. Devletin, bu silahların bölgede toplandığından haberinin olmaması mümkün değil. Ama devlet bunu çözüm süreci hatırına tolere etmeyi düşünmüş olabilir. Öcalan, yüzünü çözüm sürecine dönmediği sürece her zaman Doğu ve Güneydoğu´yu bu halden kurtarmak mümkün olur gibi düşündü devlet.”
Daha neler neler… Peki tüm bunların sonunda ne oldu? Son bir yılda 600´e yakın güvenlik görevlimiz şehit edildi, ilçelerde sağlam bina kalmadı. Şimdi tüm bunlar unutulup, PKK ile görüşmeler başlarsa sakın şaşırmayın, “olmaz olmaz” demeyin…

3.Türk Ordusu kuruluş tarihi olarak kabul edilen Mete Han´ın Büyük Hun İmparatorluğunu kurduğu M.Ö. 209 tarihi Türk Ordusunun kuruluş tarihidir. Bu tarihten günümüze kadar Türk Devletlerinde görev alan Türk Ordusu büyük ve şanlı zaferler kazanmıştır.

Ancak 17. yüzyılda gerileme devrine giren Osmanlı İmparatorluğu 19. yüzyılda bağımsızlık mücadelesi veren bünyesindeki birçok devlete yenildiğini görmekteyiz.

Türk tarihinde Türk Ordusunun 1912 – 1913 yıllarında Sarıkamış bozgununda dahi Türk Ordusunun hiçbir ferdi vatana ihanet etmemiştir.

4. Her Türk erkek vatandaşı 1111 sayılı askerlik kanunu gereğince askere alınır. Askere alınan vatandaşlar bir aylık eğitimden sonra Askeri eğitim merkezlerinde askere alınan vatandaşlar kendi ailelerinin de katıldığı görkemli bir törende and içer. Peygamber Ocağı, denilen asker ocağında her asker bir eli şanlı Türk Bayrağı üzerinde, diğer eli de yakınındaki arkadaşının beline sarılmış bir vaziyette huşuh içinde aşağıdaki yemini eder.

/resimler/2016-7/11/1005192072174.jpgTÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ AND İÇME METNİ

BARIŞTA VE SAVAŞTA, 
KARADA, 
DENİZDE VE HAVADA, 
HER ZAMAN VE HER YERDE 
MİLLETİME VE CUMHURİYETİME 
DOĞRULUK VE MUHABBETLE HİZMET 
VE KANUNLARA 
VE NİZAMLARA 
VE AMİRLERİME 
İTAAT EDECEGİME 
VE ASKERLİĞİN NAMUSUNU, 
TÜRK SANCAĞININ ŞANINI 
CANIMDAN AZİZ BİLİP 
İCABINDA VATAN, 
CUMHURİYET VE VAZİFE UĞRUNDA 
SEVE SEVE 
HAYATIMI FEDA EDECEĞİME 
NAMUSUM ÜZERİNE 
AND İÇERİM.
Her Türk Er´i gibi bu yemini ettik ve ölene kadar da yeminimize sağdığız.

Onbaşı Yamtar:

Gerçek bir sorunu olmayan herkes, bu yemini etmeli.
Bilerek kaçanlar adam olamadan yaşarlar, Türkiye de askerlik yapmayanı adam saymazlar.

 Atilapars:

Bu yemini yedek subay olarak yapmış olan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık´ta mutlaka yapmıştır.

Bu kutsal yemini yapan Türk çocuğu şehit olurum endişesiyle operasyonlara katılmama endişesi taşır mı? Asla taşımaz ve 20 Ekim 1927 tarihinde Atatürk mecliste okuduğu Nutkun son bölümünde Türk gençliğine ne demişti hep beraber hatırlayalım ̋ Muhtaç, olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. ̏

5. Genel Kurmay Başkanı Hulusi Paşa´dan Bakan Işık´a ihanet cevabı!

SÖZCÜ, Savunma Bakanı Fikri Işık´ın, askeri terörle mücadelede ihanetle suçladığını yazmıştı. AKP´li Bakan, "Askerin, şehit vermemek için operasyona çıkmadığı zamanlan da biliyoruz" demişti... Bu sulama büyük tepki topladı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, önceki gün Ankara´da gaziler ve aileleri için verilen iftarda, Bakan Işık´a tokat gibi cevap verdi. Akar, Gazi Orduevi´ndeki iftar yemeğinde, "Yenemeyeceğimiz terör örgütü, terörist yok" dedi. Genelkurmay Başkanı şunları kaydetti: "Türk Silahlı Kuvvetleri dün de bugün de kendisine verilen görevleri, yasalar çerçevesinde sorumluluklarını, büyük bir dikkatle, büyük bir itina ile yerine getirmektedir, getirmeye devam edecektir. Subayımızla, astsubayımızla, uzmanlarımızla, korucumuzla ve polisimizle ben inanıyorum ki yenemeyeceğimiz, alt edemeyeceğimiz, terör ve terörist yok." Akar´ın bu açıklaması, Fikri Işık´ın sözlerine en güzel yanıt olarak yorumlandı.

SONUÇ OLARAK:

Türk Ordusu en iyi tanıyan ve bilen şüphesiz başkomutanımız Atatürk´tür. Çünkü atamızın 57 yıllık kısa süreli ömründe en uzun görevi askerlik hizmeti olmuştur. Bu uzun süre içerisinde subayı, astsubayı, erbaş ve erleri ile uzun süreli muharebelere katılmış, onlara komutan olmuş, sonunda da 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesini başkomutan olarak başarılı bir şekilde yönetti ve 9 Eylül 1922´de düşmanı denize dükerek bizlere özgürlük ve egemenliğimizi kazandırmıştır.

57 yıllık kısa ömrünün çok önemli bir sürecini Türk ordusuna emir ve komuta etmekle geçiren başkomutanımız Atatürk´ün gözünde Türk ordusu nasıl yer etmişti.

"Ya İstiklâl, Ya Ölüm" diyerek Milli Mücadele´yi başlatan Atatürk; milli ve bağımsız bir devlet kurmuş, bu milleti çağdaş medeniyetler düzeyine taşımada, Türk Ordusunu bir teminat olarak göstermiştir. Atatürk, bu düşüncesini şu sözleriyle ifade etmiştir: "Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü güven, gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilenmesi imkânsız teminatıdır. Atatürk, vatan evlatlarının vatanın bölünmez bütünlüğü için bir araya geldiği; mazisi şanlı, geleceği parlak Türk Ordusunu şu sözleriyle tanımlamaktadır: Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin ordusu, istilalar yapmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir. İnsanca ve bağımsız yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin aynı ideale bağlı ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlatlarından oluşan muhterem ve kuvvetli bir heyettir."

SONSÖZ:

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık´ın Türk Silahlı Kuvvetlerini suçlayıcı, aşağılayıcı, haksız, yersiz ve küçük düşürücü talihsiz açıklamasını asla kabul etmiyor ve ve şiddetle red ediyorum. Bu haksız ve yersiz açıklamasını acı bir hatıra olarak aynen iade ediyorum.

Milli Savunma Bakanının bu yanlış ve tutarsız açıklamasına atamızın 29 Ekim 1938 tarihinde Cumhuriyet Bayramını kutlamak üzere Türk Ordusuna yayınladığı son mesajı ile cevap vermek istiyorum.

Tarih 1938 yılı Ekim ayının son günleri Ulu Önder Atatürk Dolmabahçe´de ağır hasta olarak yatmaktadır. Cumhuriyet Bayramı yaklaşmaktadır. Cumhuriyetin kuruluşunun 15. yılı kutlanacak bu bayramı görkemle kutlamak isteyen Ulu Önder yatağından kalkamayacak kadar ağır rahatsızdır.

Büyük Millet Meclisinde Cumhuriyet Bayramında okunmak üzere nutkunu hazırlamaktadır. Atamız nutku başbakan Celal Bayar´a not ettirmektedir. Sağlığının tehlikesine aldırış etmeden Celal Bayar´a yazdırdığı Türk Ordusuna son mesajı güçlükle bitirir.

Nutkun bitiminde Atatürk ve Celal Bayar çok duygulanır ve gözyaşlarını tutamayıp birbirlerine sarılırlar.

29 Ekim 1938 günü rahatsızlığından dolayı meclise gidemeyen Atatürk´ün bu nutkunu başbakan Celal Bayar okudu. Nutuk bitince meclisteki bütün milletvekilleri ayakta ağlayarak alkışladılar.

İşte Türk Ordusunu tanımayanlar atamızın Türk Ordusuna son mesajını çok iyi okur, incelerseniz ne demek istediğini anlamış olursunuz!

/resimler/2016-7/11/1006331448575.jpgAtatürk´ün Orduya Son Mesajı

 "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!

Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felâket ve musibetlerden ve düşman istilâsından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet´in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silâh ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur. Bugün, Cumhuriyet´in 15. yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda kahraman ordu, sana kalbi şükranlarımı beyan ve ifade ederken, büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum. Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dâhili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve amade olduğuna, benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabrikalar ve silâhlarla bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefs ve istihkar-ı hayatla her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selâmlar ve takdirlerimi bütün ulusun muvacehesinde beyan ederim. Cumhuriyet Bayramı´nın 15. yıl dönümü hakkınızda kutlu olsun..."

SAYGIDEĞER VATANDAŞLARIM, SEVGİLİ HEMŞERİLERİM.

SON OLARAK Doğu ve Güneydoğuda kanları ve canları pahasına cansiperane bir şekilde operasyonlara katılan kahraman ve vatansever Türk askerleri, polis teşkilatımızın değerli elemanları ve koruculara seslenmek istiyorum.

Ülkemizin bekasını ve aziz milletimizin emniyet ve güvenliğini sağlamak için 6 aydır Doğu ve Güneydoğuda canları pahasına kutsal vatan topraklarını savunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin subay, astsubay, erbaş ve erleri ile polis teşkilatımızın değerli elemanları ile o bölgede mücadele eden korucularımızın başarılarından dolayı kutlar, bu uğurda şehit olanlara rahmet diler, kahraman gazilerimize de sağlık ve mutluluklar dileriz.

Kahramanlar sizlere gölge etmek isteyen hainler utansınlar ve yerin dibine girsinler inşallah.

Türk milleti olarak bizler, sizlerle her zaman gurur duyuyoruz. Allah yardımcınız olsun. Başarılarınızın devamını diliyoruz.

KAYNAKÇA:

  1. ATATÜRK HAKKINDA HATIRALAR VE BELGELER PROF. DR. AFET İNAN
  2. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE KAHRAMAN YUSUFOĞLU
  3. 17 HAZİRAN 2016 TARİHLİ SÜZCÜ GAZETESİ HABER YAZISI
  4. 13 HAZİRAN 2016 TARİHLİ SÜZCÜ GAZETESİ HABER YAZISI
  5. 29 HAZİRAN 2016 TARİHLİ SÜZCÜ GAZETESİ YAZARI SAYGI ÖZTÜRK´ÜN YAZISI

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Süleyman Barış
11.7.2016 22:56:37
Anlaşılması dileği ile.
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.” (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
FASULYE TORBASI VE KİBRİT KUTUSU
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
YAŞLANIYORUZ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MESUT MERTCAN YOK ARTIK
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
MUHTAR GUBALAŞ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
AKDENİZ AKŞAMLARI
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE VE KAHRAMAN TÜRK ORDUSU İLE EMNİYET MENSUPLARINA KUTLU VE MUTLU OLSUN
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKULLAR SORUNLARIYLA BİRLİKTE AÇILIYOR
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Kuzey Irak´ta Bağımsızlık Oylamasının Devamında Ne Var?
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
TÜM OKULLARI İMAM-HATİPLEŞTİRMEK, ULUSAL EGEMENLİĞİ, YANİ ULUSAL TOPLUMU YIKARAK, ÜMMETLEŞTİRMEK ANLAMINA GELİR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
M.KEMAL ATATÜRK : HATTI MÜDAFA YOKTUR SATHI MÜDAFA VARDIR , O SATIH TÜM VATANDIR !
İlhan ALPER
İlhan ALPER
MERTCAN´IN ARDINDAN
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
‘Öğrenciler Neden Üniversite Tercih Yapmak İstemiyor?´
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ARMAGEDDON
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
İNANÇ, ÖĞRETİLER, ÖRGÜTLENME VE ŞİDDET (1)
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ İLE MÜCADELE BİR ALDATMACA AMAÇ FARKLI
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Tarihe Sığmayan Bir Destan
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AĞA VE EŞKİYA
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AB DE TARTIŞMA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
ADANASPOR EVİNDE YİĞİT
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
23 °C
Çarşamba
22 °C
Perşembe
23 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-9/12/1534392589681.jpg