“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.”
Tarih: 2.5.2016 14:01:20 / 2621okunma / 0yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

 

/resimler/2016-5/2/1405549147796.jpg

  “ Laiklik yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için,gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti´nde her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir.”

                                                                                                                            Mustafa Kemal Atatürk

  /resimler/2016-5/2/1656513410872.jpgYeni Anayasa tartışmaları sürerken Meclis Başkanı İsmail Kahranan´ın “Laiklik” çıkışı ortalığı karıştırdı. Kahraman, 25 Nisan 2016 akşamı İstanbul Ünüversitesin´de  Verdiği Konhferansta “Laiklik birkere yeni Anayasada olmamalı. Dindar Anayasa meselesinden Anayasamızın kaçınmaması lazım” dedi. 1982 Anayasası´nda Allah lafzının geçmediğini belirten TBMM başkanı İsmail Kahraman” Dünya´da üç Anayasa´da laiklik var; Fransa, İrlanda, Türkiye, isteyen, istediği gibi yorumluyor. ”dedi.
     Devletin yüce makamını işgal eden Meclis Başkanı İsmail Kahraman´nın bu talihsiz, Cumhuriyet değerlerini aşağılayan akıl ve mantık dışı ifadesi bizleri çok üzmüştür. Bu, bizleri üzücü ve düşündürücü açıklamaya ulu önderimiz Atatürk´ün bir vecizesiyle cevap vereceğim.

    İlk Meclis´te bir gün “laiklik”tartışılıyordu.Mustafa Kemal Paşa Meclis´e başkanlık ediyordu. Meclis´in tanınmış din bilginlerinden biri kürsüye çıktı. Alaycı bir tavırla şöyle söze başladı: ”Arkadaşlar, bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz,ben bu laikliğin manasını anlayamıyorum.”
   Başkanlık kürsüsünde oturan Mustafa Kemal Paşa dayanamadı,elini kürsüye vurarak hoca efendinin sorusunu cevaplandırdı; “Adam olmak demektir Hocam adam olmak!”
   Gazi Paşa´dan laikliğin ne olduğunu öğrenen bu milletvekili, bir süre sonra sakalını kestirecek, daha sonra bıyıklarını inceltecek ve bir bilimadamı olarak çalışmalarıyla Atatürk´ün sevgisini kazanacaktı.

    BU TALİHSİZ VE MENFUR(NEFRET EDİLEN)AÇIKLAMANIN İÇİNDE GİZLENEN SIR NE İDİ ACABA?

 /resimler/2016-5/2/1402597894272.jpg Gizlenen bu sırrın en güzel cevabını Prof.Örsan K.Öymen bakın ne güzel açıklıyor: Laiklik ilkesini fiilen kaldıran AKP, şimdi de resmen ve hukuken kaldırmak için harekete geçmiş bulunuyor. İktidar bu amaçla ”Türkiye Cumhuriyeti, demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” denilen Anayasa´nın ikinci maddesini,  bunun mümkün olmaması halinde de 24. maddeyi değiştirmeyi hedefliyor.
   Zira bu maddede şunlar yazıyor: ”Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya  siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfus sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını, yahut dince kutsal sayılan şeyleri, istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” Bu maddelerin yer almadığı bir anayasanın kabuluyle İslamcı darbenin yani karşı devrimin tamamlanacağını öne süren Prof.Öymen tehlikenin ulaştığı ürkütücü boyutlarını da şöyle özetliyor: ”Erdoğan ve Davutoğlu laiklik karşıtı siyasetçiler, AKP de, laiklik karşısı bir siyasi partidir. Demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bu odakların amacı, İslamcı zihniyeti herkese zorla dayatmaktır. Bunu yıllarca göremeyenlerin şimdi hayretlere düşmesi trajiktir. Erdoğan´a ve AKP´ye zamanında tepki vermeyen medya üyelerine, akademisyenlere, siyasetçilere, işadamlarına ve işkadınlarına düşen, ömür boyu bu utançla yaşamaktır. Şu anda Erdoğan ve AKP, İsmail Kahraman adlı şahıs üzerinden, laiklik ilkesini tartışma konusu haline getirip, halkın nabzını yokluyor. Amaç halkı alıştıra alıştıra laiklik ilkesini ortadan kaldırmak. Toplumun büyük çoğunluğunun tepki vermediğini veya korktuğunu gördükleri anda, son darbeyi vurup İslamcı darbeyi tamamlayacaklar. Teokratik, Padişahlık düzenini ön gören anayasa değişikliğini referanduma götürüp, halkı, laik ve anti-laik olarak karpuz gibi ortadan ikiye bölecekler, Türkiye´yi bir çatışmaya sürükleyeceklerdir.”

    LAİKLİĞİN ANLAMI VE TARİHİ GELİŞİMİ

    Sayın İsmail Kahramanın laikliğin nedemek olduğunu çok iyi bildiğini zannederim, ama bu talihsiz açıklamadan dolayı laiklik konusuyla ilgili esasları ve saygıdeğer vatandaşlarıma hatırlatmayı faydalı buluyorum.ı
   Laiklik kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiştir. Aslında Yunanca laikos sıfatından gelir. Yunan da din adamı taşımayan kişilere laikos denilmekteydi. Şu halde laik kimse halktan olan; bir başka deyişle ruhban sınıfına mensup olmayan kimse demektedir. Bu terimden gelerek müteakip asırlarda laikos sözü daha ziyade dini düzenle kurulmuş cemiyette din adamları dışında kalan kimseleri anlatmak için kullanılmıştır. Nitekim hiristiyanlıkta kilise adamlarına Clerici bunun dışındaki müminler topluluğuna da laici denilmiştir. Laiklik kelimesinin lugat manasının yanında tarih terimi olarak da bir manası vardır. Bu manayı belirtmek için insanlığın gelişimine kısa bir göz atmak kafidir. Bilindiği gibi din insanın ortaya çıkışıyla başlar ve insan cemiyetlerinin her çeşidinde vardır. Bu cemiyetlerin başlangicında da din yalnız bir itikat sistemi olarak görülmez. O, aynı zamanda kainatı izah eden bir yol ve cemiyetin idaresi için gerekli tedbir ve nizamların bir kaynağıdır. Böyle olduğu için de ilim, sanat, felsefe, hukuk ve devlet hepsi dini menşelere ve dini hüvüyetlere sahiptir. Buna göre laikliğin tarih terimi olarak manası, din ile felsefenin, din ile ilmin, din ile hukukun, din ile sanatın ayrılmasıdır. Din ile devletin ayrılması bu gelişmenin son halkasını teşkil etmektedir.
  Laklik fikrinin, din ile devlet işlerinin birbirlerinden ayrılması fikrinin asıl menşei Rönesans ve reform hareketleridir. Bunlar insanlığa yeni ufuklar açmışlardır. Matbanın icadı, ucuz kağıt fikir hayatını hareketlendirdi. Luter´in kurmuş olduğu Protestanlık, papalığın nufüzünu kırmak, milli bilinci kuvvetlendirmek suretiyle laikliğin doğmasına yardım etti.

-LAİKLİĞİN BEŞ TEMEL UNSURU-

Laikliğin beş temel unsuru vardır.Bunlar :

1-Din ve Vicdan hurriyeti.
2-Resmi bir devlet dinin bulunmaması
3-Devletin din ve mezhep ayrımı gözetmemesi.
4-Devlet kurumlarıyla din kurumlarının ayrılmış olması.
5-Devlet yönetiminin din kurallarına bağlı olmamasıdır.

-LAİKLİĞİN TEMEL AMAÇLARI-

Laikliğin temel amaçları 3 bölümde sınıflandırılmaktadır.
1-Gerçekte, temelde tutucu, gerici olmayan dini faaliyetlerin çıkarcı, cahil, gerçek, dini bilmeyen kimselerin elinde Türk Milletinin kişilerinin çok büyük çoğunluğunu cahil bırakan inançlar karmaşıklığını yok etmek.
2-Türk kültürünü çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracak yüksek ve inkılapçı niteliklere kavuşturacak tertip ve çalışmaları önlememelerini sağlamak.
3-Bütün müesselerde bilimsel esasları ve modern teknolojiyi yaygın ve etkili bir biçimde kullanmak ve medeniyetin ulaştığı düzeyin sağladığı imkanları Türk milletinin bütün kişilerinin yararlanmasına sunmak ve kullanmalarını sağlamak,  Türk toplumundaki bütün müesseseleri sürekli olarak modernleştirmektir.

-LAİKLİĞİN DAYANDIĞI ESASLAR –

1-Din, Allah ve kul arasında bir bağlılıktır.
2-Din, hayal değildir. Gerçektir. İnsanlar için gereklidir.
3-Din inanan kişilere güç verir. Kişisel faaliyetlerini etkiler.
4-Dinler, medeniyetin bir ürünü olmadığı gibi belli bir medeniyete de bağlanamaz.
5-Din; devlet, fikir ve ekonomik hayata ilişkin faaliyetlerin; akıl, mantık, bilimsel teknolojik esaslara, kişisel ve milli çıkarlara, insanlığın bir bütün olarak yararlanmasına uygun olarak yürütülmesine karşı değildir.
6-Laiklik, dinsizlik değildir. Din ile devlet işlerinin ayrılmasıdır. Kişiler vicdanlarında hürdür. Dinin amacı, insanı kişi olarak ahlaklı, ailesine ve yurduna yararlı insan yapmaktır.

-ATATÜRK´ÜN DİNE  SAYGILI LAİKLİK ANLAYIŞI-

“Vicdan hürriyeti mutlak ve taaruz edilmez. Ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır.”

    Atatürk´ün din konusundaki uygulamaya geçilmiş şekli laikliktir. Onun laiklik anlayışı ve uygulamalarını başka devletlerdeki uygulamalarla kıyaslamak doğru değildir. Çünkü Türk laikliği milletimizin ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır. Ve yine milletimizin ihtiyaçlarına çözüm önerileri getirilmektedir. Atatürk, laiklik ilkesiyle İslam dinini yeni şekliyle sokmuş veya dince yeni kurallar getirmiş değildir. Çıkarcı kişi ve yobazların, kendi menfaatlerini kolaylaştırmak için şeriat adı altında koyduğu kuralları kaldırıp, İslami özüne döndürmüştür.

   Laiklik, herkes için din, mezhep, düşünce ve vicdan hürriyeti demektir. Herkesin din ve inançlarında her türlü baskıdan uzak olarak yaşayabilmesinin yasal teminatı demektir. Laiklik, Cumhuriyet düşmanlarının söylediği gibi dinsizlik değil, dinin özünü koruyan bir sistemdir. Atatürk, bazı kesimlerin ve bazı sahte Atatürkçülerin iddia ettiği gibi asla din karşıtı değil; aksine İslam dinine, Kur-an´a Peygamber efendimize son derece saygılı biridir.

   Cumhuriyet´in “laiklik ilkesi “, Türk devriminin temel taşı olarak kabul edilmektedir. Laiklik ilkesi, akılcı ve bilimsel yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Laiklik olmadan ne akılcı yaklaşımın varlığından söz edilebilir, ne de çağdaşlaşma hedefine ulaşılması mümkün olabilir.

   Atatürk 1930 yılında laiklik konusunu şu sözleri ile dile getirilmiştir:

 “Din ve Mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimseyi ne bir din, ne de mezhep kabulune zorlayabilir.”

 “Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanın emrine uymakta serbesttir, hürdür. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz, din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz ve buna asla meydan vermeyeceğiz.”

Laikliğin bir özelliği de devletin resmi bir dinin olmamasıdır. Atatürk 1930 yılında bu konuda şunları söylemiştir:  “Türk milleti, halk idaresi olan Cumhuriyetle idare olunur bir devlettir. Türk Devleti laiktir. Her reşit dinini seçmekle serbesttir. “Türkiye Cumhuriyeti´nin resmi bir dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar, ilmin çağdaş medeniyete temin ettiği esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve tatbik edilir. Din telakkisi vicdani olduğundan, Cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyaseten ayrı tutmayı, milletimizin çağdaş ilerlemesinde başlıca muvaffakiyet etkeni  görür. “/resimler/2016-5/2/1407204149479.jpg

-SONUÇ OLARAK;

  Anayasa´nın ikinci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti´nin demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmektedir. Ve bu ilkenin anayasamızın 4.maddesi gereğince değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği belirtilmiştir.

   Neyazık ki  Anayasamızın ikinci, dördüncü ve 24.maddelerine göre Sayın Meclis Başkanı İsmail Kahraman´nın yaptığı bu talihsiz açıklama anayasaya uygun olmayan bir görüştür. Bu nedenle meclis başkanı İsmail Kahraman´nın meclisteki faaliyetleri yönetirken Cumhuriyet ve devrimlerinin temel niteliklerini içeri alan Anayasa´nın 1.,2. ve 4.maddelerine uygun olarak çalışmaların yürütülmesini sağlamalı ve bu konuda asla taviz vermemelidir.

Ülkemizde laiklik ilkesine 2 açıdan gereksinim duyulmuştur.

1-Ümmet olmaktan çıkarak millet olmak ve mili birlik – beraberlik duygusuna kavuşmak.
2-Çağdaş dünya medeniyetine ulaşmak.

  Bugün Türk aydınlarına (ve hiçbir toplumun geri kalmayı, yok olmayı göze almadıkça donmuş ve statik kalıplara hapsedilemeyeceğini gören gerçek din alimlerine) düşen bir görev vardır: Atatürk´ün, esaretten ve donmuş´luktan kurtulma yolunu açarak, 20. yüzyılda ismaliyete de en büyük hizmeti yaptığını anlayıp anlatmak!... akılcılığa, çağdaş bilime, çağın medeniyetine yönelmek zorunluluğu ile milletin büyük çoğunluluğunun İslam dininin özüne bağımlılığı arasında gerekli uyum ve sentezi gerçekleştirmek!...  Böyle bir uyum ve sentez mümkündür. Çünkü, Çağdaş ve akılcı şekilde yorumlanan dinin özündeki Allah inancı ve iyi ahlak prensipleriyle akıl ve bilim arasında bağdaşmaz bir çelişki yoktur.

   Laikliğin Türkiye´deki gelişimi, Batıdaki gibi olmamıştır. Bu ilke, Osmanlı döneminde düşünülmüş ve bazı girişimler gerçekleşmiştir. Türkiye´nin bir sistemden çıkarak laik bir devlet olması Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Laiklik, Atatürk döneminden itibaren siyasi ve hukuki açılardan Türk Devleti´nin temelini oluşturmuştur.

  Ulusça bilmeliyiz ki, milletimizin kurtuluşu ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması Ulu Önder Atatürk´ü iyi anlamakla,onun yolundan gitmekle, ilke ve devrimlerini tek rehber yapmakla mümkündür. Milletine bu kadar güzel ve hayırlı miraslar bırakan, hayata gözlerini rahatça kapayan dünyada pek az adam yetişmiş veya hiç yetişmemiştir. İşte bu nedenledir ki çağdaş Atatürk´ün Türkiye´si olmak, ilk ve tek hedefimizdir. Behemahal bu hedef mutlaka gerçekleşecektir.

   Atatütürk´ün ilke ve inkilaplarını benimseyen ve onun ışıklı yolunda ilerleyen bizler, her koşulda Demokratik, Çağdaş, Laik, Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetimize bağlılığımızı ifade ediyor, ulusal birliğimiz ve dönülmez bütünlüğümüz için mücadeleden hiçbir koşulda vazgeçmeyeceğimizi haykırıyor ve sayın İsmail Kahramanı´nın bu talihsiz ifadesine Atatürk´ün “Laiklik, Adam olmaktır” vecizesiyle cevap veriyoruz.

   Bizleri özgürlük ve egemenliğimize kavuşturan, göklerde ayyıldızlı bayrağımızın dalgalanmasını sağlayan, yüce ulusumuza kendi kendini yönetme yetkisi veren, çağdaş cumhuriyeti bizlere armağan eden başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, silah arkadaşları ile şehit ve gazilerimizi saygı ve hürmetle anıyoruz. Ruhları Şad olsun!

KAYNAKÇA:

1-KILIÇ ALİ´NİN ANILARI / DERLEYEN HULUSİ TURGUT

2-ATATÜRK´TEN İZ BIRAKAN SÖZLER/NEŞE IŞILDAK

3-ATATÜRK´ÜN DİN ANLAYIŞI/HARİKA YAMAK

4-ATATÜRK,MODERNİZM DİN VE ALLAH/SİNAN MEYDAN

5-ATATÜRK´ÜN DÜŞÜNCESİNDE DİN VE LAİKLİK/PROF.DR.ETHEM FIĞLALI/TAHA MÜFTÜOĞLU/DR.İDRİS KARAKUŞ

6-1982 TC ANAYASASI

7-27 NİSAN 2016 TARİHLİ SÖZCÜ GAZETESİ´NDEKİ VELİ TOPRAĞIN HABER YAZISI

8-30 NİSAN 2016 TARİHLİ SÖZCÜ GAZETESİ´NDEKİ UĞUR DÜNDAR´IN ATI ALAN ÜSKÜDAR´I GEÇİYOR KÖŞE YAZISI

 

 

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
HAŞA MİN HUZUR
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MÜZİSYEN BİR AİLENİN TEMSİLCİSİ ALİ CANBOLAT
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
İNSANI YÜCELTEN İZLER BIRAKTILAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Celal TOPKAN- CUMHURİYETİN 93. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLETLER VE İNSAN
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Medyanın Halleri
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YOL AYRIMINDA, DÜŞÜNME ZAMANI…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
AKP´NİN KORKUSU
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
OLMADI MI OLMUYOR
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
BÜYÜK TEHLİKE: SÜNNİ-Şİİ SAVAŞI
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ARABESK
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE YURTSEVERLİK
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
GELECEK SENİN DÜŞÜN VE ÖYLE KARAR VER
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BAĞDAŞTIRMACILIK VE EĞİTİM
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
GALİLEO GALİLE
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
CUMHURİYETİN DÖNÜM NOKTALARI (20)
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Takdir Senin Türkiye!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
ZÜBEYDE HANIM
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
KÖMÜR TAŞIMA VE DAĞITIM İHALESİ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
BİR EVET HİKAYESİ
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
10 °C
Pazar
11 °C
Pazartesi
12 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-3/20/1347519475780.jpg