BİRİNCİ DÜNYA HARBİNDE YENİLEN OSMANLI DEVLETİNİN, İTİLAF DEVLETLERİ İLE İMZALADIĞI MONDROS MÜTAREKESİ VE SEVR ANLAŞMASINI REDDEDEN, ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ OLARAK 23 NİSAN 1920 DE VAR OLAN TÜRKİYE BÜYÜKMİLLET MECLİSİNİN DOĞUŞ NEDENLERİ
Tarih: 22.4.2016 10:29:45 / 2807okunma / 0yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevi,  hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

/resimler/2016-4/21/1131325201368.jpg

ULU ÖNDER ATATÜRK TARAFINDAN TÜRK ULUSU VE ÇOÇUKLARINA ARMAĞAN EDİLEN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOÇUK BAYRAMININ 96. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ TÜM ULUSUMUZA VE TÜRK ÇOCUKLARINA KUTLU VE MUTLU OLSUN !

MONDROS MÜTAREKESİ VE İHANET ODAKLARININ DÜŞMAN İŞGALİNİ DESTEKLEYEN FAALİYETLERİ

Düşman İşgalini ve Esareti Destekleyen GazetelerMondros anlaşmasını zafer sütunlarıyla manşetlerden verdiler. Parlak cümleli yazılar astılar başlıklara. Gazeteleri okuyan herkes ‘´ Ohh! Artık barış geldi´´ diyordu. Oysa anlaşma Türklere bir kefen biçiyordu. Çünkü anlaşmanın maddeleri elem verici idi

Anadolu´da bunlar olurken hükümet yetkilileri, bakanlar ve milletvekillerinin çoğu önlem almak yerine, ‘´ Yenik düştük, istediklerini yaparlar´´ dediler. Milli Mücadele´nin Lideri ve Sembolü Mustafa Kemal, bu savaşı verirken bütün bunlardan sonra, birde karşısında basını bulmuştur. Yerli ve yabancı basını… Özellikle yerli basının bir büyük kitlesi Milli Mücadeleye karşıydı ve Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla aşağılık bir mücadeleye girişmişlerdi. Bunların başında Alemdar, Peyam, Sabah, Peyam-ı Sabah, Ümit ve şurada burada yayınlanan gazeteler, Refik Halit, Refi Cevat, Ali Kemal gibi yazarlar geliyordu.

            Türkiye genelinde basın ve yayın faaliyetleri genel hatlarıyla, yukarıda izah edildiği gibi, kamuoyunu Kuva-i Milliye Mücadelisini olumsuz yönde aydınlatmaya çalışıyordu.            

Milli Mücadeleye karşı Adana´da çıkan gazeteler Fransız´larla işbirliği yapmakla birlikte, İstanbul Hükümetine yakın görünen Vatan haini Ferda ile, işgalcilerin yanında yer alan Rehber ve Aadana Postası sayılabilir.           

Adana´da mütareke ve işgal döneminde Yeni Adana Gazetesi Ulusal Kurtuluş Mücadelesini destekleyen kutsal görevini akıl almaz güçlük ve engellere rağmen,Kurtuluş Mücadelesini başarılı bir şekilde sürdürmüştür.  Bu yıl 25 Aralık 2015´de 98´inci yılı kutlanan Yeni Adana Gazetesi Cumhuriyet Döneminde de aynı amaç ve gaye uğrunda başarılı çalışmalarını sürdürmektedir.
           Basın bir toplumdaki görüş düşünce ve eğilimlerin ifadesi olarak tanımlanabilir.

PADİŞAHIN ALÇAKÇA İHANETİ

/resimler/2016-4/21/1132254889759.jpg

Agamemnon emperyalizminin kolları bir ahtapot gibi Ege´ye doğru uzanırken,son Osmanlı Padişahı Vandettin  24 Kasım 1918 günü The Daily Mail muhabirini kabul etti makamında. Ama o kadar korkmuş olacak ki muhabire verdiği demeç gerçekten inanılmazdı:

 ‘´İngiliz milletine karşı beslediğim sevgi ve hayranlığı babam Abdülmecit´ ten miras aldım. Memleketimle İngiltere arasındaki dostluğu güçlendirmek için elimden geleni yapacağım. Türkiye´deki bazı siyasi komiteler tarafından Ermenilere yapılan muameleyi büyük bir üzüntüyle öğrendim.”

ATATÜRK ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI PLAN VE STRATEJİSİNİ NASIL TASARLADI VE BUNU ADIM ADIM UYGULAYARAK KURTULUŞ HEDEFİNE NASIL ULAŞTI ?

 Yollar vardır, meçhulün önümüze serdiği çizgilerdir. Bu yollarda yolcu talihinin tezgahında kendi kaderini dokur.

Mustafa Kemal´in Samsun´da başlayıp Erzurum´a, Sivas´a çıkan ve sonra Ankara´ya, İzmir´e ulaşan yolculuğu böyle bir yolculuktu. Bu yollarda O, talihiyle boğuştu. Kaderini dokudu ve onun kaderi, bizim de kaderimiz oldu.

19 Mayıs 1919´da Samsun´da; Türk Ulusunun yüreğinde Ulu Önder  Mustafa Kemal Atatürk´ün ateşlediği, ‘´ Bağımsızlık ve Özgürlük Meşalesi´´ Ulusumuzun, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi bugünde tek ve en güçlü aydınlatıcısıdır. Bunun yanısıra ve bu niteliği ile daha pek çok tutsak ulusun da örnek meşalesi olmuştur.

Mustafa Kemal Paşa 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul´dan Bandırma vapuru ile hareket ederek, 19 Mayıs 1919´da Samsun´a çıktı. Samsun´da ve Havza´da Türk Kurtuluş Şavaşı´na temel oluşturacak ilk temas ve çalışmalarını gerçekleştirdi.

12 Haziran 1919´da kendisine inanmış küçük bir grupla, Havza´dan Amasya´ya hareket etti. Burada yaptığı çalışmalar sonunda arkadaşları ile birlikte imzaladıkları Amasya genelgesini 22 Haziran 1919´da yayınladı.

3 Temmuz 1919´da Erzurum´a gelen Mustafa Kemal Paşa, 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919´da Erzurum Kongresini gerçekleştirdi.

Erzurum´da çalışmalarını bitiren Ulu Önder 29 Ağustos´da buradan ayrılarak 2 Eylül 1919´da Sivas´a geldi.4-12 Eylül 1919´da Sivas Kongresini gerçekleştiren  Mustafa Kemal Paşa, 22 Aralık 1919´da Sivas´tan Ankara´ya hareket etti. Ve 27 Aralık 1919´da Ankara´ya geldi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN DOĞUŞ NEDENLERİ

/resimler/2016-4/21/1133140515673.jpg

Mustafa Kemal Paşa´nın fikirleri bir kez daha doğru çıkmıştı. O´nun, öteden beri ileri sürdüğü, işgal güçleri altındaki İstanbul´da bulunan bir meclisin, ülke yararına kararlar alırsa dağıtılacağı görüşü kesinlik kazanmıştı. İşgal güçleri tehlikeli gördükleri bazı milletvekillerini tutuklayıp Malta adasına sürerken kaçabilenler Ankara´ya geliyorlardı. O güne kadar İstanbul´da kalıp bir şeyler yapmak isteyenlerin artık tek umutları Ankara ve Mustafa Kemal Paşa idi.

İstanbul´un işgali ve Mebuslar Meclisinin dağıtılması Mustafa Kemal Paşa´nın görüşlerinin doğruluğunu kanıtlamıştı. Büyük Önder, Osmanlı parlamentosunun işlevini yitirdiği kanısında idi. Yeni yapılacak şeçimlerle, kurucu nitelikte bir meclis toplanmalıydı. Ancak, bu düşünceye İstanbul´daki bazı yurt severler karşıydı Onlar, Osmanlı Parlamentosunun statüsü değişmeden Ankara´da oluşmasını istiyorlardı. Oysa bu, hem Mustafa Kemal Paşanın isteklerine aykırı düşüyordu; hemde teknik bakımdan olanaksızdı. Osmanlı parlamentosunun aynen toplanması sakıncalıydı. Çünkü bu durumda, padişah ve hükümeti , parlamento üzerinde her zaman baskı yapabilirdi. Öte yandan, mebusların bir kısmının daha önceki olaylarda tutarsız davranışları, Mustafa Kemal Paşa´nın onlara olan güvenini sarsmıştı. Teknik sakıncalar ise şöyle idi: Osmanlı parlemontusu. Meclisi- Mebusan ( Millet Meclisi) ve Meclis-i Ayandan (senato) oluşmuştu. Milletvekillerinin çoğunluğu Ankara´ya gelse bile ayan Meclisi üyelerinin büyük bir bölümü Ankara´ya gelmeyeceklerdi. Böylece Parlamento kurulamayacaktı. Parlamento kurulsa bile, padişah ve hükümet İstanbul´da  kaldığı için yürütme ve yasama organları arasında ilişkiler kopacaktı.

YENİ DOĞACAK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ YÖNETİMİ NASIL BİR FELSEFE VE MANTIĞA SAHİP OLMALIYDI?

BU MANTIK VE FELSEFEYİ MUSTAFA KEMAL PAŞA  YUNUS NADİ´YE BAKIN NASIL AÇIKLIYOR:

‘´Bir  devre yetiştik ki, onda her şey meşru olmalıdır. Millet işlerinde  meşruiyet, ancak milli kararlara istinat etmekle, milletin umumi meyillerine tercüman olmakla hasıl olur. Hiç korkmayalım, o esaret ve zillete razı olmaz. İş onu bir araya toplamakta… İşte şimdi ben bu yoldayım. Bu yolun çok sağlam bir yol olduğuna inanıyorum…´´

‘´Bizim bildiğimiz  hakikatler milletçe de malum olunca, kararlar bahsinde o da bizim gibi düşünecektir.´´

‘´Bence meclis nazariye değil, hakikattir. Evvela Meclis, sonra ordu. Ordu demek, yüz binlerce insan, milyonlarca servet ve varlık demektir. Buna iki üç sahıs karar veremezler. Ben kerameti, Meclisten bekleyenlerdenim…´´

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AÇILIYOR

/resimler/2016-4/21/1133502581245.jpg

İngilizlerin baskısı ile Halifeyi ve Şeyhülislamı kullanarak Milli Mücadele aleyhine her türlü propaganda yapmaya başlamaları, Atatürk ve silah arkadaşlarının giriştiği Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin Dinen suç sayılarak haklarında idam fetvasının yayınlanmasına sebep olduğu gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin  açılmasını da bir gün geçiktirmiştir. Yunus Nadi´nin belirttiğine göre TBMM´nin Perşembe günü açılması düşünülüyormuş. Ancak,

 ‘´ Dine hizmet ve riayet bahsinde dahi en büyük hürmet mevkii, elbette Ankara´da toplanan fedakarlar etrafındaydı… Meclis´in açılış günü Perşembe´den Cumaya getirilerek evvela Hacı Bayram Camiinde Cuma namazının edası ve oradan o cemaat-ı kübra ile meclis´e gidilerek ruhani bir hava içinde açılış merasiminin yapılması kararlaştırılmıştır.´´

 Açılış programı bizzat Mustafa Kemal tarafından tebliğ edildi. Bu tebliğ esaslarına göre tören şu şekilde yapılacaktır.

1. 23 Nisan 1920 Cuma günü, Cuma namazının ardından Ankara´da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

2. Vatanın istiklali, Hilafet ve Saltanat merkezinin kurtuluşu gibi önemli bir görevi yürütecek olan Büyük Millet Meclisinin açılış gününü Cuma´ya tesadüf ettirmekle bu günün kutsiyetinden ve açılıştan önce bütün mebuslarla Hacıbayram Camiinde Cuma namazı kılınarak Kuran´ın nurundan ve namazdan yararlanılacaktır. Namazdan önce, Lihye-i saadet (Peygamberin sakalı şerifleri) ve Sancak-ı Şerifin bulunduğu yere gidilecektir. Burada önce kurban kesilip dua edilecektir.

3. Bugünden itibaren merkezde valinin düzenlenmesi ile hatim ve Buhar-i Şerif okunacaktır. Hatm-i şerifin son kısmı Cuma namazından sonraya bırakılacaktır.

4. Vatanın hemen her köşesinde buna benzer şekilde Kur´an ve Buhar-i Şerif okunacak, vatanın kurtuluşu için dualar edilecektir.

5. Bu tamim çabuk ve kısa yoldan ulaştırılacaktır.

6. Cenab-ı Hak´tan üstün başarı dilerim.

Mustafa Kemal ATATÜRK
Heyeti Temsiliye Reisi

Tamim yurdun dört bir yanına her türlü imkan kullanılarak, ulaştırıldı. Tamim gereği büyük afişler, ilanlar asıldı. Yurdun her yanında yediden yetmişe herkes cumayı dört gözle beklemeye başladı. Halk heyecanla cuma hazırlığına girişti. Vilayetlerde, kazalarda, kasabalarda, hatta köylerde hatimler indirildi. Buhari-i Şerifler okundu.

23 Nisan 1920 Cuma günü, cuma namazından önce heyacan doruğa ulaşmıştı. Yurdun bütün camilerinde minarelerde salavatlar getiriliyor, birkaç gün önceden başlayan hatimlere devam ediliyordu. Cuma hutbelerinde Meclisin o gün açılacağı belirtildi. İstiklal mücadelesinin başladığı  böylece kesin olarak ilan edilmiş oldu. Herkes buna inanmıştı.

Cuma namazlarının ardından hatm-i şeriflerin son kısmı okundu, bitirildi ve hatim duaları yapıldı. Daha sonra il ve ilçelerde millet, hükümet konaklarına akın etti, tebrikleşme merasimi yapıldı. Halk da idareciler de büyük bir heyecan ile birbiri ile kucaklaştı, kaynaştı.

23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara´da bulunan herkes meclis binası çevresinde toplandı. Halk, Kendi kaderine  sahip çıkmasının coşkusu içindeydi.

Saat 13.45´de, Ankara´ya gelebilen 115 milletvekili meclis salonunda toplandı. Parlamento geleneklerine göre en yaşlı üye olan Sinop milletvekili Şerif Bey (1845) Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis´in toplantısını açtı.

‘´ İstanbul´un işgaliyle her türlü devlet işlerinin  iptal edilmiş olmasından dolayı burada açılmak zorunda olan Meclisin başkanı olarak, Allah´ın izniyle Türk milletinin bizzat kendi eliyle içte ve dışta tam bağımsızlığını sağlamak amacıyla çalışmaya başladığını bütün dünyaya ilan´´ ederek TBMM´ni açtı. Sözlerini şöyle bitirdi: ‘´ Ebedi Türk olan İstanbul´umuz ile işgal altında ve çeşitli zulüm ve facia içinde maddeten ve manen insafsızca yok edilmekte bulunan bütün zulme uğramış vilayetlerimizin kurtulmasında başarılar ihsan buyurmasını Cenab-ı Allah´tan dilerim.”

Bu açış konuşmasında, milli egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da‘ ´Büyük Millet Meclisi´´ olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsendi.

Bu merasimlerin  ardından çalışmalara başlandı. Başkanlık divanı seçildi. Reisliğe M.Kemal Paşa, reis vekilliklerine ise Mevlevi Postnişini Abdülhalim Efendi ile Hacı Bektaş Çelebisi Cemaleddin Efendi seçilmişti.

TBMM´nin açılışı ile birlikte, milli egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM´nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtulması gerekiyordu.

O gün meclis bu hava içinde ilk toplantısını tamamlar. 24 Nisan 1920´de yani meclisin ikinci oturumunda Ankara mebusu Mustafa Kemal Paşa söz alır. Bu onun Büyük millet meclisi önünde ilk konuşmasıdır. Resmi günlere mahsus sivil elbise içinde, oldukça zayıf, yorgun ve hatta sıkılgandır.

Kendisini, milletin bağrında bir mücahit fert olarak karar almaya sevk eden zaruretleri açıklar ve şunları tekrarlar:

‘´ Hayat ve şahsiyetim kendi malı olan necip milletimizin bu haklı talebi üzerine, artık benim için en mukaddes vazife, milli iradeye itaat etmeyi her şeyin üstünde görmekti. Bunun üzerine yaptığım bir tamim (genelge) ile kati sözümü verdim. Bu tamimin son cümleleri şuydu:

Geçirdiğimiz şu hayat ve ölüm günlerinde, umum millete, her taraftaki amal ve tezahürat ile temine azmedilen milli istiklalimiz uğrunda, bütün mevcudiyetimle çalışacağımı temin eylerim.

Bu mukaddes emel uğrunda, milletle beraber, nihayetine kadar çalışacağıma da mukaddesatım namına söz veriyorum.´´

ATATÜRK VE ÇOCUK SEVGİSİ

/resimler/2016-4/21/1134282235889.jpg

Atatürk çocukları çok severdi. Hele Ülkü´ye tahmininin üstünde bir sevgiyle bağlanmıştı. Onu o kadar candan severdi ki ölümünden bir iki gün öncesine kadar sabahları uykudan uyanır uyanmaz gözleri Ülkü´yü arardı. Yanına getirir, saatlerce onunla konuşur, meşgul olurdu; Ülkü´nün uzaktan ‘´Atatürk” diye bağırarak, koşup kucağına atlamasından tarifsiz bir zevk alırdı. Nereye gidere gitsin Ülkü´yü yanından ayırmazdı.

Bir gün İsmet Paşa Kız Enstitüsünde çoçuk bakımı dersleri için çocuk bahçesini ziyaret ediyordu:

‘´ Biz çocukları neden severiz? diye sordu. Herkes bir cevap verdi. Atatürk en sonunda kendi fikrini söyledi:

‘´ Çocukları severiz. Çünkü çocuk bizim devamımızdır. Her çocukta bir edebiyete doğru uzanıp gitme iştiyakımızın tatminini buluruz.´´

 Atatürk, çocukları çok seven ve onlara güvenen bir liderdi Çocukları sevindirmek, onlarala beraber olmak ulu önderimizin en büyük mutluluğuydu. ‘´Çocuklar gelecegimizin garantisidir´´ diyen Atatürk, Ulusal bağımsızlığımızı ilan ettiği günü de çocuklara armağan etmiştir. Bütün dünya ülkelerinden sadece Türk çocuklarını Ata´sı düşünebilmiş ve her yıl kutlanmak üzere çocuklara bir bayram hediye etmiştir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tüm dünya cocuklarına kutlu olsun. Dünyada hiçbir ülkede bulunmayan, iki farklı unsuru bir araya getiren milli bir bayram,.. Bu Bayram bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti´nin temellerinin atıldığı, egemenliğin ilan edildiği anlamlı bir gün, diğer taraftan ‘´yarının büyükleri, geleceğin garantisi´´ çocuklar için bir şenliktir.

Atatürk´ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram, dünaya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakşarı bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenleniyor.

SAYGIDEĞER VATANDAŞLARIM VE SEVGİLİ HEMŞERİLERİM SONUÇ OLARAK:

30 Ekim 1918 Mondros Antlaşması ile işgal edilen ülkemiz, 30 Ağustos 1922´de kazanılan büyük zaferle bağımsızlığına kavuşmuştur. Bu süreç içerisinde ülkeyi yöneten Osmanlı hükümeti, işgal devletleri ile birlikte Ülkemizin parcalanmasına seyirci kalmış ve onlarla işbirliği yapmıştır.

Ayrıca bu süreç içerisinde, Ulusal Kurtuluş hareketine karşı Anadolu´nun değişik yörelerinde 60 kadar isyan çıkmıştır.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu meclıste alındı. Mustafa Kemal Paşa´nın önderliğinde ulusumuz, dünyaya,  Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan Kurtuluş Savaşımız yeryüzünün öteki tutsak  uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920, ilk Büyük Miller Meclisimizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramımızdır.

23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk´ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. ‘´Bugünün küçükleri yarının büyükleridir´´ diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan´da  yönetim birimleri, seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan´da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk bayramı, egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan çocukların bayramıdır.

Önder O´dur ki; Ulusuyla kaynaşsın, Ulusuna örnek olsun ve onun geleceğine ışık tutsun. İşte Atatürk!.. O, bu yönleriyle Türk Ulusu´nun sinesinde yeşermiş, dal budak salmış ve bu özelliği ile tüm ulusların da saygınlığını kazanmıştır. Bu nedenledir ki; O´nun açtığı özgürlük ve bağımsızlık yolunda ve izindeyiz. Devrimlerinin koruyucusu uygulayıcı ve savunucusuyuz.

Ulusca daha nice yıllar ve yüzyıllar, O´nu anacak, izleyecek, anlatacak ve ilkelerini savunacağız. Her yıl bir önceki yıla oranla daha içten, daha anlayarak yolunda yürüyecek ve çağdaş uygarlık düzeyine O´nun fikirleri ile erişeceğiz.

SEVGİLİ TÜRK ÇOCUKLARI, ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN SİZDEN ŞU İSTEĞİNİ ASLA UNUTMAYIN VE BU KONUDA BAŞARILI OLMAK İÇİN GAYRET EDİN:

/resimler/2016-4/21/1135061924132.jpg“Küçük hanımlar, küçük beyler!

Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.

Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.

Kendinizin ne kadar önemli,

Değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.

Sizlerden çok şey bekliyoruz.”

                                                                  Mustafa Kemal ATATÜRK

BU MUTLU VE GURUR DOLU GÜNLERİ BİZLERE YAŞATAN DEVLETİMİZİN KURUCUSU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI İLE ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİ SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ RUHLARI ŞAD OLSUN !

KAYNAKÇA

  1. İHANET BASINI – Aydın KELEŞOĞLU
  2. ATATÜRK´ÜNDE ÇOCUKLARI VARDI- Ali KUZU
  3. SAMSUN VALİLİĞİNİN 29 EKİM 1981.2 SAYILI BROŞÜRÜ
  4. ÇOCUK RUH SAĞLIĞI – PROF DR.Atalay YÖRÜKOĞLU
  5. TEK ADAM C.2 – Şevket Süreyya AYDEMİR
  6. BAYRAK MÜCADELEMİZ VE İSTİKLAL MARŞI – Yaşar ÇAĞBAYIR
  7. GAZİ PAŞAM – CEVAT ŞENOL
  8. ATATÜRK´ÜN DİN ANLAYIŞI – HARİKA YAMAK
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.” (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
BOHEMYA KRİSTALİ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
İZLENMESİ GEREKEN BİR FİLM: AYLA
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
“Çukurova´dan Sesler” 5-6
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BİR OLİMPİYATTA “6 DÜNYA 9 OLİMPİYAT REKORU” KIRAN TÜRK
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
AŞK İLE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
DÜŞÜNCELERİNDEN DOLAYI SORUŞTURMA GEÇİREN ÖĞRETİM ELEMANLARI
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Durup Dururken Atatürkçülük veya Demokrasinin Cilveleri...
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİDEN LAİK, SOSYAL, DEMOKRATİK BİR CUMHURİYET İÇİN
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
ATATÜRKÇÜLÜK VE ÇEŞİTLERİ
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
CHP NEDEN BAŞARILI OLAMIYOR?
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
MUSTAFA KEMAL´İN KALEMİNDEN MONDROS BOYUNDURUĞUNU ÖNLEME ÇABALARI VE “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!” KARARLILIĞI!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
ATATÜRK NE GODOT´YU NE DE BEYAZ ATLI PRENSİ BEKLEDİ !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İNSANIN İNSANI DOST SEÇME KONUSUNDAKİ MESAJ VERMESİ
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
NATO TATBİKATINDA SKANDAL
Celal Topkan
Celal Topkan
ATATÜRK KONUSUNDA İKİYÜZLÜLÜK,
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ÇUKUROVA MÜZİĞİNİN UNUTULMAZ ÇİFTİ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Sözüm Sana İşçi Sınıfı!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ADANASPORLA SEVİNİRKEN, DEMİRSPORLA ÜZÜLDÜK
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
HOCALARIN DÜĞÜNÜ
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLET VE ÖZEL SEKTÖR
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
TAHSİN ÇAVUŞ´UN ÖLDÜĞÜ GÜN
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
KÖR, SAĞIR ve İKTİDARSIZ BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
10 °C
Salı
8 °C
Çarşamba
7 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-11/6/1358535750748.jpg