"ÇANAKKALE GEÇİLMEDİ, ONLAR GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER"
Mustafa Kemal´in savaş tarihinde benzeri olmayan "Ben size taaruz etmeyi emretmiyorum ölmeyi emrediyorum" sözleriyle Türk´ün kaderini değiştirdiği ve şehit kanlarıyla yüceleşen zaferin sonucu:
Tarih: 14.3.2016 09:56:47 / 1859okunma / 0yorum
Ahmet ERDOĞDU

/resimler/2016-3/14/1002368395210.jpgDeğerli okurlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasının mayası olan ÇANAKKALE SAVAŞLARININ bir yıldönümünü daha yaşıyoruz. Bizler bu toprakları vatan yapan atalarımızı saygıyla anarken, bu konuda 1. Uluslararası Çukurova ve Adana Tarih Sempozyumunda bildirisini Çanakkale´de Adana Bayırı üzerine yapmış olan Çağ Üniversitesi Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sayın Esat ARSLAN ile görüştük. Bu görüşmede sorularımız, Çanakkale´de Savaşan Çukurovalılarla ilgiliydi.

Aşağıda sizlere bu söyleşiyi sunuyoruz.

A.ERDOĞDU- Sayın hocam, bize kısaca 1. Dünya Savaşının başlangıcından, Çanakkale Savaşlarına kadar olan dönemi özetler misiniz?

/resimler/2016-3/14/1007306679939.jpgE. ARSLAN- Adına “Büyük Savaş” denilen “Birinci Dünya Savaşı” 2 Ağustos 1914´tarihinde başlamıştı. Savaş başlar başlamaz Osmanlı Devletinin, içinden çürümüş, yetersiz ve ölümcül hastaya benzeyen durumu apaçık ortaya çıkmıştı. Hele ki üç dört ay içerisindeki bilanço ağırdı, üç ağır bozgun herkesin moralini yıkmıştı.

Osmanlı Devleti Balkan Savaşlarından sonra bir bakıma askeri yönetimi de devralan Alman Islah Heyeti, Osmanlı Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırmasında söz sahibi olmuştu. Bir başka deyişle Osmanlı Silahlı Kuvvetleri seferberliğine aslında 1913 yılından itibaren kısmen başlamıştı. 

Berlin´deki Alman Genelkurmay Büyük Karargâhı plânlarını Osmanlı Devletinin çıkarlarına, millî savunmasına göre değil, Alman milli hedefleri paralelinde yapmıştı. Anadolu evlatları Alman Misak-ı Millisi için kırdırılmasına karar verilmişti, kobaylar gibi. Savaşın adı Birinci Dünya Savaşı idi, ama cephelerin neredeyse tamamı Osmanlı toprakları içinde bulunuyordu. İlk cephe olan Irak´ta o günün en büyük yayılmacı büyük devleti İngiltere, 9 Aralık 1914 tarihinde Osmanlı Devletinin 38´nci Tümenini, 48 Subay, 930 er ve erbaş mevcuduyla kayıtsız koşulsuz tutsak etmişti. Arkasından Sarıkamış´ta 3´ncü Ordunun neredeyse tamamı saf dışı edilerek 15 Ocak 1915 tarihinde geri çekilmek zorunda kalmıştı. Denizcilik Bakanı (Bahriye Nâzırı) ve 4´ncü Ordu Komutanı Cemal Paşa´nın yönettiği Birinci Kanal Taarruzu 3 Şubat 1915 günü Türk Ordusunun ağır yenilgisi ve geri çekilmesiyle sonuçlanmıştı.

Kısacası I. Dünya Savaşına girişimizin ilk yüz gününde Türk Ordusu birbirini izleyen üç ağır yenilgiye uğramıştı. Çanakkale´de kazanılan zafer bu felâketler zincirinden sonra, Ordumuza ve Ulusumuza yeni bir ruh, kendine güven ve moral kazandırılmasında bir araç olmuştur. Bunu sağlayan kimdi? Şehitlerimizdi onlar, bir kısmı da 1912´de kaldırılan Redif Birlikleri gibi yöreden doğrudan doğruya askere çağrılmışlardı. Yerinden personel ikmali denilecek şekilde Çukurovalı atalarımızın asker olma öyküleri bu hikâyelerle iç içeydi. Seferberliklerini Çukurova´da yapan bıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan çoğunluğu Yörük delikanlıları, koşup gelmişlerdi askerlik görevlerine. Bıyıkları bile terlemeden şehit olup, Hakkın rahmetine kavuşmuşlardı.

/resimler/2016-3/14/1005314021457.jpgMilli Savunma Bakanlığının yayınlamış olduğu 5 ciltlik “Şehitlerimiz” kitaplarında 59.478 Çanakkale Şehidinin kaydı bulunmaktadır. Çanakkale Savaşı´nda kaydı bulunan yaklaşık 59 bin şehidin 796´sı Adanalı ve 1203´ü Mersinli övünç kaynağımız Çukurovalı atalarımızdır. Hemen hemen her evde bir şehidin bulunduğu Adana ve Mersin listelerinde neredeyse Çukurova´nın bütün yörelerinin adı bulunmaktadır. Onlar, adları bilinenlerin gömülü olduğu “Kara Yorgi Dere”sinin adını bile “Karayörük Deresi Şehitliği” olarak değiştirmişlerdir. Çocukluğumda yaz aylarında Büyükada´ya giderdik en sevdiğim plajlardan birisi de Yorgo adından mülhem “Yorgali Plajı”ydı. İsmi daha sonraları “Yörükali Plajı” olmuştu ama İstanbullular eski alışkanlıklarıyla “Yorgali” ismini daha çok kullanırlardı. Biraz derinlemesine düşündüğünüz zaman, Çukurova ile İstanbul farkı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Adanalılar ağırlıklı olarak Kuzey Grubu Komutanlığı bölgesinde 48. ve 125. Piyade Alaylarında bulunuyorlardı. Bu alayların dışında en fazla yoğunluk 47. Piyade Alayında idi. Mersinli askerlerin büyük bir kısmı 47. Piyade Alay´ında idi. Ayrıca 48., 72. ve 125. Alaylarda sayıları az olmayan Mersinli askerler de bulunuyordu. Onlar şehit oldukları toprağa Adana´mızın, Mersinimizin ismini altın harflerle kazımışlardır.

Çanakkale Savaşı´nda hiçbir kentin ismi bu coğrafyaya kazınmamıştır, bir başka deyişle isim verilmemiştir, ama Adana “Conk Bayırı” gibi Gelibolu Coğrafyasında hem de Mustafa Kemal Atatürk´ün “Kemal Yeri” olarak adlandırılan karargâhının hemen yakınlarında coğrafyaya “Adana Bayırı” olarak ismini vermiştir. İstanbul, Ankara, İzmir´in Bayırı yoktur ama “Adana Bayırı” bulunmaktadır.

Yüz yıl önce, Çanakkale Savaşlarından bir yıl sonra 1916 yılında Harita Mühendisi Mehmet Şevki Paşa tarafından yapılan en ince ayrıntıların gösterildiği 43 paftalık diğer bir deyişle 43 metrekarelik haritalarında Çukurovalı atalarımız, “Adana Bayırı”, “Mersin Deresi” ve “Mersin Sırtı”nı kanlarıyla isimlendirmişlerdir. Unutmayalım, bu yıl bu coğrafyaya ad vermenin yüzüncü yıldönümüdür.

/resimler/2016-3/14/1007124648434.jpgMehmet Şevki Paşa ve Mehmet Şevki Paşa Haritaları

Kimdir Mehmet Şevki Paşa? 1866 yılında İstanbul´da doğan Mehmet Şevki Paşa, öncelikle bir Osmanlı subayı ve generalidir. Fransa´da rasathane, coğrafya ve harita tekniği konusunda çalışmalar yapmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk Harita Genel Müdürlük görevini de yapan, Tuğgeneral Mehmet Şevki Paşa, 1913-1926 yıllarında gerçekten, üst düzey harita hizmetlerinde bulunmuştur. 1926 yılında korgeneral rütbesiyle emekliye ayrılan Şevki Paşa, 1927 yılında İstanbul´da vefat etmiştir.

Çanakkale muharebeleri devam ederken, Çanakkale Savaşının tarihini yazmada kılavuz almak ve Türk savunma zaferini sonsuzluğa kadar yaşatmak, saptamak ve canlandırmak amacıyla her iki tarafın tahkimatının, hava etkisi ve benzeriyle ortadan yok olmadan, bütün ayrıntılarıyla geniş kapsamlı bir harita üzerinde gösterilmesi Beşinci Ordu Kurmay Başkanlığı ile haberleşip kararlaştırılmıştır.

İtilaf Devletleri Gelibolu yarımadasından çekilir çekilmez “Topoğrafya Subayları” Çanakkale Boğazı gönderilmiştir. Öncelikle 1:25.000 ölçeğindeki Seddülbahir, Kirte, Kocadere ve Küçük Anafarta paftaları üzerine her iki tarafın bütün tahkimatı arazi çatışması ile aktarılmıştır. Daha sonra tahkimat bütün ayrıntılarıyla doğru bir şekilde gösterilmek üzere, Gelibolu yarımadasını gösteren paftalar Harita Dairesi Komutanlığının Tersimhane Şubesinde (Kartografya Bölümünde) 1: 5.000 oranına göre büyütülmüş ve bu ölçekte 43 pafta hazırlanarak topoğraf birliklerine teslim edilmiştir. Teslim edilen bu haritalar üzerinde araziye çıkılarak bütünleme çalışması yapılmış ve haritalar basım seviyesine getirilmiştir. Araziyle bütünleştirilen 43 paftanın, 1916 yılının olanakları ile kara muharebelerinden hemen sonra yapılmış olmasına karşın, neredeyse hatasıza yakın mükemmel bir harita olarak değerlendirilmektedir. İtilaf devletlerinin mezarlarının tamamının kayıtlandırıldığı haritalarda Şehitliklerimizin yerleri de çok net olarak bayraklarla gösterilmiştir.

A.ERDOĞDU- Bize “Adana Bayırı” nı anlatır mısınız?

E. ARSLAN-Biraz evvel de ifade ettiğim gibi, Adanalılar ağırlıklı olarak Kuzey Grubu Komutanlığı bölgesinde 48. ve 125. Piyade Alaylarında görev yapmışlardır. Bu alayların dışında en fazla yoğunluk 47. Piyade Alayındadır. Onlar şehit oldukları toprağa Adana´mızın, ismini altın harflerle kazımışlardır. Çanakkale Kara Savaşı öncesi, Gelibolu Yarımadasındaki yer adlarını incelediğinizde ne “Adana Bayırı” vardır, ne de “Mersin Sırtı” ve “Deresi”. Çukurovalı atalarımız Mehmet Şevki Paşa haritalarına kanlarıyla Çukurova´mızın iki güzide kentinin ismini ölümsüzleştirmişlerdir. Onlar, adları bilinenlerin gömülü olduğu “Kara Yorgi Deresi”nin adını bile biraz önce ifade ettiğim gibi, -tekraren ifade etmek de yarar var sanırım-“Karayörük Deresi Şehitliği” olarak değiştirmişlerdir. Neden tekraren söylüyorum, Toroslar Yörük, Türkmen yatağıdır da ondan üzerine basa basa söylüyorum. Övünç kaynağımız şehitlerimizin 1203´ü Mersin´li, 796´sı ise Adanalı atalarımızdır.

Adanalı Şehitlerimiz

1998 yılında Milli Savunma Bakanlığının yayınlamış olduğu 5 ciltlik “Şehitlerimiz” kitaplarında 59.478 Çanakkale Şehidinin kaydı bulunmaktadır. Çanakkale Savaşı´nda kaydı bulunan birinci cildinin 77-109 sayfalarında 796´sı övünç kaynağımız Adanalı atalarımızdır.   Ayrıca Milli Parklar Müdürlüğünün sitesinde ise Çanakkale Savaşı´nda yitirdiğimiz Adanalı atalarımızın miktarı 841´dir.   Milli Savunma Bakanlığının Çanakkale Savaşı´nda kaydı bulunan “Şehitlerimiz” kitaplarının birinci cildinin 77-109 sayfalarında tarafımdan klasik elle yapılan çalışmada ulaşmış olduğum rakam 835´tir. Milli Savunma Bakanlığının sitesinde Adana´mızın Birinci Dünya Savaşındaki şehitleri “1256” olarak verilmiştir.  Ancak rakamlarına itibar edilen bu iki site dışında kaynak gösterilmeyen internet bloglarındaki şehit sayılarında, hangi ilden kaç şehit olduğu gibi bilgiler de tutarsızlıklar bulunmaktadır. 

Şehitlerimiz kitaplarının birinci cildinde resmi liste Millî Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğü envanteri kayıtlarında yer alan; Birlik ve Zayiat Kayıt Defterlerinin incelenmesi ve araştırılması sonucu tespit edilmiştir. Bu liste, Millî Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğü tarafından yürütülen “Şehit Tespit Projesi” kapsamında; öncelikle şehit olan askerlerimizin kimliklerine ulaşılarak yapılmıştır. Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Cephesi´nde şehit olan askerlerimizden, kimlikleri tespit edilenlerin listesi aşağıda sunulmaktadır.

  /resimler/2016-3/14/1004317457707.jpg    

Bu tablodan anlaşıldığı kadarıyla Çanakkale´de, bugünkü Libya, Afganistan, Iran, Irak, Suriye, Hicaz, Filistin, Cezayir, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Bosna, Gürcistan, Azerbaycan, Kafkasya sınırları içinde kalan soydaşlarımız ve Osmanlı yurttaşlarından da şehitler bulunmaktadır. Aynı zamanda bu listede yer alan bilgilere göre şehit sayısı en çok Batı ve Kuzey Anadolu vilayetlerinde yoğunlaşmaktadır. Bu coğrafya dışında Halep ve Kosova vilayetlerinden şehitlerin yüksekliği özellikle dikkate değer boyutlardadır. En az ve en çok şehit veren iller aşağıdaki gibidir.

   /resimler/2016-3/14/1005011677001.jpg

Şehitlerin yaş dağılımlarına gelince, şehitlerin çok büyük bir ekseriyeti 18-35 yaş aralığında, 16 şehit ise 15 yaş altındadır. Kanaatimiz odur ki, söz konusu şehitlerimizin nüfusa doğum kayıtlarının sonradan yapıldığı yönündedir. Yöremizde çok yaygın olan askere gönderme törenlerinde alışık olunduğu veçhile nüfusta ne yazarsa yazsın aynı dönem doğanların aynı kur´ada askere gönderilmesi yaygın bir gelenektir. Çukurova aynen Kuzey ve Anadolu yöreleri gibi, birliktelik duygusu ve milli şuuru en yüksek insanların yurdu olduğu cihetle Osmanlı Silahlı Kuvvetlerinin personel bütünleme birliklerinden Personel Depo Tabur ve Alayları olarak kıymetlendirilmiştir. Redif Birliklerinin henüz lâv edildiği bir ortamda çift ve çubuğunu bırakarak askerlik yapan ve elbiseleri trenlerde dağıtılarak muharebe edecek birlikler daha Çukurova´mızdayken oluşturulmuştur.

Çanakkale´de şehitlik mertebesine erişen en yaşlı şehit Kafkasyalı 1846 doğumlu, 69 yaşındaki Abdullah oğlu Teğmen Mustafa Efendi´dir. İkinci en yaşlı üye ise yöremizden Tarsus´tan 1855 doğumlu 60 yaşındaki Küçük Veli oğlu Osman´dır. Ancak şehit olduğu yerin bilgisinde ise cephe olarak Adana Cephesi yazılmıştır. Bir başka şehidimizin doğum tarihi ise 1916 olarak yazıldığından bunların bir yazım hatası olduğu değerlendirilmiştir.

Çanakkale Savaşında Ölen (Şehit Olan) Ermeni ve Rum Kökenli Osmanlılar

Doğruluğuna ikinci derecede itibar edilen Çanakkale Millî Park Sahasını da içine alan Milli Parklar Sitesinde Çanakkale Savaşında hepsi de 48. Piyade Alayında muharebe sahasında ölen –bize göre Şehit Olan- beş Ermeni ve Rum kökenli kardeşlerimizin kimlik bilgileri bulunmaktadır. Kimlik bilgileri bulunan beş Ermeni ve Rum kökenli askerlerin kimlik bilgilerini de sunuyorum.

 /resimler/2016-3/14/1006196053782.jpg

Hemen hemen her evde bir şehidin bulunduğu Adana listesinde; Karaisalı, Kozan, Feke, Aladağ, Karataş, Yumurtalık, Yüreğir, Seyhan ve Adana´nın diğer tüm ilçelerinden şehitlerin adları, baba adı, nereli oldukları, biliniyorsa lâkapları, askerlik şubesi kaydı doğum tarihi ve bağlı olduğu askeri birlikleri ve nerede şehit oldukları yazılıdır. Örneğin, Adanalı Koca Mehmedi, Feke´li İsmail´i, Kanlısırt mevkiindeki siperlerin içinde dolaşırken anımsarsınız. Eğer hissederseniz “Adana Bayırı”nda, “Mersin Sırtı”nda ve “Mersin Deresi”nde atalarımızın, otlara, çimenlere karışmış mübarek kan ve ter kokularını solumaya başlarsınız, kim bilir kaç kahraman Adanalı, “ADANA BAYIRI” nda toprağa düşmüştür? Adana´nın şehit atalarının birbirinin üzerine yığıldığı “Adana Bayırı” Adanalı için çok önemlidir. Bir “Conkbayırı” Türk insanının toplumsal belleğine kazınmıştır ama “Adana Bayırı” Adanalının bile belleğinde bir katre kadar yer edinememiştir. Büyükşehir Adana´nın adını taşıyan şehit atalarımızın mübarek kanıyla sulanan, “Adana Bayırı” ancak ve ancak küçücük bir kahverengi plâkette kendisine yer tutabilmiştir. Çanakkale´de hiçbir kent ismini altın harflerle bu coğrafyaya kazımamıştır, bir başka deyişle adını vermemiştir, ama Adana, muharebe bayırı anlamındaki “Conkbayırı” gibi,  ismini vermiştir. İstanbul, Ankara, İzmir´in bayırı yoktur ama “Adana´nın Bayırı” vardır. Koskoca Büyükşehir Adana´nın adının verildiği “Adana Bayırı” önceleri silinmeye yüz tutmuş, küçücük bir mavi plaket, onurlukta idi, sonradan ikazlarımızla turistik kahverengi etikette kendisine yer edinebilmiştir. Oysa üzülerek ifade etmek gerekir ki, Çukurova´mızın diğer ikiz kardeş kenti Çanakkale´de 1203 şehit veren Mersin´imizin adını taşıyan “Mersin Sırtı” ve “Mersin Deresi”nin onurluğu bile yoktur. Mersin Gazeteciler Cemiyeti Basın Merkezinde Mersinli Gazeteci kardeşlerimizle 17 Mart 2011 tarihinde bir basın toplantısı yaptık, Toroslar Belediyesi hariç pek de ilgi görmediğimi ifade etmeliyim.

Bir tarafta bir kahverengi plakete reva görülen “Adana Bayırı”. Daha doğru bir deyişle, Çanakkale‘de, Gelibolu yarımadasında en çetin ve şiddetli muharebelerin geçtiği Mustafa Kemal Atatürk´ün taktik komuta yeri “Kemal Yeri”ne bir km. mesafedeki tarih yazan şehit dedelerimizin tarihe not düştürdükleri yerde, küçük bir plaket üzerinde “Adana Bayırı” yazısı bulunmaktadır.

A.ERDOĞDU- Bu konuda bir öneriniz var mı?

E.ARSLAN-Hiç olmazsa “Kasım Gülek” Köprüsünün başına Adana Demirspor Kulübü tarafından beş altı yıl önce konulan “Allah´ına Kurban” levhası gibi dev bir yazıyı vecd halinde bir törenle, o silik kahverengi onurluğun yerine ya da “Adana Bayırı”nın tam ortasına koyarak “Adana Bayırı” ölümsüzleştiremez miyiz? Eğer bu işi daha da ileri götürerek Adana´mızı simgeleyen Tarihi Taş Köprümüzün bir benzerini Gelibolu yarımadasındaki Adana Bayırına yapıp, her bir gözüne de 796 Adanalı şehidimizin kitabesini koyarak onları ebediyete kadar ölümsüzleştirsek ne kadar şık olur öyle değil mi?

A.ERDOĞDU- Biraz da Mersin´deki Toroslar Belediyesince yaptırılan “Mersin Çanakkale Şehitleri Parkı” nı anlatır mısınız?

E.ARSLAN-Unutulmuşluklar kervanına bırakılan Çanakkale´de yitirilen 1203 Mersinli şehidimizi ölümsüzleştirmek Mersinli hemşerilerimizle bilgi paylaşımının sağlanması amacıyla Mersin Gazeteciler Cemiyeti (MGC) Basın Merkezi´nde 17 Mart 2011 tarihinde bir basın toplantısı düzenleyerek Mersinli gazeteci dostlarımızla paylaşmış, yapabileceklerimizi tartışmıştık. Bu arada söyleyelim, Çağ Üniversitesi Çağdaş Tarih Öğrenci Kulübü bu meseleye sahip çıktı. Onların sinerjisiyle bir proje doğdu. Birlikte bir proje yaptık, Toroslar Belediye Başkanı Sayın Hamit Tuna´ya sunduk. O da sağ olsun, kendi Belediyesi sınırları içerisinde sonsuza kadar yaşatılacak bu projeye hiç tereddütsüz destek verdi, sahip çıktı. Birçok şeye göğüs gerdi. Kendisine proje götürdüğümüzden altı ay sonra 18 Mart 2013 tarihinde, Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü´nün 98. yıldönümünde düzenlenen bir programla Çanakkale Savaşı´nın unutulmaz kahramanlarından “Seyit Onbaşı Anıtı”nın açılışı yapıldı.

Çanakkale Savaşı´nın unutulmaz kahramanlarından “Seyit Onbaşı Anıtı” ile simgeleşen toplu listeler pirinç levhalara yazılarak ölümsüzleştirildi. Burada her ne kadar şehit sayısı 1203 olarak gösterilmesine karşın, Çağ Üniversitesi Çağdaş Tarih Kulübü ile yapılan ayrıntılı çalışmayla tespit edilen 1263 Mersinli Çanakkale Şehidinin itibarları ve gururları Mersinli torunları nezdinde bir bakıma iade edildi. Temsili şehitliğin açılışı son derece görkemli oldu. Türk milletinin destansı tarihinden figürlerin ve Çanakkale´de şehit olan Mersinli 1263 şehidin kaide üzerinde isimlerinin yazıldığı Mehmetçik Parkı´ndaki anma töreninde yüz sene sonra kendi anavatanlarında ruhları şad edildi.

A.ERDOĞDU- Bu konuda son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

E. ARSLAN- Günümüzde neredeyse uluslararası bir gün olmasına doğru yol alan 24 Nisan “Sözde Ermeni Anma Günü”nün gecesi diğer bir deyişle 24/25 Nisan 1915 tarihinde Bağlaşık Devletleri güçleri Çanakkale´de bir çıkarma harekâtına girişmişler. 25 Nisan 1915 günü, dünyanın en büyük armadasının uzun menzilli deniz topçusuyla bomba şimşekleri, şarapnel parçalarını bir çığ gibi Adanalı atalarımız, güneşlerimiz üzerine indirdikleri gün olmuştur. Bu siperleri ve sönen güneşlerimizi ifade edebilmek o kadar kolay değildir. O coğrafyaya adını veren şehit dedelerimiz, önünüzde saygıyla eğiliyoruz…

A.ERDOĞDU- Sayın hocam, şahsım ve gazetem adına verdiğiniz bilgilere teşekkür ederim.

E. ARSLAN- Bana bu imkânı verdiğiniz için ben teşekkür eder, okurlarımıza saygılar sunarım.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (4) (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (3) (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (2) (25 Ekim 2016 - Salı)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (1) (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (8) (24 Mayıs 2016 - Salı)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (7) (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (6) (07 Mayıs 2016 - Cumartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (5) (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
“MİSAK-I MİLLİ ASGARİ PROGRAMDIR” (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
KIBRIS NEREYE GİDİYOR? (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (3) (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (2) (05 Şubat 2016 - Cuma)
CHP NEREYE GİDİYOR? (1) (05 Şubat 2016 - Cuma)
DR. SEDA BAYINDIR ULUSKAN´LA SÖYLEŞİ (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
TÜRKİYE VE DÜNYADA ENERJİ SORUNU (01 Ocak 2016 - Cuma)
KURTULUŞ SAVAŞININ KAHRAMAN GAZETESİ (25 Aralık 2015 - Cuma)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (28 Kasım 2015 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA 29 EKİM ÖZEL YAZISI (29 Ekim 2015 - Perşembe)
HEPİMİZ OSMANLICA ÖĞRENİYORUZ! (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
ÇANAKKALE CEPHESİ (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
NEDEN 29 EKİM? (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KIRAATHANE İLE KAHVEHANELER
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ZORBALAR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
“ÇUKUROVA´DAN SESLER-3” KAZIM KARAÖRS ***UNUTULAN BİR SAZ USTASI KAZIM KARAÖRS***
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
ARJANTİN´DEN GÖNDERİLEN SİLAHLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
NUTUK´U ANLAMAK
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE VE KAHRAMAN TÜRK ORDUSU İLE EMNİYET MENSUPLARINA KUTLU VE MUTLU OLSUN
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL MÜDÜRÜ BİLGİYİ ÖĞRETMENDEN SAKLAMAMALI
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Az Gittik, Uz Gittik-2
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SES BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRMA ZAMANI
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
EKSEN KAYMASI REJİM SORUNU
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
RANT MI ÖNEMLİ YEŞİL ALANLAR MI?
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
NUTUK (SÖYLEV), YÜCE DEĞERİNİ, 90. YILINDA DA TÜM GÖRKEMİYLE KORUYOR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
“ASMAYIP DA BESLEYELİM Mİ ?” EKOLÜ
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Araştırma Üniversiteleri, Çukurova Üniversitesinin Kaçırdığı Şansı Yeniden Yakalama Olasılığı Ve Öneriler İbrahim Ortaş, iortas@cu.edu.tr
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
CEPHELERDE YENİ BİR ŞEY YOK
Celal Topkan
Celal Topkan
ADIYAMAN ADIYAMAN OLALI BÖYLE ZÜLÜM GÖRMEDİ
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ARMAGEDDON
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
YİTİK BİR SAZ: KAZIM KARAÖRS
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Sözüm Sana İşçi Sınıfı!
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
DERBİNİN GALİBİ TARAFTAR
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR)
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
KISA KISA
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÜLKEMİZDEKİ SURİYELİLER;
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
13 °C
Perşembe
13 °C
Cuma
14 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-10/17/1339146229905.jpg