BÜYÜK TÜRK ULUSUNUN ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİĞİNE KAVUŞTUĞU"KUTSAL SAVAŞ" 26-30 AĞUSTOS BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ ZAFERİNİN 93. YILDÖNÜMÜ
Tarih: 28.8.2015 17:14:08 / 3455okunma / 0yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

/resimler/2015-9/1/0945117579403.jpg

"30 Ağustos´ta sevk ve idare ettiğim muharebe, Türk Milleti´nin yanımda bulunduğu halde, idare ettiğim ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini, milletle beraber hissettiği zaman, ne kadar kuvvetli buluyor bilir misiniz? Bunu tarif müşküldür. Eğer ben, izahta izhar-ı acz edersem, beni mazur görünüz. "

Mustafa Kemal Paşa

Bundan tam 93 yıl önce Mustafa Kemal Paşa´nın 26-30 Ağustos 1922 tarihinde yönettiği Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile dört gün içinde düşmanlarına indirdiği ağır darbeler sonucu, onları denize dökmüş ve bunun sonucunda, Türk ulusu özgürlük ve egemenliğine kavuşmuştu. Bu anlamlı ve gurur dolu günleri, Ulusumuza armağan eden kahraman Ordumuzu, şehit ve gazilerimizi minnet, saygı ve hürmetle anıyoruz.

/resimler/2015-9/1/0948014457725.jpg

BÜYÜK TAARRUZDAN ÖNCE YUNAN ORDUSUNUN MEVZİİ SAVUNMA HAZIRLIKLARI

Sakarya Meydan Muharebesini kaybettikten sonradır ki Yunanlılar, artık bir taarruz gücü olmaktan çıktılar. Eskişehir-Afyon doğusu hattında savunmaya geçtiler, 26 Ağustos 1922´ ye yani Türk genel taarruzuna kadar bu hatta kaldılar.

1921 sonbaharından 1922 yazına kadar cephelerde sessizlik vardır. Yunanlılar, bir yandan Türk ordusunun genel bir taarruzunu imkânsız görüyorlar, bir yandan da Afyon savunma hattını yeni mevzilerle güçlendiriyordu. Bölgedeki bu mevzileri inceleyen bir İngiliz kurmay subay verdiği raporda, "Türkler bu mevzileri dört-beş ayda geçebilirlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler" diyordu. Halbuki aylarca önceden Yunan ordusu tarafından çok çeşitli ve değişik engellerle güçlendirilmiş bu Yunan mevzilerini kahraman Türk Ordusu 4 günde yardı ve yerle bir etti.

Ankara´da ise Büyük Türk Ulusu, tüm komutanlık niteliklerini kişiliğinde toplayan Başkomutan´ına bu büyük evladına, hak ettiği armağanı vermekte gecikmedi. T.B.M.M. 22 Ağustos - 13 Eylül 1921 tarihlerinde dünyanın en uzun Sakarya Meydan Muharebesini kazanan Mustafa Kemal Paşa´ya 19 Eylül 1921 tarihinde Mareşallik rütbesini ve Gazi ünvanını verdi.

  /resimler/2015-9/1/0950099152997.jpg

              TÜRK ORDUSUNUN TAARRUZ HAZIRLIKLARININ DEVAM ETTİĞİ ZAMANDA BU TAARRUZUN YAPILMAMASI KONUSUNDA BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE OLUŞAN GÜÇLÜ MUHALEFET VE MUSTAFA KEMAL PAŞA´NIN DİRENİŞİ VE KARARI

                Sakarya Meydan Muharebesi zaferini müteakip Türkiye Büyük Millet Meclisin de taarruzun yapılmaması için güçlü bir muhalefet oluşmuştu. Bu konuda Fevzi Paşa (ÇAKMAK) şunları nakleder:

            "Efendim, Ankara ile İzmir arasında 800 kilometre mesafeyi alırken askeri neyle besleyeceğiz?.."

                Sakarya Savaş´ından sonra, kamuoyunda ve T.B.M.M.´nde taarruz için sabırsızlık baş göstermişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 4 Mart 1922´de Büyük Millet Meclisi´nin gizli bir toplantısında endişe ve huzursuzluk duyanlara şöyle bir açıklama

yapmıştı."Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak

taarruz, hiç taarruz etmekten çok daha kötüdür."         

     Atatürk böyle diyerek bir taraftan zihindeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken, diğer taraftan da orduyu son zaferi sağlayacak bir taarruz için hazırlıyordu.

         Mareşal Fevzi ÇAKMAK

TAARRUZ HAZIRLIKLARININ ÖZELLİĞİ NEYDİ,

KOMUTANLAR TOPLANTISINDA NELER KONUŞULDU

VE SONUÇTA NASIL BİR KARARA VARILDI?

                Taarruz hazırlıklarının en önemli özelliği gizlilik içinde yapılmasıydı. Bu gayeye ulaşmak için çok önemli tedbirler alınmıştı. Bunu sağlamak için Mustafa Kemal Paşa annesinden bile bu sırrı saklamıştı. Muharebe sahasına gidecek olan Mustafa Kemal Paşa ile annesi Zübeyde Hanım arasında geçen çok ilginç "ÇAY ZİYARETİ" konuşması şöyle gerçekleşti.

/resimler/2015-9/1/0952120243846.jpg

MUSTAFA KEMAL ÇAY ZİYARETİNE Mİ GİTTİ?

26 Ağustos´ta başlayacak Büyük Taarruzun tarihini gizli tutan Atatürk, gazeteler vasıtası ile ertesi gün Çankaya´da ziyafet vereceğini yazıyordu, oysa kendisi şimdiden cepheye, karargâhına gitmişti bile.

                Annesinin elini öpüp vedalaşırken, bir çay ziyafetine gittiğini söylemişti. Zübeyde Hanım onun üniformasına, çizmelerine baktıktan sonra "Bu ziyafet değil" dedi, Mustafa Kemal, onu yatıştırarak yanından ayrıldı. Annesi daha sonra Garnizon komutanına telefon ederek nerede olduğunu sordu; kendisine yine; "Çay ziyafetinde" diye cevap verildi. Zübeyde Hanım. "Hayır" dedi. "Biliyorum savaşa gitti" diye cevap verdi. Ve oğluna bir mektup yazdı: "Oğlum seni bekledim gelmedin. Çaya gittiğini söylemiştin bana. Ama nereye gittiğini biliyorum. Senin için dua ettiğimi bilmeni istedim. Savaşı kazanmadan geri gelme" demek suretiyle Ulusal Kurtuluşa olan arzusunu dile getiriyordu.

BÜYÜK TAARRUZDAN ÖNCE BAŞKUMANDAN

ÇALIKUŞU ROMANINI OKUYOR

Başucu kitabı "ÇALIKUŞU" idi :

                Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasından bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri GÜNTEKİN´in ünlü "Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır. Her gün rastgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.

                Büyük taarruz sırasında Başkumandanlık karargâhında görevli olan, Mahmut Bey (SAYDAM) sonradan Siirt Milletvekili o günlere ait notlarını günü gününe tutmuş ve bunların bir kısmı yayınlanmıştır. Bu notlardan 11 Ağustos 1922 günü not şöyledir: 21 Ağustos 1922 "Bugün Akşehir´deyiz. Akşamki toplantı, taarruz gününün tespiti ile neticelendi. Müzakere sırasında müşkülat çıkaranlara Mustafa Kemal Paşa kısa ve sert bir cevap verdi: ″Harekete inancı olmayanlar istifa etsin.. Ben, bütün mesuliyeti üzerime alıyorum..″ Düşmanda da bir hassasiyet var. İki gündür Paşa Çalıkuşu romanını okuyor. Öyle beğendi ve sevdi ki? "

                               Türk Ordusunun başkumandanı Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruz için yapılan hazırlıkların en önemli bir zamanında ünlü  yazar Reşat Nuri Güntekin´in eşsiz "ÇALIKUŞU" romanını okuyordu. 20. yüzyılın en büyük komutanı hazırlıkların en hassas ve önemli bir zamanında bunu neden gerekli görmüştü acaba? diyebilirsiniz. İşte bu sorunun cevabını bizzat kendisi veriyor. Kültür ve ilme çok değer veren yüce insan, bunu şöyle açıklıyor:

                "Kültür okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekâyı eğitmektir." Bu konuda diğer bir vecizesinde ise şöyle diyor: " Kültür, zeminle orantılıdır. O zemin, milletin karakteridir."

/resimler/2015-9/1/0953371808082.jpg

KOMUTANLAR TOPLANTISI   

                Hesaplaşma bir ömür kadar yakındı.

                Paşalar harita üzerinde son durumları tartıştılar.

Türkler saldıracaktı.

                Ancak bazı paşalar buna itiraz ettiler. Harp Okulu´nda strateji öğretmeni olan Yakup Şevki Paşa taarruz planına itiraz etti:

"Nakliye kollarımız yetersiz, yürüyen cephane yetiştirebilmeleri mümkün değil" dedi.

                Mustafa Kemal Paşa ise gülerek şu cevabı verdi.      "Biz de cephane ikmalini düşmandan yaparız paşam."

Ancak Mustafa Kemal´in bu esprisine Yakup Şevki Paşa gevşemedi. Ve sert bir şekilde cevap verdi:

Yakup Şevki Paşa

"Afyon mevzilerini incelettim biz burayı bir günde, iki günde yaramayız, hayal görmeyelim. Ayağı çarıklı askerlerle o sarp, vahşi arazide düşman mevzilerinin karşısında çakılıp kalırız."

Bu söz üzerine Mustafa Kemal soğukkanlı bir şekilde sordu kendisine:

"Peki, ne yapmamızı tavsiye edersiniz?"

Yakup Şevki Paşa yanıt verdi hemen;

"Uygun bir yerden cepheden saldırırız. Düşman geri çekilirse takip ederiz. Böylece tek dayanağımız olan orduyu tehlikeye atmamış oluruz."

Ancak İsmet Paşa söz aldı ve;

"Uğraşa uğraşa ancak bir yılda düşmanla az çok denk hale gelebildik. Bir daha bu gücü yaratamayız. Bu yüzden bu sefer kesin sonuç almak, savaşı bitirmek zorundayız. Tehlikesine rağmen bu planın uygulanmasından başka çare görmüyorum" dedi.

Bu sözü Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa da destekledi.

Ama Yakup Şevki Paşa bir kez daha itiraz etti:

"Yapmayın, Türk milletinin bütün varı bundan ibaret. Şimdi siz onu bir noktaya yığarak tehlikeye atıyorsunuz, buna razı gelemem!"

Bu sözü duyan Mustafa Kemal´in sesi keskinleşti ve tok bir ifadeyle şunları söyledi:

"Varımız bundan ibaretse, kesin sonucu bununla almak zorundayız."

Yakup Şevki Paşa durmuyordu. Ayağı kalkarak itirazını sürdürdü:

"Buna karar verenler, tarihe karşı büyük vebal altında kalırlar. Adama vatan haini derler."

Bir ara durakladıktan sonra yalvarır gibi bir tonla sözünü şöyle bitirdi:

"Ve hepimizi Meclis´in önünde asarlar!"

Ortalık buz kesmişti. Herkes susmuştu, bir heykel gibi Yakup Şevki Paşa´ya bakınıyordu. Ama her zaman olduğu gibi yine son sözü, Mustafa Kemal söyledi:

"Korkmayın Paşam. Tarihe ve millete karşı bütün sorumluluk bana aittir!"

Mustafa Kemal, Ankara´da kurduğu hükümet ve teşkilatla büyük savaşa hazırlanırken İstanbul´dan P. Sabah gazetesindeki köşesinde Ali Kemal şu sözleri yazıyordu gazetesine:

P. Sabah: "Hem gülünç, hem çirkin. Ankara´nın Teşkilat-ı Esasiye temelinden çürük, manasız, hatta anarşiye yol açacağından sakıncalıdır!"  

Mustafa Kemal 27 Temmuz 1922 günü Konya´dan Batı Cephesi Karargâhı olan Akşehir´e döndü. Akşehir´de bir futbol karşılaşması yapıldı. Komutanlar futbol maçını seyretme bahanesiyle Akşehir´e geldiler.

30 Temmuz günü de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile bir araya gelerek Alaşehir´de Büyük Taarruzun son biçimini ve ayrıntılarını görüşüp kararlaştırdılar.

26-30 AĞUSTOS BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ  

/resimler/2015-9/1/0954257434044.jpg

Mustafa Kemal Paşa Afyon Kocatepe  komuta yerinde

Taarruz hazırlıkları, büyük bir gizlilik içinde sürdürülmekteydi, Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmit-Adapazarı yönünde yaptığı bir gezi sırasında (16 Haziran 1922´ de yola çıkarken) taarruz kararı vermiş ve bu kararından, yalnız Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa (ÇAKMAK), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa(İNÖNÜ) ve Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa (ÖZALP) ya söz etmişti. 27 Temmuz 1922 günü Akşehir´e gelen Başkomutan, burada Fevzi ve İsmet Paşa´larla bir toplantı yaptı. Saldırı işini konuştular. Saptanan plan gereğince, hareketi başlatmak üzere, 15 Ağustos´a dek, tüm hazırlıkları tamamlamayı kararlaştırdılar. 28 Temmuzda Akşehir´de subaylar arasında bir futbol maçı düzenlendi. Bu maçı seyretmek bahanesiyle ordu komutanları ile bazı kolordu komutanları Akşehir´e çağırdılar. Burada 28-29 Temmuz gecesi, Büyük Kurtarıcı, bir toplantı yaparak genel saldırı üzerinde, komutanlarla görüştü. Onların fikirlerini aldı. Mustafa Kemal Paşa 30 Temmuz 1922 günü Genel Kurmay Başkanı ve Batı Cephesi Komutanı ile yeniden görüşerek, taarruz ile ilgili ayrıntıları saptadı. Sonra bu büyük karar, 4 Ağustosta hükümete duyuruldu. 6 Ağustos 1922´ de de gizli olarak, ordulara hazırlık emri verildi.

24 Ağustosta Başkomutan ile Batı Cephesi Komutanı savaş karargâhını taarruz bölgesindeki Şuhut kasabasına getirdiler. Bu güne dek, asıl taarruzu yapacak olan kuvvetler gece yürüyerek, büyük bir düzen ve sessizlik içinde Afyon´un güneyindeki Akarçay ile Ahır dağları arasında toplanarak tertiplendiler.

26 Ağustos sabahı, Başkomutan ile Fevzi, İsmet ve Nurettin Paşa´lar Kocatepe´ye savaş yönetim yerine geldiler. Sabah saat 05:30 da başlayan ve gittikçe yoğunlaşan topçu ateşi ile büyük taarruz başladı. Akşama dek süren bu taarruzlar sonunda, Yunanlıların bir yıldır pekiştirdikleri en güçlü direnme yerleri tüm olarak ele geçirildi. 27 Ağustos günü birlikler önceden hedef almış oldukları yerlere ulaşmak için, taarruzlarına devam etti. Aynı gün, Türk Kuvvetleri, Afyon´u ele geçirdiler. Türk Süvarileri, Afyon-İzmir demiryolunu keserek, düşman kuvvetlerini kovalamaya başlamışlardı. Afyon´a giren Türk askerleri, halkın sevgi gösterileri ile karşılandı. 28 Ağustos günü, Balmahmut İstasyonunda Yunanlılar yenilerek, kuzeye çekilmek zorunda bırakıldı. Türk Süvarileri de Yunan birliklerine karşı taarruzlarını sürdürdüler. 29 Ağustosta Dumlupınar yönüne gitmekte olan düşmana saldırılarak. Dumlupınar yolu kapatıldı.

SONUÇ OLARAK:

                Türk Tarihinde ağustos ayı zaferlerle doludur. 1922 yılının 30 Ağustosu ise Türk Kurtuluş Savaşının, son ve en büyük zaferidir. Bu inanç içinde bulunan Mustafa Kemal Paşa ve Türk Ordusu, Yunan Ordusunu, bugün yenecek ve kesin zafere ulaşacaktır. Bunun için 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü yapılan Başkomutan Meydan Muharebesi ile Yunan Ordusu tümüyle çökertilmiştir. Artık savaşın son dönemi başlamıştı. İzleme hareketi için Başkomutan Ordularına: "Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz´dir. İleri!" emrini verdi (31 Ağustos 1922). Düşmanın izlenmesi şiddetle ve hızla sürdürüldü. Ordularımız asıl kuvvetleri ile Uşak´tan İzmir´e doğru ilerleyerek rastladığı her yerde düşmanı yendi. Onlar kaçarlarken son cinayetlerini işliyorlardı. Gerçekten geçtikleri her yerleşme yerini, taş taş üstünde bırakmamacasına yakıp yıkıyorlar, kadın-çocuk dinlemeden herkesi öldürüyorlardı.

                Başkomutan Meydan Muharebesinde ve takip hareketlerinde Yunanlılardan binlerce tutsak alındı. Çok sayıda araç, gereç ele geçirildi. Ordumuzun Uşak´a girdiği gün, (2 Eylül) kuvvetleri yok edilen Yunan Başkomutanı General Trikopis ve yüksek rütbeli Yunan subayları da tutsak alındı.

                Tarihi, zengin ve onurlu olan Türk Ulusu, birçok nedenlerden çöküş dönemine girdikten sonra, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı yenilgileri ile büsbütün bitkin ve yorgun duruma düşmüş, aynı zamanda kendine güveni sarsılmıştı. Bu zafer, ulusun, güven duygusunu yükseltmiş; ulusal kudret ve yeteneğin, yeniden canlanmasını sağlamıştır.

                Bu zafer, yeni Türk Devletinin temeli, uygarlık yolunun en büyük köprüsü olmuştur. Öldüğü sanılan ve mirası paylaşılmaya yeltenilen ulusumuzun, yaşama hak ve yeteneği ile dünya uygarlığı içinde önemli bir yeri bulunduğu ve bulunacağı, tüm uluslara kabul ettirilmiştir.

Başkomutan Meydan Muharebesi ile, 19 Mayıs 1919 da başlayan Kurtuluş Savaşımızın son perdesi kapanmış, bütün düşmanlar topraklarımızdan atılmış, bazı eski düşman olan devletler de gün geçtikçe, dostluk elini uzatmak gereğini duymuşlardır.

Mustafa Kemal Paşa, Mehmetçik ve diğer ulusal kahramanlarla, Türk Ulusunun eseri olan bu zafer, bağımsızlık ve özgürlüğün sağlanmasının, Atatürk ülkü ve ilkeleri yoluyla, ulusal ülkülerin gerçekleşmesinin başlangıcını oluşturur.

                Bu zafer, aynı zamanda dünyada sömürülen, hakları çiğnenmiş ve alınmış ulusların kurtuluşu yolunda ışık tutmuş ve çığır açmıştır.

                İngiltere Başbakanı Lloyd George, bir güneş tanrısı Zeus olma hayaline kapılarak Anadolu ve Ortadoğu´da, Güneşler İmparatorluğunu yaşatmaya ve yaymaya çalışmıştı.

                Ama hayal ettiği güneş tükenmişti.

                Emperyalizmin yakıcı güneşi Mustafa Kemal tarafından söndürüldü.

                Lloyd George İngiltere´de daha sonra iktidardan düştü.

                Bir daha da iktidara gelemedi. Sadece o değil, bir zamanlar Güneşler Ülkesi diye anılan İngiltere dünya gündeminden düştü.Eski gücünü kaybetti.

Lloyd George kendisini Anadolu´dan çıkarmaya çalışan Mustafa Kemal için İngiliz Parlamentosunun kürsüsünden şunları söyledi:

/resimler/2015-9/1/0955278997824.jpg

        "Yüzyılda bir dahi yetişir, bu yüzyılın dâhisi Mustafa Kemal´dir. Mustafa Kemal´in dehasına karşı elden ne gelir!"

Ve Zeus misali Güneşler Ülkesi denilen İngiltere Başbakanı Lloyd George‘un öldüğü gün Times gazetesi sanki dalga geçer gibi şöyle bir manşet atıyordu gazetesine:

Times: "Lloyd George´u bir daha kalkmamak üzere Mustafa Kemal devirmiştir."

 Bu mutlu ve gurur dolu günleri bizler armağan eden, bizlere özgürlük ve egemenliğimize kavuşturan Ulu Önder Atatürk , silah arkadaşları ile şehit ve gazilerimiz huzurunda saygı ve hürmetle eğiliyoruz. Ruhları şad olsun!                                  

        İngiltere Başbakanı

         Lloyd George

KAYNAKÇA:

  1. NUTUK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
  2. TEK ADAM C.2 ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
  3. BAYRAK MÜCADELEMİZ VE İSTİKLAL MARŞI, YAŞAR ÇAĞBAYIR
  4. İHANET BASINI ,AYDIN KELEŞOĞLU
  5. SAMSUN VALİLİĞİNİN 29 EKİM 1981 TARİHLİ SAMSUN VE İLK ADIM DERGİSİ
  6. ATATÜRK´TEN İZ BIRAKAN SÖZLER, NEŞE IŞILDAK
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.” (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
FASULYE TORBASI VE KİBRİT KUTUSU
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
YAŞLANIYORUZ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MESUT MERTCAN YOK ARTIK
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
MUHTAR GUBALAŞ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
AKDENİZ AKŞAMLARI
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE VE KAHRAMAN TÜRK ORDUSU İLE EMNİYET MENSUPLARINA KUTLU VE MUTLU OLSUN
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKULLAR SORUNLARIYLA BİRLİKTE AÇILIYOR
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Kuzey Irak´ta Bağımsızlık Oylamasının Devamında Ne Var?
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
TÜM OKULLARI İMAM-HATİPLEŞTİRMEK, ULUSAL EGEMENLİĞİ, YANİ ULUSAL TOPLUMU YIKARAK, ÜMMETLEŞTİRMEK ANLAMINA GELİR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
M.KEMAL ATATÜRK : HATTI MÜDAFA YOKTUR SATHI MÜDAFA VARDIR , O SATIH TÜM VATANDIR !
İlhan ALPER
İlhan ALPER
MERTCAN´IN ARDINDAN
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
‘Öğrenciler Neden Üniversite Tercih Yapmak İstemiyor?´
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ARMAGEDDON
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
İNANÇ, ÖĞRETİLER, ÖRGÜTLENME VE ŞİDDET (1)
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ İLE MÜCADELE BİR ALDATMACA AMAÇ FARKLI
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Tarihe Sığmayan Bir Destan
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AĞA VE EŞKİYA
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AB DE TARTIŞMA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
ADANASPOR EVİNDE YİĞİT
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
23 °C
Çarşamba
22 °C
Perşembe
23 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-9/12/1534392589681.jpg