ALİM VE ÇOCUK KAÇIRANLAR
Tarih: 26.2.2018 11:06:34 / 329okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

Ali arsız, huysuz bir çocuk değildi. Sevimli, neşeli, aksine akıllıydı. Afacan mı afacandı ama... Çok hareketli bir çocuktu… Bir o yandan bir bu yana koşar dururdu. Arkadaşlarıyla sürekli oynar, koşar; bir an yerinde duramazdı.  Bu yönüyle Ali´nin yaramaz olduğu söylenebilirdi.

Ali kendisini tanıyanlarla güzel bir ilişki içerisindeydi. Onu sevmeden geçen yoktu. Kim görse, hemen onunla ilgilenir, daha sonra da yanağına bir öpücük kondururdu. Herkesin sevgisini kazanan bir yumurcaktı doğrusu Ali. Bunu nasıl başardığına da, onu görüp, tanıdıktan sonra şaşmamak lazımdı.

Mahallenin en sempatik ve güzel çocuklarından biriydi o. Ama… Her türlü yaramazlığına karşın yine de çok sevilen bir çocuktu. Arada, o yaramazlığından kaynaklanan bazı hatalar yapsa da fazla kızan olmuyordu sonuçta Aliye. . Kızan olsa da, onun şirin halini gördükten sonra hemen affediyorlardı.

İşte böyle bir yaramaz çocuktu Ali…

Bazen arkadaşlarının oyuncağını kırardı. Ondan sonra da, arkadaşlarıyla bir güzel tartışırdı. Hatta bu tartışma bazen kavgaya dönerdi. O zaman da çocuklar hemen Ali´nin annesine haber ederlerdi.

Ali, son zamanlarda arkadaşlarına karşı kırıcı olmaya başlamıştı. Annesi, onun arkadaşlarıyla böyle kavga etmesinin nedenini çözmeye çalışıyordu. Bir türlü de anlam veremiyordu.

Bir defasında, elindeki makasla oyun arkadaşı Funda´nın saçlarını kesmeye kalkmıştı. Bu yüzden de tartışmışlardı. Funda da ağlaya ağlaya Ali´nin annesine gidip yaşlı gözlerle onu şikâyet ederken:

-Fatma Teyze Ali saçlarımı kesiyor demişti ağlayarak.

Ali´nin annesi hışımla kalkıp gitmişti yanına. Nerden buldun bunu diye kızarak, makası önce Ali´nin elinden almış, sonra da kolundan tutarak eve getirmişti. Sonra da, kimseye bir şey yapmaması için ona epeyi nasihat etmişti.

         Bu kez farklı bir şey yapmıştı yaramaz Ali…

Geçenlerde de annesini ziyaret eden kadının terliklerini saklamıştı…

Misafir gideceği zaman, annesi döne döne dakikalarca terlikleri aramıştı. Hatta hiç ihtimal vermemesine rağmen Ali´ye de sormuştu:

-Ali, oğlum Ayşe teyzenin terliklerini gördün mü?

-Yok demişti Ali, görmedim.

Ayşe teyze terliklerini aramaya devam etmişti. Misafir kadının terliklerini bulmak için bakmadık yer bırakmamışlardı. Her tarafı alt üst etmelerine rağmen terlikleri bulamamışlardı. En sonunda, nasıl olduysa terlikleri odunlukta bulunmuştu. Buna bir anlam verememişlerdi.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra komşu çocuğu Ahmet, Ali´nin terlikleri sakladığını gördüğünü söyleyince annesi Ali´ye çok kızdı. Sonra da Ali´yi karşısına alıp yaptığı şakanın hiç de hoş olmadığını ve söylediği yalanı hatırlattı. Böyle bir şakanın özellikle büyüklere yapılmasının saygısızlık olduğunu söyledi…

Annesi,  Ali´ye artık okula gitmeye başladığını, böyle yanlış şeyler yapmamasını öğütledi. Bir daha yaparsa eğer kendisini cezalandıracağını da söylemeyi ihmal etmedi. Sonra, okula gittiğinde böyle bir şey yaparsa eğer öğretmeninin ve arkadaşlarının kendisini sevmeyeceğini söylemişti. Ali´nin annesi kızarak, son olsun bu artık Ali demişti.

Annesinin üzülerek böyle kızdığını gören Ali arık daha akılı, uslu bir çocuk olmaya karar verdi. Hem böyle yaramazlıklar yapmaya devam ederse, okulda öğretmeni ve arkadaşlarının kendisini hiç sevmeyeceklerini de biliyordu. Bu yüzden kendisini cezalandırabilirlerdi. Belki de artık okula bile hiç kabul etmezlerdi. O zaman mutlaka daha akıllı bir çocuk olmalıydı.

Bir süre sonra, Ali´nin o verdiği sözün etkisi olmuş görünüyordu. Ali daha farklıydı artık. Daha akıllı, daha uslu bir çocuk olmuştu. Arkadaşlarıyla o tartışmaları, kavgaları,  yaramazlıkları yoktu. Afacan Ali okulda ve evde daha sakin ve akıllı bir çocuk olmuştu artık.

Herhalde okuldaki sevgi dolu, güzel ortamın da Ali´deki olumlu gelişme üzerinde etkisi olmalıydı… Okuldaki sıcak ve sevgi dolu havanın diğer çocuklar gibi Ali´de de yansıması olumlu yöndeydi. Daha mutlu ve kendiyle barışık bir çocuk olmuştu Ali

Ayrıca…

Okula gitmenin getirdiği bir sorumluluk havası da vardı kuşkusuz. Verilen ödevlerin, görevlerin yerine getirilmesi gerektiği de biliniyordu artık. Çocuklar gibi Ali de bir sorumluk bilinci kazanmıştı.

Okullu olmak, öğretmeni olmak çocuklar için bambaşka bir şeydi…

Ne zaman okul lafı geçse Ali´nin havasından geçilmez oluyordu üstelik. Okula gidiyorum diyor başka bir şey demiyordu. Okumayı çok seven Ali, öğrenci olduğu için çok seviniyordu. Ali, okula ve okumaya susayan tam bir okuma heveslisi bir çocuktu artık.

Okula başlayalı birkaç ay olmuştu. Ne kadar da çabuk geçiyordu zaman. Okula kayıt olduğu daha dün gibiydi. Okula kayıt olduğu, okul ihtiyaçlarını aldıkları bayram günü gibi olan gün hiç gözünün önünden gitmiyordu…

         Kırtasiye dükkânından sonra giyecek şeyler satan bir yere gitmişlerdi babasıyla Ali. Kışlık bir pantolonla ceket almışlardı. Böylece okul alışverişi tamamlanmıştı o gün.

         Sonra o okula gitme günü gelip çattığında…

         Ali´nin eviyle okulu arasındaki mesafe çok yakın sayılmazdı. Yaya olarak gidip geliyordu her gün.  Bu nedenle,  ilk günlerde birkaç kez annesi okula götürmüştü. O okuldayken, annesi de okula yakın olan akrabalarına da uğramıştı.  Okulun dağılma saatine yakın ise okulun önüne gelerek Ali´yi beklemişti.

Ali, okulun karşı köşesinde bekleyen annesinin kendisine el ederek seslendiğini gördü. Arkadaşlarından ayrılarak annesine doğru koşmaya başladı. Yanına geldiğinde annesi sarılarak kucakladı Ali´yi. Annesiyle birlikte el ele vererek eve geldiler.

Kendi gibi olan çok çocuk vardı. Annesi, babası ya da ağabeyleri okula kadar getirip götürüyorlardı. Tabi bu oldukça zor ve zaman gerektiren bir işti. Sürekli olarak çocuklar okula getirilip götürülmesi de mümkün değildi. Günün birinde, çocuklar yalnız başına okula gidip geleceklerdi. Sonuçta öyle de oldu. Ama yine de diğer çocuklardan şanslı sayılırdı Ali… Bazı günler, okula yaya gitmekten kurtuluyordu…

         Ali´nin babasının çalıştırdığı bir fayton arabası vardı. Babası bazı sabahlar onu faytona bindirerek okula bırakıyordu. Hatta yolda rastladığı sınıf arkadaşlarını da faytona alıyordu. Bazen de, okul dönüşü babası geliyordu. O zaman da, gidecekleri yöndeki arkadaşlarını fayton arabasına çağırıyordu Ali. Onlarla birlikte güle oynaya gidiyorlardı.   

         Tıpkı filmlerdeki gibi bir fayton arabasıydı bu…

         Pırıl pırıl renkleri vardı. Dışı siyah ve parlak deridendi. Tekerlekleri ve içi ise göz alıcı bir kırmızı renkteydi. Faytonun fenerleri sarı bir madenle kaplıydı. Babası zaman zaman bu fenerleri yağlayarak daha parlatıyordu. İşe çıktığı geceler ise fenerleri yakardı.

         Atların siyah deriden yapılan eğerleriyle başlıklarının üzerinde yine parlayan sarı maden parçaları vardı. Faytonun dizginleri ise sağlam siyah deridendi. Uzun ve hassas nar çubuğundan yapılan bir kırbacı da vardı. Her sallandığında eğilip bükülüyordu ama kırılmıyordu.

         Okulun ilk günleri tüm öğrenciler için ilginç ve hevesli bir biçimde geçmişti.

Okullar açıldıktan bir süre sonra babası Ali´yi karşısına aldı:

         -Gel Ali´m seninle biraz konuşalım dediğinde,

          -Peki babacığım konuşalım dedi Ali.

         -Bal Ali´m dedi babası, büyüdün, okula gidiyorsun, senin de bazı şeyleri artık bilmen gerekir.

         Babası Ali´ye çocukları bekleyen tehlikelerden söz etmek istiyordu. Onu sıkmadan, kaygılandırmadan, korkutmadan yavaş yavaş anlatmak istiyordu üstelik.

-Bak Ali´m arkadaşlarınla iyi geçin, öğretmenini sev…

-Seviyorum babacığım, arkadaşlarımla anlaşıyoruz.

-Güzel…

-Okula gitmek istemeyen, okuldan kaçan kötü arkadaşlarına kanma.

Kimsenin elinden bir şey alıp yememesi,  kimseye inanmaması konusunda da babası Ali´ye sıkı sıkı tembih etti.

Konuşmalarının sonunda:

-Bak Ali´m dedi, Oğlum… Çocukları kandırıp, kaçırmak isteyen kötü niyetli insanlar da var. Bu kötü insanlar bir gün seni de kandırmak isteyebilirler… Bunun için, sakın bu kötü insanlara kanma, inanma tamam mı oğlum…

-Peki babacığım dedi Ali.

-Bak oğlum bir gün biri sana gelip eğer şayet derse ki ben senin babanın arkadaşıyım, baban hasta, kaza geçirdi, baban seni çağırıyor, seni babana götüreceğiz derlerse onlara sakın inanma oğlum tamam mı? Bu kötü niyetli insanlar çocukları kaçırıyorlar. Çocukların başına her türlü felaketi getiriyorlar oğlum tamam mı?

Ali´nin babası anlatmayı sürdürüyordu:

-Çocukları kandırıp kaçırıyorlar bu kötü insanlar. Bir gün, bu kötü insanlarla karşılaştığında ne söylerlerse söylesinler inanma ve hemen ordan hızla uzaklaş tamam mı oğlum dedi. .

Ali babasının sözlerini dinledikten sonra;

-Tamam babacığım dedi, sen hiç merak etme, n´olursa olsun ben hiç kimseye inanmam, hiç kimseyle gitmem dedi.

Babası Ali´nin yanaklarından öptü:

-Aferin oğlum, dikkatli ol; arkadaşlarına da söyle bu kötü niyetli insanları. Onlar da bu insanlara karşı dikkatli olsunlar dedi.

Ali´nin babasını sanki Allah söyletmişti..

Birkaç hafta sonra bir gün Ali eve koşarak geldi. Beti benzi kaçmıştı Ali´nin. O gün okuldan eve gelirken yolda yaşadığı kötü bir olayı heyecanla annesine anlatıyordu.

Sokaklarının başında duran bir otomobilin içindeki adamlardan biri kendisine seslenerek:

-Gel seni baban çağırıyor, biz babanın arkadaşıyız, seni babana götüreceğiz dediğinde, Ali´nin aklına hemen babasının uyardığı kötü niyetli adamlar gelmişti. Bir an durmaksızın dönüp eve doğru koşmaya başladı. Arkasına bile bakmadan hızla koşuyordu.

Çok kaygılanan Ali´nin annesi:

-Vayy evlâdım, yavvrummm… diyerek oğluna sarılıp; biryandan da dizine vurarak beddualar ediyordu.  Böyle bir olayın gerçekleşmesini düşünmek bile istemiyordu. Oğlu felaketin eşiğinden dönmüştü. İyi ki de babası onu daha önce uyarmıştı.

Ali´nin annesinin sesini duyan komşular geldiğinde,  olayın nasıl olduğunu hâlâ derin merakla soruyordu:

         -Ne dediler oğlum, ne dediler?..

         -Köşenin başında durup, bindikleri otomobile beni çağırdılar. Babanın arkadaşıyız dediler anne, beni okuldan almaları için babam göndermiş güya.

         Annesi korkudan elini ağzına götürdü:

         -Allah cezalarını versin, kimmiş bunlar?..  Sen ne yaptın?

         -Ben babamın dediğini yaptım anneciğim. Onları dinlemeden hemen kaçtım.

         -Çok iyi etmişsin oğlum dedi Ali´nin annesi çok iyi etmişsin.

         Akşam babası geldiğinde ona da anlattı olayı. Babası da hem şaşırıp, hem korktu. Daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi babası. Ertesi gün de, Ali ile babası, polis karakoluna giderek durumu anlattılar. Karakoldaki görevli polisler onlara yer göstererek şikâyetlerini dinlediler.

Ali´nin babasıyla Ali´yi dinleyip, sorular soran polisler ifadelerini alarak durumu araştıracaklarını söylediler. Daha sonra ise, birkaç gün okulun önünde sivil polis memuru görevlendirildi.  Ders saatinde kimsenin haberi olmadan okulun önünde bulunan sivil polis,  okul paydos olduğunda da, gizlice uzaktan Ali´yi takip ediyordu.

Birkaç gün böyle devam etse de sonuçta bir ipucu bulamadılar. Sonraki günlerde babası da Ali´yi okula gidiş ve dönüşlerinde uzun süre gizlice uzaktan uzağa takip etti. Herhangi bir olumsuzluk artık yoktu. Bu konuda yapılacak bir şey de yoktu. Tek yapacakları daha dikkatli olmaktı. Konuyu sık sık gündeme getirerek Ali´yi olumsuz yönde de etkilemek istemiyorlardı. Anne ve babası Ali´ye, korkmamasını, sadece dikkatli olmasını söylediler.

Sonraki günlerde yine Ali´nin anne ve babası akşamları okul dağıldığında zaman zaman Ali´yi okuldan aldılar. Bunu yaparken de tesadüf olmuş gibi davrandılar. Daha sonra da, evleri birbirine yakın olan mahalleli çocuklar bir grup oluşturarak okula gidip gelmeye başladılar. İkinci dönemde sabahçı olduğunda ise artık akşam karanlığına kalmıyordu okuldan çıkan çocuklar.

 Cumali Karataş

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
sanat gündemi (13 Temmuz 2018 - Cuma)
GEZİ NOTU (10 Temmuz 2018 - Salı)
FOLKLOR VE TÜRKÜ USTASI AZİZ ÇELİK (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
ALTIN SES VEDAT ÇETİNKAYA (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
BESTEKÂR-YAPIMCI FIRAT GEN´LE KONUŞTUK (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
İLTER BİR SÖZ YAZARI YEŞİLAY… (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
BİR BESTEKÂRIN ŞİİRSEL İTİRAFLARI (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
NECMİ ÖZDEMİR´LE MÜZİK KONUŞTUK (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
ŞİİRDEN ROMANA ŞARKI SÖZÜ (01 Nisan 2018 - Pazar)
ALİM İNTERNET ÇAĞINDA (19 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM KARNE ALIYOR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM VE HAYVAN DÜŞMANI ÇOCUKLAR (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ÇIRAK ALİM (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM SİMİT SATIYOR (05 Mart 2018 - Pazartesi)
ALİM OKULDA (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
ALİM KAZA GEÇİRDİ (20 Şubat 2018 - Salı)
ALİM KAYBOLDU (20 Şubat 2018 - Salı)
Çocuk Öyküsü - ALİM KAYBOLDU (13 Şubat 2018 - Salı)
ALİM HASTA (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
ŞARKILARA CAN VEREN USTA (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
***BİR KÜÇÜK BEYAZ GÜL*** (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA” (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
AHMET REMZİ DESTANI (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
“İSTANBUL, İSTANBULL” (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Çocuk Öyküsü***DÜNYAYA KÜSEN GÜNEŞ*** (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
çocuk öyküsü ***HAYLAZ BULUT*** (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-4 (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Çocuk Öyküleri (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
BİR FOLKLOR AĞIDI (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
MUZAFFER İZGÜ´NÜN ARDINDAN (03 Ekim 2017 - Salı)
ALİLİMONCU´YA VEDA (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
MESUT MERTCAN YOK ARTIK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
GÜNEYDE YAPRAK DÖKÜMÜ (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
***ÖKSÜZ MARTILAR*** (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Çocuk Hikâyeleri (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
MİLLETVEKİLLERİMİZE: “KAÇ-KAÇ” KAÇMASIN
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
CHP NASIL KURTULUR?
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI - 18
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
İLK MECLİS
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN ÖZGÜRLÜK BİLDİRİSİ AMASYA GENELGESİ´NİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
DEMOKRASİ, KALKINMA, SAYGINLIK VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
YENİ ADANA GAZETESİ VE BASIN BAYRAMI..
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Cumhuriyet Ekmeğinin Tuzu Yokmuş!
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE DİKTATÖRLÜK(2)
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DEĞİŞİM ZAMANI
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK EĞİTİMİ ULUSAL GÜCÜMÜZÜ OLUŞTURDUĞU GİBİ, “KİNDAR NESİL YETİŞTİREN EĞİTİM” DE ULUSAL YIKIMIMIZA YOL AÇAR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
İZMİR İKTİSAT KONGRESİNDE MADENCİLİKLE İLGİLİ ALINAN KARARLAR
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Türkiye Bilimsel Yayınalar Dünyadaki Yeri ve İran Güney Kore Karşılaştırması
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Ali Alp
Ata Ali Alp
aktüalite ve edebiyat
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
YENİ SİSTEM VE BÖLGESEL GELİŞMELER
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
19 MAYIS 1919
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“YAŞAMAYA GEÇ KALDIM”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
UĞUR MUMCU
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Bereketli Hilal
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEŞEKKÜRLER TOROS KAPLANLARI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YAYLA YOLLARI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
Desteğin Tam Zamanı
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Yeni dönem
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-5/3/1300599925334.jpg