MONDROS MÜTAREKESİNİ VE SEVR ANTLAŞMASINI RED EDEN, ÖZGÜRLÜK, EGEMENLİK VE ÇAĞDAŞLAŞMA GÜNEŞİ OLARAK 23 NİSAN 1920´de VAROLAN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ´nin DOĞUŞ VE VAROLUŞ NEDENLERİ
Tarih: 20.4.2017 11:56:56 / 7144okunma / 1yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

/resimler/2017-4/20/1216189037842.jpg

“Türkiye Büyük Millet Meclisi; yalnız ve yalnız milletindir. Milletin seçtiği milletvekillerinden  oluşur. Bu meclis, yalnız ve yalnız milletin emrine boyun eğmek zorundadır. İsmini ve makamı ne olursa olsun millet bu hakkını bir şahsa ve makama teslim etmez.”
                                                                                                                                                                                 MUSTAFA KEMAL PAŞA
                                                                                                                                                                                 1923

ULU ÖNDER ATATÜRK TARAFINDAN TÜRK ULUSU VE ÇOCUKLARINA ARMAĞAN EDİLEN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMININ 97. YIL DÖNÜMÜ TÜM ULUSUMUZA VE TÜRK ÇOCUKLARINA KUTLU VE MUTLU OLSUN!

 

ATATÜRK ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞA PLAN VE STRATEJİSİNİ NASIL TASARLADI VE BUNU ADIM ADIM UYGULAYARAK KURTULUŞ HEDEFİNE NASIL ULAŞTU?

Yollar vardır, meçhulün önümüze serdiği çizgilerdir. Bu yollarda yolcu talihinin tezgahında kendi kaderini dokur.

/resimler/2017-4/20/1217379039280.jpg     

Mustafa Kemal´in Samsun´da başlayıp Erzurum´a, Sivas´a çıkan ve sonra Ankara´ya , İzmir´e ulaşan yolculuğu böyle bir yolculuktu. Bu yollarda O; talihiyle boğuştu. Kaderini dokudu ve onun kaderi, bizim de kaderimiz oldu. 19 Mayıs 1919 Samsun´da; Türk Ulusunun yüreğinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk´ün ateşlediği, “Bağımsızlık ve Özgürlük Meşalesi´´ Ulusumuzun Kurtuluş savaşı´nda olduğu gibi, bugünde tek ve en güçlü aydınlatıcısıdır. Bunun yanı sıra ve bu niteliği ile daha pek çok tutsak ulusun da meşalesi olmuştur. Mustafa Kemal Paşa 16 Mayıs 1919 tarihinde  İstanbul´dan Bandırma vapuru ile hareket ederek, 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun´a çıktı. Samsun´da Havza´da Türk Kutuluş Savaşı´na temel oluşturacak ilk temas ve çalışmalarını gerçekleştirdi. 12 Haziran 1919´da kendisine inanmış küçük bir grupla temas ve çalışmalarını gerçekleştirdi. 12 Haziran 1919´da kendisine inanmış küçük bir grupla Havza´dan Amasya´ya hareket etti. Burada yapılan çalışmalar sonunda arkadaşları ile birlikte imzaladıkları Amasya genelgesini 22 Haziran 1919´da yayınladı. 3 Temmuz 1919´da Erzurum´a gelen Mustafa Kemal Paşa, 23 Temmuz -   7 Ağustos 1919´da Erzurum Kongresini gerçekleştirdi. Erzurum´da çalışmaların ıbitiren Ulu Önder 29 Ağustos´da buradan ayrılarak 2 Eylül 1919´da Sivas´a geldi. 4-11 Eylül 1919´da Sivas Kongresini gerçekleştiren Mustafa Kemal Paşa 22 Aralık 1919´da Sivas´tan Ankara´ya gareket etti. Ve 27 Aralık 1919´da Ankaraya geldi.

MİLLİ MÜCADELEYİ YÜRÜTMEK İÇİN MİLLET MECLİSİ NEREDE TAPLANMALIYDI ?

/resimler/2017-4/20/1159212767935.jpg    

Sivas´ta 16 Kasım 1919´da toplanan ve 29 Kasım´da sona eren Komutanlar Toplantısında varılan kararın özeti şöyledir;

1-     Meclisin İstanbul´da toplanmasında sakıncalar olduğu halde hükümetçe uygun görüldüğü ve yurdu sarsıntıya uğratmamak için İstanbul´da toplanması kabul edilmiştir. Ancak aşağıdaki tedbirler alınmalıdır:

 

A)    Milletvekillerini teker teker aydınlatıp görüşlerini öğrenmek.

B)    Milletvekilleri İstanbul´a gitmeden önce, İstanbul içinde ve dışında gerekli güvenlik tedbirleri almak için programımızın savunulmasını gerçekleştirecek güçlü bir grubun kurulmasını sağlamak.

C)    Cemiyet örgütlerini güçlendirmek için, birlik komutanlarının desteklerini sağlamak.

D)    Sivil yüksek memurlardan, ulusal örgüte bağlı kalarak, örgütün ilkelerini yayacakları konusunda söz almak.

2-     Millet Meclisi İstanbul´da toplandıktan sonra, Temsilciler Kurulu, ulusal görevini yapmayı sürdürecektir. Kurul üyeleri Meclis´in dışında kalacaklardır. Bölgelere göre milletvekilleri arasından seçilecek üyeler, Temcsilciler Kurulu üyesi sıfatını alarak Eskişehir´de toplanacaklardır. Temsilciler Kurulu da oraya gidecektir. Millet Meclisi tam güvenlik içinde çalıştığını bildikten sonra, Temsilciler Kurulu, tavrını belirlemek için Kongreyi toplantıya çağıracaktır. Kongrenin toplanmasına dek Meclisle resmi ilişki kurulmayacaktır.

3-     Paris Konferansı olumsuz kararlar alır, Meclisde bunu onaylarsa, en uygun yoldan ve ivedilikle ulusal iradeye başvurulacaktır.

     Kararların uygulanış biçimini ve yönergede saptayan Mustafa Kemal, bunu bütün milletvekillerine göndermiştir.

ATATÜRK VE ARKADAŞLARI SİVAS´TAN ANKARA´YA GELİRKAN HANGİ GÜÇLÜKLERLE KARŞILAŞTILAR VE BU ENGELLERİ NASIL AŞTILAR?

/resimler/2017-4/20/1201389176805.jpg 

Mevcut üç otomobil ile yola çıkmak üzere yapılan hazırlıklar sonuçlanmış, fakat yolculuk için gerekli para, Osmanlı Bankası müdürünün hasta olması nedeniyle bankaya gelememesinden ötürü sağlanamamıştır. Mazhar MÜFİD ( Kansu ) beyin anılarını izlemeye devam edelim:

Her şey hazırlandı. Artık yarın hareket ediyoruz. Bildiklerle vedalaştık. Fakat bütün mevcut nakdimiz ancak yol için yirmi yumurta, bir okka peynir ve on ekmeğe yettiğinden, bunları aldırdık. Zira banka müdürü bugün de gelmezse yolda aç kalmak ihtimali de vardı. (Banka müdürü, hastadır evinden çıkamıyor. )

     Bugün de direktör gelmedi. Gönderdiğim haberde yarın dokuzda hareket edeceğimizi bildirdiğimden, sabah hemen karanlıkta, yani sekizde bankaya mutlaka gelerek icabını icra edeceği ve bizi teşyide bulunacağı cevabını aldık.

     Filhakika hareketimiz, sabah sekizde Yüzbaşı Bedri Bey´le bankaya gittik. Bitlis eski valisi ‘ imzasıyla bir senet tanzim edildi. Bedri Bey´de tüccardan diye kefil oldu, bin lirayı aldık.

     Bu koşullar altında 22 Aralık 1919 günü Sivas´tan ayrılan Mustafa Kemal Paşa, beraberindekiler ve Heyeti Temsiliye üyeleri, çeşitli gü.lüklerle dolu uzun bir yolculuktan sonra, 27 Aralık günü Ankara´ya varmışlardı. Ankara´da halkın bağışları ve merkezi Ankara´da bulunan 20´inde Kolordu Komutanı Ali Fuat ( CEBESOY ) Paşa´nın desteği ile geçiştirilen günler. Anadolu bütünşeme hareketinin en son arkası olan Büyük Millet Meclisi´nin 23 Nisan 1920 günü açılmasıyla sona erecek, devletsiz ve hükümetsiz Anadolu´yu halk temsilcileri yönetmeye başlayacaktı.

ATATÜRK ANKARA´YA GELDİKTEN SONRA GÖREVİ YÜRÜTMEK İÇİN MADDİ İMKANSIZLIKLARI NASIL AŞABİLDİ ?

Heyet-i Temsiliye´nin Ankara´da çalışmalarına başlamasıyla Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti; Mustafa Kemal ve arkadaşlarına her türlüyardımda bulunmuştur.

     Öyle ki bizzat Cemiyet Başkanı Müftü Mehmet Rıfat Efendi, kendisi ile eşi samiye Hanım için ayırdığı cenaze parasını bir torba içinde Mustafa Kemal Paşa´yı ziyaret ederek ayağının yanına bırakmıştır.

     Yine Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Ankara´ya geldiklerinin ilk haftasında Müftü Mehmet Rifat Efendi´nin önderliğinde Ankara´lıların aralarında 46 Bin Liralık yardım topladıkları bilinmektedir. O günlerde söz konusu bu yardımlar çok önemliydi.

     Bu cümleden olarak, Uluş İğdemir yılların içinden adlı eserinden; Atatürk Sivas´tan Ankara´ya yeni gelmişti. Devlet hazinesi bomboştu. Hükümet üç-dört bin lirayı bir araya getirmekte sıkıntı çekiyordu.

     Bir gün Atatürk´e çok inanmış, o zaman Ankara Müftüsü olan rahmetli Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi, elinde bir mendile sarılmış 1200 lira kadar bozuk para ilke Mustafa Kemal´i ziyarete geldi. Ve bağlı mendili masanın üzerine bıraktı. Atatürk kendisini son derece duygulandıran bu davranışın anısını hiçbir zaman unutmamıştır. Her bayram Rifat Börekçi´ye bir hediye gönderir ve buna 1200 liralık bir çeki de eklerdi. Diyerek Müftü Mehmet Rıfat Efendi´den ve yapmış olduğu yardımın öneminden söz etmektedir.

İLK MECLİS HANGİ ŞARTLARDA VE NASIL KURULDU ?

     İstanbul´un 16 Mart 1920´de düşman askerleri tarafından işgalinden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi´nin görevini sürdürmesine imkan kalmamıştı. İşgal güçleri arasında yer alan İngiliz Askerleri , meclisi basarak bazı milletvekillerini tutuklamışlardı.

     O sırada Ankara´da bulunan Atatürk, bu durum üzerine 19 Mart 1920 günü vilayetlere ve kolordu komutanlıklarına bildiri göndererek durumu açıklamıştır. Bildiride ayrıca ülkenin bağımsızlığını korumak amacıyla bir Milli Meclisin Ankara´da toplanması için çalışmasını istiyordu. Bu bildiri üzerine tüm illerden 232 Milletvekili seçildi. İstanbul´dan gelen 92, Yunanistan ve Malta´dan 14 milletvekili ile bu sayı 337´ye yükseldi. Fakat 23 Nisan 1920 günü yapılan ilk toplantıya ancak 115 milletvekili katıldı. O gün çalışmalarına başlayan milletvekilleri güç şartlar altında çalışmaya başladılar. Meclis´in çalışmalarının tek amacı vardır; “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.”

     Kurtuluş savaşının kazanılıp, Cumhuriyet´in ilanından sonra Atatürk, Cumhuriyet´in ilk Cumhurbaşkanı olur. Bunu sırasıyla devrimleri izler. Halifelik ve padişahlığın kaldırılması, din ve devlet yönetiminin birbirinden ayrılması olan laikliğin getirilmesi, fes yerine şapka ve diğer kıyafetteki devrimler, köhne yasalar yerine yeni çağdaş yasalar, harf devrimi ve kendisinin Başöğretmenlik yapması, dil devrimi ve diğer yeniliklerini Türk gençliğine emanet eder.

     Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920´da TBMM´yi açarak bayram ilan ettiği günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı olarak Türk çocuklarına armağan eder.

MUSTAFA KEMAL PAŞA MECLİSİ NASIL DEĞERLENDİRİYORDU ?

/resimler/2017-4/20/1202256365212.jpg
O günlerde Ankara daha doğrusu Ankara´daki Kuva-yi Milliye´ciler. Peygamber ve HUlafe´Yı Raşidin devrinden batı demokrasisine ve komünist rejimine kadar bir arayış, bir çırpınış içinde didiniyorlardı.

     Mustafa Kemal, bütün bu akımlar, araştırmalar tartışmalar arasında bir ihtilalci değil, kesin ve sarsılmaz bir meşrutiyetçi olarak kaldı. Mesela Yunus Nadi´ye söylediği şu cümleleri görelim:

     “Bir devre yetiştik ki, onda her şey meşru olmalıdır. Millet işlerinde meşruiyet, ancak milli kararlara istinat etmekle, milletin umumi meyillerine tercüman olmakla hasıl olur. Hiç korkmayalım,  millet o esaret ve zillete razı olmaz. İş onu bir araya toplamakta… İşte şimdi ben bu yoldayım. Bu yolun çok sağlam bir olduğuna inanıyorum. “

     “Bizim bildiğimiz hakikatler milletçe de malum olunca, kararlar bahsinde o da bizim gibi düşünecektir.” “Bence meclis nazariye değil, hakikattir. Evvela Meclis, sonra ordu. Ordu demek, yüz binlerce insan, milyonlara servet ve varlık demektir. Buna iki üç şahıs karar veremezler. Ben kerameti, Mecliste bekleyenlerdenim.”

ATATÜRK VE ÇOCUK SEVGİSİ

     ‘´Eşini mutlu edebilecek herkes evlenmelidir. Çocuk sahibi olmalıdır. Bana bakmayın, bu meselede örnek İsmet Paşa´dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir. Buna rağmen tecrübesini yaptım. Sonra anladım ki bu iş benim başaracağım bir iş değildir. ‘´ diyen Atatürk 29 Ocak 1923´te Latife Hanım ile İzmirde evlendi. 5 Ağustos 1925 tarihinde boşandı. Bu evlilikten çocuğu olmadı.

ATATÜRK NASIL BİR ÇOCUK SEVGİSİNE SAHİPTİ?

“Bir Çocuğum olsaydı çok mutlu olurdum! “

/resimler/2017-4/20/1202540115836.jpg

   Diyen Atatürk´ün özel yaşamında beklentilerin ve özlemlerin neler olduğunu kesinlikle bilmemiz olası değil ama her insan gibi O´nun da yüreğinde ailesel beklentilerin yer etmiş olabileceğini tahmin etmemiz mümkün.  Çocukluk arkadaşlarından Asal İlbay, anılarında bu tahminlerimizi doğrulayan gözlemler ve tespitler sunmaktadır: Orman çiftliği´nde bir gece…

     Sofrada Neşet, Ömer İlbay ve diğer konuklar… Bir yandan kadehlerini yudumluyorlar, bir yandan da günün konularını üzerinde görüş alışverişinde bulunuyorlar. Güncel ve çok önemli konular arasında özel ve kişisel konular da yer alıyor zaman zaman. Gerisini Asaf İlbay´dan dinleyelim:

…Mustafa Kemal, bakışlarını Neşet Ömer bey´e çevirdi: ‘´Bir çocuğum olsaydı çok büyük bir sevinç duyacaktım. Milletime, benden sonra benim neslimden bir evlat bırakmayı çok isterdim. Profesör, bunun çaresi yok mudur? ‘´ dedi.

     Neşet Ömer bey gülümsüyordu. Eşim söze karıştı: ‘´Paşam‘´ dedi. Bir değil birkaç evladımız olmalıydı. Belki birisi bir nebze size benzerdi. Çünkü Paşam, size benzemek o kadar güç bir şey ki !..” Mustafa Kemal´in güzel gözleri, uzaklara derinlere dalmıştı.

Bir başka gün..
Bir balo gecesi..

Gazi Paşa´nın oturduğu masanın çevresi yine renkli bir kalabalıkla çevrili. Balonun konukları aileleriyle birlikte bu masanın önünden geçip O´na saygı ve sevgilerini sunuyorlar ve kendilerini takdim ediyorlar. Gerisini yine Asaf İlbaydan dinleyelim:

      … Bende eşimi ve kızımı takdim ettim. Paşa ayağa kalktı. Bize yer göstermek lütfunda bulundu. Oturduk. Kızım Bedia´ya baktı, sonra adını yaşını sordu kızımdan. On altı yaşında olduğunu söyledim. Gazi Paşa çevresindekilere dönerek:

‘´ Asaf ile bir mahallenin çocuğuyuz. ‘´ dedş, ‘ Belki de aynı yaştayız… Demek ben de vaktiyle evlenmiş olsaydım on altı yaşında çocuğum olacaktı!...” Çok duygulanmıştı… Gözlerinin nemlendiği görülüyordu. Eşim ayağa kalktı: ‘´Paşam, bütün millet sizin çocuklarınız!..” dedi.     “Doğru… İşte bende bununla teselli buluyorum… Evet, milletim sağ olsun…´´

Ve bir an sonra ilave etti: ‘´ Belki benim çocuğum olmadığında bir hikmet vardır. Çok sevdiğim dayımın ölümünden o kadar müteessir olmuştum ki, günlerce acısını unutmadım. Yemek yiyemedim… Ya çocuğumu kaybetmiş olsaydım, ne olurdum bilemem ! …”

ATATÜRK´ÜN DE ÇOCUKLARI VARDI

     Biri erkek, sekizi kız, dokuz çocuğu evlat edinmişti. Atatürk.. Kendi evlatları gibi sevdiği bu çocuklarla yakından ilgilenmiş, onların en iyi şekilde yetiştirilmelerini istemişti.. Atatürk´ün de çocuklara karşı pek büyük sevgisi vardı. Onun gözünde ve dilinde çocuk demek sevgi demektir. Sevdiklerine yaşları ne olursa olsun, ‘´ Çocuk ‘´ diye seslenmesi, hitap etmesi de bunun belirgin bir işaretidir. “Çocukluk ne güzel! Çocuklar ne sevimli ne tatlı yaratıklar değil mi ? Onların en hışma giden halleri nedir, bilir misiniz? Riyakarlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamalarıdır.”

     Onun bu sözlerinde de çocuklara karşı olan büyük sevgisinin sıcaklığı en güzel şekliyle hissedilmektedir. Türk´ün ve Türkiye´nin tarihinde yepyeni bir devrin başlangıç günü olan “23 Nisan´ı” çocuklara bayram günü olarak armağan eden de odur. Bu hareketiyle dünyada çocuklara bir bayram günü veren ilk devlet adamı olmak gibi ebedi bir mazhariyete daha erişmesinde de bu çocuk sevgisinin ve ülkenin yarınları olan çocuklara duyduğu güvenin rolü pek büyüktür. Atatürk´ün çocuğu olmamıştı. Bundan ötürü yüreğinde zaman zaman bir burukluk duymuş mudur bilinemez fakat memleketin tüm çocuklarını kendi öz evladı olarak görmesi onun yüce gönlündeki çocuk sevgisini tatmine yetmiştir muhakkak ki.

 Atatürk´ün gençlik yıllarından itibaren kız ve erkek dokuz çocuk evlat edindiği bilinir. Bu konuda uzun yıllar hizmetkarlığını yapmış ve yanından eksik olmamış bulunan Cemal Granada´nin şu sözleri pek ilginçtir:

    “ Hiç çocuğu olmayan Atatürk´ün koruyuculuk huyu daha çok yaşamı boyu evlatsız kalıp annesinden ölümünden sonra kız kardeşinden başka bir yakınını bulunmayışından ileri gelmektedir.” Himayesine aldığı bu kimselerin iyi yetişmeleri için elinden geleni yapardı. Hesabını kitabını çok iyi bilmekle tanınan Atatürk, bu evlat saydıklarından hiçbir şey esirgemez, çevresindekilerin de onları sevip saymalarını istedi.

     Ölümünden sonra vasiyetnamesiyle çocuklarına aylık bağlanması da onlara düşkünlüğünün açık belirtisidir.

     Atatürk sofrasında her zaman manevi evlatlarını da bulundurur, her isteklerini yerine getirirdi. Çankaya köşkünde manevi evlatlarının hepsinin bir arada bulunduğu zamanlarda aralarında kıskançlık girmesin diye iş bölümü yapardı. Manevi evlatlarının harcamalarını Umumi Katip Hasan Rıza Soyak´a gördürür, harçlıklarını da onun eliyle verdirirdi. Türk milletini oluşturan her fert Yüce Ata´mızın bir evladı, onun parçasıdır.

ATATÜRK´ÜN 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI OLARAK KUTLAMASININ GERÇEK NEDENLERİ NEYDİ ?

/resimler/2017-4/20/1203203397540.jpg    

‘´Çocukları severiz. Çünkü çocuk bizim devamımızdır. Her çocukta biz, ebdetiyete doğru uzanıp giden iş tatmini, buluruz.´´ Diyen Atatürk 1924´te ilk meclisin açılık tarihi olan 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. Bu tarihten 5 yıl sonra ise bu bayramı çocuklara armağan etti.

     Dünyada ilk kez bir çocuk bayramı olur. Bununla çocuklara olan sevgisinin derecesini gösterir. 23 Nisan´da bütün kentleri ve merkezi çocuklar yönetir. Yarının büyükleri olan çocuklar bir yerde Başbakan, Bakan, Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanı olurlar. Koltuklara oturup buyruklar verirler.

     Atatürk´ün çocuk sevgisini herkes biliyor. Atatürk´ün manevi çocuklarıyla ilişkisi, o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer alıyor bütün konuşmalarında ‘”bu günün küçükleri, yarının büyükleri…´´ diyerek geleceğin çocukların elinde olduğunu her fırsatta belirten Atatürk, bunu şu cümlesiyle vurgular: “Cumhuriyet´i biz kurduk, sizler yaşatacaksınız. “ İşte, okullarda öğretmenler Atatürk´ü anlatır, yazar ve ozanlar söyler ama ne yazılar ne şiirler ne sözlerde biter Atatürk. Nereye bakılsa o görülür, o bulunur. Tarih kitapları yazar: 1881 yılında doğdu, 1938 yılında öldü, diye ama Atatürk´ü ve Atatürkçülüğü anlamış çocuklar bir tek ses çığlık atarlar, “Atatürk ölmez…” diye. Çünkü o, duygu, düşünce, ilke, görüş ve devrimleriyle içimizde yaşar. Her başlangıç, her yenilik, her başarı Atatürk´ün ışıklı yoludur. Bu ışıksa tüm Türk çocuklarıdır. O, Türk çocuklarına ölmezliğiyle şöyle haykırır: ‘”Cumhuriyet´i biz kurduk, siz yaşatacaksınız..”

     Atatürk, çocukları çok seven ve onlara güvenen bir liderdi. Çocukları sevindirmek, onlarla beraber olmak, Ulu Önderimizin en büyük mutluluğuydu. “Çocuklar geleceğimizin garantisidir.´´ Diyen Atatürk, Ulusal Bağımsızlığımızı ilan ettiği günü de çocuklara armağan etmiştir. Bütün dünya ülkelerinden sadece Türk çocuklarının Ata´sı bunu düşünebilmiş ve her yıl kutlanmak üzere çocuklara bir bayram hediye etmiştir.

     23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tüm dünya çocuklarına kutlu olsun. Dünyada hiçbir ülkede bulunmayan, iki farklı unsuru bir araya getiren milli bir bayram… Bu bayram, bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti´nin temellerinin atıldığı, egemenliğin ilan edildiği anlamlı bir gün, diğer taraftan “yaının büyükleri, geleceğin garantisi çocuklar için bir şenliktir.”

     Atatürk´ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram, dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasında katkıda bulunmak için her yıl düzenleniyor.

SAYGIDEĞER VATANDAŞLARIM VE SEVGİLİ ADANALI HEMŞERİLERİM SONUÇ OLARAK:

     Egemenliğin ilan edilmesinin ve ardından bugünün ‘´çocuk bayramı´´ olarak kutlanmasının tarihsel gelişimine bakacak olursak, 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi´nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı´nı birlikte kutlarız. Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik, yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi, İmparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt sahipsiz ve bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya savaşı başladı savaş 4 yıl sürdü. Bizimle olanlar savaşta yenildi savaş kurallarına göre bizde yenilmiş sayıldık. Yurdumuz, İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar ve İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.  Mustafa Kemal Paşa, Ulusal Kurtuluş Savaşı´nı başlatmak için İstanbul´dan, Samsun´a 19 Mayıs 1919 tarihinde geldi. Samsun´dan Amasya´ya, oradan Erzurum´a ve Sivas´a gitti. Sivas ve Erzurum´da Kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa, egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla “Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır. O da Ulusal Egemenliktir.” Diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler, milletvekilleri Ankara´da 23 Nisan 1920 günü toplandılar. İlk Büyük Millet Meclisi´nin toplandığı yapı, Ankara´da ulus alanından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllarda, Ülkemiz yokluk ve yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambasıyla aydınlanıyor, sobayla ısınıyordu. Top seslerinin Ankara´da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı. Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa´nın önderliğinde ulusumuz, dünyaya, Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi  verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan Kurtuluş Savaşımız, yeryüzündeki öteki uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920, ilk Büyük Millet Meclisimizin toplandığı gündür. 23 Nisan Ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bugün Milli Egemenlik Bayramımızdır. 23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk´ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. ‘´ Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.´´ Diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan´da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan´da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayı düzenlenir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı, egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan çocukların bayramıdır.

SON SÖZ

SEVGİLİ TÜRK ÇOCUKLARI!...  17 EKİM 1922 TARİHİNDEZ BURSADA  ATATÜRK´Ü KARŞILAYAN ÇOCUKLARDAN İSTEK VE BEKLENTİLERİ ŞUNLARDI

“KÜÇÜK HANIMLAR KÜÇÜK BEYLER!...

SİZLER HEPİNİZ GELECEĞİN GÜLÜ, YILDIZI VE İKBAL IŞIĞISINIZ

MEMLEKETİ ASIL IŞIĞA BOĞACAK SİZSİNİZ.

KENDİNİZİN NE KADAR ÖNEMLİ, DEĞERLİ OMLDUĞUNUZU DÜŞÜNEREK ONA GÖRE ÇALIŞINIZ.

SİZLERDEN ÇOK ŞEY BEKLİYORUZ!”

BU MUTLU VE GURUR DOLU GÜNLERİ BİZLERE YAŞATAN DEVLETİMİZİN KURUCUSU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI İLE ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİ SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ. RUHLARI ŞAD OLSUN.

KAYNAKÇA

1-     Samsun valiliğinin 29 Ekim 1981 2 Sayılı Broşürü

2-     Tek adam C.2 – Şevket Süreyya Aydemir

3-     Gazi Paşam – Cevam Şenol

4-     Atatürk´ün de çocukları vardı – Ali Kuzu

5-     Kurtuluş Savaşı´nda Atatürk ve Din Adamları – Ali Kuzu

6-     Kurtuluş Savaşı´nın Mali Kaynakları – Alptekin Müderrisoğlu

7-     Fikriye Şemsi Belli

8-     Atatürk´ün Bağımsızlık Savaşı Nasıl Başladı – Refik Necdet Aktaş

9-     Atatürk ve İzmir- Harika Yamak

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.” (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KENTİMİZ DÖNÜŞÜMDE YOLLAR ‘ÇÖKÜŞÜM´DE
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
CHP, KENDİNE GELİYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
SAHTE DİPLOMA ÇETESİ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BİZİM EVİN BABASINA
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTSEL ADALET
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Yürüyelim Arkadaşlar…
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
TÜRKİYE´NİN ETRAFINDAKİ KANLI ÇEMBER DARALIYOR
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
MİLLİ BURJUVAZİYE SEVABINA ÖNERİLER - 3 –
İlhan ALPER
İlhan ALPER
SELAHADDİN YANIKSES DERKEN…
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Böylesi Ancak Bizde Olur Dedirtecek Bir Memleket Durumu
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
TSK GÜVENİ HAK EDİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
EY ERDOĞAN, EY BOZDAĞ YETER ARTIK, HALKIN AKLIYLA ALAY ETMEKTEN VAZGEÇİN
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
TÜRKÇE KONUŞMAK
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEĞİŞEN CHP NASIL OLMALI?(1)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
Ramazan geldi hoş geldi
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
20 °C
Cumartesi
20 °C
Pazar
21 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg