TÜRK KADIN HAKLARININ KABUL EDİLMESİNİN 82.YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Tarih: 4.12.2016 12:57:20 / 5611okunma / 0yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

/resimler/2016-11/26/1258155139480.jpg“Dünyanın  hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üzerinde kadın mesaisi zikretmek imkanı yoktur. Ve Dünyada hiçbir milletin kadını ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi Kurtuluşa ve Zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez."
                                                           ”Mustafa Kemal ATATÜRK


Osmanlı imparatorluğu´nun 624 yıllık çağdışı yönetiminde, 2. sınıf vatadaş muamelesi ile Türk kadını, vatandaşlık hak ve görevlerinden ve insanlık haklarında mahrum bırakılmıştır,
       29 Ekim 1923´te Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, erkek vatandaşlarla her konuda eşit hak ve göreve sahip olan Türk kadını, 5 Aralık 1934 tarihinde, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanarak Türk siyasi hayatında varlığını ispat etmiştir.
       Yüce Türk kadının .çağdaşlaşma zaferinin 82. yıldönümü tüm ulusumuza ve Türk kadınlarına  kutlu ve mutlu olsun!
DÜNYADA NE GÖRÜYORSAK KADININ ESERİDİR
İnsanlık alemi kadın ve erkeklerden oluşan bir topluluktur. Bu toplulukta kadının da erkeğin de kendine yüklenen görevi yerine getirmesi huzur ve mutluluğun  da kaynağıdır.
Kadın ve erkek birbirini tamamlayan iki yarım olarak görmeyip birbirine üstünlük sağlamaya çalıştıkları müddetçe o toplumda huzur ve güven asla yer almaz, Atatürk bu gerçeği ‘´ İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kitlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin, mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin “diye açıklamıştır.     

            TÜRK KADINININ  ÖZGÜRLÜKÇÜLÜĞÜ VE YURTSEVERLİĞİ

       Türk devletlerinin kuruluşundan beri Türk kadın hareketi yurtseverdir. Her Türk gibi Türk kadını da üç şeye aşıktır. Vatanına, Ay yıldızlı bayrağına ve Özgürlük ve egemenliğine . Her şeyden vazgeçebilir ama bu üç milli değerden asla vazgeçemez.

      Osmanlı aydınları Namık Kemal gibi yurtseverlerin vatan şiirleri ile kişilik kazanmışlardır
Namık Kemale göre, insan vücudunun hamur mayasının vatan toprağı olduğu; “Vatan Mersiyesi´nde şöyle dile getiriyor; ‘´ Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini, Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini´´  diye yanıtlamıştır.”
      Batı sömürgeciliği 20. yüzyılın başlarında emperyalizme dönüşerek Türkler üzerindeki şiddetini artırmıştır. Aydın Türk kadınları erkekleri gibi Namık KEMAL´in “Vatan Mersiyeleri” ile büyümüşlerdir.

    Türk Kadının 1111. sayılı Askerlik kanuna göre görev ve sorumluluğu yoktur. Ancak M.Ö 209 Tarihinde Büyük Hun İmparatorluğunu kuran Mete Han´dan bu güne kadar, Türk milletinde yerleşmiş bir anane vardır. Ülke herhangi bir düşman tehdtidi altında bulunduğunda her Türk Ordu-Millet elele, Gönül Gönüle bu tehdide karşı görev ve sorumluluk alır. Ülke bir tehdit altındayken işte Türk kadını da hiçbir yerden emir beklmeksizin Kuva-yı Milliye ruhuyla tehditi önlemek için ülkesini can siperane bir şekilde savunur. Türk kadınlarının kahramanlığı ve yurtseverliği ile iligili sizlere tarihten birkaç misal vermek istiyorum.

/resimler/2016-11/26/1300376548533.jpg1877 - 1878 (93 Harbi denilen) Osmanlı - Rus harbinde Erzurum Aziziye Tabyası iki Ermeni köyün yardımı ileRuslar tarafından işgal edilir. Nene Hatun kucağında şehit olan kardeşini ve iki aylık bebeğini evde bırakarak muharebeye iştirak eder. Bölgedeki bütün vatandaşların mücadelesi ile aziziye Tabyası düşman işgalinden kurtulur.

 /resimler/2016-11/26/1321169072700.jpgErzurum´lu Kara Fatma Ulusal Kurtuluş savaşı başlar başlamaz Atatürk´e mektup yazarak aktif görev ister.  Atatürk Kara Fatma  ve müfrezesini İzmit bölgesindeki teşkilat-ı Mahsusa´da görev verir.  Kara Fatma daha sonra Atatürk´e ikinci bir mektup yazarak muharebe bölgesinde görev ister. Bu isteği kabul edilen Kara Fatma´da 10 Ocak 1921´de Birinci ve 1 Nisan 1921´de İkinci İnönü Meydan Muharebesi, daha sonra 23 Ağustos 13 Eylül 1921´de Sakarya Meydan Muharebesi ve 26-30 1922 Baş Komutanlık Meydan Muhaberebelerine katılır. Bu muharebelerde gösterdiği üstün başarılarından dolayı, önce çavuş, daha sonra teğmen ve üst teğmen rütbeleri ile taltif edilir.  

/resimler/2016-11/26/1321375010596.jpgÇukurovanın kurtuluşunda Osmaniye´li Rahime TAYYAR Hanımefendi, 5 Ağustos 1920 tarihinde Fransız karargahına taaruzda en önde göhsünde Türk barağı ile çarpışırken şehit olmuştur.

 /resimler/2016-11/26/1321549385902.jpgGülekli Hatice Kılavuz, 27 Mayıs 1920 tarihinde Pozantı´daki 1000 kişilik Fransız taburunu Karboğaz´da  pusu kurularak 44 Gülekli Kuva-yı milliyeci tarafından esir edilmesinde çok önemli rol oynamıştır.

     Tarsus´lu Adile Onbaşı, Tarsus´un kurtuluşunda önemli görevler yapmış, 20 Ekim 1921´de Fransızlarla imzalanan Ankara anlaşmasından sonra batıda Afyon cephesinde önemli görevlerde bulunmuştur.

    Karaisalı bölgesindeki muharebelerde İbo Osman ile birlikte mücadele ye katılan eşi Selver ÖZÇETE, muharebe meydanında çalılıklar arasında tek başına doğum yapmıştır.Dünya tarihinde böyle yurtseverlik olayına kimse şahit olmamıştır.

/resimler/2016-11/26/1307488588150.jpg Bu konuyu, Atamızın  21 Mart 1923 tarihinde Konya Hilal-i AHMER kadın şubesinde yaptığı konuşmasında Türk kadınının kahramanlık ve Vatanseverliğini ifade eden bir vecizesi ile bitirmek istiyorum:´´ Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üzerinde kadın mesaisi zikretmek imkanı yoktur. Ve Dünyada hiçbir milletin kadını ‘´ Ben Anadolu kadınından daha fazla  çalıştım, miletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez.´´

TÜRK KADIN HAKLARININ TARİHİ GELİŞİMİ KRONOLOJİSİ  

   Siyasi haklar  ve onların uygulama şekli, tarihin akışı içinde çeşitli, evreler göstermiştir. Çünkü siyasi hak kavramı, devlet şekli ile sıkı sıkıya ilgilidir. Kadının siyasi hak konusunu bütün evreleriyle saptayabilmek için, en eski devirlerden itibaren, Türk kavimlerini ve Türk yurdundaki durumu incelemek gerekir.

   Bunlardan yurdumuzda en eski örnek olarak Eti ( Hitit ) hükümdarı Hattuşil ile Mısır kralı 2. Ranses arasında M.Ö. XIII. yüzyılda imzalanan antlaşmada Hattuşil´in mührünün yanında kraliçe Pudu-Hepa´nın da mührünün bulunduğudur.

   Türk kavimlerinin bilinen en eski tarihlerinde ise, Hakan´ın yanında hatun ‘un da yer aldığı kaydedilmiştir. Çeşitli devirlerdeki, çeşitli coğrafi bölgelerde kurulmuş olan Türk devletlerinde kadına tanınmış siyasi hakkı sadece bir temsil durumu ile anlamak mümkündür.

    Selçuklu´larda da sık sık kadın isimlerine rastlanmaktadır. Siyasi hakların  uygulamasında herhangi bir bilgi olmamakla beraber, Selçuklu hanedanına mensup kadınların sosyal konularda rolü olduğu ve onların da namlarına anıt ve türbeler yaptırdıkları bilinmektedir.

       Osmanlı İmparator´luğunda Tazminat devri ( XIX Asır), düşünsel siyasal ve toplumsal ıslahat hareketlerinin başladığı zamandır.

    1868´den 1897´ye kadar çıkan Terakki adı altındaki gazetelerde kadınların hem yazıları, hem de kadın hayatına ait yazılar bulunmaktadır.

    Bu dönemde çıkan gazete ve dergiler sırasıyla şunlardır.
    Terakki (1868) , Terakki - Kadınlara (1869), Terakki - Mizah (1870), Terakki - Eğlence ( 1870), Terakki (1874 ) Terakki - Maarif ( 1881),  Terakki ( 1897 )

     1876 Anayasasını tadil eden 1909 ve 1912 yıllarındaki değişiklikler ile devlet bünyesinde demokratik esaslara bir adım daha yaklaşılmış isede, kadının siyasi hakkı konusu hiçbir şekilde ele alınmamıştır.

    Bu arada 1867 den itibaren kadınların kurduğu dernekler faaliyete geçmiştir.
Savaş yaralılarına yardım derneği  ( Cemiyeti - İmdadiye), 1912 de kurulan Teal-i Misvan Cemiyeti Türk kadınlarının toplum yaşamına alıştıran ilk resmi kuruluştur. Bu sırada Hilal-i Ahmer´e ( Kızılay´a) bağlı kadınları çalıştırma Cemiyeti de, Türk kadınlarını dış hayatta çalıştırmaya isteklendirmektedir.

    Osmanlı imparatorluğu´nda padişah 2.Mahmut dönemine kadar kadınlar nüfus sayımına katılmamışlardır.

     1876´da Birinci  Meşrutiyet Kanunu Esasisi´nde 65. maddede 50.000 erkek nufusa bir milletvekili seçilmesi ön görülmüştür.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1927 yılında Kadınlar ilk defa Nüfus sayımına katılmışlardır.

       ATATÜRK´ÜN CUMHURİYET ÖNCESİ TÜRK KADIN HAKLARI HAKKINDA DÜŞÜNCESİ

Atatürk Meşrutiyet döneminin bütün düşünce akımlarını ilgiyle izlemişti. Ülkesinin sorunlarını yakından incelemiş, bunlar üzerinde çok düşünmüştü. Türk kadınını ‘´ ikinci sınıf´´ insan durumundan kurtarmanın zorunlu olduğu sonucuna ulaşmıştı.


   Yüzyıllardır, yarım tedbirlerle ne hukuk ne de eğitim çağdaşlaşabilir, ne Türk kadını ne de ülke kurtarabilirdi.

   Tek bir çıkış yolu vardı. Devlet yapısını, Eğitimi, Hukuku, Kadının statüsünü laikleştirmek, kimsenin dini inancına ve vicdan hürriyetine karışmadan din ile devleti, din ile hukuku ayırmak; aklın ve çağın gerektirdiği yola girmek.

   Atatürkün kadın hakları konusunda getirdiği büyük ve köklü değişiklikler, ancak akılcılığın ve laikliğin benimsenmesiyle başarılabildi.

    Atatürk´ün daha 1916´da, Doğu Cephesinde komutan olduğu sırada, karargahındaki arkadaşıyla sohbet ederken, kadınlara sosyal haklar tanınması; annelerin iyi yetiştirilmesinin topluma sağlayacağı yararlar; çalışma hayatında kadınlara da yer verilmesi gibi konuları ele aldığını, yayınlanan “Hatıra Defteri”nden anlıyoruz.
  1918´ de tedavi amacıyla bulunduğu Karlsbad´da (Viyana) tuttuğu notlarda gösteriyor ki, bir gün gerekli  yetki ve kudrete sahip olursa, sosyal hayatta istenen inkılabı ‘´ bir anda gerçekleştirmeyi´´ daha o tarihte düşünmüştür.

ATATÜRK VE KADIN HAKLARI

 /resimler/2016-11/26/1309194527381.jpgAtatürk, Türk Milletini .çağdaş bir toplum haline getirmek amacıyla bir çok alanda inkılaplar gerçekleştirdi. Bu inkılapların dayandığı temel düşünce toplumu her şeyden önce Türk ve batılı yapmaktı. ‘´ Millet´´ kavramını oluşturmaya özen gösteren Atatürk, inkılaplarında milliyetçiliği ve millet egemenliğini, batıcılığı ve laikliği benimsemiş, Türk toplumunu bu amaçlar doğrultusunda değiştirmeye çalışmıştır.

   Türk toplumundaki büyük değişimi, kendisine büyük bir bağlılık besleyen halkı peşinden sürükleyerek gerçekleştiren Atatürk, kadın hakları meselesinde de toplumu etkilemiştir. Kadınlarla ilgili inkılaplar sırasında izlediği politika ve öne sürdüğü fikirlerle toplumu yönlendirerek kadın haklarının tanınmasını gerçekçi temellere dayandıran Atatürk,    ‘´Milletimizin hedefi tam manası ile medeni bir heyeti içtimaiye olmaktır´´ sözleriyle hedefini göstermiş, İslamiyet öncesi Türk kadınının sahip olduğu mevki üzerinde durarak, yeniden saygılı bir mevkiin kadına tanınması gerektiğini belirmiştir; ‘´ Kadınlarımızın her millette olduğu gibi, bizim milletimiz içinde ne kadar yüksek bir önemi olduğunu söylemeye gerek yoktur. Bizim milletimizde kadın eskiden bu önemi en yüksek dercede kazanmıştır. Büyük atalarımız ve onların anaları, tarihin, olayların tanıklığıyla anlaşılmıştır ki, gerçekten yüksek faziletler göstermişlerdir.´´

Atatürk, Kadın Devriminin süratle tamamlanması için, kadının Eğitilmesine büyük önem vermiştir. Kadın Haklarının tanıtılması amacı ile Prof. Dr. Afet İnan´a Okullarda okutulmak üzere yurt bilgisi kitabını yazdırmış ve dağıtmıştır. Kadın Hakları konusunda halkı biliçlendirmek üzere Prof.Dr. Afet İnan´a kadınların Belediye ve Milletvekili seçimlerine katılmalarına yönelik Konferanslar tertip etmiştir.

   Kadınların eğitilmesi, kılık ve kıyafetleri, toplumdaki yeri konusunda önemli açıklamalar yapan Atatürk, ‘´ Kadınlarımız da bizim gibi müdrik ve mütefekkir insanlardır. Onlara mukadderatı ahlakiyeyi telkin etmek, milli ahlakımızı anlatmak ve onların dimağını nur ile, nezahetle   techiz etmek esası üzerinde bulunduktan sonra fazla hodbinliğe lüzum kalmaz. Onlar yüzlerini cihana göstersinler. Ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur´´ diyordu.

     Kadınlık ve annelik görevinin yanı sıra, kadının her alanda erkekler kadar başarılı olacağını savunan Atatürk, ‘´ Daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Türk kadınlarını işimize, çalışmamıza ortak ederek hayatımızı onunla birlikte yürümek, Türk kadınını ilmi,ahlaki, sosyal, ekonomik hayatta şeriki muavin ve muzahiri yapmak yoludur´´ demektedir.

Erkek ve kadın eşitliğinin hukuk alanında sağlanması, kız ve erkek çocuklarının eğitilmesi, seçme seçilme haklarının tanınması gibi ınkılapların başlangıcını oluşturan Medeni Kanunun kabul edilmesini sağlayan Atatürk ailenin toplum hayatındaki önemini “Uygarlığın temeli, ilerlemenin dayanağı, gücün kaynağı ile yaşamındadır. Eksik bir aile yaşamı, mutlaka belli bir toplumsal, Ekonomik ve politik zayıflama doğurur” sözleri ile anlatmaktadır.

1923 yılının Nisan ayında Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkının verilmesi hakkında TBMM´sinde yapılan toplantıda kadınlara bu hak verilmediği gibi aynı yıl yapılan Nüfus sayımanda da kadınların Nüfus sayımına katılması dahi kabul edilmemiştir.

10 Mart 1924 günü Anayasa görüşmeleri devam ediyordu seçme ve seçilme haklarını düzenleyen 10. Ve 11. Maddelere sıra gelmişti

 

11. madde seçilmekle ilgiliydi. Bu maddede 30 yaşını bitiren her Türk´ün Milletvekili seçilmek hakkı olduğunu belirtiyordu.

 

Komisyon  sözcüsü seçim kanununda kadınlara yer verilmediğini açıkladı.

Başkan bu öneriyi oylamaya sundu ve sonucu bildirdi: (Kabulolunmamıştır.) Ancak 1927 yılında kadınlar Nüfus sayımına katılabilmiştir.

17 Şubat 1926 ‘da kabul edilen Medeni Kanunla eski hukuk tamamı ile tasfiye edilerek topluma yeni bir hayat ve Hukuk anlayışı getirilmiştir. Çok eşlilik yasaklanmış, ailede karı koca eşitsizliği kısmen giderilmiştir. Kocanın keyfi olarak dilediği zaman evlilik birliğini bitirebilmesi engellenmiştir. Evlenme doğrudan doğruya devleti ilgilendiren sosyal bir kurum olarak ele alınmıştır, Bu Kanunla  Ülkeye yeni ve modern hayat şartlarına uyğun aile tipi getirilmiş İslam Hukukuna dayanan aile, evlenme, boşanma ve karı koca eşitsizliği kaldırılmıştır.

     Medeni Kanunun kabulünden sonra, kadın erkek eşitliğini her alanda düşündüğünü söyleyen Atatürk, kadınların siyasi istekleriyle ilgilenmiş ve bu konudaki çalışmaları başlatmıştır. ‘´Türk kadınları memleketin mukadderatını millet namına idare eden siyasi zümreye dahil olmak arzusunu izhar ile memleketin, milletin vatandaşlarına yüklediği görevlerin hiçbirinden uzak bırakılacağını düşünmezler. Çünkü görev karşılığı olmayan hak mevcut değildir.´´

    Türk kadınına 1930 Belediye seçimlerine katılma, 16 Ekim 1933 Muhtar ve İhtiyar Meclisine seçilme, 5 Aralık 1934 Milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle siyasi alandaki kadın hakları tamamlanmıştır. Atatürk kadınların siyasi haklarıyla ilgili olarak "Türk kadınlarına toplumsal ve siyasal hayatta bütün milletlerin üstünde yer verilmiştir.Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk Kadınını artık tarihlerde aramak gereklidir. Evde ve iş hayatında başarılı olan, siyasi hayatta Belediye seçimlerinde tecrübe kazanan Türk kadını bu kez de milletvekili seçmek ve seçilmek haklarının en büyüğünü elde etmiştir. Medeni memleketlerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak bugün Türk kadınının elindedir ve onu yetkiyle başarılı bir şekilde kullanacaktır. Siyasal ve toplumsal hakların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın saadeti ve prestiji açısından gerekli olduğuna eminim" diyerek kadınların siyasi alanda gösterecekleri kabiliyete verdiği önemi belirtmektedir.
     Türk kadınlarının bilim, ahlak, sosyal konular, siyaset ve ekonomide erkeğin yanında eşit şartlarla yer almasını sağlayan Atatürk, "Milli Türk Kadını" kimliğini oluşturma çabalarına ağırlık vermiştir. ‘´ Kadın varlığı milletin binbir noktadan temelidir. ´´Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya azmetmiştir. Bugünün levazımından biri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir.´´

    Türk kadınının yeteneklerinin açığa çıkarılmasının hedeflendiği inkılaplar yapılırken şu hedefler belirlenmiştir:

 /resimler/2016-11/26/1310409997813.jpg  "Çağdaşlaşırken kadına kendi  değer yargılarını kaybettirmemek; Milli bir kimliğe sahip kılmak, kadını eğitmek ve bilinçli olarak toplum hayatına katmak; ve saygın bir konum kazandırmak; kadını iyi eş, iyi anne, iyi  vatandaş olmaya özendirmek; vatanın geleceğinde önemli bir güç haline getirmek; kadın erkek eşitsizliğini gidermek´´.

8 Şubat 1935´te yapılan iki dereceli seçimle 5. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinde 18 bayan Milletvekili yer aldı. Bunlar Türk kadınlarının ilk temsilcileri idi.

 KADIN HAKLARINDA BATIDAN İLERDEYİZ

       Her ne kadar çağdaşlaşmada Batı ölçüleri esas alınsa da, Türkiye Cumhuriyeti kadın haklarını vermede Batı´dan çok ileridedir. Atatürk kadın haklarının tesis edilmesi için bütün gücünü kullanmış ve Batılıların hayallerine bile gelmeyen haklar Türk kadınına verilmiştir.

      Batılıların kadın hakları konusunda Çağdaş Türkiye Cumhuriyetinden geride olduğu açıktır. Mesela İtalya´da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmiş, Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmişlerdir. Medeni kanunları aldığımız İsviçre´de ise, kadınlar haklarına ancak 1971 yılında sahip olabilmişlerdi. Çağdaşlaşmada alabildiğine hızlı davranan Türkiye Cumhuriyeti´nde ise Türk kadını Atatürk sayesinde 1935 yılında seçme ve seçilme hakkı kazanmıştır.

ATATÜRK´ÜN TÜRK TARİHİNDE ASIRLARDIR GERÇEKLEŞTİRİLEMEYEN TÜRK KADIN HAKLARININ ÇÖZÜMÜNDE GİZLİ SIR NE İDİ ACABA?

SAYGIDEGER VATANDAŞLARIM VE SEVGİLİ HEMŞERİLERİM!

Atatürk Devrimi Şöyle tarif ediyor:

1-    “İnkılap Mevcut Müeseseleri (Kurumları) zorla değiştirmek demektir.

2-    Türk Milletini son asırlarca geri bırakmış olan müeseseleri yıkarak yerlerine, Milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müeseseleri koymuş olmaktır”

Atatürk´ün Türk tarihinde asırlardan beri gerçekleştiremeyen kadın devrimini Cumhuriyetin İlanı ile birlikte  kısa zamanda gerçekleştirmesinin sırrı kendisinin sahip olduğu üstün liderlik ve Devrimcilik vasıflarından kaynaklanmaktadır.

Atatürk´ün özel yetenek ve vasıfları şunlardır:

1-    20. Yüzyılın en büyük Komutanı,

2-    20. Yüzyılın en büyük Devlet adamı,

3-    Üstün liderlik vasfı,

4-    Üstün Devrimcilik niteliğidir.

Atatürk´ün bu özel yetenek ve vasıflarının yanında kişisel gayreti ile okuyup araştırdığı 4289 kitaptan elde ettiği kültürün de zaferlerinin  ve Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde önemli rol oynamıştır.

Lider olarak Atatürk Ülke proplemlerini çözerken aşağıdaki 3 önemli prensibi kullanmıştır.

1-    ÖNSEZİ,

2-    MANTIK,

3-    MEŞRULUKTUR.

Atatürk´ü Atatürk yapan bu 3 önemli prensiplerdir.

Atatürk Ülke ve Millet adına mevcut problemleri çözerken bu 3 prensibi hep birlikte kullanmıştır. Bu nedenle hiç yanılmamıştır. Ülkemize ve Milletimize büyük Zaferler ve Devrimler kazandırmıştır.

Türk Kadın Hakları konusundaki Sunumumu Atatürk´ün Çağdaş Türk Kadınını en güzel ifade eden Beste ve Güftesi  Mediha Şen Sancakoğlu´na ait Türk Kadını Marşı ile son vermek istiyorum.

/resimler/2016-11/26/1313182969619.jpg

                       TÜRK KADINI MARŞI

Atatürk´ün sayesinde                  İster yetmiş olsun yaşım
özgürlüğün adımıyım                                 ilerici ve çağdaşım
Türk anası payesinde                                yoksa haram olur aşım
aydın bir Türk kadınıyım                            aydın bir Türk kadınıyım

mukaddestir mücadelem                           Allah´ımın izni ile
yurt ağlarken nasıl gülem                          hayatımı versem bile
son bulsun ıstırap, elem                            cahil diye düşmem dile 
aydın bir Türk kadınıyım                            aydın bir Türk kadınıyım

Şükür ben de müslüman´ım                       Meş´aleyiz sönmeyiz
tanrıya tamdır imanım                                başka rejim denemeyiz
Türkiye´me kurban canım                           hilafete dönemeyiz
aydın bir Türk kadınıyım                             aydın bir Türk kadınıyım.

                                                                Mediha Şen SANCAKOĞLU

 

KAYNAKÇA

 

1-      ATATÜRK HAKKINDA HATIRALAR VE BELGELER  - PROF.DR . AFET İNAN

 

2-      TEK ADAM CİLT 3 - ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR

 

3-      CUMHURİYET CİLT 1 VE 2 - TURGUT ÖZAKMAN

 

4-      DİRİLİŞ - TURGUT ÖZAKMAN

 

5-      ŞU ÇILGIN TÜRKLER - TURGUT ÖZAKMAN

 

6-      CEMİYETLERDE VE SİYASİ TEŞKİLATLARDA TÜRK KADINI - DR. LEYLA KAPLAN

 

7-      ÇAĞDAŞ TÜRK KADINI - KAHRAMAN YUSUFOĞLU

 

8-      KURTULUŞ SAVAŞI KADINLARI - ZEKİ SARIHAN

 

9-      ATATÜRKÜN DİN ANLAYIŞI-  HARİKA YAMAK

 

10-   ATATÜRK FOTOĞRAFLARI ALBÜMÜ HANRİ BENAZUS

 

11-   ATATÜRK´ÜN KEHANETLERİ ALİ BEKTAN

 

12-   ATATÜRK VE SİYASET AHMET YAŞAR ZENGİN

 

 

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.” (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
İSMET PAŞA´DAN ADANA MUCİZESİ
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
Çocuk Öyküsü*** TAVŞAN YUVASINDA YANGIN ***
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA HER ŞEYİN EN İYİSİNİ HAK EDİYOR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
SİYASET VE GENEL DURUM
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP Bir Siyasi Partidir…(2)
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
ÖRNEK BİR EĞİTİM SİSTEMİ: KÖY ENSTİTÜLERİ…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ VE TÜRKİYE
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR…
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DOĞA VE İNSANIN ÖLÜMÜ
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
Atatürk Dış Politika ve Liderlik
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
YENİ ve BULUNMAZ (!) KOMŞULARIMIZ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
NATO ZİRVESİNİN ARDINDAN
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
CENNET KADIN
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
SURİYE, HATAY VE KIBRIS
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SİZ HİÇ MAVİ BULVAR´DAN GEÇTİNİZ Mİ?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
15 °C
Pazar
15 °C
Pazartesi
15 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg