ATATÜRK´ÜN İZİNDE (4)
Tarih: 9.11.2016 09:39:14 / 445okunma / yorum
Ahmet ERDOĞDU

ANITKABİR TÜRK ULUSUNUN BİR ANITIDIR… (1)

/resimler/2016-11/8/0952134365998.jpgAtatürk´ün 10 Kasım 1938 tarihinde vefatı üzerine bütün ülke yasa boğulmuştu. Bu arada İstanbul Hukuk Fakültesinde görevli Alman Profesör Schwartz, rektörün yanına gelerek “Efendim kararsızım acaba ne yapayım, Çocukları derse alayım mı?” diye sorar.

Rektör, “sizde, Almanya´da böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa onu yapın.”  Alman profesör, kollarını iki yana sarkıtarak üzgün bir şekilde cevap verir. “Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki”

Değerli okurlar, kendi çağının büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk, öldükten sonra Türk ulusu da ona layık olan ANITKABİR´i inşa ederek Atasına olan sevgi ve saygısını gösterdi. 

Yazarımız Ahmet ERDOĞDU, 2012-2015 yılları arasında ANITKABİR komutanlığı yapmış olan Emekli Albay Sayın Muzaffer Taytak´la  ANITKABİR´i ve ANITKABİR´İN bilinmeyenlerini ve merak edilenleri sordu. Yazarımızın röportajının 1. Bölümünü 5. Sayfada okuyabilirsiniz.

 /resimler/2016-11/8/0941022477892.jpg

 ATATÜRK´ÜN İZİNDE (4)

ANITKABİR TÜRK ULUSUNUN BİR ANITIDIR… (1)

Değerli okurlar, Atatürk´ün naaşı 10 Kasım 1938 tarihinde ölümünden sonra, geçici olarak Etnoğrafya Müzesine konuldu. ANITKABİR İnşaatının bitirilmesinden sonra 10 Kasım 1953 günü, ebedi istiratgâhı olan ANITKABİR´e nakledildi. 

Bizde bu hafta sizlerle geçmişte ANITKABİR Komutanlığını yapan Emekli Albay Sayın Muzaffer TAYTAK´la bu konuyu görüştük.

ANITKABİR´in yerinin karar verilmesinden başlayarak bilinmeyenleri sizlerle paylaşıyoruz.

  1. A.    ERDOĞDU- Sayın TAYTAK siz 2012-2015 yılları arasında ANITKABİR Komutanlığı yaptınız. Okurlarımıza kendinizi biraz tanıtır mısınız?

/resimler/2016-11/8/0942529980092.jpgM. TAYTAK- Efendim ben İlk ve ortaokulu Bolvadin de okuduktan sonra 1976 yılında Kuleli Askeri Lisesine,1980 yılında Kara Harp Okuluna girdim.1984 yılında Piyade Teğmen olarak mezun oldum. 1985- 1995 yılları arasında Trakya, doğu ve güneydoğu da görev yaptım. İç güvenlik görevim esnasında bölük komutanı iken Diyarbakır Lice de yaralandım.  İki kez KKTC de ve 2006 yılında altı ay süreyle de Gürcistan da görev yaptım. Sonraki yıllarda yaptığım görevlerden başlıcaları; 2002-2004 yıllarında Suriye sınırında Akçakale Hudut Tabur Komutanlığı, 2004-2010 yıllarında Kara Kuvvetleri Disiplin ve Moral Şube Müdürlüğü, 2010 -2012 yıllarında KKTC de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği, 2012-2015 yıllarına ANITKABİR Komutanlığı görevlerini yürüttüm. 2015 yılı 30 Ağustosunda resen emekli oldum. Ruhiye TAYTAK ile evli ve Gülberk ve Mert Alp isimli iki çocuk babasıyım.

Emekli olduktan sonra 2015-2016 eğitim öğretim döneminde Kara Harp Okulunda Askeri Harekâtın yönetimi dersinde öğretim görevlisi olarak derslere girdim. Halen hatıralarımdan oluşan bir kitap yazmakla meşgulüm. Ama iç güvenlikten Hudut Tabur Komutanlığına kadar yaptığım çeşitli görevler içerisinde elbette ki en önemli olanı ANITKABİR Komutanlığı´dır. Bu özel görev benim ileride çocuklarıma ve torunlarıma bırakacağım en değerli ve anlamlı mirastır. Çünkü biliyoruz ki “ANITKABİR´de görev yapmak herkese nasip olmaz.

A. ERDOĞDU- Sayın TAYTAK, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Böyle bir girişten sonra ATATÜRK´ün vefatı sürecini kısaca özetleyebilir misiniz?

/resimler/2016-11/8/0951339990272.jpgM. TAYTAK:-Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 19 Mayıs 1938 sabahı Çankaya köşkünde yorgun fakat başarmış olmanın verdiği huzurla uyandı. Kendisini hafif halsiz hissediyordu. Fakat diğer günler gibi o gün de halkının karşısına dimdik çıkmalıydı. Çünkü o gün büyük sorumluluk yüklediği ve Türkiye Cumhuriyetini emanet ettiği Türk gençliğinin en önemli günlerinden olan Gençlik ve Spor Bayramı´nı Ankara Hipodromunda seyredecek ve ardından Mersin´e hareket edecekti. Nitekim büyük bir coşkuyla kutlanan bayramı izledikten sonra yurt gezilerinde kullandığı beyaz trene binerek saat 17.00 de Mersin´e hareket etti. ATATÜRK bütün hayatını milletine ve memleket meselelerine adamış bir lider olduğundan o hasta haliyle yaptığı bu seyahatin maksadı Hatay meselesiydi.20-24 Mayıs tarihleri arasında Mersin ve Adana´da birlikleri denetledi 24 Mayıs 1938 de Adana da ATATÜRK parkının bulunduğu alanda resmi geçit törenini kabul etti.25 Mayıs ta trenle Ankara´ya döndü. Ankara´dan da 26 Mayıs 1938 tarihinde İstanbul´a hareket etti. Yani ATA´mız Ankara´yı dünya gözüyle son kez 26 Mayıs 1938 tarihinde görmüştür. İlginç olan şu ki aziz naaşı da 5,5 ay sonra aynı vagonla Ankara´ya getirilecektir. O beyaz vagon halen Ankara Garında orijinal haliyle muhafaza edilmektedir.

ATATÜRK İstanbul´a ulaştıktan kısa bir süre sonra rahatsızlığı giderek arttı. Bir yandan memleket meseleleri ve özellikle HATAY meselesi üzerine kafa yorarken öte yandan sağlık sorunlarıyla uğraşıyordu. Düşünün o haliyle yani vefatından sadece 15 gün kadar önce “Zaferleri ve Mazisi İnsanlık Tarihi ile Başlayan, Her Zaman Zaferle Beraber Medeniyet Nurları Taşıyan Kahraman Türk Ordusu´´ diye başlayan muhteşem söylevini kaleme almıştır.

Bu söylev Cumhuriyetin 15nci yıldönümünde, 29 Ekim 1938´de ATATÜRK´ün dava arkadaşı ve Başbakan Celal BAYAR tarafından Ankara Hipodromundaki törende okunmuştur.

ATATÜRK 10 Kasım 1938 sabahı saat 09.05´te Dolmabahçe Sarayında mütevazı bir odada hayata gözlerini yummuştur.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK´ün vefatı doktorları tarafından şu rapor ile tespit edilmiş ve hükümet tarafından kamuoyuna duyurulmuştu:

“8 Kasım 1938 Salı günü bir kere daha beliren ve bütün bakım ve tedaviye rağmen ilerlemesine mani olunamayan ve büyük bir süratle gelişen ikinci bir büyük koma içinde 10 Kasım 1938 perşembe sabahı, saat dokuzu beş geçe, çok muazzez ve büyük hasta terk-i hayat etmiştir. 10 İkinci teşrin (Kasım) 1938.”

/resimler/2016-11/8/1001005470181.jpgVefatının hemen ertesinde,11 Kasım 1938´de TBMM toplanmış ve ikinci cumhurbaşkanı olarak ATATÜRK´ün en yakın silah arkadaşı ve Malatya milletvekili İsmet İNÖNÜ´yü oybirliği ile cumhurbaşkanlığına seçmiştir. Orgeneral Fahrettin ALTAY başkanlığında oluşturulan heyet, cenazenin defin işlemleriyle ilgili hazırlıklara başlamış ve tören programı hazırlanmıştır.

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK´ün ebediyete intikali, Türk halkını adeta babasını kaybetmişcesine yasa boğmuştu. Yitirdiği büyük önderinin ölümsüz kişiliğine yakışır bir anıtmezar yapılması Türk ulusunun ortak bir dileğiydi. Aziz naaşın uzun süre bekleyebileceği düşünülerek ciddi bir tahnit (bozulmaması için cenazeyi ilaçlama) işlemi yapılmıştır. Bu konu halk arasında yanlış bilinmektedir. Halkımız genelde mumyalama işlemi yapıldığını sanır. Ancak Müslüman ve Türk geleneğinde mumyalama hiçbir zaman yapılmamıştır. Tahnit işlemi ise Kanuni Sultan Süleyman´a bile yapılmıştır. İki işlem birbirinden tamamen farklıdır. Benim emir komuta ettiğim dönemde yayınladığımız “Sonsuzluğa Yolculuk” kitabında yapılan tahnit işlemi anlatılmıştır. ATATÜRK´ün naaşı, tahnit işlemine başlamadan önce o zamanın İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden olan Ord. Prof. Dr. M. Şerefettin YALTKAYA´nın nezareti altında İslami usüllere uygun olarak “yıkanmış”tır. Tahnit işlemi 11 Kasım 1938 tarihinde Gülhane Patolojik Anatomi öğretim üyesi Prof. Dr. Albay Lütfi AKSU önderliğinde titizlikle yapılmıştır. ATATÜRK´ün naaşı kefenlenerek tahnit işlemi sonrasında kurşun galvanizli tabuta konulmuş, boşluklar çam ağacının talaşı ile doldurulmuş ve havası alınan galvanizli tabut lehimlenerek gül ağacından yapılan ikinci bir tabuta yerleştirilmiştir. Böylece, yapılan bu işlem ile ATATÜRK´ün naaşı ebedi istiratgâhına nakline kadar korunmuş oldu. Bu tabutlar halen ANITKABİR´de orijinal haliyle muhafaza edilmektedir.

Hükümet adına yapılan açıklama ile ATATÜRK´ün aziz naaşının “Ebedi istirahatgâhı ANITKABİR´in inşaasına kadar, muvakkat (geçici) kabri Etnografya Müzesi´nde, fakat aslında Türk milletinin vefakâr kalbinde muhafaza edileceği” bildirildi. Ayrıca 13 Kasım 1938´de Milli Savunma Bakanı Kazım ÖZALP´in yayımladığı bir genelge ile “…19 Kasım 1938 günü saat 08.30´da cenazenin Ankara´ya nakil işlerine başlanacağı ve aziz naaşın İstanbul´dan Ankara´ya yolculuğunda cenaze alayına tören komutanı olarak 1inci Ordu Müfettişi Orgeneral Fahrettin ALTAY´ın komuta edeceği" bildirilmiştir.

A. ERDOĞDU-Sayın TAYTAK, ATATÜRK´ün cenaze namazı hakkında da bilgi verirmisiniz?

/resimler/2016-11/8/1005531569495.jpgM. TAYTAK- ATATÜRK´ün aziz naaşı Türk bayrağına sarılmış vaziyette Dolmabahçe Sarayı içerisinde hazırlanan katafalka konulmuş ve 16 Kasım da yerli ve yabancı devlet erkânının saygı geçişine açılmıştır.17 ve 18 Kasım da da halkın ziyaretine açılması planlanmıştır. Ancak halkın ATA´sına duyduğu derin sevgi ve kaybından duyduğu üzüntü sonucu büyük bir izdiham yaşanmış ve bu ziyaret sürecinde halktan 11 kişi ezilerek hayatını kaybetmiştir.

Dolmabahçe Sarayında aziz naaşın halkın ziyaretine açılması sonrasında yaşanan bu izdiham nedeniyle cenazenin bir camiye götürülerek cenaze namazının kılınmasının dinen şart olup olmadığı, devrin büyük din alimlerinden, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Ord. Prof. Dr. M.Şerefettin YALTKAYA´ya sorulmuş ve YALTKAYA, ‘böyle şer´i bir kural olmadığını, fakat bir de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rıfat BÖREKÇİ´ye sorulmasını´´ istemişti. Milli Mücadele´nin ilk günlerinden beri ATATÜRK´ün yanında yer almış, Cumhuriyet´in ilk Diyanet İşleri Başkanı olan Mehmet Rıfat BÖREKÇİ, YALTKAYA´nın kanaatini paylaşarak şöyle demiştir:

“O´nun cenaze namazı, tertemiz hale getirdiği bütün vatan sathında bu farizanın yerine getirilebileceği her yerde kılınabilir”.

Diyanet İşleri Başkanının bu görüşü doğrultusunda ATATÜRK´ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 Cumartesi günü saat 8´i 10 geçe Dolmabahçe Sarayı Muayede (Bayramlaşma) Salonunda Ord. Prof. Dr. Şerefettin YALTKAYA tarafından kıldırılmıştır.

A. ERDOĞDU- Daha sonra neler olmuştur?

M. TAYTAK- Cenaze namazından sonra aziz naaş top arabasına konmuş ve ATATÜRK´ün “Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir´´ dediği kahraman Türk askeri tarafından büyük bir saygı içerisinde belirlenen güzergâhtan götürülerek, vatanı kurtarmak amacıyla çıktığı yolda Bandırma vapuruna bindiği Sarayburnu´nda bekleyen Zafer torpidosuna nakledilmiş, akabinde de açıkta demirlemiş bulunan Yavuz zırhlısına alınmıştır. ATATÜRK´e duyulan saygı ve hayranlığın tezahürü olarak 10 yabancı ülkenin askeri birliği de cenaze kortejinde yerlerini almış, birçok yabancı ülkede bayraklar yarıya indirilmiş ve meclislerinde saygı duruşunda bulunulmuştur.

Yavuz zırhlısıyla İzmit limanına getirilen naaş, buradan beyaz trene nakledilmiş ve 19 Kasım akşamı saat 20.30´da İzmit´ten hareket eden tren
20 Kasım 1938 sabahı saat 10.00´da Ankara Garı´na ulaşmıştır. Cenaze Ankara Garı´nda Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ tarafından karşılanmıştır. Aziz naaş Türk askerinin omuzlarında top arabasına konmuş İkinci TBMM binası önünde hazırlanan katafalka kadar taşınmış ve Devlet erkânı ve Ankara halkı 20-21 Kasım tarihlerinde katafalkın önünden saygı geçişi yapmıştır.

21 Kasım 1938 tarihinde aziz naaş bir kez daha omuzlara alınarak top arabasına konmuş, Etnografya Müzesine taşınmış ve burada hazırlanan mermer lahitin üzerine konmuş başına da saygı nöbetçileri görevlendirilmiştir.

Hemen akabinde Anıt mezarın nereye yapılacağı konusu kamuoyunda tartışılmaya başlanmışsa da yaklaşan ikinci Dünya Savaşı nedeniyle devlet erkânının dikkati dış politikaya yöneldiğinden cenaze bu şekilde yaklaşık beş ay mermer platformun üzerinde kalmıştır. Anıt mezarın yapımının çok zaman alacağı değerlendirildiğinde de Etnoğrafya Müzesi´nin içinde zemin kazılarak bayrağa sarılı tabut 31 Mart 1938 Cuma günü olduğu gibi indirilmiş ve üzeri kapatılmıştır. ATATÜRK´ün aziz naaşı bu şekilde tam 15 yıl geçici mezarda kalacaktır.

A. ERDOĞDU- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK´ün ebedi istirahatgahı için yer seçimi konusunda bir vasiyeti var mıdır?

M. TAYTAK- Hayır efendim. Bu konuda bilinen bir vasiyeti yoktur. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, gömüleceği yer konusunda bir vasiyette bulunmamıştır. Ancak 1923 yılında bir sohbet sırasında “Elbet bir gün öleceğim, beni Çankaya´ya gömer hatıramı yaşatırsınız” demiş, ardından da bu konuda ısrarlı olmadığını belirtmek için ertesi gün manevi kızı Afet İNAN´a “Beni milletim nereye isterse oraya gömersiniz. Fakat benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya olacaktır.” şeklinde konuşmuştur.

A. ERDOĞDU- ANITKABİR´in Rasattepe´de yapılmasını kim önermiştir? Rasattepe hangi kriterlere göre seçilmiştir?

/resimler/2016-11/8/0958598748963.jpgM. TAYTAK- Anıt mezarın nereye yapılacağı hususu kamuoyunda çok yoğun bir şekilde tartışılmış, siyaset adamları, sanatçılar ve toplumun tüm kesimleri bu konuda fikir beyan etmişlerdir. Çankaya´ya yapılsın diyen de olmuştur, ATATÜRK Orman Çiftliği´ne de Ankara Kalesi´ne de. Fakat yer seçimi konusunda TRABZON milletvekili Mithat AYDIN Anıtkabir yeri olarak Rasattepe´yi önerdi. Komisyon üyelerinden Bitlis Milletvekili Süreyya ÖRGEEVREN “Rasattepe, bugünkü ve gelecekteki Ankara´nın genel görünüşüne göre, bir ucu Dikmen´de diğer ucu ise Etlik´te olan bir hilalin tam ortasında, bir yıldız gibidir. ANITKABİR´in burada yapılması kabul edilirse, Türkiye´nin başkenti olan Ankara şehri, kollarını açmış ATATÜRK´ü kucaklamış olacaktır.” diyerek Trabzon Milletvekili Mithat AYDIN´ı destekledi. Bu açıklamalardan sonra ANITKABİR´in Rasattepe´ye yapılması Komisyonca kabul edildi.

Ben burada ilginç bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. O yıllarda üzerinde Türkiye Cumhuriyeti´nin Meteoroloji Genel Müdürlüğü´ne bağlı birkaç bina ve barakanın bulunduğu Rasattepe aslında bir tümülüs. Hatta inşaata karar verildiğinde tepe üzerinde beş tane kral mezarı bulunmaktadır. Akademisyen Sayın Tunç BORAN “ANITKABİR´in İnşaası” isimli eserinde bu konuyu da uzun uzun anlatır. İnşaata karar verildiğinde bu mezarlardan üç tanesi kısa sürede tahliye edilir. Kalan iki tanesi de 1967 yılında tahliye edilir. Tepenin tümülüs yani insan eliyle yığma bir tepe olması, inşaat esnasında depreme dayanıklılık yönünden de bazı sorunların yaşanmasına sebep olacaktır…

Devam Edecek…

                                 

 

Anahtar Kelimeler:
Yazarın Diğer Yazıları
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (3) (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (2) (25 Ekim 2016 - Salı)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (1) (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (8) (24 Mayıs 2016 - Salı)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (7) (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (6) (07 Mayıs 2016 - Cumartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (5) (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
“MİSAK-I MİLLİ ASGARİ PROGRAMDIR” (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
KIBRIS NEREYE GİDİYOR? (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (3) (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (2) (05 Şubat 2016 - Cuma)
CHP NEREYE GİDİYOR? (1) (05 Şubat 2016 - Cuma)
DR. SEDA BAYINDIR ULUSKAN´LA SÖYLEŞİ (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
TÜRKİYE VE DÜNYADA ENERJİ SORUNU (01 Ocak 2016 - Cuma)
KURTULUŞ SAVAŞININ KAHRAMAN GAZETESİ (25 Aralık 2015 - Cuma)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (28 Kasım 2015 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA 29 EKİM ÖZEL YAZISI (29 Ekim 2015 - Perşembe)
HEPİMİZ OSMANLICA ÖĞRENİYORUZ! (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
ÇANAKKALE CEPHESİ (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
NEDEN 29 EKİM? (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KALAYLA ALAY EDİLEMEZDİ Kİ!
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANSPOR İÇİN GÜZEL NETİCE
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
AT BİNİCİSİNE GÖRE KİŞNER
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
YENİ TÜRKİYE´NİN ÖNSÖZÜ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
POZATTI´DAKİ TOPLANTI YAHUT POZANTI KONGRESİ 5 AĞUSTOS 1920
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
YARATICILIK VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hadi Gözünüz Aydın...
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
NEO –LİBERALİZM SEVGİSİZLİĞİ KÖRÜKLÜYOR MU ?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
SELAHATTİN SARIKAYA´NIN ARDINDAN
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanın Kendini Tanıması için Okumak Şart
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
LOZAN´IN 94. YILDÖNÜMÜNDE DÜŞÜNDÜKLERİM: İHANETLERİN HESABI MUTLAKA SORULACAKTIR.
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
KARADENİZ´DE PKK
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
ERDOĞAN´IN KURDUĞU OYUNU GÖRMEK VE BOZMAK GEREKİYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KÖYDE BİR SABAH
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
YARATICILIK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
26 °C
Pazar
23 °C
Pazartesi
22 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg