ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
Tarih: 22.12.2016 14:31:00/ 1172okunma / 0yorum

El Bab önlerinde 14 şehit ve onlarca yaralı veren bu ülke, Türkiye´miz şu sıralar nasıl yönetiliyor? Bu soruyu en fazla sorması  gerekenler  yönetimi, Yürütme erkini, denetlemekle yükümlü parlamenterlerdir. Meclis´teki muhalif kanadın bunu yapmaya çalışması yetmez. Esasında çoğunluğu elinde tutan iktidar partisinin parlamenterleri, kurulmasına rıza gösterdikleri hükümeti bir an bile gözden uzak tutmamak, her attığı adımı da izlemek zorundadırlar.

Bugün,  Anayasa´ya göre yürütme erkinin en sorumlu yetkilisi olan kişi  çıkıp İl Başkanları toplantısında konuştu. Başbakan olarak Yıldırım, "Terörle mücadelemiz hem kendi topraklarımız içinde hem de sınırlarımızın ötesinde bütün şiddetiyle devam ediyor. Bu nedenle de zaman zaman şehitlerimiz oluyor. Dün maalesef Fırat Kalkanı Harekatı çerçevesinde El Bab´ı kuşatan ve hakim yerlerini ele geçiren silahlı kuvvetlerimizin kahraman askerlerine alçak terör örgütünün pususu ve intihar saldırısı neticesinde 14 yiğit evladımızı şehit verdik, yaralılarımız var,” diyerek ilk cümlemizin yaşanmakta olanlar karşısında ne kadar abes kaçtığının örneğini vermis oldu.

Bu garip yaklaşımı büyük olasılıkla muhalefet milletvekilleri sorgulayacaklardır. Ama şu ana kadar AKP´li parlamenterlerden en küçük bir tepki ya da eleştiri gelmedi. Kurduğu cümlenin gerçeklerle bağdaşmayan çelişkilerini irdeleyen bir söz de işitilmedi. Zira Kuzey Suriye´ye yönelik askeri harekatımız her ne kadar ‘terör örgütü´ olarak nitelenen  IŞİD´e karşı bir öz savunma hamlesi olarak gösteriliyor ise de orada devam eden çarpışmaların asıl hedefi, Batılı emperyal güçler tarafından darmadağın edilen Suriye´nin bir bölgesine sahip çıkmaktır. Özgür Suriye Ordusu adıyla sahneye sürülen bir grup militanın kamuflajında Suriye´nin Esad yönetiminden ayrılması öngörülen coğrafyada var olmaya çalışmaktır. Türkiye değişik gerekçelerle, bir yandan da PKK ile bağlantılı unsurların yayılmacı hamlelerine karşı Güney hududumuzu güvenceye alma kaygısı ile o bölgede bir koridor açmaya zorlanmış görünmektedir.  Dolayısı ile bu tablo Yıldırım´ın ‘terörle mücadele´ retoriğine sığdırılacak boyuların dışına taşmıştır. El Bab operasyonu teröre karşı mücadeleden ziyade etkili  silahlı güçleri  olan bir hasımla açık açık savaşma özelliği taşımaktadır. Derinlemesine yapılacak analizler, bu mücadelenin gerçekten ulusal çıkarlarımız ve güvenliğimiz açısından gerekliliğini tartışmalı hale getirme olasılığını da taşımaktadır.

Bir an iki gün önceye gidelim ve Rusya-İran ve Türkiye arasında varılan bir  anlaşmaya göz atalım. Yayınlanan deklarasyonun ilk maddesi şu:

“1) İran, Rusya ve Türkiye, çok sayıda etnik yapı barındıran, çok dinli, mezhepçi olmayan, demokratik ve laik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti´nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygılarını bir kez daha ifade ederler.

İkinci maddesi daha da çarpıcı ve anlamlı:

2) İran, Rusya ve Türkiye, Suriye ihtilafının askeri çözümünün olmadığına emindir. Birleşmiş Milletler´in, BMGK´nın 2254 No´lu kararı ili uyumlu bir şekilde krizin çözümüne yönelik temel rolünü kabul ederler. Uluslararası toplumun tüm üyelerini, bu belgelerin içerdiği anlaşmaların uygulanmasının önündeki engellerin kaldırılması için iyi niyetle işbirliğine çağırır.

Bu Deklarasyon açıkça Ankara´nın beş yıldır sürdürdüğü ‘Hain, Katil Esed´ stratejisinden çark ettiğine ve hatta Esad Yönetimi ile işbirliğine yönelme sürecine rıza gösterdiğine işaret sayılmalıdır.  O zaman yapılacak şey Türkye´nin Güney sınırlarındaki güvenlik zaafiyetini önlemenin yolu,  Suriye toprakları içerisinde kendi başına hareket etmekten vazgeçmek ve güncel bir gerçeklik olarak ortaya çıkan Deklarasyon çerçevesinde Suriye´de kalıcı barış yollarını zorlamak olarak görülmelidir. Bu takdride IŞİD ile mücadele sadece Türkiye´nin değil, Deklarasyon ortaklarının ve hatta Şam hükümetinin de ilgi ve zorunluluk alanine girecek demektir.

Şimdi yine başa dönelim ve asıl garabeti görmeye çalışalım: Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…

Var mı böyle bir olasılık? Yok olmasına yok da önce kabul etmeliyiz ki  ‘Fiili Durum´ sendromu parlamento işleyişlerini, anayasal sorumluluk taşıyan parlamenterlerin yükümlülüklerini tamamen ortadan  kaldırmıştır. Ama unutmamalıyız ki işletilmeyen ve bu yüzden de artık bir işe yaramıyor yanılsaması ile rejim sapmasına  neden olacak anayasa değişiklikleri macerasına kurban edilmek istenilen  parlamenter sistemin tam da en güçlü olması gereken günlerden geçiyoruz.

Şu olmalıydı: Önce iktidar grubu  “terörizmle mücadele” ambalajına sokulmuş Suriye politikalarının ve orada verilen şehitlerin hesabını sorma kararlılığını göstermeliydi. Parlamenter olmanın gerçek yükünü taşıyanlar varsa onlar yukarıda sözünü ettiğimiz Rusya-İran-Türkiye Deklarasyonunun hangi gerekçelerle imzalandığını başbakana ve de hükümet üyelerine sormalı idi.  Eğer gerçekten beş yıllık stratejiden çark etme söz konusu ise ve gerekçeler kabul edilecek gibi değilse ya da daha önceki politikalarda ölümcül yanlışlar yapılmış ise  iktidar grubu  kendi içinden çıkan yürütme organı için güven oylamasına başvurmalıydı.

Bu sözlerimiz ve uyarılarımz bugün yaşanmakta olan ‘fiili durum´ çerçevesinde abesle iştigal gibi gelebilir. Zira AKP´li parlamenterler Genel Başkanları ile yaptıkları “anayasa değişikliği” toplantısında 2019 yılına kadar sürdürebilmelerine olanak veren düzenlemelerle ilgili sadece kendi koltukları için kaygılarını dile getirmişler. Sızan haberlere göre 18 yaş ve yedek milletvekilliği koşullarını “Her gün ‘başımıza ne gelecek´ kaygısıyla yaşamak zorunda kalırız” diyerek pek cazip bulmamışlar. Parlamento´nun yetkisiz ve adeta göstermelik bir pozisyona indirgenmesine ses çıkarmamışlar. Görülen o ki “fiili durum” parlamenterliğinin bahşettiği kaygısızlıkları sürdürmüşler. Açıkçası Türkiye´nin ve Türk ulusunun geleceği savrulup giderken taşıdıkları sorumluluklarını unutmayı yeğlemişler.  Ama anımsatmaya çalıştığımız tablo, hukukun üstünlüğüne uyumlu olarak işleyen bir devlet düzeninde gözetilmesi gerek anayasal zorunluluktur. Eğer görevler tam yapılmıyor ve yükümlülükler hiçe sayılıyorsa El Bab önlerinde feda edilen şehitlerimizin durumunu için birisi “zaman zaman olan işler” gibi görür, başkası da bu olayı “birkaç şehit” verilen zorunluluk diye dayatmaya kalkar.

 

 











Kaynak: ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler: ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
Bay Büyükelçi istediği kadar YPG armalarını Amerikan askerlerinin bireysel dostluk nişanesi olarak taktığını ileri sürsün. Buna inanmak safdillik olur.
   PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
“Bir hükümetin meşruiyeti sadece menşeinde, yani iktidara gelişinde değil, iktidarda da kendisini bu mevkie getiren Anayasaya riayeti ve Millet efkarı, ordu, kaza ve ilim müesseseleri gibi müesseselerle işbirliği yaparak, Hukuk içinde yaşaması ile ve devamı ile mümkündür.”(*)
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE  SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
Gerçekte AKP yöneticileri bir yandan ‘millet ne derse o olur´ diyerek kontrolsüz, kuralsız bir keyfi rejim modeline kılıf hazırlarlarken, bir yandan da kendi iç yapılarında dahi demokratik işleyişleri durdurma, bunları yok sayma yoluyla bir oldu bitti arayışına giremezler.
 “GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
“GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
Kılıçdaroğlu´nun bir çağrı, niyet ya da temenni niteliği taşımayan, sadece gelecekteki vahim koşulların habercisi sayılabilecek sözleri hakkında soruşturma başlatacağına Başsavcı, yaşanmakta olan Anayasa´yı fiilen “tebdil, tağyir ve ilga” etme eylemi için harekete geçmeliydi.
   LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
Bu ciddi tehdidin ortaya yenilerde çıkışının nedeni çok açık aslında. Türkiye´nin ve Türk ulusunun çağdaşlaşma hamlelerine ödünsüz sahip çıkan bir siyasal yapı ve bunun altyapısını oluşturan halk katmanları ve seçmen kitlesi vardı yakın geçmişe kadar.
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
Yakılmış, yıkılmış kentlerimiz; bombalı tuzaklar yüzünden evinden yurdundan edilmiş yurttaşlarımız; onca şehidimiz, öksüz yetim kalmış yavrularımız, tehlikelerden ve tehditlerden korunamayan ülkemiz, çepeçevre düşmanlıklarla kuşatılmış Türkiye´miz ve içten vurulan sahipsiz ulusumuz… Sonuçta gerçek tablo bu
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Ulusal iradeyi temsil ettiği yanılsamalarıyla beslenen ve kişisel otorite tahakkümüne dayalı oldubittilere, benzeri ancak 1930´ların diktatörlükler Avrupa´sının yıkıntıları arasında aranıp bulunabilecek bir dikta rejiminin hayallerine karşı uyanık olmalıyız
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
Cumhurbaşkanı Erdoğan´a göreve demokrasi vaadiyle geldiğini hatırlattığını söyleyen Başkan Obama aslında geçmişten bugüne uzanan ve Türkiye açısından karabasandan farksız bir başka tür vaadden ve bunlar karşılığı taahhüt edilen desteklerden bahsediyor.
 BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
Yara büyüktür ve çok derinlerdedir. Bu duruma ancak “yönetsel anarşi” tanımı denk düşer. Anarşinin sorumluları ise bunu görmezden gelmeyi seçmişlerdir.
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
Davutoğlu, PYD´yi “Suriye rejiminin uzantısı olan terör örgütü, Rusya´nın sivil halkı bombalamasıyla iş birliği yapan bu terör örgütü,” diye nitelerken şu gerçeği gözlerden kaçırıyor: PYD sadece Rusya´nın değil, ABD´nin de ‘bizim çocuklar´ dediği ve bunu kafamıza vura vura tekrarladığı bir oluşum.
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
Dış siyasetimizin ulusal çıkarlarımız bağlamında nasıl bir kırılma noktasına getirildiğini görebilecek ve bundan kaygı duyacak yetkili, etkili kesimler, parlamentoda görev yapan milletvekilleri bu gidişe dur demenin çareleri geciktirmeden aramalı.
   “EY AMERİKA SÖYLE BANA,  DOST MUSUN, DÜŞMAN MISIN?”
“EY AMERİKA SÖYLE BANA, DOST MUSUN, DÜŞMAN MISIN?”
Soru çok yanlıştı aslında! ABD´yi “Dost musun, değil misin?” yanıtına zorlamanın ne kadar tehlikeli olduğu açıkça ortaya çıkmadı mı? Soruyu yanıtlayan sıradan bürokratın ağzından, “Ne dostluğu? Sizin düşmanınızla birlikteyiz, bunu anlayın artık” sözlerini duymadık mı?
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
ON BEŞ KURUŞLUK İSTİDA PULU DERDİ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
KİRVEM ADANALIYIM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
”ÇUKUROVA´DAN SESLER-1” ALİ LİMONCU
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
ASRİ HELA
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ERZURUM KONGRESİ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
HÜRRİYET VE İSTİKLAL GÜNEŞİNİN MÜJDECİSİ LOZAN BARIŞ KONFERANSI ANTLAŞMASININ 94. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTSEL ADALET
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Şehremanetinden Belediye´ye
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
PARA MANİPÜLATÖRÜ GEORGE SOROS HAKLI MI ÇIKTI YOKSA HAKSIZ MI ?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ALİ LİMONCU VE “ÇUKUROVA´DAN SESLER”
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Böylesi Ancak Bizde Olur Dedirtecek Bir Memleket Durumu
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
LOZAN´IN 94. YILDÖNÜMÜNDE DÜŞÜNDÜKLERİM: İHANETLERİN HESABI MUTLAKA SORULACAKTIR.
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
MUTAND YÜZÜNÜ GÖSTERDİ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
DİKTATÖRLÜK VE ATATÜRK
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
NİHAT ARTIK YOK
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ SORUNU
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
25 °C
Cumartesi
23 °C
Pazar
22 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg