YAZARLAR

  • BIST 100

    101.447%0,00
  • DOLAR

    5,6900% -0,18
  • EURO

    6,2981% -0,28
  • GRAM ALTIN

    274,69% -0,21
  • ÇEYREK ALTIN

    453,2385% -0,21

Adana

18.09.2019

  • İMSAK 04:55
  • GÜNEŞ 06:16
  • ÖĞLE 12:38
  • İKİNDİ 16:07
  • AKŞAM 18:51
  • YATSI 20:06
  • Çarşamba 28 °C / 20 °C Güneşli
  • Perşembe 27 °C / 19 °C Güneşli
  • Cuma 27 °C / 20 °C Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?

AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ?esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ?vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.

Türkiye´de parlamenter demokrasi  sistemini,  ?başkanlık rejimi´ ne dönüştürmek üzere hazırlanmış AKP´nin ? Devlet Bahçeli destekli ? anayasa değişikliği, komisyon´da görüşülmeye başlandı.

Değişikliğin genel gerekçesinde, 1961 ve 1982 anayasalarının ?millete, milli iradeye ve seçimle oluşan iktidara güvensizlik üzerine bina edildiği, iktidara ortak kurumlar ve yöntemler geliştirdiği, dolayısı ile milli iradeye ortak, hatta bunu kontrol eden  bir ?vesayet´ sistemi oluşturduğu ileri sürülüyor.

Dahası darbelerle oluşan ve beslenen vesayetçi anlayışın seçilmiş iktidara müdahalelerde bulunduğu hatta kendisini iktidarın asıl sahibi olarak gördüğü de kaydedilerek, konu 15 Temmuz´a bağlanıyor ve şöyle deniliyor:

?Son olarak 15 temmuz 2016´da millet iradesi ile  oluşan iktidarı hazmedemeyen bir anlayış başka bir kisve ile başkaldırmış, iktidarı, devleti ve vatanı işgal etmek için harekete geçmiştir?

Sonuç olarak da artık cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçiliyor oluşuna değinilerek şöyle bir bahane yaratılıyor:

?1961´den günümüze uzanan çizgide parlamentonun seçtiği sembolik yetkileri olan ?bürokrat´ cumhurbaşkanından, milletin doğrudan seçtiği geniş yetkileri bulunan ?siyasetçi´ cumhurbaşkanı profiline  geçiş yaşanmıştır. Hükümet sistemini bütüncül bir yaklaşımla ele almayı engelleyen sosyal ve siyasal şartlar ve gelişmeler, sonuçta bir sistem kargaşasına yol açmıştır. Sistemin işleyişinde sorunlar doğurması kaçınılmaz olan bu karmaşanın aşılması adına hükümet sisteminde esaslı bir anayasa değişikliği zaruretini ortaya koymuştur.?

AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki  ?esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ?vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.

Satır satır incelendiğinde görülecektir ki Türkiye´de,  teoride ve pratikte geniş biçimde tanım bulan biçimiyle, ?Cumhuriyet Rejimi´nin ortadan kaldırılmasına  çalışılmaktadır. Tek kişiye dayalı ve her türlü denetim mekanizmalarından azade, bir ?yürütme odağı? yaratılmak istenmektedir. Sadece kitlesel ?seçme ya da seçmeme´ koşulları ile oluşacak afaki bir denetleme mekanizmasının da seçimler ile işletilmesi hedeflenmektedir. Bir ülkeyi cumhuriyet rejimi ile yönetmenin özünü oluşturan kurum, kuruluş ve kurallar söz konusu tasarım içerisinde kesinlikle yer almamakta, sadece göstermelik bir parlamentonun izleri ile yetinilmektedir.

Bir başka önemli kuşku da şu ünlü ?fiili durumu´ ortadan kaldırma iddiaları ile ilgili olarak akıllara takılmalıdır. Son haftalarda tüm AKP ileri gelenleri söz birliği etmişçesine ?seçimle iş başına gelen cumhurbaşkanının kimi yetkileri ele alıyor olmasının´ bir fiili durum yarattığını ve bunun mutlaka giderilmesi gerektiğini konuşup durmuşlardır. Bu denli açık  olmasa da Genel Gerekçe´de de dolambaçlı olarak bunun koşutu pasajlar vardır nitekim.  Yukarıda, ?sistemin işleyişinde sorunlar doğurması kaçınılmaz olan bir mevcut karmaşanın aşılması adına  hükümet sisteminde esaslı bir anayasa değişikliği zaruretinin doğduğundan´ söz edilmesi bundandır. Ancak anımsanmalıdır ki bu yaklaşımın orijinal halini Erdoğan´nın daha 16 Ağustos 2015´da Rize´de yaptığı konuşmasında bulmak olasıdır.

O konuşmasında Erdoğan, ´´İster kabul edilsin ister edilmesin Türkiye´nin yönetim sistemi değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir´´diyerek Anayasa´ya aykırı davrandığını kabul etmiş ve bu yolda  mevcut fiili durumun hukukileştirmesi sürecinin başlatılması talimatını vermiş olmaktadır. AKP de masadaki bu projeyi 15 Temmuz olaylarını bahane ederek fiiliyata dökme fırsatını yakalamıştır. Bahçeli´nin siyasetenAKP  saflarında yer almasının gerekçesi de bu yaklaşımdır. Onun için teklif´e yeşil ışık yakmıştır. Buraya kadar olayı siyasi manevra olarak görmek ve muhalefet  açısından ise ortaya çıkan öneriyi  siyasal çerçevede olumsuzluklarla bağdaştırarak  karşı durmaya çalışmasını beklemek  olasıdır.

Ama durum hiç de öyle görünmüyor. Ortada tüm demokrasi kurallarını ve siyaset mantığını hiçe sayan bir dayatma vardır. Zira açıkça görülmektedir ki fiili durumu hemen ortadan kaldırarak ´ anayasayı ihlal eylemini kitabına uydurmak kaygısı dahi yoktur teklifin ana yapısında. Bütün telaşa, Komisyon´daki görüşmeleri bir hafta içinde bitirip, Ocak ayının ortalarında teklifi Meclis´ten geçirip ardından da Nisan ya da Mayıs ayında referanduma gitme aceleciliğine rağmen, ?fiili başkanlık´ durumu 2019 yılına kadar sürdürülecektir. Ancak o zaman hükümet,  başbakanlık ve meclisin şimdiki anayasal yetkileri sona erecek, Türk tipi başkanlık rejimi o yıl yapılacak seçimlerle yürürlüğe girecektir. O zaman bu telaş nedendir? Hangi hesaplarla ?siyasal sorumluluğu bulunmayan? ama hükümet ve hatta parlamento üstü icraata tevessül eden bir makamın, fiili durumunu sürdürmesine dur denilmeyecektir? En azından görüntüde de olsa bir onarıma yönelme niyeti sergilenmeyecektir?  AKP´nin şimdiki meclis çoğunluğunun ve de kabinenin derhal ortadan kalkması ile koltuklarını kaybedecek şimdiki vezir vüzeranın hışmını def etmek için mi böyle bir takvim öngörülmektedir? Ayrıca olağanüstü hal koşullarında ve KHK´lerin ucu açık yetkilerini sonuna kadar  kullanarak bu Teklifi meclisten ve referandumdan daha kolay geçirme fırsatını elde tutmak için mi 2019´a ertelenmektedir dönüşüm?

AKP´nin tasarladığı ve  komisyon´daki  ?esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, mevhum ?vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığına dikkat çekmiştik yukarıda. Biraz önceki kaygılarımız da dikkate alındığında, AKP´nin rejim değişikliği teklifinin geri planında yatan niyetlerin  baştan aşağıya hiç bir masumiyet karinesi ile bağdaşmaz olduğu iyice anlaşılacaktır. Hesap, Türkiye´yi parlamentodaki parmak sayısına güvenerek ve de referandumda doğabilecek riskleri de en aza indirerek yıllar boyu sürecek bir gerçek ve nevi şahsına münhasır yeni bir VESAYET rejimi çerçevesinde rahatça yönetebilmektir.

 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER