TÜRKİYE´Yİ ‘İTİBARSIZLAŞTIRMA´ HAMLELERİ KARŞISINDA GÜÇLÜ KILMAK
Son dönemde ve son günlerde Türkiye çok vahim hem de kurumsal değil kişiselleştirilmiş boyutlardaki kimi ithamlarla karşı karşıya kalmıştır.
Tarih: 4.12.2015 16:58:35/ 2204okunma / 0yorum


Osmanlı´dan beri Türkiye´nin, Türklerin dostu yoktur. Düşmanı da çoktur. Hem küresel güçler söz konusu olduğunda hem de o ünlü sıfır sorunla ilişkilerimizi güçlendireceğimiz masalları ile kendimizi aldattığımız komşular var ya, onlar nezdinde de… Belki her ülke için buna benzer husumet duruşları ve davranışları da ortaya konulmuştur tarih boyunca da, söz konusu Türkler olunca hani eskilerin sözü vardır, “yedi düvel” hep karşımızda olup bizi yıkmaya, ortadan kaldırmaya sistematik bir kararlılık sergilemişlerdir.

Osmanlı´nın yükseliş çağında biriken düşmanlıklar, sonuçta ‘Şark Meselesi´ olarak stratejik bir hedef haline sokulmuş, Avrupa ülkeleri ve Kuzey´den de Moskof Rus´u, Türkleri geldiği Orta Asya steplerine kadar sürüp, Ortadoğu ve Avrupa´da elinde tuttuğu coğrafyayı bölüşüp paylaşmak için yüzyıllar boyunca savaşmaktan hiç vazgeçmemişlerdir.

Bugüne geliverirsek durum pek farklı değil. Aynı husumet çemberi giderek boğazımızı sıkmakta. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk´ün ulus bilincine dayandırdığı Kurtuluş Savaşında ‘düvel-I muazzama´yı Anadolu topraklarından püskürtmesinden bu yana, hınç ve kin, her türlü biçime bürünüp Türkiye´yi bir daha ayağa kalkamayacağı ekonomik, siyasal, şimdilerde de askeri bir hezimete uğratmada sözde ‘dost´ ülkelerin proje ve politikalarının itici gücü olmayı sürdürmektedir.

Lozan´ın Türkiye´ye kazandırdığı statüye ve Atatürk Cumhuriyeti´nin çağdaş ve bağımsız bir ülke olabilmenin oluşturduğu dinamiklere karşı kullanılacak her zayıf nokta değerlendirilmektedir. Toplum yapısının içinde barınan fay hatları, etnisitede ve dinsel yaklaşımlarda oluşmuş farklılıklar; ekonominin iyi yönetilememesinin getirdiği krizler; siyasal yaşamdaki uzlaşmazlığa taşınan çatışmalar; dünya koşullarının dayattığı kimi yanlış dış politika ve güvenlik açmazları, bunların her birisi inceden inceye manipüle edilip Türkiye´nin ve Türk ulusunun zaafiyetini artırma adına kullanılmaktadır.

Farkına varmış olmalıyız bu komploların… En önemlisi şu sıralarda yaşanan ayrılıkçılığın silahlı başkaldırısıdır. 30 yıldır onbinlerce insanımızın yaşamını yitirdiği bir savaşım sürüp gitmektedir.

Ülkede kurulu Anayasal düzen, inişli çıkışlı dönemlerde insan hakları ve özgürlükler konusunda yurttaşların beklentilerini boşa çıkaran bunalımlarla sarsılmaktadır.

Ekonomi son derece tehlikeli bir düzensizlik içerisindedir. Küreselleşmenin aşırı saldırıları karşısında çaresiz bırakılmış, dışa bağımlı ve dolayısı ile dış sömürüye alabildiğine açık bir yapı; kamu ve özel sektör iç ve dış borçlarının her an bir büyük krize davetiye çıkarabilecek denetimsiz hali, insanımızı da ülkemizi de tehdit altında tutmaktadır. Ülkenin ‘benim´ diyebileceği ve demesi gereken stratejik sektörlerin tümü yabancı ellerdedir ve tarihsel husumet odaklarının denetimine geçmiştir.

Son yıllarda dış politikada da inisiyatif, ulus çıkarlarının dikkate alındığı kurumsal yapıların elinden çıkarılmış, tümüyle keyfi denilebilecek arayışların ve bununla yakından ilişkili savrulmaların gidişatına teslim edilmiştir. Nitekim Suriye politikası nedeniyle geçmekte olduğumuz sırat köprüsü bunun en yakın örneğidir.

Bu tablo içerisinde dünya kamuoyunu yönlendirme gücüne sahip dış odaklar - ki bunların genelde Türkiye ve Türklük konusunda husumet taşıyan ülkeler ve onların yönetici kadroları olduğu açıktır - yakın zamanlara kadar Türkiye´yi hep ilkesel ve kurumsal düzeyde kimi asılsız, kiminde haklılık payı bulunan eleştiri ve suçlamalarla yıpratma yolunu seçmişlerdir. Demokrasi ve insan hakları gözetilmiyor, demişlerdir. Etnik kimlikler eziliyor, hatta cinayete kurban ediliyor gibisine orantısız ithamlarda bulunmuşlardır. Anayasal düzeni, laikliği korumaya çabalayan yargıçları, aydınları, Cumhuriyet´i ve ulusal çıkarları savunan askerimizi faşistlikle damgalamışlardır ve de onların kumpas davalarında hukuk dışı yargılanmalarını alkışlamışlardır. Kıbrıs Barış harekatındaki haklılılığımızı inkar edip, Türkiye´yi işgalci ilan etmişlerdir. Bu nedenle ambargolar koymuşlardır. Ama hepsinde de ‘ilkeler´, ‘ilgili kurumlar´, ‘yanlış icraatlar´ ve ‘haksız saydıkları politikalar´ suçlanmış, bu suçlamalar yine uluslararası ilişkilerdeki kriterler çervesinde anlamlandırılmıştır, kimi yaptırımlara ya da kısıtlamalara temel oluşturulmuşlardır.

Ancak son dönemde ve son günlerde Türkiye çok vahim hem de kurumsal değil kişiselleştirilmiş boyutlardaki kimi ithamlarla karşı karşıya kalmıştır. Akıl almaz biçimde ülkenin en üst düzeydeki sorumlu bir kişisi ve ailesi hakkında suçlamalar yapılmıştır. IŞİD terör örgütünün ‘hırsızladığı´ petrolün üretim ve dağıtımında ortak olunduğu iddiası Rusya tarafından yetkili kılınan makamlarca resmen açıklanmıştır. Dahası bu iddiaların Birleşmiş Milletler kademelerine resmen iletileceği de ilan edilmiştir. Suçlamaların, muhatabı olan Recep T. Erdoğan tarafından ‘iftira´ olarak kabul edilmesi, bu konuda somut delil bulunmadığı gerekçesi ile ciddiye alınmaması yeterli midir? Ya da IŞİD ile daha başlangıçtan ne gibi ilişkileri bulunduğu hakkındaki şüpheleri üzerinden atamayan ABD yönetiminin Rus ‘iftiralarını´ kabule şayan bulunmadığı yolundaki beyanları ne derecede geçerlidir?

Suriye politikalarımızın bizi bir sırat köprüsü sınavından geçirmekte olduğunu söylemiştik yukarıda. Bu bağlamda başka bir suçlama da ünlü MİT TIR´ları konusunda son olaydan önce, ‘kişiselleştirilmiş´ haliyle gündeme gelmişti. Uluslararası ortamda geniş yer tutan bir iddia hakkında, hem de olayın muhataplarından birisi, bizzat Ahmet Davutoğlu tarafından, sadece parallel yapının bir marifeti imiş gibi gösterilerek, şu açıklama yapılmıştı:

“Olayın birinci hedeflerinden biri de bendim. MİT TIR´ları operasyonları yapıldığında cuma günü Harran´daydım. Büyükelçiler toplantısı yapılırken yaşandı. Üç kişi hedefe konuldu. O zamanki Başbakanımız (Tayyip Erdoğan). Dışişleri Bakanı olarak ben ve MİT Müsteşarımız (Hakan Fidan). Üçümüzün doğrudan hedefe konulması olayıdır. Daha sonra odamızın dinlenmesi de aynı sürecin devamıdır. Üçümüzü de uluslararası ceza mahkemesine çıkarmak için yürütülen haince bir faaliyet. Benim odamı da dinleyen aynı çete. O yayınlar da bu kumpası destekleyen yayınlar.”

Bu son durum bizi şu noktaya getiriyor: Türkiye´ye ve Türklüğe hasım olan çevrelerin, ister Moskof Rus´u, ister Batının bu arada ABD´nin sözcüleri olsun bu fark etmiyor temelde, olayları farklı bir boyuta taşıyarak, en yetkili kişileri üzerinden Türkiye´ye saldırma cesaretini nasıl buldukları sorgulanmalıdır. Tarihimizde bir başbakanın da uluslararası ceza mahkemesine çıkarılma olasılığını, bırakınız kaygısını taşımayı, böyle bir düşünceyi bile aklına getirdiği görülmemiştir. Tıpkı en üst makam sahibinin, Cumhurbaşkanımızın, ‘çirkin´ bir ithamı içeren cümle içerisinde adının geçebileceğini düşünemeyeceği gibi…

Öyleyse şunu da sormalıyız: Yapılan yanlışlar nelerdir? Türkiye´nin tarihinde görülmemiş biçimde itibarsızlaştırılıp sonunda tüm hareketleri yüzünden suçlanabilecek bir konuma taşınmasına meydan verilmemesi adına bu suçlamaları def edecek ne gibi önlemler alması gerekmektedir?

Kabul edelim ki artık bu sorunların yanıtlarını, kişisel polemiklerle varılacak nafile pozisyonlarla aramak yerine, kamu otoritesinin temsil ettiği ‘kurumsal´ bağlamda ortaya çıkarmanın zamanının geldiğini idrak etmek zorundayız.











Kaynak: ÖZEL HABER

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
Bay Büyükelçi istediği kadar YPG armalarını Amerikan askerlerinin bireysel dostluk nişanesi olarak taktığını ileri sürsün. Buna inanmak safdillik olur.
   PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
“Bir hükümetin meşruiyeti sadece menşeinde, yani iktidara gelişinde değil, iktidarda da kendisini bu mevkie getiren Anayasaya riayeti ve Millet efkarı, ordu, kaza ve ilim müesseseleri gibi müesseselerle işbirliği yaparak, Hukuk içinde yaşaması ile ve devamı ile mümkündür.”(*)
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE  SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
Gerçekte AKP yöneticileri bir yandan ‘millet ne derse o olur´ diyerek kontrolsüz, kuralsız bir keyfi rejim modeline kılıf hazırlarlarken, bir yandan da kendi iç yapılarında dahi demokratik işleyişleri durdurma, bunları yok sayma yoluyla bir oldu bitti arayışına giremezler.
 “GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
“GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
Kılıçdaroğlu´nun bir çağrı, niyet ya da temenni niteliği taşımayan, sadece gelecekteki vahim koşulların habercisi sayılabilecek sözleri hakkında soruşturma başlatacağına Başsavcı, yaşanmakta olan Anayasa´yı fiilen “tebdil, tağyir ve ilga” etme eylemi için harekete geçmeliydi.
   LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
Bu ciddi tehdidin ortaya yenilerde çıkışının nedeni çok açık aslında. Türkiye´nin ve Türk ulusunun çağdaşlaşma hamlelerine ödünsüz sahip çıkan bir siyasal yapı ve bunun altyapısını oluşturan halk katmanları ve seçmen kitlesi vardı yakın geçmişe kadar.
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
Yakılmış, yıkılmış kentlerimiz; bombalı tuzaklar yüzünden evinden yurdundan edilmiş yurttaşlarımız; onca şehidimiz, öksüz yetim kalmış yavrularımız, tehlikelerden ve tehditlerden korunamayan ülkemiz, çepeçevre düşmanlıklarla kuşatılmış Türkiye´miz ve içten vurulan sahipsiz ulusumuz… Sonuçta gerçek tablo bu
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Ulusal iradeyi temsil ettiği yanılsamalarıyla beslenen ve kişisel otorite tahakkümüne dayalı oldubittilere, benzeri ancak 1930´ların diktatörlükler Avrupa´sının yıkıntıları arasında aranıp bulunabilecek bir dikta rejiminin hayallerine karşı uyanık olmalıyız
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
Cumhurbaşkanı Erdoğan´a göreve demokrasi vaadiyle geldiğini hatırlattığını söyleyen Başkan Obama aslında geçmişten bugüne uzanan ve Türkiye açısından karabasandan farksız bir başka tür vaadden ve bunlar karşılığı taahhüt edilen desteklerden bahsediyor.
 BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
Yara büyüktür ve çok derinlerdedir. Bu duruma ancak “yönetsel anarşi” tanımı denk düşer. Anarşinin sorumluları ise bunu görmezden gelmeyi seçmişlerdir.
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
Davutoğlu, PYD´yi “Suriye rejiminin uzantısı olan terör örgütü, Rusya´nın sivil halkı bombalamasıyla iş birliği yapan bu terör örgütü,” diye nitelerken şu gerçeği gözlerden kaçırıyor: PYD sadece Rusya´nın değil, ABD´nin de ‘bizim çocuklar´ dediği ve bunu kafamıza vura vura tekrarladığı bir oluşum.
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
Dış siyasetimizin ulusal çıkarlarımız bağlamında nasıl bir kırılma noktasına getirildiğini görebilecek ve bundan kaygı duyacak yetkili, etkili kesimler, parlamentoda görev yapan milletvekilleri bu gidişe dur demenin çareleri geciktirmeden aramalı.
   “EY AMERİKA SÖYLE BANA,  DOST MUSUN, DÜŞMAN MISIN?”
“EY AMERİKA SÖYLE BANA, DOST MUSUN, DÜŞMAN MISIN?”
Soru çok yanlıştı aslında! ABD´yi “Dost musun, değil misin?” yanıtına zorlamanın ne kadar tehlikeli olduğu açıkça ortaya çıkmadı mı? Soruyu yanıtlayan sıradan bürokratın ağzından, “Ne dostluğu? Sizin düşmanınızla birlikteyiz, bunu anlayın artık” sözlerini duymadık mı?
HALKI İSYANA ÇAĞIRANLAR MI, BUNA KALKIŞANLARI YÜREKLENDİRENLER Mİ DAHA SUÇLU?
HALKI İSYANA ÇAĞIRANLAR MI, BUNA KALKIŞANLARI YÜREKLENDİRENLER Mİ DAHA SUÇLU?
Kabul edilmeli ki ulusal yapımızı ve ülke bütünlüğünü bu denli tehlikeli sulara taşıyan önemli bir dönüm noktası vardır o da bugün iktidar partisi içerisinde sözlü çarpışmalara neden olan o Dolmabahçe Mutabakatı denilen olaydır.
“YENİ TÜRKİYE YOLUNDA” AKP´NİN TÜRKİYE´YE VE TÜRK ULUSUNA  NE KADAR BORCU VAR?
“YENİ TÜRKİYE YOLUNDA” AKP´NİN TÜRKİYE´YE VE TÜRK ULUSUNA NE KADAR BORCU VAR?
Hukukun üstünlüğüne dayalı bir anayasal düzeni, parlamenter demokratik rejimi, ulusal birlik ve bütünlüğü güvenceye alınmış bir vatanın korunup kollanması gibi bir sorumluluğun taşıdığı ödenemez borcu vardır. Davutoğlu ve iktidarı önce bu borcunun bedelini ödemek zorundadır. ,
CHP, “KENTLER NEDEN SİLAH DEPOSUNA DÖNÜŞTÜ?” DİYE SORUP  SORUMLULUKTAN SIYRILABİLİR Mİ?
CHP, “KENTLER NEDEN SİLAH DEPOSUNA DÖNÜŞTÜ?” DİYE SORUP SORUMLULUKTAN SIYRILABİLİR Mİ?
Görüleceği gibi, PKK´nın azgınlaşması, ülke topraklarımızın bir bölümünün savaş alanı haline gelmesi sadece AKP iktidarının yanlış, kabul edilemez, ulusal bütünlüğe ölümcül darbe vuran politikalarına bağlanamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve genç Türk Ulusu´nun Atatürk ilkeleri doğrultusunda kurucusu olma sorumluluğunu taşıyan CHP´nin yanlış ellerde, kasıtlı mı yoksa basiretsizlikten mi ileri geldiği yakında ortaya çıkacak, yanlış duruş ve siyasetinin de bu kanlı gidişte rolü vardır.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
‘PAVYON KUŞU´ OLUŞUMA DAİR
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
Çocuk Öyküsü*** TAVŞAN YUVASINDA YANGIN ***
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA HER ŞEYİN EN İYİSİNİ HAK EDİYOR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
KÜÇÜK YAŞTA EVLENMELER
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP Bir Siyasi Partidir…(2)
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
ÖRNEK BİR EĞİTİM SİSTEMİ: KÖY ENSTİTÜLERİ…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ VE TÜRKİYE
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR…
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
EĞİTİM VE EDEBİYAT
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
Atatürk Dış Politika ve Liderlik
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
YENİ ve BULUNMAZ (!) KOMŞULARIMIZ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ABD-TÜRKİYE VE BÖLGE
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
CENNET KADIN
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
İŞ PARAYLA YAPILIR
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SİZ HİÇ MAVİ BULVAR´DAN GEÇTİNİZ Mİ?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
11 °C
Perşembe
15 °C
Cuma
14 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg