YAZARLAR

  • BIST 100

    105.540%0,56
  • DOLAR

    6,8201% 0,71
  • EURO

    7,5098% 0,67
  • GRAM ALTIN

    377,35% 1,34
  • ÇEYREK ALTIN

    622,6275% 1,34

Adana

28.05.2020

  • İMSAK 03:34
  • GÜNEŞ 05:15
  • ÖĞLE 12:41
  • İKİNDİ 16:31
  • AKŞAM 19:57
  • YATSI 21:31
  • Perşembe 30 ° / 16 ° Güneşli
  • Cuma 26 ° / 15 ° Güneşli
  • Cumartesi 27 ° / 15 ° Fırtına

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Prof.Dr. Bozdemir,”Köy Enstitüleri kapatılmasaydı; Türkiye çağdaşlığa ulaşırdı”

Çukurova Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Bozdemir “Köy Enstitüleri kapatılmasaydı; Kişi başına düşen milli gelir 30 bin lirayı aşardı" dedi.

Çukurova Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi ve  (Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği) YKKED Adana Şubesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Bozdemir “Köy Enstitüleri kapatılmasaydı; Türkiye çağdaşlığa ulaşırdı. Feodal düzen yıkılırdı. Toprak reformu gerçekleşirdi. Demokratik, özgür, bilimsel, üretici-uygulamalı eğitim olurdu. Kadın-erkek eşitliği yaşanır hale gelirdi. Cumhurbaşkanı Çankaya Köşkü´nde olurdu. Kişi başına düşen milli gelir 30 bin lirayı aşardı. Hukuk bağımsız, insanlar güvencede olurdu. Türkiye köy- kent aydınlanmış bir ülke olurdu” dedi.

RÖPORTAJ: VAHİT ŞAHİN

Çukurova Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi ve  (Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği) YKKED Adana Şubesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Bozdemir ile yaptığımız röportajımızın sonunda, Bozdemir´e “Köy enstitüleri kapatılmasaydı neler olmazdı veya neler olurdu?” diye sorduk. Bozdemir “Köy Enstitüleri kapatılmasaydı; Türkiye çağdaşlığa ulaşırdı. Feodal düzen yıkılırdı. Toprak reformu gerçekleşirdi. Demokratik, özgür, bilimsel, üretici-uygulamalı eğitim olurdu. Kadın-erkek eşitliği yaşanır hale gelirdi. Cumhurbaşkanı Çankaya Köşkü´nde olurdu. Kişi başına düşen milli gelir 30 bin lirayı aşardı. Hukuk bağımsız, insanlar güvencede olurdu. Türkiye köy- kent aydınlanmış bir ülke olurdu” dedi.

YENİ ADANA - Değerli hocam, köy enstitülerinden binlerce aydın yetişti demiştiniz. Bugün de bu aydınlara örnek vererek söyleşimize devam edelim istersiniz:

PROF.DR. SÜLEYMAN BOZDEMİR - 1959´da açılan Ankara Yüksek Öğretmen Okulu´ndan,1964´te açılan İzmir ve İstanbul Yüksek Öğretmen okullarından, 1972 yılında kapatılıncaya kadar 6000´ den fazla değerli lise öğretmeni, 350´si Prof. olmak üzere 600 yakın bilim insanı çıkmıştır. Nobel alan bilimcimiz Aziz Sancar, New York ve Harvard Üniversitelerinde öğretim üyeliği yapmış, Dünya Bankası başkan yardımcılığı görevinde de bulunmuş, devlet bakanımız Atilla Karaosmanoğlu (1932-2013) ve Türk Einstein’i olarak anılan, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu gibi ünlü pek çok kişinin her zaman iftiharla şunu söylediklerini görüyoruz. Bütün eğitimimizi devletin kurumlarında gördük. Aldığımız eğitim Dünyanın her yeri için yeterli idi.

Dikkat edilirse bu altın kuşak, Cumhuriyetin ilk yıllarında açılmış, yatılı devlet liseleri, TED ve Maarif Kolejleri, ya da Osmanlı döneminde açılmış Galatasaray Lisesi, Robert Kolej, Vefa Lisesi ve benzeri liselerden mezun olmuş kişiler. Yani hepsi, Atatürk dönemi eğitim sisteminin ürünleri.

Biz Yüksek Öğretmenliler de Köy Enstitüsünün devamı olan Öğretmen Okullarının ürünleriyiz. Bu güzel örnekler bize gösteriyor ki, laik ve bilimsel eğitimin uygulandığı dönemde yetişenlerin içinden çok değerli insanlar çıkmış ve eğitim-öğretim sistemimiz de ileri ülkeler düzeyinde imiş. Bugün bunu söyleyebiliyor muyuz?

 Ne yazık ki, Köy Enstitüleri gibi, köy çocuklarının yüksek öğrenim görmesini ve yükselerek devletin makamlarında söz sahibi olmasını istemeyenler, anarşiyi bahane ederek, Yüksek Öğretmen Okullarını da kapattılar. İlk öğretmen okullarını öğretmen liselerine, sonra Anadolu öğretmen liselerine dönüştürdüler. Bu iktidar onu da kapattı. Artık yoksul halkımızın çocuklarına FETO´nün okullarına, İmam Hatip liselerine ve kuran kurslarına gitmekten başka bir seçenek kalmamıştır. FETO´nün okullarından çıkanların da birer devlet ve cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirildiklerini 15 Temmuz kalkışmasıyla anlamış olduk. Diğerlerinden yetişenlerin; nasıl Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı yapıldıklarını ve kimlere militanlık yaptıklarını hep birlikte görüyoruz.

Atatürk´ün gösterdiği aydınlık yoldan yürüyerek, zafere ulaşıncaya kadar halkımız bu mücadelesini sürdürmek zorundadır. Umudumuz daha da güçlenmiştir. Yılgınlığa yer yok ama Atatürk Cumhuriyetinin çok büyük bir tehlikenin içine itilmek istendiğini de görmezden gelemeyiz. Bunun bir emperyalist proje olduğu söyleniyor. Bu tehlikenin bir an önce bertaraf edilmesi ve bir daha doğmaması için daha çok çalışarak, bilinçsiz olan halkımızı uyarmak ve Atatürk´ün devrimlerini daha ileriye taşımak zorundayız.

YENİ ADANA- Atatürk´ün gösterdiği hedeflere nasıl ulaşabileceğiz?

PROF.DR. SÜLEYMAN BOZDEMİR - Son olarak şunu önemle vurgulamak istiyorum: Atatürk ulusumuzun yetiştirdiği müstesna bir insandır. Türk toplumunun temelini oluşturan bir bilinç, bir ilerleme, bir ulusal birlik simgesidir. Onun bizlere verdiği enerji ve yol göstericiliğinde önümüze çıkan bütün güçlüklerin üstesinden gelebileceğimize inanmalıyız. Bir uygarlık bilgesi olan Atatürk, gelecekteki daha nice bin yıllarda da kurduğu cumhuriyetle birlikte düşünceleriyle yaşayacaktır ve çağdaş kalacaktır. Evet, Atatürk ülküsü hep içimizde yaşayacaktır ama O´nun kurduğu laik Cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşaması, O´nun gençlere verdiği Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini yerine getirmesine bağlıdır. Bu da ancak gençlere verilecek Atatürkçü eğitimle sağlanabilir. Atatürk, “Devrimin hedefini kavramış olanlar, daima onu muhafazaya muktedir olacaklardır´ ´demişti. Atatürk´ün bu inancını boşa çıkarmamak hepimizin birinci görevi olmalıdır.

Türk ulusunun ilerdeki büyük başarısı, Atatürk´ün eğitim ilkeleri ışığında yetiştirilecek, Atatürk´ün eğitim anlayışını geliştirecek ve pekiştirecek idealist gençlerle ve onları yetiştirecek idealist öğretmenlerle olacaktır. Toplumumuzu asırlardır geri bırakan çağdışı düşünceleri ve onun savunucularını kesin olarak saf dışı etmeden, aklın inançtan,bilimin dinden bağımsızlaşması sağlanmadan, Atatürk´ün gösterdiği hedeflere ulaşmak hep bir hayal olarak kalacaktır.

YENİ ADANA- Değerli Hocam, size son sorumuz şudur: Köy enstitüleri kapatılmasaydı neler olmazdı, ya da neler olurdu?

PROF. DR. SÜLEYMAN BOZDEMİR -  Bu sorunuza benim de hocam olan Sayın Mustafa Şanlı´nın ifadeleri ile yanıt vermek istiyorum. “Köy enstitüleri kapatılmasaydı terör, Suriye-Irak savaşları, FETÖ olayları, Türk askeri ırak ve Suriye´de olmazdı. ‘8-9 yaşlarındaki kız çocukları evlenebilir’ diyen yobazlar olmazdı. Atatürk´ün Orman Çifliği´nde külliye zikri olmazdı. Bir lise müdür yardımcısı ‘dağ-taş imam hatip olacak’ diyemezdi. Kadına-kıza saldırı, tecavüz olayları bu kadar çoğalmazdı.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı; Türkiye çağdaşlığa ulaşırdı. Feodal düzen yıkılırdı. Toprak reformu gerçekleşirdi. Demokratik, özgür, bilimsel, üretici-uygulamalı eğitim olurdu. Kadın-erkek eşitliği yaşanır hale gelirdi. Cumhurbaşkanı Çankaya Köşkü´nde olurdu. Kişi başına düşen milli gelir 30 bin lirayı aşardı. Hukuk bağımsız, insanlar güvencede olurdu. Türkiye köy- kent aydınlanmış bir ülke olurdu.

(VŞ)

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ