YAZARLAR

  • BIST 100

    105.154%0,19
  • DOLAR

    6,8155% 0,64
  • EURO

    7,5024% 0,57
  • GRAM ALTIN

    377,31% 1,33
  • ÇEYREK ALTIN

    622,5615% 1,33

Adana

28.05.2020

  • İMSAK 03:34
  • GÜNEŞ 05:15
  • ÖĞLE 12:41
  • İKİNDİ 16:31
  • AKŞAM 19:57
  • YATSI 21:31
  • Perşembe 30 ° / 16 ° Güneşli
  • Cuma 26 ° / 15 ° Güneşli
  • Cumartesi 27 ° / 15 ° Fırtına

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

“HIV/AIDS, EBOLA VE KORONA AŞILARINDAN SONRA AFRİKA ARTIK KOBAY OLMAK İSTEMİYOR”

“Çin’den yayılan korona belki de Afrika ebolası ile buluşma noktasında. Şanssız Afrika coğrafyası adeta salgınlardan salgın beğen durumunda.

Yazarımız Hasan Aşan bugün yayımladığımız DEFTER adıyla yer alan köşe yazısında ,‘’Afrika coğrafyası adeta salgınlardan salgın beğen ikilemi ile baş başa bırakılmaktadır. Bu kırılgan bölgede yapılacak dikkatsizlikler tüm dünyada bumerang etkisi yaratabilecek zincirleme yeni insani dramlara yol açabilir,’ diyor ve  Batı dünyasının etik anlayışına eleştiri getirerek  şöyle diyor

 “İnsanlığın doğduğu kıta, insanlığı kurtarma yolunda kendi yok oluşunu mu hazırlıyor? Bu sualin cevabı önümüzdeki hayati gelişmelerin de adını koyacaktır.

Çin’den yayılan korona belki de Afrika ebolası ile buluşma noktasında. Şanssız Afrika coğrafyası adeta salgınlardan salgın beğen durumunda.

İç savaşlar, siyasi katliam, etnik temizlik, açlık, kıtlık ve kendi bölgesel salgınları ile baş edemeyen Afrika coğrafyası, korona pandemisi karşısında yeni bir insanlık dramına sahne olmamalı.

***

Küresel salgından çıkış yolu arayan dünyamız, aşı ve tedavi umuduyla bilim dünyasına teslim olmuş durumdadır.

Bilim ve tıp dünyası tam da itibarını arttırdığı bir dönemde, öngörüsüz iki mensubunun etik olmayan Afrika çıkışlarıyla tatsız bir tartışma girdabına girivermiştir.

Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü üyesi iki doktorun korona için geliştirilecek aşı ve ilaçların Afrika’da denenmesi önerisi uluslararası planda tepki çekmiştir.

Bu önerinin tıbbi temelli gerekçelerle dile getirildiği iddia edilse de başta Dünya Sağlık Örgütü, uluslararası toplum ve belli başlı insan hakları savunucularının ciddi eleştirilerine maruz kalmıştır.

***

Orta Afrika kuşağı istikrarsız, patlamaya hazır bir coğrafyadır. Açlık ölümlerinin rapor edildiği bölge, kıtlık, susuzluk, kanlı iç savaşlar, etnik temizlik ve salgın hastalıklardan başını alamamaktadır. Sarıhumma, sıtma, kolera, ebola gibi endemik salgınların kol gezdiği, açlık, katliam ve hastalıklardan kimin neden, nasıl öldüğü ise bilinmemektedir.

Bu çok olumsuzluklu kaos ortamında, bazı mevsimsel salgınlar,rutin kitle ölümleriyle sessizce atlatılırken, kimi ilaç endüstrisi devlerinin kimler üzerinde hangi ölümcül aşı ya da ilaçları test edip etmediği suali akıllarının ucundan bile geçmemektedir.

Bölge insanı bu koşullarda hala ayakta kalabilmişse, geri kalan ömrünü malum insani yardım örgütlerinin ‘aş ya da aşı’ kuyruklarında geçirirken, ne aldığını sorgulama kudretinde değildir.

Afrika halklarına dağıtılan gıda ve ilaç ile aşı kampanyalarının altında başka amaçların bulunduğu, çaresiz nüfusun bu anlamda adeta deney tahtasına dönüştürüldüğü, birçok platformda yine yabancılar tarafından iddia edilegelmektedir.

HIV/AIDS aşısının Uganda’da Afrikalı hayat kadınları üzerinde, ebolanın ise Kongo havzası kabileleri üzerinde denendiği bilinmektedir.

***

Fransız doktorların şaşırtan Afrika kobaylığı önerisi, benzeri testlerin bu coğrafyada yıllardır yapılmakta olduğu acı gerçeğine de bilinçaltı göndermedir.

Afrika halkı, vahşi kapitalizmin ölümcül ticari oyunlarının farkında olsa da, ‘denize düşen yılana sarılır’ çaresizliği içinde, hayata tutunabilmek umuduyla aşı ya da aş kuyruklarından medet ummakta ve bile bile ölümcül tuzaklara av olmaktadır.

***

Son ebola salgını sırasında, Demokratik Kongolu aktivistler yabancı insani yardım kuruluşlarının faaliyetlerini mercek altına almıştır. Silahlı militan gruplar, Birleşmiş Milletler dahil ebola tedavi merkezlerine saldırıp, tamamını ülkeden kovmuştur.

Kongolu aktivistler, işgalci yabancıların virüsü bizzat kendilerinin saçtığını, tedavi kisvesi altında aşı testleri yaptıklarını iddia etmiştir.

Uluslararası kuruluşların tahliyesinden sonra, tedaviler yarım kaldığı için ölüm oranları katlamalı olarak artmıştır. Bölge halkı ebola ölümlerinin çoğunluğunun aşı testi kaynaklı olduğuna inanmaktadır.

***

Çok uluslu ilaç devlerinin korona pandemisi karşısında, aşı testi laboratuvarı olarak gördüğü Afrika’yla yeniden ilgilendiği görülmektedir.

İlk duyumlar, aşı denemelerine göz yummalarını sağlamak için Güney Sudan, Sudan, Kongo, Senegal kuşağındaki ülkelere baskı kurulduğu yönündedir. Anlaşıldığı kadarıyla, oltaya ilk takılan ülke Kongo olmuştur. Senegal’in de cazip ahlaksız teklife pek yakında evet diyeceği tahmin edilmektedir.

Bölgeden gelen fısıltılar, Amerika, Çin, Kanada, İngiliz ve Alman ekiplerinin korona aşısını muştulama rekabeti içinde telaşla sahaya indiği, insani yardım STK’ları ile işbirliği başlatıldığı yönündedir.

Korona aşısının en kısa zamanda elde edilmesi ve etkisinin ivedilikle doğrulanabilmesi için bölgede kızamık, kolera gibi rutin aşı kampanyalarına son verildiği de bildirilmektedir. Bu, milyonlarca çocuğun dönemsel salgınlara karşı korumasız bırakılması anlamına gelmektedir.

***

Afrika coğrafyası adeta salgınlardan salgın beğen ikilemi ile baş başa bırakılmaktadır. Bu kırılgan bölgede yapılacak dikkatsizlikler, tüm dünyada bumerang etkisi yaratabilecek zincirleme yeni insani dramlara yol açabilecektir.

 

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ