Hipertansiyon değerleri yeniden belirlendi
Dünya Sağlık Örgütü´nün verilerine göre, hipertansiyon ve onun oluşturduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 2020 itibariyle 23,4 milyona yükselmesi bekleniyor
Tarih: 17.5.2018 09:59:44/ 332okunma / 0yorum

Türkiye´de ise 40 yaşın üzerindeki her 2 kişiden 1´i hipertansiyon hastası ve toplam 15 milyon hipertansiyon hastası var. Kilo yatkınlığı sebebiyle ise Türk kadınlarında hipertansiyon daha fazla görülüyor. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü sebebiyle görüş bildiren İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, ülkemizde yüksek tansiyon farkındalık seviyesinin halen düşük olduğunu belirterek erken teşhisin önemine dikkat çekti ve en son açıklanan hipertansiyon değerleri hakkında bilgi verdi.

 
Yapılan tüm çalışmalara rağmen kalp-damar hastalıkları son 20 yılda büyük bir artış göstererek dünyadaki hastalık kaynaklı ölümlerin üçte birinin nedeni oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 2005 yılında 17,5 milyon kişi hayatı hipertansiyon ve onun oluşturduğu hastalıklar nedeniyle kaybetti. Yine DSÖ´nün verilerine göre yapılan tüm çalışmalara ve bulunan yeni ilaçlara rağmen 2020 yılında bu rakamın 23,4 milyona yükseleceği öngörülüyor. Türkiye´de ise bugün itibariyle, 40 yaşını geçmiş her iki kişiden biri hipertansiyon hastası ve hipertansiyon, kadınlarda biraz daha fazla görülüyor. Bunun nedeni olarak ise Türk toplumunda kadınların daha hareketsiz olması, kilo yatkınlığı ve hormonal faktörler gösteriliyor.
 
 
Hipertansiyon değerleri yeniden belirlendi: 2017 Amerikan Kalp Derneği Hipertansiyon Kılavuzu´na  göre artık 130/80‘in üzeri hipertansiyon olarak kabul ediliyor.
Tansiyonun, “vücutta dolaşan kanın damarlara yaptığı basınç” olarak tanımlandığını belirten İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Başkanı Prof. Dr. Kerim Güler, Amerika´da geçtiğimiz yıl açıklanan yeni hipertansiyon kılavuzundaki önemli değişiklikleri şöyle özetledi: “Hipertansiyon değeri belirli rakamlarla ifade edilir. Bu rakam yıllar içerisinde kılavuzlarda değişmeler göstermiştir. Bugüne kadar, 2015 yılında yayınlanan Amerika ve Avrupa kılavuzları ve Türk Hipertansiyon Uzlaşı Raporu temel alınmakta ve buna göre basıncın 140/90 mm/hg üzerine çıkması hipertansiyon olarak ifade edilmekteydi. Bu değerler, önceki kılavuzlara göre daha yüksekti. 2015 yılından sonra yapılan çalışmalar sonucunda, yüksek tansiyon sınırının 120/80 mm/hg´ye düşürülmesi sonucunda, hipertansiyona bağlı olarak kalp ve beyinde görülen hasarlar ve bundan kaynaklanan ölümlerde azalma olduğu görüldü. Son olarak ise, 2017 yılında yayınlanan Amerikan Kalp Derneği tarafından yayınlanan Hipertansiyon  Kılavuzu´nda 130/80 mm/hg´nin üzerindeki değerler yüksek tansiyon olarak değerlendirilmeye başladı. Bu yeni kılavuza göre, kan basıncı 130/80 mm/hg´nin üzerinde olan kişilerin ilaç tedavisi alması gerekecektir ve bu rakamlara göre ülkemizdeki hipertansiyonlu hasta sayısı artacaktır.”
 
Hiçbir belirti vermeyen hipertansiyon daha tehlikeli
Prof. Dr. Kerim Güler, bir damar hastalığı olduğu için hipertansiyonun kalp ve damar sistemini etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Damarların içini kaplayan endotel doku büzülüp tartılırsa ağırlığı 1,5 kilo, yüzeyi açılırsa kapladığı alan 800 m2´dir ve karaciğerden bile daha fazla alan kaplamaktadır. Damar sağlığı için bu yapının iyi korunması şarttır. Hipertansiyon vakalarının küçük bir kısmı genetik kaynaklı olsa da, çoğu vakada bunun dışında pek çok etkenin varlığı söz konusudur. Aynı aileden birçok hipertansiyon vakasının teşhis edilmesinin nedeni genellikle, bu aile fertlerinin aynı mutfaktan, aynı sağlıksız besinlerle beslenmesidir. Hipertansiyonun belirtilerinde genellikle, beyin üzerinde oluşan basıncın etkisiyle ortaya çıkan belirtiler ön planda olurBaş ağrısı, baş dönmesi, yüzde kızarıklık; kalp çarpıntısı, kolay yorulmagibi. Bu belirtilerin olmasına aslında biz seviniyoruz çünkü hasta hipertansiyonu olduğunun farkına varıyor. Bir de hiçbir belirti vermeyen hipertansiyon tipleri vardır. Tansiyonu yüksek olur ama hastanın şikâyeti olmaz. Biz bu tip hipertansiyona “sessiz katil” diyoruz. Çünkü hastanın haberi olmadığı için önlem almıyor, yaşam tarzı değişikliğine gitmiyor, sonuç olarak hipertansiyonun yapacağı zararlı şeylere çok daha açık bir şekilde maruz kalıyor.”
 
 
 
Türkiye´de hipertansiyon yeterince ciddiye alınmıyor
Türkiye´deki hipertansiyon bilincinin halen düşük seviyelerde olduğunu belirtenProf. Dr. Kerim Güler şunları söyledi: “Türkiye´de hipertansiyon konusunda yapılan tüm farkındalık çalışmalarına ve alınan tüm önlemlere rağmen, yapılan çalışmalar gösteriyor ki, Türkiye´de hipertansiyon için tedavi gören hastaların ancak %54´ünde istenen tansiyon değerine ulaşılabiliyor. Yani Hipertansiyon hastalarının yaklaşık yarısı (%46) hala, hipertansiyonun organlara vereceği zararı bile bile yaşamını aynı şekilde sürdürüyor. Oysa hipertansiyon tedavisinde hastalarımızın çok büyük bir rolü vardır. Ne yazık ki hastalarımız hipertansiyonu pek önemsemezler. Tedaviye riayet etmezler. Bunu kendilerine söylediğimiz zaman ise “benim tansiyonum asabi”, “başım ağrıyınca ilacı alıyorum”, “benim küçük tansiyonum iyi”, “ilaçların yan etkisi fazla” gibi birtakım bahaneler bulurlar. Bu nedenle Türkiye´de hipertansiyon tedavisinde başarı şansımız halen tüm dünya ülkelerine göre çok düşük seviyelerde.”
 
Hipertansiyon ne kadar uzun süre tedavisiz kalırsa, yarattığı hasar o kadar artar
Hipertansiyonun her yaş grubu için risk arz ettiğini belirten Prof. Dr. Kerim Güler şöyle devam etti: “1980´li yıllarda hastanın yaşının önüne 1 koyar, bu tansiyon o kişiye göre normal derdik. Yani 80 yaşında bir hasta için 18´i normal kabul ederdik. Aslında hipertansiyon her yaş grubu için risk arz eder. Çünkü hipertansiyonun süresiyle organlara yaptığı zarar arasında kesinlikle bağlantı vardır. O nedenle hasta yaşlı da olsa onun tansiyonunu 150 seviyesinden sonra tedavi ediyoruz. Hipertansiyon süresi ne kadar uzunsa, organlara verilen zarar o kadar artar. Bu nedenle genç bir hipertansiyon hastasını bekleyen uzun bir yaşam olduğu için, onlarda zararlı etkilerin görülme riski daha yüksektir. Zamanla hipertansiyonun etkilerini artıran başka hastalıklar da ortaya çıkar: Şeker hastalığı, yüksek kolestrol, obezite gibi. Bunların hepsinin bir arada olması organların daha çabuk bozulmasına neden olur. O nedenle hipertansiyon yaş fark etmeden tüm toplumu etkileyen önemli bir problemdir.”
 
Teşhis koyulduğunda genelde geç kalınmış oluyor
Kalbin kaslardan oluşan bir organ olduğunu ve hipertansiyonun kalbi büyüttüğünü belirten Prof. Dr. Kerim Güler teşhis konusunda şu bilgileri verdi: “Kalp büyümesine rağmen kalbi besleyen damarlar büyümediği için, kalp kası yeterince beslenemez ve kalp zamanla genişlemeye ve kan pompalama görevini yerine getirememeye başlar. Bundan bütün organlar etkilenir. Kalp yeterli düzeyde çalışmayınca hastada kalp yetmezliği bulguları yani çok kolay yorulma, nefes darlığı, öksürük, vücutta sıvı toplanması gibi bulgular izlenir. Ayrıca hipertansiyon sonucu basıncın artması beyindeki damarların yırtılmasına, beyin kanamalarına neden olabilir.  Gözler ve böbreklerde de kalıcı hasar yaratabilir.  Hipertansiyon tanısı maalesef ülkemizde geç olarak konulmaktadır. Tanı konulduğu anda hipertansiyon hastanın kalbi halihazırda büyümüş ve vücudundaki tüm damarlar etkilenmiş oluyor. Bu nedenle hipertansiyon organlara zarar vermeden tedaviye başlanabilmesi için erken teşhis edilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi son derece önemlidir.”
 
Türkiye´nin tansiyon tedavisinde başarısı düşük seviyede
Türkiye´deki hastaların ilaç almaktan korkması nedeniyle tansiyon tedavisinde başarının düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler şöyle konuştu: “Halbuki ilaçların yapacağı yan etki hipertansiyonun yapacağı kalp krizi ve felç gibi ölümcül hastalıkların  yanında çok küçük ve çok nadir görülen bir durumdur. Tansiyonu 120/80 mm/hg seviyesine çekmenin faydaları Amerikan kılavuzunda vurgulanmış ve bu değerlere ulaşmak için hastalarda üç hipertansiyon ilacı birlikte kullanılmıştır. 2018´de yayınlanacak olan Avrupa kılavuzu ve yenisini yayınlayacağımız Türk Uzlaşı Raporu da benzer değerleri örnek alacak ve “ne kadar düşük, o kadar iyi” görüşü yaygınlaşacaktır. Hipertansiyon hastaları beslenmesine çok dikkat etmeli. Hipertansiyon damara zarar veren diğer tüm hastalıklarla birlikte düşünülmelidir: kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, şeker hastalığı ve obezite. Bunların hepsi damarlarda zararlı etki yaratır. Bu nedenle hepsini beraber düşünmek gerekir ve yaşam tarzını değiştirmek tedavideki en önemli adımdır. Yani stresli ortamlardan uzaklaşılmalı, haftada beş gün 45´er dakika tempolu yürüyüş yapılmalı, sigara içilmemeli, normal vücut ağırlığına düşmeye çalışılmalıdır. Yaşam değişikliği olmadan hipertansiyon tedavi edilemez. “Ben istediğimi yerim, hareket etmem ama ilacımı alırım” son derece yanlış bir görüştür. Halk arasında söylenen sarımsak, limon gibi şeylerin zararı yoktur fakat sırf bunlardan medet umarak tansiyon tedavi etmek maalesef mümkün değildir.”
 
Hipertansiyon hastaları aşırı soğuk ve sıcak havalarda dikkatli olmalı
Prof. Dr. Kerim Güler hava sıcaklıklarının hipertansiyon üzerindeki etkileri hakkında şunları söyledi: “Hipertansiyon damarın daralmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Soğuk kış aylarında damarlar biraz daha daraldığı için soğuk, hipertansiyon hastalarına pekiyi gelmez çünkü damar daraldığı zaman tansiyon basıncı artar. Ancak aşırı sıcaklarda da son derece dikkatli olmak gerekir. Çünkü kalp bir kastır ve sıcakta lastik borular nasıl fonksiyonlarını tam yapamazsa, kalp de kasılmasını tam yapamaz. O yüzden hem aşırı sıcak hem de soğuk, hipertansiyon hastaları için zararlıdır ve aşırı sıcaklarda ve soğuklarda hastanın sokağa çıkması kesinlikle kalp krizi riskini artırır.”
 
Türkiye tuz tüketiminde dünya birincisi
Prof. Dr. Kerim Güler tuz ve hipertansiyon arasındaki ilişki hakkında şunları söyledi: “Maalesef Türk toplumu olarak dünyada tuz tüketiminde birinci sıradayız. Bütün kılavuzlara ve hipertansiyon cemiyetlerine göre günlük tuz tüketimi 6 gram yani yaklaşık bir çay kaşığını aşmamalıdır ancak Türkiye´de yapılan çalışmalar Türkiye´deki tuz tüketiminin 18 gram olduğunu göstermektedir. Vücudumuza 18 gram tuz girmesi Türk toplumunu, hipertansiyonun en çok görüldüğü ülkelerden biri durumuna getirmiştir. Ayrıca biz ekmeği de seven bir toplumuz. Bu nedenle fırınlarda tuzsuz ekmek üretmeye başlamamız gerekmektedir. Yani tuzsuz yiyorum diyenler bile Türkiye´de 16 gram tuz tüketmektedir. Hipertansiyon tedavisinde beslenme şekline dikkat etmek son derece önemlidir. Örneğin tuz tüketmediği bilinen Afrika´daki bazı kabilelerde hiç hipertansiyon vakasına rastlanmamaktadır. Ayrıca aşırı yağdan mutlaka kaçınmak lazım. Yağlar vücudumuzun her yerinde toplandığı gibi damarlarda da toplanmaktadır. Dolayısıyla damarın iç çapı daralır. Daralma demek hipertansiyon demektir. Bu nedenle hayvansal yağlardan kaçmak lazımdır. Akdeniz stili beslenen; yani bol sebze, meyve ve zeytinyağı tüketimi olan ülkelerde hipertansiyon ve ona bağlı hastalıkların görülme oranının diğer ülkelere göre az olduğu gösterilmiştir.”
 
Evde yapılan tansiyon ölçümleri erken teşhis için çok önemli
Düzenli tansiyon ölçmenin faydalarının çok fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Kerim Güler şöyle devam etti: “Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği olarak Endokrin, Kardiyoloji ve Nefroloji Dernekleriyle birlikte, Türk halkında hipertansiyon tedavisinde nasıl hareket edeceğimiz konusunda bir uzlaşı raporu hazırladık. Evde elektronik ölçümleri kesinlikle öneriyoruz çünkü tansiyonun doğru ölçülmesi için hastanın rahat bir ortamda bulunması lazım ve ev bunun için en iyi ortam. Evde rahat bir ortamda ölçülen tansiyon 135´e 85´in üzerindeyse hastada hipertansiyon var demektir. Hastaların bir hafta boyunca sabah ve akşam ölçülen tansiyonu bu seviyenin üzerindeyse, biz bu hastaya hemen yaşam tarzı değişikliği, spor, tuzsuz yeme, Akdeniz diyetine geçme gibi önlemler öneriyoruz. Sorun hala devam ediyorsa o zaman hipertansiyon tedavisine başlıyoruz.”(CO)
 
 
 
 

 







Kaynak: HABER MERKEZİ

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Geniz eti deyip geçmeyin
Geniz eti deyip geçmeyin
Araştırmalara göre 3-6 yaş arasındaki çocukların yüzde 10 ila 30´unun bazen; yüzde 5 ila 6´sının ise sürekli horladığı; yüzde 1 ila 4´ünde ise uyku apnesi görüldüğü bildirildi
Türkiye´de her üç kişiden biri obez
Türkiye´de her üç kişiden biri obez
Doç. Dr. Emre Bozkırlı, Türkiye´de 2013 yılında yayınlanan bir çalışmanın erişkinlerde obezitenin 12 yıllık bir dönemde yaklaşık olarak yüzde 70 oranında arttığını ortaya koyduğunu belirtti
Kalp hastaları, soğuk havaya dikkat
Kalp hastaları, soğuk havaya dikkat
Kış mevsimi ile birlikte yaşanan soğuk havalara bağlı olarak kalp krizi riskinin arttığını belirten Op. Dr. Nüket Yoldaş, özellikle kalp hastalarının soğuk havanın etkisine maruz kalmamaları ve dışarıda vakit geçirirken kendilerini koruyucu önlemler almaları konusunda uyardı.
Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye´de ilk yerli kanser ilacını üretecek
Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye´de ilk yerli kanser ilacını üretecek
Kanser tedavisi alanında dünyada ses getirecek ilacın çalışmalarını yürüten ekibin başında olan Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rana Nomak Sanyal, ilacı geliştirme sürecini anlattı.
Göz tansiyonu olan hastalar yan açıları göremiyor
Göz tansiyonu olan hastalar yan açıları göremiyor
Bir göz tansiyonu hastası çok ileri bir hastalık noktasında bile yazıları okuyabilir ve en uzaktaki gösterdiğiniz simgeleri görebilir. Ancak dürbünle baktığınız gibi sadece ortayı görür. Yanları görmesi imkansızdır. Dolayısıyla bu sürücünün kaza yapma ihtimali çok yüksektir
Çocuğunuzun Sağlıklı Büyümesi için Süt İçirin!
Çocuğunuzun Sağlıklı Büyümesi için Süt İçirin!
Sütün içerdiği protein, kalsiyum, fosfor gibi besin ögeleri ile B2, B6, B12 ve A vitaminlerinin büyüme ve gelişim için çok önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar çocukların günde en az iki bardak süt içmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlar uyardı, “Erken doğum önlenebilir”
Uzmanlar uyardı, “Erken doğum önlenebilir”
Erken doğumların tıbbi müdahalelerle engellenebileceğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Emin Haqverdiyev, “Erken doğum riskine sahip olan hastaların yakın takibe alınması gerekmektedir” dedi.
Tekrarlayan baş ağrısına dikkat
Tekrarlayan baş ağrısına dikkat
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, tekrarlayan baş ağrısının dikkat alınması gerektiğini söyledi.
“BİRİNİN PSİKOPAT OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ!”
“BİRİNİN PSİKOPAT OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ!”
Kadına, çocuğa, hayvana şiddet haberleriyle neredeyse her gün karşılaşır olduk. Artan şiddet olayları akıllara ‘Etrafımızdakilerin psikopat olduğunu nasıl anlarım?´ sorusunu getiriyor.
Kıskançlık ve ihmal  duygusal şiddete giriyor
Kıskançlık ve ihmal duygusal şiddete giriyor
Duygusal şiddete maruz kalan insan kendini değersiz ve yetersiz hissediyor
KOAH hastası olanların sadece 10´da 1´i hasta olduğunu biliyor
KOAH hastası olanların sadece 10´da 1´i hasta olduğunu biliyor
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, Türkiye´de 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH olduğunu, her 10 KOAH hastasından sadece 1´inin doktora başvurduğunu belirterek, “Ülkemizde bulunan ve sayıları 3 ila 5 milyon olduğu tahmin edilen KOAH´lıların sadece onda biri hasta olduğunun farkındalar. Hastalığın tanısı, ´nefes ölçüm testi´ ile ağrısız bir şekilde ve kolayca konulabiliyor” dedi.
Ekmeğinizi hem sağlıklı, hem bilinçli tüketin
Ekmeğinizi hem sağlıklı, hem bilinçli tüketin
Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Öğretim Üyesi Dr. Ruhan Aşkın Uzel, her bireyin ekmek gereksiniminin farklı olduğunu belirterek, "Yetişkin bir kadın bireyin günlük ekmek gereksinimi günde 4- 6 dilim ekmek, yetişkin bir erkek bireyin günlük ekmek gereksinimi ise ortalama 6-10 dilim ekmek civarındadır” dedi.
“Türkiye´de her beş kişiden biri diyabetli”
“Türkiye´de her beş kişiden biri diyabetli”
Obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte diyabetin hastalıklar arasında ilk sıraya yerleştiğini belirten İç Hastalıkları Uzm. Dr. Ahmet Faruk Yağcı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşamla birlikte Türkiye´de yüzde 20´ye yakın diyabet hastası olduğunu kaydetti.
Akciğer kanserinde, erken teşhisi mümkün kılacak çalışmalar yapılmalı
Akciğer kanserinde, erken teşhisi mümkün kılacak çalışmalar yapılmalı
Akciğer kanserinin Türkiye´deki ekonomik yükünü ortaya koyan Türkiye´de Akciğer Kanseri Raporu açıklandı. Rapor, akciğer kanserinin Türkiye´deki toplam ekonomik yükünün yaklaşık 8,8 milyar TL olduğunu ortaya koydu.
Sonbahar hastalıklarına dikkat!
Sonbahar hastalıklarına dikkat!
Sıcaklıklardaki sert dalgalanmaların insanlardaki bağışıklık sisteminde meydana getirdiği kırılganlığı fırsat bilen virüsler ise adeta çevremizi sarıyor ve birçok kişiyi yatağa düşürüyor.
 “DİYABETLİ HASTA SAYISI 20 YILDA 2 KAT ARTACAK!”
“DİYABETLİ HASTA SAYISI 20 YILDA 2 KAT ARTACAK!”
Her yıl 14 Kasım´ın , tüm dünyada “Dünya Diyabet Günü” olarak kutlanması nedeniyle bir açıklama yapan Türkiye Diyabet Vakfı´nın verdiği bilgilere göre diyabet, tüm Avrupa ülkeleri içinde Türkiye´de de hızla artışı gösterirken ülkemiz diyabet oranında Rusya ve Almanya´nın ardından üçüncü sırada yer alıyor
“KOAH TEDAVİSİNDE YANILTICI YÖNTEM UYGULANMASI TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN TEHLİKE YARATIYOR”
“KOAH TEDAVİSİNDE YANILTICI YÖNTEM UYGULANMASI TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN TEHLİKE YARATIYOR”
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), kanıta dayalı olmayan tedavi yöntemleri ile KOAH hastalığına çözüm sağlanabildiği yönündeki bilgilerin yanıltıcı olduğuna dikkat çekti.
Diyabet tedavisindeki yenilikler
Diyabet tedavisindeki yenilikler
Kalp krizi, inme gibi akut komplikasyonlardan uzun vadede ortaya çıkabilen körlük, böbrek yetmezliği, nöropati gibi kronik sağlık sorunlarına kadar birçok ciddi sonucu olabilen diyabet, hastaların insülin iğnelerini sürekli olarak yanlarında taşımalarını gerektiriyor. Hasta konforu açısından çok kullanışlı olmayan bu yöntem, son yıllarda yapılan yoğun araştırmalar sonucu artık tedavideki tek seçenek olmaktan çıkmak üzere.
Organlarıyla 3 kişiye umut oldu
Organlarıyla 3 kişiye umut oldu
Sivas´ta geçirdiği beyin kanaması sonucu beyin ölümü gerçekleşen bir yaşlı kadının organları 3 kişiye umut oldu.
Diyabetlerde uzuv kaybı 25 kat daha fazla!
Diyabetlerde uzuv kaybı 25 kat daha fazla!
Basit çarpmalar sonucunda oluşan yaraların tedavisi kolay olsa da şeker hastaları için bu durum farklı. Şeker hastalığının neden olduğu yaralar uzuv kayıpları ve ölümlere yol açıyor. Uzmanlar, diyabetik ayak yarası ve ayak bakımı hakkında önemli uyarılarda bulunarak, şeker hastası olan insanların, şeker hastası olmayan ve yarası olan insanlara göre 25 kat daha fazla uzuvlarını kaybettiğini vurguluyor.
Zatürre ile gribi karıştırmayın
Zatürre ile gribi karıştırmayın
Mevsim hastalıklarının salgın halinde görüldüğü şu dönemde öksürük, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetleri grip diye geçiştirmeyin! 3 günden fazla süren yüksek ateş, yan ağrısı ve öksürük zatürre belirtisi olabilir.
Bel çevresindeki yağlar nasıl azaltılır?
Bel çevresindeki yağlar nasıl azaltılır?
Obezite en basit şekilde aşırı kiloluluk, hastalık ölçüsüne varan şişmanlık olarak tanımlanıyor. Tüm dünyada yapılan araştırmalar bel çevresi genişledikçe kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere kanser, felç ve inme riskinin arttığını gösteriyor. Aynı çalışmalar şeker hastalığı, yüksek tansiyon, metabolik sendrom, osteoporoz, horlama, uyku apnesi riskinin arttığını ayrıca bel genişledikçe belleğin zayıfladığını da ortaya koyuyor.
“Adanalılar kök hücre bağışı konusunda duyarlı ”
“Adanalılar kök hücre bağışı konusunda duyarlı ”
Türk Kızılayı Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, löseminin iyileşme oranının, günümüzde gelişen tıp teknolojisi sayesinde erken teşhis ve etkili tedavi yöntemiyle yüksek olduğunu bildirdi.
Farkında olmadan gizli gizli şeker içiyoruz!
Farkında olmadan gizli gizli şeker içiyoruz!
Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu farkında olmadan tükettiğimiz şekere karşı uyarıda bulundu.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEMSİLCİLERİMİZDEN 16.HAFTADA TOPLAM 3 PUAN
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BARIŞ SERGİSİ NOTLARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
EMPERYALİZMİN MAŞALARI-2
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ANLATILMAZ YAŞANIR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
AMAÇ ÇATIŞMALARI VE ÖĞRETMENLER
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Belediye Kazanmak mı? Seçim Kazanmak mı?
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AÇIK MEKTUP
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
TARİKAT-CEMAAT ÖRGÜTLENMESİ DEMOKRASİDE MEŞRU MUDUR?
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ABD´yi Yerli Malı ile Protesto Etmek Yerine Beyin Göçünü Engellemek ve Bilimin Öngörüsü ile Geleceği Kurmak Gerekir
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
SEVGİ ÜSTÜNE
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
FIRAT DOĞUSUNA HAREKÂT AÇIKLAMASI
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
BU NASIL BİR MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI?
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KEDİ KAZASI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
Beraberliğe razı olduk
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
BEKA MESELESİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
10 °C
Perşembe
6 °C
Cuma
7 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-12/19/1422573915426.jpg