YAZARLAR

  • BIST 100

    110.022%0,44
  • DOLAR

    6,7695% 0,25
  • EURO

    7,6426% -0,20
  • GRAM ALTIN

    366,56% -1,50
  • ÇEYREK ALTIN

    604,824% -1,50

Adana

07.06.2020

  • İMSAK 03:28
  • GÜNEŞ 05:12
  • ÖĞLE 12:43
  • İKİNDİ 16:33
  • AKŞAM 20:03
  • YATSI 21:40
  • Pazar 37 ° / 17 ° Parçalı bulutlu
  • Pazartesi 38 ° / 18 ° Güneşli
  • Salı 33 ° / 18 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

CHP'Lİ FETHİ AÇIKEL: TÜRKİYE, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE DİBE SABİTLEDİ

Açıkel, AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin bütün özgürlük alanlarında olduğu gibi basın özgürlüğü alanında da gerilediğini ve bu gerilemenin bütün evrensel değerlendirmelerde görüldüğünü söyledi.

CHP Bilim Platformu’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü ile ilgili yaptığı açıklamada, AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin bütün özgürlük alanlarında olduğu gibi basın özgürlüğü alanında da gerilediğini ve bu gerilemenin bütün evrensel değerlendirmelerde görüldüğünü söyledi. 
Saray rejiminin anayasasız, hukuksuz, kurumsuz, bürokrasisiz ve liyakatsiz yönetimi neticesinde Türkiye’nin, önce yerinde sayan bir ülkeye, ardından neredeyse bütün endekslerde gerileyen bir ülkeye dönüştüğü belirten Açıkel, tek adam rejiminin, Türkiye’yi demokratik değer ve hedeflerinden uzaklaştırdığını söyledi. CHP’li Açıkel, Türkiye’nin, AKP’nin neden olduğu bu büyük gerileme nedeniyle artık bağımsız uluslararası kuruluşların yaptığı sınıflandırmalarda, demokratik olmayan ya da otoriter hibrit rejimler başlığı altında yer aldığını, AKP’nin uyguladığı baskı ve hukuksuzluğun en fazla gözlendiği alanların başında ise medyanın geldiğini ifade etti. 
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün hazırladığı rapora göre basın özgürlüğü konusunda Türkiye’nin 2002’de 100. sıradayken, 2020’de 154. sıraya gerilediğine dikkat çeken Açıkel, Türkiye’nin zaten 180 ülkenin değerlendirildiği incelemelerde 150. sıralara kadar gerilemiş ve burada sabitlemiş durumda olduğunu söyledi. Açıkel ayrıca, Türkiye’nin, OECD ülkeleri içerisinde ise medya özgürlüğü ve medya çoğulculuğu sıralamalarında da en sonuncu ülke olduğunu ifade etti. Açıkel yaptığı değerlendirmede, AKP döneminde Türkiye’nin tutuklu gazeteciler ülkesine dönüşmesinin, uzun dava süreçlerinde haklarında kesinleşmiş hüküm olmaksızın cezalandırılmanın olağanlaşmasının ve yoğun sansür politikalarının bu gerilemenin başlıca nedenlerini oluşturduğunu söyledi. 
 “Basın Kartı ve Akreditasyon, Sarayın İnisiyatifinde”
Gazetecilerin, basın kartı alabilmesi ya da kartlarının iptal edilebilmesinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kurulan İletişim Başkanlığı üzerinden doğrudan Saray’ın kontrolüne bırakıldığını söyleyen Açıkel, gazeteci meslek örgütlerinin bu sürecin dışında tutulmasının ve katı akreditasyon uygulamalarının basın özgürlüğü önünde engel teşkil ettiğini belirtti. Medyadaki iktidar kontrolüne dikkat çeken Açıkel, “Medyanın %95’ine yakınını, özelleştirmeler ve el değiştirmeler sonucunda kendisine yakın sermaye grupları vasıtasıyla kontrol altında tutan AKP’nin adım adım inşa ettiği medya düzeninde tek boyut, tek ses, tek renk prensibi işletilmekte ve iktidar görüşü dışında hiçbir görüşün toplumsallaşmasına izin verilmemektedir” ifadelerini kullandı.
AKP’nin, RTÜK ve Basın İlan Kurumu üzerinden, medya kurumlarını ve çalışanlarını keyfi ve siyasi cezalarla sindirmeyi amaçladığını vurgulayan Açıkel, kamu kurumları aracılığıyla basın özgürlüğünün tehdit edildiğini ve bağımsız yayıncılık yapan televizyon kanalları ve bu kanallarda çalışan gazetecilerin sürekli bir ceza ve sansür tehdidiyle adeta boğulduğunu söyledi. Bu ceza ve yaptırımların birçoğunun keyfi ve siyasi kararlar olduğunu söyleyen Açıkel, BİK aracılığıyla da kamu ilanlarının haksız ve keyfi biçimde dağıtıldığını, medyada haksız rekabetin derinleştirildiğini ve bağımsız yayıncılık yapmanın zorlaştırılarak basın özgürlüğüne zarar verildiğini ifade etti.
“Vatandaşlar da Basının Özgür Olduğuna İnanmıyor”
Yapılan çalışmalara göre her 5 yurttaşımızdan 3’ünün ülkemizde basın özgürlüğünün olmadığını düşündüğüne dikkat çeken Açıkel, Türkiye’nin haberlere güvenmeme açısından, dünyada 2. sırada bulunduğunu ifade etti. 
Açıkel, Türkiye’nin, siyasal hak ve özgürlükler bakımından 41 OECD ülkesi arasında son sırada olmasının, ifade özgürlüğü konusunda ise 149 ülke arasında 129. sırada bulunmasının da bu tablonun bir sonucu olduğunu belirtti. 
“Demokrasi Krizinin Bir Parçası”
Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan sorunların genel anlamda yaşanan demokrasi krizinin bir parçası olduğunu belirten Açıkel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, basın özgürlüğünü yurttaşların bilgi edinme hakkı ve düşünce özgürlüğü ile birlikte ele aldığını söyledi. Açıkel’in değerlendirmesi şöyle: “CHP İktidarında bu iki temel insan hakkından yurttaşlarımızın yararlanmasının önünde Saray rejiminin koyduğu engeller kaldırılacaktır. Medyanın bir temsil ve denetim aktörü işlevi görmesi sağlanacak, her kesimden yurttaşların düşüncelerinin, sorunlarının ve taleplerinin medyada adil biçimde yer alması güvence altına alınacaktır. 
CHP iktidarında, Anayasa ile güvence altına alınan ve somut şekilde ifade bulan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile basın özgürlüğünün, herhangi bir belirsizlik ve yoruma açıklık olmaksızın tam anlamıyla uygulanabilmesi için mevzuatta gerekli tüm düzenlemeler yapılacaktır. Basın özgürlüğünün kısıtlanabileceği hallerin kötüye kullanılmasının önüne geçebilmek için yazılı ve görsel medya ile İnternet başta olmak üzere tüm kitlesel yayın ortamlarının tek bir çerçeve yasayla, kapsamlı ve çağdaş demokrasiyle uyumlu biçimde düzenlenmesi hedef alınacaktır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu da Bağımsız Medya İçin Yol Haritası olarak sunduğu 6 maddelik listede bu noktayı vurgulamaktadır.”
(VŞ)

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ