YAZARLAR

  • BIST 100

    109.537%0,39
  • DOLAR

    6,7687% 0,55
  • EURO

    7,6664% 1,20
  • GRAM ALTIN

    373,54% 1,52
  • ÇEYREK ALTIN

    616,341% 1,52

Adana

04.06.2020

  • İMSAK 03:30
  • GÜNEŞ 05:13
  • ÖĞLE 12:42
  • İKİNDİ 16:33
  • AKŞAM 20:01
  • YATSI 21:37
  • Perşembe 29 ° / 16 ° Güneşli
  • Cuma 32 ° / 15 ° Güneşli
  • Cumartesi 36 ° / 16 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Ayhan Barut,” Halkçı, sosyal, laik bir hukuk devleti ile aşılmayacak sorun, çıkılmayacak kriz yoktur”

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut’tan koronavirüs sonrası yeniden şekillenmesi gereken rejimin nasıl olması gerektiğini açıkladı.Barut, “Bu yeni düzen, aslında bizim için Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine yeniden sarılmak demektir."

Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili Ayhan Barut ile AKP ve MHP'nin yeni getirdiği infaz düzenlemesinin değerlendirmesini ve düzenlemenin daha çok muhalif kesimlere yönelik olarak hazırlanmadığı iddiası, salgın ve salgının yaratacağı ekonomik-sosyal yıkım karşısında neler yapılması gerektiği, son salgın krizi ile birlikte tarımın bir kez daha önemi ortaya çıktığı ve hükümet tarafından açıklanan tedbirler paketinde tarım sektörü için nelerin öngörüldüğünü ve en son olarak da bu koronavirüs salgını ile birlikte yeni dünya düzenine geçileceği görüşüne katılıp katılmadığını, Dünyada ve Türkiye'de siyasette yeni koşulların nasıl olacağını veya nasıl olması gerektiğini konuştuk. Barut, sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Barut ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

VAHİT ŞAHİN

Yeni Adana: AKP ve MHP'nin yeni getirdiği infaz düzenlemesinin bir değerlendirmesini yapar mısınız? Düzenlemenin daha çok muhalif kesimlere yönelik olarak hazırlanmadığı öne sürülüyor. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Ayhan Barut: AKP'nin ve MHP'nin Meclis'e sunduğu infaz düzenlemesinden on binlerce kişi yararlanacak. Soma ve Ermenek maden kazalarıyla Aladağ’daki yurt yangınına kadar çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine neden olan davaların failleri infaz düzenlemesinden yararlanmış olacak. Ama gazetecileri ve aydınları içeride bırakacaklar. Bu nedenle yapılan düzenleme kabul edilemez. Adaletli, eşit, vicdanların kabul edeceği bir düzenleme şarttır. Salgının boyutu da dikkate alınarak bunun kapsamının mutlaka genişletilmesi gerekir. Gasp, yaralama, çete suçları, taksirle adam öldürme ve birçok suçu kapsam içine alan düzenleme vicdanları yaralıyor. Yeniden ele alınması gerekiyor.

Yeni Adana: Salgın ve salgının yaratacağı ekonomik-sosyal yıkım karşısında neler yapılmalıdır?

Ayhan Barut: Türkiye ekonomisinin salgın hastalıktan çok öncesine dayanan kırılganlıkları, hastalığın yarattığı ekonomik baskılarla birleşince ülkemiz salgın hastalık tehdidinin yanı sıra ekonomik ve sosyal bir kriz yaşama riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Hastalığın yayılım hızını düşürmek amacıyla uygulanan karantina tedbirleri birçok yurttaşımızın işini kaybetmesiyle sonuçlanmış ve salgın öncesinde dahi tarihi rekor seviyelerini aşan işsizlik artık dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Salgın hastalığın yarattığı ekonomik ve sosyal krizle milli mutabakat halinde mücadele edebilmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey ivedilikle toplanmalı ve toplantılara düzenli aralıklarla devam edilmelidir. Türkiye ekonomik kriz içerisinde salgın hastalığa yakalanmıştır. Salgın hastalık boyunca bir taraftan gelirler düşecek diğer taraftan hastalıkla mücadele ve sosyal yardımlar bütçeye ağır yük bindirecektir. Kamu bütçesinden tasarruf amacıyla salgın hastalıkla mücadele için gereken zorunlu hallere ve stratejik sektörlere öncelik verilmelidir.

Kamu özel işbirliği kapsamında yapılan projelere verilen hazine garanti ödemeleri TL’ye çevrilmeli ve 1 yıl süreyle ertelenmelidir. Hazinenin ve bankaların acil nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Merkez Bankası emisyon hacmini yükseltmek, zorunlu karşılık oranlarını düzenlemek, ters repo işlemleri yapmak gibi gerekli para politikası araçlarını devreye almalıdır. Salgınla mücadele kapsamında yerel yönetimlere çok ağır sorumluluklar düşmektedir. Yaşanan ekonomik kriz dolayısıyla önemli miktarda gelir kaybı yaşayacak olan belediye bütçelerinin desteklenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda bir yıl süreyle Hazine ve Maliye Bakanlığı ve İller Bankasınca belediyelere yapılan aktarımlardan kesinti yapılmaması, belediyelerin borçlanma limitlerinin artırılması ve belediyelerin iç ve dış borçlanmalarında hazine garantisi verilmesi çok önemlidir. Ekonomide yaşadığımız daralmanın aşılması, stratejik sektörlerimizin talep düşüklüğü nedeniyle tedarik zincirlerinin kırılmaması ve sosyal adaletin sağlanması amacıyla ihtiyaç içerisinde bulunan tüm yurttaşlarımıza yeterli nakit yardım yapılmalıdır. Salgın süresince bir gıda krizi ile karşılaşmamak amacıyla tarım sektörümüze özel önem verilmeli ve çiftçilerimizin üretime devam etmesini sağlamak amacıyla çiftçilerimizin borçları yeniden yapılandırılarak bir yıl süreyle faizsiz ertelenmelidir. Esnaftan sanayiciye herkesin üretimini, işini ve düzenini koruyup geliştirmesi için desteklenmesi şarttır.

Yeni Adana: Adanalı olmanız ve Ziraat Mühendisi olmanızdan dolayı siz daha çok tarımın, çiftçilerin ve köylülerin sorunlarını gündeme getiriyorsunuz. Bu son salgın krizi ile birlikte tarım bir kez daha önemi ortaya çıkmıştır. Hükümet tarafından açıklanan tedbirler paketinde tarım sektörü için neler öngörülmüştür?

Ayhan Barut: Ülkemiz ve dünya salgınla mücadele ederken bir yandan da hayat sürüyor. Gıda güvenliği için tarımda üretimin sürmesi gerekiyor. Üreticiler bölgemizde bir yandan mısır ekiyor, mayıs ayında buğday hasadına hazırlanıyor. Çiftçinin tarlaya endişe taşımadan gitmesi gerekiyor. Üreticilerimiz tüm riskleri alarak üretim için, gıda güvenliğini karşılamak için çalışıyor. Virüse karşı temizlik, hijyen, evde kalmak kadar beslenmek de çok önemli. Üreticiler de gıda temini için üretmeye çalışıyor. Onlara ne kadar teşekkür etsek az. Tarımda ekim zamanı ekim, hasat zamanı hasadın yapılması gerek. Ekim veya hasadı kaçırdığımız zaman, üretim yapamayız. Bu nedenle gıda güvenliği tehlikeye girer. Tarımdaki işler fabrika işleri gibi yürümüyor. Tarımda her şey doğaldır. İklim, toprak ve zaman çok önemli. Hasat da çok önemli. Her şeyi zamanında yapacaksın. Bu anlamda çiftçi tarlasına rahatlıkla gitmeli, üretimini yapabilmeli. Tüm ülkeler hava, kara, deniz sınırlarını kapatıp ithalat ve ihracatı durdurdu. Ülkeler tarımda kendi yeterliliğini sağlamaya çalışıyor. Ama bizim Tarım Bakanımız, ‘Paramız var ki ithalat yapacağız' diyor. Para her zaman her şeyi çözmüyor. Kendi yurttaşımız için en azından üretimi gerçekleştirmek zorundayız. Bakanlık olmayan ürünü nasıl ithal edecek? Ülkeler dışarıya mal satmak istemezken hangi ürünü alacak? Bunu çok merak ediyoruz. Yerli üretimin önemi ortada. Buna göre hareket edilmeli, çiftçiler desteklenmeli.

Açıklanan destek paketinde tarımın t'si, çiftçinin ç'si yok. Acilen çiftçinin tarlasında üretmesi için desteklenmesi, yeni destek paketlerinin açıklanması, en azından borçlarının bir yıl faizsiz ertelenmesi gerekiyor. Çiftçiyi ve tarımı desteklemek, aynı zamanda sağlığı desteklemek demektir. Unutulmamalı ki, gıda olmadan yaşam olmaz. Güvenilir ve yeterli gıda için tarıma, üreticiye destek şarttır. Özetle, çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi kredi miktarlarının arttırılması, üreticilere ayni ve nakdi destek sağlanması, tarımsal desteklemelerin bu yıl peşin ödenmesi ve oranlarının iyileştirilmesi, Tarım Kanunu'na istinaden tarıma bütçeden ayrılan yüzde 1'lik payın tam olarak verilmesi ve bu oranın arttırılması gerekiyor. Üretimin sürdürülebilirliği açısından gıda tedarik zincirinde ve lojistiğinde bir sorun yaşanmaması için önlem alınmalı. Tarımın ve hayvancılığın üzerindeki girdi yükünün hafifletilmesi mutlak suretle sağlanmalıdır.

Yeni Adana: Bu koronavirüs salgını ile birlikte yeni dünya düzenine geçileceği söyleniyor. Bu görüşe katılıyor musunuz? Dünyada ve Türkiye'de siyasette yeni koşullar nasıl olacaktır veya nasıl olmalıdır?

Ayhan Barut: Koronavirüs salgını nedeniyle zaten ekonomik ve siyasi kriz içindeki Türkiye, çok daha büyük bir ekonomik ve sosyal krizin içine girdi. Bu krize çare bulması gereken tek adam iktidarı, yanlış politikalarda ısrar ederek çözüm üretmek yerine adeta krizi körüklüyor. Herkes biliyor ki bu salgın süreci, artık her şeyin daha farklı olacağı yeni bir süreci getiriyor. Yani dünyada hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak ve ekonomik, sosyal, siyasal bir sürü yeni sonuç doğuracak. Krizi görüp değişimi gören, yurttaşların gereksinimlerine yanıt veren siyasi anlayış çözüm için avantajlı olacak. Tarımdan sağlığa, eğitimden ulaşıma kamusal hizmetin önemi açıkça ortaya çıktı.

Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkemizin kuruluş ilkelerini evrensel gerçeklere dayandırmış, aklın ve bilimin ışığında Türkiye Cumhuriyeti'nin yol haritasını belirlemişti. Bu rehber, hala yolumuzu aydınlatıyor. Ülkemizin kuruluş ilkeleri yolumuza ışık tutuyor. Halkçı, sosyal, laik bir hukuk devleti ile aşılmayacak sorun, çıkılmayacak kriz yoktur. Bu yeni düzen, aslında bizim için Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine yeniden sarılmak demektir. Bunu yapabilirsek elbette daha mutlu, huzurlu ve ekonomik yönden güçlü bir ülke haline geleceğiz.

(VŞ)

Haber Kaynak : ÖZEL HABER