YAZARLAR

  • BIST 100

    1.123%0,00
  • DOLAR

    7,7744% -0,54
  • EURO

    9,1268% -0,57
  • GRAM ALTIN

    472,19% -0,91
  • Ç. ALTIN

    779,1135% -0,91

Adana

30.09.2020

  • İMSAK 05:07
  • GÜNEŞ 06:26
  • ÖĞLE 12:34
  • İKİNDİ 15:54
  • AKŞAM 18:31
  • YATSI 19:45
  • Çarşamba 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cuma 32 ° / 21 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

AKP'den Ankara Barosu'na kınama

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve AKP Genel Sekreteri Fatih şahin yaptıkları ayrı ayrı açıklamada, ,"Prof. Dr. Ali Erbaş'a yönelik saldırılarını hadsizlik olarak görüyor ve kınıyoruz" dediler.

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ı ramazan ayının ilk cuma günü verdiği hutbedeki açıklamaları nedeniyle eleştiren Ankara Barosunu kınadı.

Kurtulmuş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Ankara Barosunu eleştirdi.

"Kur'an-ı Kerim dinimizin kitabıdır ve onun mukaddes öğretisinde muhatap insandır. Yaratıcımızın nazarında insan, 'eşref-i mahlukat'tır." ifadelerini kullanan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Allahuteala'nın 'ahsen-i takvim' üzere yarattığı insana dair görüşlerin, dinin temel anlayışı çerçevesinde ifade edilmesinden rahatsızlık duyanların, Prof. Dr. Ali Erbaş'a yönelik saldırılarını hadsizlik olarak görüyor ve kınıyoruz. Savunma mesleğine asla yakışmayacak tarzda bazı barolar tarafından, dini inancından dolayı bir kişinin hedef haline getirilmesi hukuk adına bir cinayettir. Kaldı ki Prof. Dr. Ali Erbaş, dini konularda temsil yetkisine sahiptir. Üslupsuz ve özensiz bir tavırla dini inanç üzerinden yapılan bu tezvirat hiçbir şekilde kabul edilemez."

AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin de Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ı ramazan ayının ilk cuma günü verdiği hutbedeki açıklamaları nedeniyle eleştiren Ankara Barosunu kınadı.

Şahin, Twitter hesabından paylaşımda bulunarak, Ankara Barosunu eleştirdi.

"Ankara Barosunun, İslam'ın emir ve yasaklarını hatırlatan Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş hakkında yaptığı yüce dinimiz İslam'ı tahkir eden rezil açıklaması tam bir faşizm örneğidir ve bir nefret suçudur" ifadelerini kullanan Fatih Şahin, paylaşımında şunları kaydetti:

"Hukuktan, demokrasiden, insan haklarından, yaşadığı toplumun ve toprakların değerlerinden nasibini almamış böyle despot bir zihniyetin bir hukuki meslek örgütünün yönetiminde olması utanç vericidir. Vesayet çamuruna bulanmış bu provokatif açıklama tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İslam'ın çağları aşan sesini kısmaya kimsenin gücü yetmeyecektir."

Ankara Barosu’ndan Diyanet’e İstanbul Sözleşmesi hatırlatması   
Ankara Barosu, Diyanet İşleri Başkanlığı'na İstanbul Sözleşmesi'ni hatırlattı. Baronun açıklamasında ayrıca 'Ankara Barosu tarihinde hiçbir zaman dini değerleri aşağılamadığı gibi, görevi gereği Anayasa ile güvence altına alınan din ve vicdan hürriyetinin her zaman savunucusu olmuştur' denildi.

Diyanet'ten Ankara Barosu hakkında suç duyurusu

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Cuma hutbesinde eşcinsellik ve evlilik dışı ilişkinin HIV'e yol açtığını iddia eden açıklamalarının ardından, Ankara Barosu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu açıklamasını eleştirmişti. Açıklamada, "Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmasını şaşkınlık ve ibretle izledik" denilmişti.

Ankara Barosu'ndan Diyanet İşleri Başkanı'na tepki

Bu açıklamanın ardından,  Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara Barosu hakkında 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama', 'Nefret ve ayırımcılık' ve 'Hakaret' suçlarını işlediği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu.

Ankara Barosu’ndan yeni bir açıklama:

Ankara Barosu’nun yaptığı açıklamada; Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin 3. Maddesinin, cinsel yönelim ve cinsel kimlik temelli ayrımcılığı yasakladığı hatırlatıldı ve yerel mevzuatta da nefret söyleminin TCK 216. Maddesinde açıkça yasal yaptırıma tabi tutulduğu ifade edildi. Baro tarafından yapılan açıklamada; Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin 14. Maddesinde ayrımcılık yasağının açık olarak düzenlenmiş olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada ayrıca “Ankara Barosu tarihinde hiçbir zaman dini değerleri aşağılamadığı gibi, görevi gereği Anayasa ile güvence altına alınan din ve vicdan hürriyetinin her zaman savunucusu olmuştur. Bizler laik, demokratik ve aydınlık Türkiye Cumhuriyeti’nde bir hukuk devleti güvencesinde yaşamak için bedel ödemek gerekiyorsa insan haklarının ve insan sevgisinin yanında; karanlığın, ayrımcı ve ötekileştirici zihniyetin ise tam da karşısında durduğumuzu tarih önünde bir kez daha tüm kamuoyuna saygı ile arz ederiz" denildi.

Ankara Barosu'nun açıklamasının tamamı şöyle:

"Avukatlık Kanunu’nun barolara yüklediği insan haklarını koruma görevi gereği sorumluluğumuz olduğu gibi Anayasanın ikinci maddesinde vücut bulan laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşamanın gereğidir. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin üçüncü maddesi, cinsel yönelim ve cinsel kimlik temelli ayrımcılığı yasaklamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi de ayrımcılık yasağını açık olarak düzenlemiş olup, yerel mevzuatımızda ise nefret söylemi TCK 216. maddesinde açıkça yasal yaptırıma tabi tutulmuştur.

Laik devlette yönetim din kurallarına göre değil, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda akılcı ve bilimsel verileri esas alan beşeri iradeye dayanır. Kurumları temsil edenlerin yaptıkları açıklamalarda da yasalara, Anayasa’ya ve tarafı olduğumuz uluslararası anlaşmalara uygunluk aranır ve beklenir. Yasa önünde eşit insanların bir kısmını ötekileştirilerek aşağılamak ve kitlelere hedef göstermek açıkça suç olup hiçbir kurum veya kuruluşun temsilcisi yasal düzenlemelerin üstünde imtiyazlara sahip değildir.  

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda görevimiz gereği yaptığımız 26.04.2020 tarihli açıklamamızdan bir cümlenin alınarak sosyal medyada organize bir şekilde çarpıtılma çabasının ise laik devlet sisteminden uzaklaşılma arzusuna ve uzun zamandır her fırsatta saldırılan İstanbul Sözleşmesi’nin feshine dönük olması hiç de şaşırtıcı değildir.  

İnsanlık tarihi; zamandan ve coğrafyadan bağımsız bir şekilde çağlar boyunca kanla, nefretle, bir kesimin diğer kesimi ötekileştirip maddi ve manevi dünyada yok etme çabalarıyla geçmiştir. Bu çerçevede, anılan yazı içeriğindeki “çağlar öncesine ait” söylemi, İslam temelinde dini değerleri değil coğrafyadan ve tüm dinlerden bağımsız olarak dünya tarihinde çağlar boyunca yaşanan trajedilere vücut veren ayrımcı ve ötekileştirici zihniyeti ifade etmektedir.  Zira yaşadığımız dönemde insan onuru, uluslararası sözleşmeler ve iç hukukla güvence altına alınmıştır.

Uluslararası ve ulusal düzenlemelerle yasal güvence altına alınmış bulunan en temel insan haklarını savunmaya dönük ve hiçbir suç unsuru içermeyen bu açıklamamız nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımızda soruşturma başlatıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Ankara Barosu tarihinde hiçbir zaman dini değerleri aşağılamadığı gibi, görevi gereği Anayasa ile güvence altına alınan din ve vicdan hürriyetinin her zaman savunucusu olmuştur. 

Bizler laik, demokratik ve aydınlık Türkiye Cumhuriyeti’nde bir hukuk devleti güvencesinde yaşamak için bedel ödemek gerekiyorsa insan haklarının ve insan sevgisinin yanında; karanlığın, ayrımcı ve ötekileştirici zihniyetin ise tam da karşısında durduğumuzu tarih önünde bir kez daha tüm kamuoyuna saygı ile arz ederiz."

(VŞ)


Haber Kaynak : HABER MERKEZİ