YAZARLAR

  • BIST 100

    114.809%0,00
  • DOLAR

    6,8658% 0,07
  • EURO

    7,7918% 0,40
  • GRAM ALTIN

    397,12% -0,21
  • ÇEYREK ALTIN

    655,248% -0,21

Adana

13.07.2020

  • İMSAK 03:41
  • GÜNEŞ 05:23
  • ÖĞLE 12:49
  • İKİNDİ 16:40
  • AKŞAM 20:06
  • YATSI 21:41
  • Pazartesi 36 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Salı 36 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Çarşamba 37 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

KILIÇDAROĞLU: “SURİYE’Yİ BÖLME KONUSUNDA NEDEN BU İŞE SOYUNUYORSUN?”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu partisinin bugünkü grup toplantısında Rusya ile varılan İdlib anlaşmasına tepki gösterdi ve "Ağrıma giden Putin’in el işaretiyle bizimkileri çağırması" dedi

Erdoğan'a, “Sana maşa görevi verdiler sen farkında bile olmadın,” diyen CHP lideri,”ÖSO ile senin ne işin var? Suriye'yi bölme konusunda neden bu işe soyunuyorsun? ÖSO’yu biz Amerika ile beraber kurduk diyor. Sana maşa görevi verdiler farkında bile olmadın. Biz ÖSO’nun hamiliğine soyunduk aynı zamanda. Para, silah verdik, eğittik aynı zamanda. Biz yıllar yılı yanlış yapıyorsunuz, Türkiye'nin başını belaya sokmayın dedik," diye konuştu ve şunları söyledi.

"Erdoğan dönüp Çavuşoğlu’na, Esad ile konuşuldu mu diye sordu. Suriye’den geçen halk için bir tampon bölge oluşturulması da söz konusu değil. Bakanlar orada ama iki kişi daha var orada. AK Parti Genel Sözcüsü ile Mahir Ünal. İşte parti devleti dediğimiz odur. Ne işleri var onların orada? Ağırıma giden Putin’in el işareti ile bizimkileri çağırması. Her biriyle tek tek tokalaşması. Ağırıma gidiyor,”

Konuşmasında basın kuruluşlarına ve gazetecilere yöneltilen sindirme politikasına da karşı çıkan Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

“Libya'da şehit düşen MİT mensubunun haberini yaptıktan sonra tutuklanan gazeteciler Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç, Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Ferhat Çelik, Aydın Keser'e seslenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sizler bu ülkenin onurusunuz. Sivil darbe döneminde size bedel ödetiyorlar ama ödenen bedel Türkiye'nin aydınlığa çıkma bedelidir" dedi.

Savcılara seslenen Kılıçdaroğlu, "Talimat aldığınızı biliyorum ama yüreğinizin bir yerinde en ufak bir vicdan kırıntısı kalmışsa süratle iddianameleri hazırlayın ve gönderin" çağrısında bulundu.

Üstünlerin hukukunun yaşandığı bir süreçten geçildiğini ifade eden CHP lideri, "Yargıyı bu hale getiren bazı hâkimler ve savcılardır. Talimatla karar veren, talimatla iddianame hazırlayanlardır. Onlar sarayın kalemşörleridir" sözlerini kaydetti.

Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman yolsuzluk soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılmasına tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Vefa Salman bir yolsuzluk yapmış ve ortaya çıkmışsa hiç kimse merak etmesin o işleri yapacak ilk kişi biziz. Yolsuzluğu şikâyet edip görevden alınan belediye başkanı olarak Vefa Salman tarihe geçecektir" ifadelerini kullandı.

 “ERDOĞAN’A CEVAP VERMEYECEĞİM”

Grup toplantısında, "Sayın Erdoğan'ın bana yönelik ahlakımın izin vermediği belli kelimeleri kullanarak hakaret etmesini asla kabul etmiyorum" diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Kendisine de hiçbir cevap vermedim. Grup başkanvekilimiz onun kullandığı kelimelerin aynısını kullanıyor. Kızıyorlar neden bu kelimeleri kullandın diye. Aynısını sen söyledin. Biz parlamentoda kavga istemiyoruz. Düşünce kadar değerli bir şey yoktur"

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaşanan arbedeye de değinen Kılıçdaroğlu, "Parlamentoda gereksiz bir kavganın parlamentoya hiçbir kazanç sağlamayacağını da ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu.

 “SANA MAŞA GÖREVİ VERDİLER FARKINA BİLE VARMADIN”

Hükümetin Suriye politikasını eleştiren CHP Genel Başkanı, " ÖSO ile senin ne işin var? Suriye'yi bölme konusunda neden bu işe soyunuyorsun? ÖSO’yu biz Amerika ile beraber kurduk diyor. Sana maşa görevi verdiler farkında bile olmadın. Biz ÖSO’nun hamiliğine soyunduk aynı zamanda. Para, silah verdik, eğittik aynı zamanda. Biz yıllar yılı yanlış yapıyorsunuz, Türkiye'nin başını belaya sokmayın dedik" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz, Orta Doğu’da barış istiyorduk. Komşumuzda yangın istemiyorduk. Biz hiçbir Mehmetçiğimizin burnu kanamasın istiyorduk, biz bütün Suriye’nin Mehmetçiğimizin tırnağına dahi değmeyeceğini söylüyorduk ama saray iktidarı buna önem vermedi. 4 Şubat 2020’de 5 öneride bulundum. Çözmek konusunda öneri getirdik size ama arkadaşlar bunu da dinlemediler. Ama büyük laf etmeye devam ettiler. 12 Şubat’ta. ‘Şubat ayı sonuna kadar geri çekilmelerin tamamlanmasını umuyoruz. Rejim bu sürede geri çekilmezse Türkiye bu işi bizzat yapmak mecburiyetinde kalacaktır.’ 34 askerimiz şehit oldu. Sanki bir ölü toprağı serpilmiş gibi bütün Türkiye edin bir sessizliğe gömüldü. 36 saat televizyonların önüne çıkmadılar.  Büyük lokma ye büyük laf etme diyoruz, altında kaldılar. Üç gün sonra çıktılar televizyonlara, fıkralar anlatı. Sanki bu ülkede 34 şehidimiz yokmuş gibi. Eleştirdim, hakkım vardı. O şehitlerin ve onların ailelerinin bizde hakkı vardı. Daha toprağa vermeden bu kahkaha nedir? Dedim. En azından gülümseme kardeşim. En azından şehide, o şehidin annesine saygı duy kardeşim! 'Omuzlarının üzerinde o başları kalmayacak' diyor. Bir taraftan da acaba biz nasıl toplanırız çözebiliriz diye. O doğru toplansınlar. Ama bu lafı ediyorsan senin toplanmaya gereğin yok. Arkasından dörtlü toplantı olacaktı bu gerçekleşmedi. Putin ben gelmeyeceğim dedi, bu gitti. Giderken de Bay Kemal’in 4 sorusu var demiştim. O sormazsa uçakta gazeteciler sorsunlar niçin Bay Kemal’in sorularını sormadın diye"

-Birliklerimizin yerini bildirmemize rağmen neden askerlerimizi şehit ettiniz?

-İlk saldırının ardından uyarı yapmamıza rağmen ikinci saldırıyı neden gerçekleştirdiniz?

-Yaralı ve şehitlerin Türkiye’ye getirilmesi için helikopterlere neden izin vermediniz?

-Savaş hukukunda yaralıları taşıyan ambulanslar vurulmaz. Siz bu yaralı askerlerimizi almayan gelen askerlerimizin ambulanslarımızı neden vurdunuz?"

 “TELEFON KONUŞMASINDA ERDOĞAN PUTİN’E NE SÖYLEDİ?”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Moskova ziyareti öncesi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı telefon görüşmesini hatırlatan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

 "İlk konuşmayı Sayın Putin yaptı; görüşmemize başlarken Suriye’de hayatını yitiren askerler için taziyelerimi iletmek istiyorum. Telefon görüşmemizde ifade ettiğim gibi hiç kimse Suriye askeri de dahil olmak üzere orada Türk askerlerinin olduğunu bilmiyordu. Dakika bir gol bir. 'Bir dakika demeliydi, biz size koordinatları bildirdik, siz vurdunuz sizden gereğini yapmanızı istiyoruz’ demeliydi. Hiç ses yok. Telefon görüşmemizde ifade ettiğim gibi diyor. Ben sana dedim ki, ‘O alanda askerlerin vurulduğu yerde biz sizin askerlerinizin olduğunu bilmiyorduk’ diyor. Erdoğan bu telefon görüşülmesinde Putin’e ne söyledi, ben merak ediyorum. 'Kabulünüz nedeniyle teşekkür ederim diye' başlıyor. Yöneticiye bakın Allah aşkına ya, nasıl üzülmezsiniz. Sonunda bir anlaşmayı imzaladılar. Sonuçları ne? Birinci sonucu şu; ortada bir ateşkes yok arkadaşlar"

 “BU ANLAŞMA İLE TÜRKİYE SURİYE REJİMİNİ RESMEN TANIYOR”

Moskova'da yapılan anlaşmayla Türkiye'nin Suriye rejimini resmen tanıdığını söyleyen Kılıçdaroğlu, anlaşmadan çıkan sonuçları şöyle sıraladı:

Birinci sonuç; askeri faaliyetler durdurulacak, böylece sorun bir anlamda biraz daha ileriye atılmış oluyor.

İkinci sonuç; Türkiye bu anlaşma ile Suriye rejimini resmen tanıyor. Suriye Arap Cumhuriyeti diye geçiyor sözleşmede. Bizzat Dışişleri Bakanı Suriye Arap Cumhuriyeti diye ifade ediyor.

Üçüncü sonuç; Türkiye Suriye toprak bütünlüğünü kabul ediyor.

Dördüncü sonuç; terörle mücadeleyi Türkiye de kabul ediyor ama terörizmin tüm tezahürleriyle ifadesi önemli.

Beşinci sonuç; Buradaki soru şu; ÖSO ne olacak? Çünkü Suriye rejimi ÖSO’yu terör örgütü olarak görüyor, Türkiye ve Rusya terör örgütü olarak görmüyor. BM tamam ama tüm tezahürlere ÖSO giriyor mu girmiyor mu? Önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Altıncı sonuç; karayolları. M4 6 km kuzey güney ekseninde bir güvenli alan sağlanacak ve Suriye rejimi burayı kullanacak. M4’ün altında kalan terör örgütleri ne olacak? Yedi; Suriye hava sahasının açılmasını ancak Suriye kabul ederse mümkün olacak. Bizim için herhangi bir taahhüt yok

 “AĞIRIMA GİDEN BİZİMKİLERİ EL İŞARETİ İLE ÇAĞIRMASI”

Erdoğan'ın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu aracılığıyla Rus Dışişleri Bakan'a "Esad'la görüşüldü mü?" sorusunu hatırlatan CHP lideri konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Erdoğan dönüp Çavuşoğlu’na, Esad ile konuşuldu mu diye sordu. Suriye’den geçen halk için bir tampon bölge oluşturulması da söz konusu değil. Bakanlar orada ama iki kişi daha var orada. AK Parti Genel Sözcüsü ile Mahir Ünal. İşte parti devleti dediğimiz odur. Ne işleri var onların orada? Ağırıma giden Putin’in el işareti ile bizimkileri çağırması. Her biriyle tek tek tokalaşması. Ağırıma gidiyor. Dışişleri Bakanı’nı görüyorsunuz, ter basmış elindeki dosyayı yelpaze gibi kullanıyor. Ve bir görüntü var içimi acıtıyor. Kapıda beklerken. Hepsi sıkkın yapılan muameleyi görüyorlar zaten. Haksızlık var, yanlış evet. İnsanlar aşağılanıyor. Hak ediyorlar mı? Hayır. Bunu asla kabul etmiyoruz"

 “20 TEMMUZ’DAN SONRA BİR SİVİL DARBE SÜRECİ İÇİNDEYİZ”

Kılıçdaroğlu konuşmasında  Odatv çalışan gazetecilerin tutuklanmasına şöyle tepki gösterdi:

"Basın konusu önemlidir. Halkın gözü kulağı ve sesidir medya. Anayasamız da der ki basın hürdür sansür edilemez. Niçin siyasi iktidar baskı kurup kendi olumsuzluklarını yansıtan gazete üzerinde baskı kurmasın diye. Siyasi idareye böyle sınırlama koyar. Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak ve tedbirleri alacak diyor Anayasa. Medya üzerinde baskıları biliyorduk. Önce şunu bir sefer kabul edelim, bir sivil darbe süreci içerisindeyiz. 20 Temmuz’dan sonra bir sivil darbe süreci içindeyiz. Medya üzerinde olağanüstü bir baskı var. kedileri için çalışan özel bir medya kurumu da var. Bunlar sadece devletten aldıkları para ile beslenirler. Kamu kurumları bunlara büyük para aktarır. Bunların tek bir görevi vardır, siyasi iktidar ne yaparsa yapsın övmektir. Havuz medyasının büyüklüğünün karşısında namuslu aydınlar kendi sitelerini oluşturdular. Odatv de bunlardan biri.

 26 Şubat’ta Erdoğan düğmeye basıyor Odatv ile ilgili. Beyaz TV’den biri sözde gazeteci bir soru soruyor. OSMAN Kavala şöyledir diye başlıyor. “Odatv gezi sürecinde önemli ayaklardan biriydi. Darbe girişimine destek veren Odatv katil devlet diye manşet atı ama iddianamede bunların hiçbiri yok” diyor. “Bu konularla ilgili ne dersiniz” diyor. Kullandığı şu cümle çok önemli. Ben bunun suç duyurusunu şu anda yapıyorum. 26 Şubat 2020’de. Arkasından da düğmeye basılıyor. Libya’da üç tane şehidimiz var cümlesini kuran Erdoğan’dır. Bunu eleştiren de bendim, şehide tane diyemezsiniz. Defnedildiği zaman sosyal medyada yer aldı, fotoğraflar yer aldı vs. Bir gazeteci arkadaşımız Hülya Kılınç bunu haber yaptı. Odatv’de de yayımlandı bu. Arkasından haber Müdürü Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Aydın Keser, Murat Ağırel. Şimdi hepsi cezaevindeler. Gizli hiçbir şey yok. Evleri sabaha karşı basılıyor. Ben size sivil darbe dönemini yaşıyoruz derken bunu kastediyordum. Gözaltına alınıyorlar, ortada yazılı hiçbir şey yok ama şifahi talimat var. Sayın Ağırel’in serbest bırakıyorlar, bir süre sonra nasıl serbest bırakırsınız diye telefonlar geliyor. Yeniden gözaltına alınıyor.

 Buradan o gazeteci arkadaşlarıma, Terkoğlu’na Pehlivan’a Ağırel’e Çelik ve Keser’e CHP’den sesleniyorum: Sizler bu ülkenin onurusunuz. Gazeteciliğin hakkını veriyorsunuz. Bunun için bir sivil darbe döneminde size bedel ödetiyorlar ama ödenen bedel Türkiye'nin aydınlığa çıkma bedelidir”

Savcı arkadaşlarıma sesleniyorum; Talimat aldığınızı biliyorum ama yüreğinizin bir yerinde en ufak bir vicdan kırıntısı kalmışsa süratle iddianameleri hazırlayın ve gönderin. Neyi tutukluyorsunuz siz? Tutuklanma nedeni yok. Ülkede ne Anayasa ne de yasalar geçerli değil. Üstünlerin hukukunun yaşandığı bir süreçteyiz. Yargıyı bu hale getiren bazı hâkimler ve savcılardır. Talimatla karar veren, talimatla iddianame hazırlayanlardır. Onlar sarayın kalemşörleridir"

Kılıçdaroğlu, "Gövde üstünde baş bırakmayacağız deyip Putin’in kapısında beklemeleri asla unutmayacağız. İçeride zafer naraları atıp, Moskova’da “Beyler Esad’la görüştünüz mü?” diyenleri asla unutmayacağız" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

KILIÇDAROĞLU'NUN GRUP KONUŞMASININ TAM METNİ İÇİN TIKLAYINIZ

https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-tbmm-chp-grup-toplantisinda-konustu-10-mart-2020

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ