YAZARLAR

  • BIST 100

    105.520%0,15
  • DOLAR

    6,8138% 0,03
  • EURO

    7,5785% 0,41
  • GRAM ALTIN

    379,64% 0,85
  • ÇEYREK ALTIN

    626,406% 0,85

Adana

31.05.2020

  • İMSAK 03:32
  • GÜNEŞ 05:14
  • ÖĞLE 12:41
  • İKİNDİ 16:32
  • AKŞAM 19:59
  • YATSI 21:34
  • Pazar 28 ° / 15 ° Güneşli
  • Pazartesi 28 ° / 15 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 30 ° / 15 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

 “BÜYÜK BUHRAN’DAN BU YANA EN BÜYÜK RESESYON “

IMF, yeni yayınladığı Küresel Ekonomik Görünüm raporunda, Türkiye'de Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'nın 2020 yılında yüzde 5 oranında azalacağını öngörüyor.

Rapora göre, Türkiye ekonomisinin 2021 yılındaysa yüzde 5 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

IMF, Türkiye'deki tüketici fiyatlarınınsa hem 2020 hem de 2021'de yüzde 12 oranında artmasını bekliyor.

IMF, Türkiye'de cari açığınsa 2020 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'ya oranla 2020'de binde 4 artacağını, 2021'deyse binde 2 azalacağını tahmin ediyor.

Raporda işsizlikle ilgili öngörülere de yer veriliyor. Buna göre IMF, Türkiye'de işsizlik oranının 2020'de yüzde 17,2 oranında yükseleceğini tahmin ediyor. Bu oran, öngörülere göre 2021 yılındaysa yüzde 15,6'ya gerileyecek.

İMF’NİN KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM RAPORU’NDA  NE DENİYOR?

VOA Amerika'nın Sesi internet sayfasında yer alan habere göre, Uluslararası Para Fonu (IMF) Corona virüsü salgınının gölgesinde 2020 yılı için ekonomik görünüm raporunu yayımladı. “Bu kriz başka hiçbir krize benzemiyor. Şok büyük” diyen IMF, küresel ekonominin büyük ihtimalle bu yıl Büyük Buhran’dan bu yanaki en kötü resesyonu yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Raporun giriş bölümünde IMF, küresel ekonomiye ilişkin hazırladığı en son raporun üzerinden geçen 3 aylık süre zarfında dünyanın köklü bir şekilde değiştiğini vurguladı. Bir önceki ekonomi politikaları tartışmalarında salgın senaryosunun bir olasılık olarak gündeme geldiği, ancak hiç kimsenin bunun sahada nasıl yaşanacağı ve ekonomiye nasıl yansıyacağı konusunda anlamlı bir algısının olmadığı belirtildi.

Raporun özet bölümünün girişinde, “Virüsün bulaştığı 100 kişinin birkaç gün içinde 10 bine ulaştığı karamsar bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bu kriz başka krizlere benzemiyor. Şok büyük. Küresel mali krizi tetikleyen kayıplar, bu sağlık kriziyle bağlantılı üretim kaybı ve salgını kontrol altına almak için alınan önlemlerin yanında muhtemelen küçük kalıyor” ifadeleri kullanıldı.

IMF raporunda, savaş ya da siyasi kriz dönemlerinde olduğu gibi, bu şokun yoğunluğu ve süresi konusunda hala bir belirsizliğin olduğu belirtildi. Şu anki koşullar altında ekonomi politikalarının çok farklı bir rolü olduğuna dikkat çekildi. Virüs salgını koşullarında ekonomi politikalarının üstlendiği farklı rol, şu ifadelerle anlatıldı: “Normal krizlerde yöneticiler, mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde ekonomik faaliyeti teşvik etmeye çalışır. Bu kez kriz, büyük ölçüde, salgının kontrol altına alınması için ihtiyaç duyulan önlemlerin bir sonucu. Bu da ekonomik faaliyetin teşvikini zorluyor, en azından en çok etkilenen sektörlerde bu teşvikin arzu edilmemesine yol açıyor.”

Raporu hazırlarken epidemiyolog ve pandemi uzmanlarının görüşlerinden de yararlandığını belirten IMF, bu yıl küresel ekonominin 10 yıl önce yaşanan mali krizi de geride bırakarak Büyük Buhran’dan (Great Depression) bu yanaki en kötü resesyonu yaşaması ihtimalinin yüksek olduğu tespitinde bulundu. Salgın yüzünden küresel ekonominin 2020 yılında yüzde 3 oranında daralmasının beklendiği belirtildi.

IMF, salgın yüzünden alınan karantina önlemlerine atıfta bulunarak bu döneme “The Great Lockdown” yani “Büyük Tecrit” adını verdi. Küresel büyümede dramatik bir daralmanın görüleceği, 2021 yılı için kısmi bir toparlamanın öngörüldüğü, ancak Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın salgın öncesi trendin altında kalacağı belirtildi.

“2 aşamalı mücadele şart: Kontrol altına alma ve toparlanma”

Raporda, salgını kontrol altına almak amacıyla uygulanan önlemlerin daha uzun sürmesi, gelişmekte olan ekonomilerin bu durumdan daha fazla etkilenmesi ya da firmaların kapanması ve işsizlik döneminin uzaması sebebiyle, daha kötü büyüme sonuçlarının görülmesi olasılığının çok yüksek olduğu belirtildi.

IMF’in raporunda dünyanın karşı karşıya olduğu bu krizle iki aşamalı olarak mücadele edilmesi gerektiği belirtildi. Bu aşamalardan ilkinin kontrol altına alma ve stabilizasyon, ikincisinin de toparlanma aşaması olduğu kaydedildi.

“Sosyal mesafe önlemleri aşı ve ilaç için zaman kazandırır”

Raporda, “Karantina, tecrit ve sosyal mesafe, bulaşmayı yavaşlatarak, sağlık sisteminin zirve yapan talepleri karşılamasına imkan tanır, araştırmacılara da virüse karşı ilaç ve aşı geliştirme konusunda zaman kazandırır. Bu önlemler, ekonomik faaliyette uzun vadeli bir düşüşün engellenmesine ve ekonomik toparlanma için gereken zeminin oluşturulmasına yardımcı olur” ifadeleri kullanıldı.

Ekonomik faaliyetlerin durduğu dönemde yöneticilerin insanların ihtiyaçlarını karşılamalarını, işletmelerin de salgının akut aşaması geçtiğinde faaliyetlerine kaldığı yerden devam edebilmelerini sağlamak zorunda olacağı dile getirildi. Bunun için de çalışanlar ve firmalar ile kredi verenler ve alanlar arasındaki ekonomik ilişkilerin korunması amacıyla mali ve parasal tedbirlere ihtiyaç duyulacağının ve bu şekilde toplumun ekonomik ve mali altyapısının bozulmadan korunabileceğinin altı çizildi.

“Merkez bankalarının adımları, güvenin hızla azalmasının önüne geçti”

Salgın başladıktan sonra mali sistem üzerindeki sistematik baskıyı azaltmak amacıyla uygulamaya konulan geniş tabanlı teşvik ve likidite programlarının güveni arttırabileceği ve nihai ekonomik toparlanmaya ilişkin beklentileri güçlendirerek talepte daha derin bir daralmayı engelleyebileceği vurgulandı.

IMF raporunda, çeşitli merkez bankalarının hızlı bir şekilde atmış olduğu adımların önem taşıdığı, bu sayede piyasalara duyulan güvenin hızla azalmasının önüne geçildiği belirtildi. Uluslararası piyasalara likidite sağlamak amacıyla önde gelen merkez bankaları arasında swap hatlarının hayata geçirilmesi de bu kapsamda örnek gösterildi.

“Ekonomik manzara önemli ölçüde değişecek

Raporda, kriz döneminde ve muhtemelen bu dönemin de ötesinde kamu ve merkez bankalarının ekonomideki rollerinin artmasıyla birlikte ekonomik manzaranın önemli ölçüde değişeceği tespiti yer aldı. Güçlü yönetişim kapasitesine, donanımlı sağlık sistemlerine ve rezerv akçe basma ayrıcalığına sahip gelişmiş ekonomilerin bu krizi nispeten daha rahat atlatacağına dikkat çekildi.

“Ancak benzer imkanları olmayan, aynı anda hem sağlık hem de ekonomik krizle karşı karşıya olan gelişmekte olan ekonomiler, gelişmiş kredi sağlayıcılarının ve uluslararası mali kurumların desteğine ihtiyaç duyacak. Çok yönlü işbirliği büyük önem kazanacak. Dünya çapında sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi için ekipman ve uzmanlığın paylaşılmasının yanı sıra, Corona virüsüne karşı aşı ve ilaç geliştirildiğinde, zengin ve yoksul ülkelerin derhal bunlara erişimini sağlamak için küresel bir çaba ortaya konulmalı” değerlendirmesi yapıldı.

“Yüklü miktarda borç ödemesi olan gelişmekte olan ülkeler için borçların ertelenmesi ya da yeniden yapılandırılması seçenekleri değerlendirilebilir” denildi. Böyle bir salgının yeniden yaşanmaması için ne gibi önlemlerin alınabileceği üzerine düşünülmesi gerektiğine de dikkat çekildi. “Küresel kamu sağlığı altyapısında iyileştirmelerin yapılması, olağandışı enfeksiyonlarda daha kapsamlı ve daha otomatik bilgi paylaşımında bulunulması, test kitlerinin daha önce ve daha yaygın şekilde tedarik edilmesi, zaruri malzemelerin tedariğinde ticarete kısıtlama getirilmemesi için gerekli protokollerin devreye alınması gerektiği belirtildi. Bu adımların hem kamu sağlığı hem de küresel ekonominin güvenliğini sağlayacağının altı çizildi.

“Şu anki krizin önemli farkı IMF gibi küresel bir emniyet ağının varlığı”

Raporda “Büyük Bunalım” ve "Büyük Tecrit” dönemlerinin kıyaslandığı bir paragraf da yer aldı. “Dünya ekonomisi en son 1930’larda bu boyutta bir krizle karşı karşıya kaldığında, çok taraflı bir kredi sağlayıcısının yokluğu, ülkeleri uluslararası likidite bulmak durumunda bıraktı. Ülkelerin merkantilist politikalar benimsemesi küresel çöküntüyü daha da kötüleştirdi. Şu an yaşanan krizin önemli bir farkı, merkezinde IMF’in olduğu daha güçlü bir küresel emniyet ağına sahip olmamız” ifadeleri kullanıldı.

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ