YAZARLAR

  • BIST 100

    1.130%0,89
  • DOLAR

    7,6405% 0,20
  • EURO

    8,8919% -0,13
  • GRAM ALTIN

    457,34% -0,14
  • Ç. ALTIN

    754,611% -0,14

Adana

25.09.2020

  • İMSAK 05:02
  • GÜNEŞ 06:22
  • ÖĞLE 12:35
  • İKİNDİ 15:59
  • AKŞAM 18:39
  • YATSI 19:53
  • Cuma 34 ° / 22 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 34 ° / 21 ° Fırtına
  • Pazar 35 ° / 21 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

 Bozdemir, “Eğitim sistemi yaz-boz tahtasına dönüştü”

​​​​​​​Prof. Dr. Süleyman Bozdemir, “Cumhuriyetin ilk 25 yılında belli bir amacı olan eğitim sisteminin 1950’den itibaren yön değiştirmesi sonucu amaçtan ve hedeften yoksun olan işleyişinin bugün ülkenin gelişiminin önündeki ciddi bir sorun

VAHİT ŞAHİN

“Osmanlı’dan günümüze uygulanan eğitim sistemlerini bir değerlendirme”sini yapan Prof. Dr. Süleyman Bozdemir, eğitimin, üzerinde en fazla tartışmaların yapıldığı alanlardan biri olduğunu belirterek, “Eğitim sistemimiz ülkemizde adeta bir yapboz tahtasına döndü” dedi.

Eğitim sistemimizin neden başarısız olduğunu anlatan Bozdemir, “Tarihsel olarak ‘Okul’ ve ‘Eğitim’in bugünün eğitimine benzer bir hal almaya başlaması 1789 Fransız devriminden sonra başlar. Konular ve eğitmenler arasında bugünkü gibi net bölümlemeler yoktu. Her eğitmen kendi ders programını kendisi hazırlıyordu. 10-25 yaş arası çocuklar eğitim yanında bir yaşam biçimi de öğreniyorlardı. Kısacası bu dönem okulunun temel esası çıraklık meslek sistemidir. 18.yy’ın toplumsal hâkimi olmaya başlayan burjuva sınıfı, çocuğun eğitiminin önemini fark ederek eğitimin şeklini kendi doğrultusunda çizmeye başladı. Öğrenciler önceliklerini azaltan/yok eden bir yükümlülükler ağına sokularak, sabitleştirilmiş, geliş gidiş zamanı belli olan, dersleri kendisinin seçemediği, sınıfı ve öğretmeni sabit okullarda öğrenim görmeye başladı. Yani amaç, öğrenciyi bilgilendirmekle beraber biçimlendirmekti. Ders veren öğretmen artık ünlü bir üstat ya da filozof ve düşünür değil, bir pedagog ya da daha az saygıyla anılan bir emekçi eğitici oldu” dedi.

            “Eğitim, egemen sınıfların ideolojik araçlarından biridir” diyen Prof.Dr. Süleyman Bozdemir, “Sınıflı toplumlarda eğitim, egemen sınıfın ideolojisinin yeniden üretildiği ve topluma yayılıp kabul ettirildiği bir araçtır. Bu bağlamda, eğitimin başlıca amacı, egemenlerin çıkarlarına uygun şekillendirmek, toplumu mevcut sistemin devam etmesi gerektiğine ikna etmek, yeni kuşakları sistemin kendini yeniden üretebilmesi için biçimlendirmektir. Kapitalist toplumda da eğitim, burjuva sınıfın toplum üzerindeki egemenliğini sürdürebilmesinin bir aracı olmasının yanı sıra, eğitim kurumları da sermayenin hizmetine sunulmak üzere nitelikli işgücünün yetiştirildiği ve meta üretiminin yapıldığı kurumlardır. Burjuva eğitimin amacı, toplumu oluşturan bireyleri, kendisinin ve yaşadığı dünyanın bilincinde olan ve edindiği bilgiyi toplumun yararına kullanan özgür insanlara dönüştürmek değil, daha çok burjuva sınıfın çıkarları doğrultusunda kullanan ve bunu da fazla soru sormadan itaatkâr bir şekilde yerine getiren tabiri caiz ise ücretli kölelere dönüştürmektir” dedi.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte eğitimde Atatürk’ün önderliğinde büyük bir kalkınma hamlesi başlatıldığını kaydeden Bozdemir, şunları söyledi:

“Köy Enstitüleri ile devasa bir adım atılmıştır. Halkını örgütlemeye ve bilinçlendirmeye başlamış bir ülke, PISA gibi sınavlarda çuvallayan, son UNICEF raporuna göre de eğitimde 41 ülke arasından ancak 36. olabilen bir ülke durumuna geldi. İlk ve en büyük darbeyi Köy Enstitüleri’nin kapatılması ile yedi. Türkiye’nin dünya eğitim tarihine kazandırdığı tek özgün yapıdır Köy Enstitüleri. Amacı adından da anlaşılacağı üzere köyde yaşayan halkı eğitmek, bundan da ötesi bilinçlendirmektir. 1940-1954 yılları arasında yapılan bu ulusal eğitim devrimi sayesinde pek çok değerli eğitimci, şair-yazar, bilimci ve sanatçı yetişmiştir.”

 

Ders kitaplarındaki içerik değişimi, din derslerinin zorunlu hale getirilmesi,8 yıllık kesintisiz eğitimin sona erdirilip 4 + 4 + 4 olmasının yanlışlıklarına değinen Bozdemir, “5 + 3 şeklinde uygulanagelen sistem bir anda 4 + 4 + 4 sistemine evriliverdi. Böylece ilkokul 4 yıla düşürülmüş, 5. sınıf da ortaokula dâhil edilmiş oldu. Böylece eğitimde bir karşı devrim gerçekleştirildi. Bu karşı devrimin sonucu olarak Orta öğretimde başörtüsünün serbest bırakılması gerçekleştirildi. 2014 itibariyle de hükümet, yönetmelikte yaptığı küçük bir değişiklikle ortaokulda okuyan öğrencilere kıyafet serbestliği getirdi ama bu karar daha çok “kız çocukları artık başörtüsüyle okula gelebilecek” şeklinde yorumlandı. Aynı zamanda “Tüm eğitim kurumlarına mescit ve abdesthane zorunluluğunun gelmesi” de bu devrimin bir sonucudur. Özel okullar için zaten uygulamada olan bir kural olan mescit ve abdesthane bulundurma zorunluluğu artık tüm eğitim kurumları için geçerli bir uygulama haline getirildi. Okullar artık kendi belirledikleri bir alanı mescit ve abdesthane yapmak zorunda kaldı” dedi.

Tüm liselerin Anadolu Lisesi olmasını da eleştiren Bozdemir, “Böylece artık iki tip lise vardı: Meslek liseleri ve Anadolu liseleri. Bu süreçte de meslek lisesi adı altında bolca İmam Hatip Ortaokulu ve Lisesi açılmaya başlandı” dedi.

Bozdemir, “Eğitimle ilgili yapılan değişiklikler sadece içerikle ilgili değildi, öğretmen alımlarıyla da ilgiliydi. Öğretmenlere KPSS’ye ek olarak mülakat şartı getirildi ama mülakat süreçleri ve sonuçlar iktidar yandaşlarına atanma şansını verdi. 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacak olan yeni müfredat, içerik olarak tam anlamıyla cihatçı bir eğitimi dayatan, bilimden uzak bir hale geldi. Hâlbuki modern çağda modern toplumlar eğitim bilimi alanında yapılmış bilimsel çalışma ve uygulama sonuçlarını dikkatle değerlendirerek, eğitim sistemini geliştirmeye çalışmaktadır. Eğitim sisteminin sürekli bir inceleme ve değerlendirme ile ele alınması, istenilen yönde ilerlemeyi kolaylaştırdığı gibi yanlıştan da çabuk dönülmesini sağlamaktadır. Her toplum ihtiyaç duyduğu nitelikli insan yetiştirme modelini oluşturmak için geçmişten günümüze kadar değişik uygulamalarda bulunmuşlardır. Her dönem istenilen insan tipinin çağın ve toplumun gereklerine uygun olduğu varsayımından hareket edilmiştir. Örneğin; ülkemizde imparatorluk öncesi yetiştirilmek istenilen insan tipi ile imparatorluk dönemindeki insan tipi farklı, cumhuriyet döneminde istenen insan tipi ayrı özellik taşımaktadır. Her toplumda yöneticiler, uzmanlar ve ilgili diğer kişiler insan modelini oluştururken en önemli araç olarak eğitimi görmüşlerdir. Eğitim aracılığıyla insanların entelektüel boyutlarının çeşitli oranlarda geliştirilebileceği bugün daha iyi anlaşılmaktadır” dedi.

Bozdemir şunları kaydetti:

“Dünya ülkeleri önce çağa ve toplumsal yapıya uygun bir eğitim sistemi oluşturmak için çeşitli teorik ve uygulamalı çalışmalar yapmışlardır. Ülkemizde de kalkınma ve istenilen insan modeli oluşturmada en önemli faktörün eğitim olduğu bilinci her dönemde yetkililer tarafından kabul edilmiştir. Ancak istenen eğitim sistemi oluşturulurken yalnız iç dinamikler değil dış dinamiklerden daha çok yararlanılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yabancı uzmanların Türkiye’ye davet edilip onların görüşleri doğrultusunda eğitim sistemini oluşturma ve geliştirme çalışmaları her alanda oldukça yoğun bir şekilde yapılmıştır. Cumhuriyetin başından beri eğitim yapısı ve sistemini geliştirmek için pek çok adımlar atılmış, çok farklı politikalar ve yöntemler uygulanmıştır. Doğrusu ve yanlışlarıyla alınan kararlar eğitim yapımızı etkilemiş, istikrarlı bir sistem oluşturmamızı güçleştirmiştir. Eğitim politikalarının eğitim alanında bilimsel çalışmalar yapan, alanda çalışanların görüşleri ve modern toplumların bugün ve gelecekte gereksinimlerinin neler olabileceği hakkında akılcı önerilerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Cumhuriyetin ilk 25 yılında belli bir amacı olan eğitim sisteminin 1950’den itibaren yön değiştirmesi sonucu amaçtan ve hedeften yoksun olan işleyişinin bugün ülkenin gelişiminin önündeki ciddi bir sorun olduğu herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu bağlamda yapılacak değişimlerin ve değerlendirmenin gerektiği gibi yapılabilmesi için dünden bugüne eğitim sistemimizin de iyi bilinmesi önemlidir.”

(VŞ)


Haber Kaynak : ÖZEL HABER