16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
Tarih: 9.4.2017 14:57:14/ 1047okunma / 0yorum

16 Nisan Referandum´ u için son dönemece girildi. Şekli anlamda  “Seçim Yasakları” nın başladığı da ilan edildi. Ama herkes görüyor ve biliyor ki “evet-hayır” kampanyası bugüne kadar görülen en çarpıcı eşitsizliklere ve hukuk dışı uygulamalara sahne oldu. Bir yandan ‘yanaşık düzen´ medyanın çabaları ve kamu yayıncısı TRT´nin bile uymadığı tarafsızlık ilkesinin tepelenmesi,  diğer yandan da tüm kamu güçlerinin tek taraflı kullanılması ile kampanya tümüyle siyasal iktidarın baskısı altında geçti. OHAL bahanesi mülki amirlerin elinde ‘muhalif görüşlere´ yasak getiren bir silah olarak kullanıldı. Kamu kaynaklarının seferber edildiği ‘resmi ve de bindirilmiş katılımcıların´ arz-ı endam eylediği devasa mitinglerde güya açılışlar yapıldı. Halen yürürlükteki anayasal zorunluluk açısından taraf tutmaması gereken Erdoğan bu toplantılarda istediğini söyleme, ‘hayırcıları´ dilediği gibi kötüleme özgürlüğüne sahip oldu. Önümüzdeki günlerde de bu durumunu şeklen ‘tarafsız makam sahibi´ olma gerekçesine dayanarak sonuna kadar sürdüreceği anlaşıldı.  Böylece AKP-Bahçeli koalisyonunun anayasa baskınını destekleyen şovlarda ‘EVET´ oyları için inandırıcı bir gerekçe ortaya konulmasa da geniş seçmen kitlelerinin ne yazık ki bilinçsizce etkilendiği geniş bir ortam yaratıldı.

Bu olumsuz tabloya rağmen kimi kamuoyu yoklamalarında ‘hayır´ oylarının önde gittiğini ortaya koyan sonuçlara ne demeli? Bundan önceki seçimlerde yapılan anketlerin çoğu zaman sandıklarda doğrulandığı biliniyor. Ancak bu kez siyasal parti ayrımlarının bir nebze törpülendiği referandum sürecinde benzer tabloyu beklemek doğru olur mu? Burası kuşkulu. Zira siyasal iktidarın elindeki fiili yetkilerle son dakikaya kadar ne gibi kozlardan, ortaya çıkarılacak yapay bunalımlardan  yararlanabileceği belirsiz. Sandıkların güvenliği ve oradan çıkacak sonuçların gerçeği yansıtıp yansıtmayacağı konusundaki kuşkular da halen sürüyor. Ama son hafta içerisinde seçmeni sağlıklı düşünmeye yönlendirecek çabaların sürdürülmesi gerektiği de ortada. Zira seçmenin önemli bir bölümü anlaşıldığı kadarı ile kararsız ve sandığa gitme oranı da belirsiz.

Anımsayalım, Anayasa değişikliği ile ilgili görüşmelerin TBMM´nde bitiminde yapılan araştırmalar, olası bir referandum öncesinde halkımızın % 78 oranında bu değişiklikler ile nelerin yapılmak istendiği konusunda bilgisi bulunmadığını ortaya koymuştu. Oylamaya günler kala benzer bir araştırma yapılsa söz konusu oranın nasıl bir değişikliğe uğradığını görmek ilginç olurdu. Ama ne yazık ki bu konuda bir bilgimiz yok.

Şunu da sorabiliriz kendimize: Haftalar süren kampanya süresince taraflar yurttaşları bu anlamda yeterince bilgilendirip onların geleceklerinin nasıl etkileneceği konusunda doğru, sağlıklı ve gerçekçi biçimde kanı sahibi olmasını sağlamışlar mıdır? Denilebilir ki anayasa değişikliklerinin kabul edilmemesini isteyen kesimler, getirilecek olan kimi düzenlemeler ile Cumhuriyet kurumlarının altüst edildiği, parlamenter ve yargısal denetimleri hiçe sayan bir ‘başkanlık´ rejiminin kurulmak istendiğini ayrıntıları ile anlatmaya çalışmışlardır. “Tek Adam” vurgusu ile ‘astığı astık, kestiği kestik´ bir yönetim modelinin yurttaşa ve ülkeye, ulusa ne gibi badireler getireceğine dikkat çekmişlerdir. Yeterli ve inandırıcı olabilmişler midir? Burası kuşkuludur.  Zira başta CHP olmak üzere bu konuda duyarlılık ortaya koyan kesimler, en önemli konuya hiç değinmemişlerdir. O da halen yaşandığı, AKP iktidarının en üst yetkilisinden en altlardaki kademelerine varıncaya kadar itiraf edilen anayasa ihlalinin yani “fiili başkanlık” uygulamasının nasıl önleneceğine dair bir kararlı davranış yönteminden söz etmemişlerdir. 16 Nisan´da sandıklardan HAYIR da çıksa, sürüp giden fiili durumun engellenmesine dair bir hareket planı ve hatta bu anlamda niyet sanki yok gibidir. Bu durum da elbette sandık başına gitmeye ve ‘Hayır´ demeye niyetlenen her seçmen için bir kaygı ve güven sorunu yaratmaktadır. Ülkeyi bir dikta rejimine götürmesi kesin gibi görünen bir hamle karşısında durmaya niyetlenenlerin de ‘fiili durumları´ bertaraf edecek kararlı hamleleri bulunmalıdır. Ancak o zaman sandıklara yansıyacak seçmen ve yurttaş desteğini güvenle arkalarına alabilirler.

Bunun yanı sıra Hayır cephesi de son günlerde zamanını ve enerjisinin önemli bölümünü AKP iktidarının yarattığı polemiklere ve suçlamalara yanıt verme yarışına katılarak harcamaktadır. Örneğin Kılıçdaroğlu-Erdoğan çekişmesi bu yaşamsal oylamayı olağan bir seçim tartışması haline getirme tuzağına çekmektedir.  

EVET´i bir hedef olarak gören AKP ve destekçileri ise halkın sandık başına giderken oylarını sorgulamayı bir tarafa bırakıp koşullandırılmış refleksle kullanmasını yeğlemektedirler. Kullandıkları sloganlar, şaşaalı ve kalabalık toplantı görünümleri ile ‘vazgeçilemez´ olduklarını tekrar tekrar kafalara sokmaya uğraşmaktadırlar. Tezlerini anlatıp, içeriğine destek aramaya gereksinimleri yoktur. 15 yıldır süregelen seçmen desteğinin yine yeteceğine inanma yanlısıdırlar.

Tablo bu olunca ‘gerek Evet gerekse Hayır tarafları o sözünü ettiğimiz % 78 bilinçsizlik oranını ne dereceye kadar aşağıya çekmişlerdir´ sorusunun son güne kadar yürürlükte kalacağını kabul etmemiz kaçınılmaz olacaktır.  Bu da bizi şu vahim sonuca yönlendirecektir: 16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.








Kaynak: ÖZEL HABER

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
Cumhuriyet Halk Partisi´nin geçmişinde kökleşmiş devrimci ve atılımcı dinamikler, her zaman ülkeyi ve ulusu yeni boyutlara, daha ileri hedeflere yöneltmekten geri durmayan refleksleri harekete geçecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel sorumluluğunu kavramış kadroların kendi içinden çıkması sürecini yeniden yaşayacak, Atatürk Türkiye´sinin dümenlerinin başında yerini alacaktır.
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
Bay Büyükelçi istediği kadar YPG armalarını Amerikan askerlerinin bireysel dostluk nişanesi olarak taktığını ileri sürsün. Buna inanmak safdillik olur.
   PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
“Bir hükümetin meşruiyeti sadece menşeinde, yani iktidara gelişinde değil, iktidarda da kendisini bu mevkie getiren Anayasaya riayeti ve Millet efkarı, ordu, kaza ve ilim müesseseleri gibi müesseselerle işbirliği yaparak, Hukuk içinde yaşaması ile ve devamı ile mümkündür.”(*)
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE  SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
Gerçekte AKP yöneticileri bir yandan ‘millet ne derse o olur´ diyerek kontrolsüz, kuralsız bir keyfi rejim modeline kılıf hazırlarlarken, bir yandan da kendi iç yapılarında dahi demokratik işleyişleri durdurma, bunları yok sayma yoluyla bir oldu bitti arayışına giremezler.
 “GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
“GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
Kılıçdaroğlu´nun bir çağrı, niyet ya da temenni niteliği taşımayan, sadece gelecekteki vahim koşulların habercisi sayılabilecek sözleri hakkında soruşturma başlatacağına Başsavcı, yaşanmakta olan Anayasa´yı fiilen “tebdil, tağyir ve ilga” etme eylemi için harekete geçmeliydi.
   LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
Bu ciddi tehdidin ortaya yenilerde çıkışının nedeni çok açık aslında. Türkiye´nin ve Türk ulusunun çağdaşlaşma hamlelerine ödünsüz sahip çıkan bir siyasal yapı ve bunun altyapısını oluşturan halk katmanları ve seçmen kitlesi vardı yakın geçmişe kadar.
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
Yakılmış, yıkılmış kentlerimiz; bombalı tuzaklar yüzünden evinden yurdundan edilmiş yurttaşlarımız; onca şehidimiz, öksüz yetim kalmış yavrularımız, tehlikelerden ve tehditlerden korunamayan ülkemiz, çepeçevre düşmanlıklarla kuşatılmış Türkiye´miz ve içten vurulan sahipsiz ulusumuz… Sonuçta gerçek tablo bu
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Ulusal iradeyi temsil ettiği yanılsamalarıyla beslenen ve kişisel otorite tahakkümüne dayalı oldubittilere, benzeri ancak 1930´ların diktatörlükler Avrupa´sının yıkıntıları arasında aranıp bulunabilecek bir dikta rejiminin hayallerine karşı uyanık olmalıyız
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
Cumhurbaşkanı Erdoğan´a göreve demokrasi vaadiyle geldiğini hatırlattığını söyleyen Başkan Obama aslında geçmişten bugüne uzanan ve Türkiye açısından karabasandan farksız bir başka tür vaadden ve bunlar karşılığı taahhüt edilen desteklerden bahsediyor.
 BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
Yara büyüktür ve çok derinlerdedir. Bu duruma ancak “yönetsel anarşi” tanımı denk düşer. Anarşinin sorumluları ise bunu görmezden gelmeyi seçmişlerdir.
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
Davutoğlu, PYD´yi “Suriye rejiminin uzantısı olan terör örgütü, Rusya´nın sivil halkı bombalamasıyla iş birliği yapan bu terör örgütü,” diye nitelerken şu gerçeği gözlerden kaçırıyor: PYD sadece Rusya´nın değil, ABD´nin de ‘bizim çocuklar´ dediği ve bunu kafamıza vura vura tekrarladığı bir oluşum.
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
Dış siyasetimizin ulusal çıkarlarımız bağlamında nasıl bir kırılma noktasına getirildiğini görebilecek ve bundan kaygı duyacak yetkili, etkili kesimler, parlamentoda görev yapan milletvekilleri bu gidişe dur demenin çareleri geciktirmeden aramalı.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
SITMA AĞACI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
İZLENMESİ GEREKEN BİR FİLM: AYLA
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
“Çukurova´dan Sesler” 5-6
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
ÇAKALLI´DA SÜNNET, SÖĞÜTLÜ´DE GÜREŞ (2)
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
AŞK İLE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL MÜDÜRLERİ VE STRES
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Durup Dururken Atatürkçülük veya Demokrasinin Cilveleri...
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİDEN LAİK, SOSYAL, DEMOKRATİK BİR CUMHURİYET İÇİN
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
ATATÜRKÇÜLÜK VE ÇEŞİTLERİ
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
CHP NEDEN BAŞARILI OLAMIYOR?
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
MUSTAFA KEMAL´İN KALEMİNDEN MONDROS BOYUNDURUĞUNU ÖNLEME ÇABALARI VE “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!” KARARLILIĞI!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
ATATÜRK NE GODOT´YU NE DE BEYAZ ATLI PRENSİ BEKLEDİ !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İNSANIN İNSANI DOST SEÇME KONUSUNDAKİ MESAJ VERMESİ
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
KISA BİR BÖLGESEL DEĞERLENDİRME
Celal Topkan
Celal Topkan
ATATÜRK KONUSUNDA İKİYÜZLÜLÜK,
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ÇUKUROVA MÜZİĞİNİN UNUTULMAZ ÇİFTİ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Sözüm Sana İşçi Sınıfı!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ADANASPORLA SEVİNİRKEN, DEMİRSPORLA ÜZÜLDÜK
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
HOCALARIN DÜĞÜNÜ
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLET VE ÖZEL SEKTÖR
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
TAHSİN ÇAVUŞ´UN ÖLDÜĞÜ GÜN
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
KÖR, SAĞIR ve İKTİDARSIZ BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
15 °C
Pazar
14 °C
Pazartesi
10 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-11/6/1358535750748.jpg