SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
Tarih: 14.4.2017 15:07:29/ 819okunma / 0yorum

Ulusal Türk Devleti daha açıkçası bunun temellerini oluşturan   Türkiye Cumhuriyeti ve ulusal yapımız, içten ve dıştan gelen baskı ve saldırılar nedeniyle ‘dönüştürülmekte´ uzun bir süredir. Nerede ise 2. Dünya Savaşı´ndan bu yana. Atatürk Türkiyesi´nin temel kazanımları, siyasal kurumları ve güvenlik stratejileri ile ilgili hedefleri, halkımızın toplumsal öncelikleri ve ekonomi başta olmak üzere tüm yaşam alanları sarsıntıya uğratılmakta. Ülkenin ulusal egemenlik duyarlılığı, ülkesi ve ulusu ile bölünmez bütünlüğü her geçen gün yeni tehditler ile karşı karşıya kalmakta, daha da önemlisi bu alanlardaki savunma bilinci giderek zafiyete uğratılmaktadır.

Denilebilir ki tüm bu gelişmeler büyük ölçüde dünya koşullarındaki değişimler nedeniyle peşpeşe yaşanmaktadır. Yeryüzünde son 70 yıldır halkların topyekün sorunları benzer biçimde sonuçlara yönelmiştir. Nice imparatorluklar yıkılmış, Soğuk Savaş nedeniyle halkların egemenlik ve güvenlik kavramları, işleyişleri ve coğrafi bölünme ve bölüşümler yön değiştirmiştir.  Türkiye de bundan payını kaçınılmaz olarak almak durumunda kalmıştır!

Gerçek bu sav ile tümüyle çelişmektedir ülkemiz ve ulusumuz açısından. Atatürk Türkiyesi 70 yıl önceki konumu çerçevesinde bu çalkantılardan bu denli etkilenecek bir ülke değildi. Klişe deyimi ile “Yedi Düvele karşı koymasını bilmiş” ulusal güçlerin savaşımları  ile çöken bir imparatorluğun yıkıntı ve külleri üzerinde benzersiz bir ulus yapısı, buna yaşam katan Cumhuriyet rejimi yaratılmıştı. Nice ezilmiş halklara örnek ve ilham oluşturan, saygınlığı tartışılmaz bir zafer kazanılmıştı.

Son yıllarda daha çok hızlanan, daha doğrusu hızlandırılan bu “dönüştürme” sürecinin en kritik bir aşamasını yaşamaktayız bugünlerde.  “Ara rejim dönemleri” diye nitelenen ve laik cumhuriyet rejimine, bunun yanısıra  anayasal düzene karşıt akımların etkisiz bırakılması girişimilerinin yarardan çok yıkım getirmiş olma durumu, ülkede tehlikeli “popülizm” akımlarının güçlenmesine neden oldu. Parlamenter demokrasinin ve anayasada yer alan “Güçler Ayrılığı” ilkesinin siyasal iktidarları anayasal denetim altında tutma amacını güden hükümlerinin, salt oy ve parmak gücüne dayalı, yapay ve temelsiz bir “halk iktidarı” yanılsaması karşısında etkisiz kılınma girişimleri güç kazandı. Ulusal iradeyi aslında dönemsel oy üstünlüğü taşımasına rağmen süreğen biçimde çoğunluk sultası olarak kullanma hesapları baskın hale getirildi. Anayasa´da yer alan  ve kurumsal temelde  işletilen her türlü denetim yetkisi, “vesayet” adı altında kötülendi, geçersiz kılndı. Tek iradenin sadece halkın oyları ile kurulabileceği ancak diğer her türlü denetimin ve bunun temelini oluşturan kural ve kurumların bu iradeye karşı gelmek olduğunu ileri süren savlar, sonuçta bir fiili durum yaratılarak baskıcı ve otoriter bir rejimin kurulmasına yol açan bir yöntem olarak benimsendi.

Dönüştürme süreci kimi zaman konjonktürel kimi zaman da tasarlanmış hamleler ile hızlandırıldı. Son 15 yıldır uygulanan AKP iktidarının yöntemleri sonucu ülkeye önce ‘paralel devlet yapılanması!´ garabeti yaşatıldı. Her ne kadar daha sonra FETÖ mazereti  yaratılsa da başlangıçta  siyasal güç, gayrimeşru odaklarla paylaşıldı. Kamu gücünün gerçekte kimin elinde olduğunun bilinemediği  bu süreçte  etnik ayrışma ve silahlı ayaklanma ortamına göz yumuldu, Ergenekon davaları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayarları ile oynandı, bünyesi içinde acımasız tasfiyeler sahnelendi. Dış politikada ve güvenlik stratejilerinde sivilleşme maskesi altında tam bir başıboşluğa yelken açıldı. Komşularla sıfır sorun hedefi ortaya konuldu ama Türkiye, Ortadoğu´da sahnelenen emperyal senaryoların başarısız aktörü konumuna sokuldu. Dahası Suriye bataklığında ABD ve Rusya arasında askeri anlamda da savrulan ve itibarsızlaştırılma tuzağına çekilen bir ülke haline getirildi.

Kontrolsüzlüğe, her türlü anayasal denetimin kaldırılmasına  endekslenen  bir siyaset anlayışı parlamentonun işlemez hale getirilmesi açısından egemen kılındı. Parmak sayısına dayalı olarak iktidar gücünü temsil edenlerin yolsuzluklarına geçit verildi. Bu süreçte tüm kusur, Cumhuriyet rejiminin vazgeçilmezi olan TBMM´nin işlevsizliği tezine kanıt olma adına parlamenter rejime yüklendi. Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilme uygulaması bir fırsat olarak görüldü ve “tek yetkili adamla” her sorunun çözülebileceği yanılsaması adeta bir kural haline sokulmak istendi. Sonuçta yürürlükteki Anayasa açıkça ihlal edilerek ve hatta bu ihlal açıkça itiraf da edilerek Türk Tipi adı verilen başkanlık rejimi fiilen işletilmeye başlandı. Bu yoldan Türkiye Cumhuriyeti, kurumsal işleyişlerin güvencesi altında yol alan ve köklü parlamenter rejim geleneklerine, deneyim ve kazanımlarına  dayalı bir ülke olmaktan çıkarıldı. Ölçüsüz derecede siyasallaştırılan daha sonra kişiselleştirilen yargı, yasama ve yürütme erklerinin insafına terkedilen bir yönetim modeline dönüştürüldü.

16 Nisan günü sandığa gidildiğinde artık pervasızca işletilmeye başlanan  fiili başkanlık rejimine, bu projeninin mimarlarınca beklenen oy üstünlüğü ile sadece kılıf hazırlanmış olacaktır. Bu kadar da değil. Eğer oylama sonucu istenilen değişiklikler gerçekleşir ise yeni düzen 3 Kasım 2019 tarihinde birlikte yapılacak başkanlık ve meclis seçimleri ile birlikte tümüyle işlemeye başlayacak. O zamana kadar bugün yaşanmakta olan fiili durum sürüyor olacak. Yürürlükteki Anayasa´nın açık ihlali durumu olan bu tablo halkın kendi oyları ile kabullenilmiş olacak.

Anayasa değişiklik teklifinin mecliste kabulünden bu yana Referandum konusu olarak sandığa götürülen maddelerin içeriği tartışılmakta. Kurulmak istenilen rejimin ulusal çıkarlarımız ve dahası Cumhuriyet rejiminin geleceği açısından ne sakıncalar taşıdığı anlatılmakta. Türkiye Cumhuriyeti´nin ve onun güvenceleri altında yaşayan ulusumuzun nasıl bir belirsizliğe ve hatta kaosa sürüklenmekte olduğu ayrıntıları ile ortaya serilmekte. Bu girişimin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin fiilen sona erdirilmesi, parlamenter ve diğer tüm anayasal denetim mekanizmalarının işlemez hale getirilmesi hedeflerinin yanı sıra, Cumhuriyet rejiminin teminatı altındaki ulusal birlik ve bölünmez ülke işleyişlerini de ortadan kaldırma hesaplarıyla paralellik oluşturmakta olduğu açık açık vurgulanmakta. İşte bu bakımdan sandığa giderken şu gerçeği dikkate almamız gerekmekte:

Böyle bir  referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır. Hukukun üstünlüğüne dayalı hiç bir düzen, anayasanın fiilen ihlal edildiği koşullarda söz konusu eylem haline  meşruiyet kazandırılması girişimini sandık aracılığı ile olsa bile kabul edemez.  Yaşadığımız durum budur. Eğer sandıktan bu hukuk dışı duruma  onay çıkarsa, işte o zaman ülkenin ve ulusun hangi uçurumların kenarına sürükleneceği kaygısını şimdiden taşımalıyız. Eğer bu referandum sonucunda söz konusu  hukuksuzluk güçlü biçimde red edilirse, yani sandık´ta HAYIR çıkarsa,  o zaman bir onarım döneminin başlangıcı için bir işaret belirmiş sayılabilir. Sorun bununla da bitmeyecektir.  O zaman dahi halkın bir rejim değişikliğine onay vermeme kararına ragmen, süregelen fiili durumun ne biçimde bertaraf edileceği kuşkusu tümüyle giderilememiş olacaktır. Bu nedenle her koşulda Türkiye Cumhuriyetinin ve ulusal yapımızın, içten ve dıştan gelen baskı ve saldırılar nedeniyle ‘dönüştürülmekte´ olduğu gerçeğini tam olarak kavrayıp, olayın Başkanlık Rejimi sorununun ötesine taşan yönleriyle de ele alınması gereken boyutlarına odaklanmalıyız.

 











Kaynak: ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler: SORUN EVET HAYIR SINIRLI DEĞİL
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
Bay Büyükelçi istediği kadar YPG armalarını Amerikan askerlerinin bireysel dostluk nişanesi olarak taktığını ileri sürsün. Buna inanmak safdillik olur.
   PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
“Bir hükümetin meşruiyeti sadece menşeinde, yani iktidara gelişinde değil, iktidarda da kendisini bu mevkie getiren Anayasaya riayeti ve Millet efkarı, ordu, kaza ve ilim müesseseleri gibi müesseselerle işbirliği yaparak, Hukuk içinde yaşaması ile ve devamı ile mümkündür.”(*)
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE  SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
Gerçekte AKP yöneticileri bir yandan ‘millet ne derse o olur´ diyerek kontrolsüz, kuralsız bir keyfi rejim modeline kılıf hazırlarlarken, bir yandan da kendi iç yapılarında dahi demokratik işleyişleri durdurma, bunları yok sayma yoluyla bir oldu bitti arayışına giremezler.
 “GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
“GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
Kılıçdaroğlu´nun bir çağrı, niyet ya da temenni niteliği taşımayan, sadece gelecekteki vahim koşulların habercisi sayılabilecek sözleri hakkında soruşturma başlatacağına Başsavcı, yaşanmakta olan Anayasa´yı fiilen “tebdil, tağyir ve ilga” etme eylemi için harekete geçmeliydi.
   LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
Bu ciddi tehdidin ortaya yenilerde çıkışının nedeni çok açık aslında. Türkiye´nin ve Türk ulusunun çağdaşlaşma hamlelerine ödünsüz sahip çıkan bir siyasal yapı ve bunun altyapısını oluşturan halk katmanları ve seçmen kitlesi vardı yakın geçmişe kadar.
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
Yakılmış, yıkılmış kentlerimiz; bombalı tuzaklar yüzünden evinden yurdundan edilmiş yurttaşlarımız; onca şehidimiz, öksüz yetim kalmış yavrularımız, tehlikelerden ve tehditlerden korunamayan ülkemiz, çepeçevre düşmanlıklarla kuşatılmış Türkiye´miz ve içten vurulan sahipsiz ulusumuz… Sonuçta gerçek tablo bu
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Ulusal iradeyi temsil ettiği yanılsamalarıyla beslenen ve kişisel otorite tahakkümüne dayalı oldubittilere, benzeri ancak 1930´ların diktatörlükler Avrupa´sının yıkıntıları arasında aranıp bulunabilecek bir dikta rejiminin hayallerine karşı uyanık olmalıyız
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
Cumhurbaşkanı Erdoğan´a göreve demokrasi vaadiyle geldiğini hatırlattığını söyleyen Başkan Obama aslında geçmişten bugüne uzanan ve Türkiye açısından karabasandan farksız bir başka tür vaadden ve bunlar karşılığı taahhüt edilen desteklerden bahsediyor.
 BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
Yara büyüktür ve çok derinlerdedir. Bu duruma ancak “yönetsel anarşi” tanımı denk düşer. Anarşinin sorumluları ise bunu görmezden gelmeyi seçmişlerdir.
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
RUS´UN - VE DE AMERİKALI´NIN – PYD/YPG AŞKI BAŞKA
Davutoğlu, PYD´yi “Suriye rejiminin uzantısı olan terör örgütü, Rusya´nın sivil halkı bombalamasıyla iş birliği yapan bu terör örgütü,” diye nitelerken şu gerçeği gözlerden kaçırıyor: PYD sadece Rusya´nın değil, ABD´nin de ‘bizim çocuklar´ dediği ve bunu kafamıza vura vura tekrarladığı bir oluşum.
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
“GAZİ, KAHRAMAN, ŞANLI HALEP” NEYİN NESİ BİR ANLASAK!
Dış siyasetimizin ulusal çıkarlarımız bağlamında nasıl bir kırılma noktasına getirildiğini görebilecek ve bundan kaygı duyacak yetkili, etkili kesimler, parlamentoda görev yapan milletvekilleri bu gidişe dur demenin çareleri geciktirmeden aramalı.
   “EY AMERİKA SÖYLE BANA,  DOST MUSUN, DÜŞMAN MISIN?”
“EY AMERİKA SÖYLE BANA, DOST MUSUN, DÜŞMAN MISIN?”
Soru çok yanlıştı aslında! ABD´yi “Dost musun, değil misin?” yanıtına zorlamanın ne kadar tehlikeli olduğu açıkça ortaya çıkmadı mı? Soruyu yanıtlayan sıradan bürokratın ağzından, “Ne dostluğu? Sizin düşmanınızla birlikteyiz, bunu anlayın artık” sözlerini duymadık mı?
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
MUTFAK ATIKLARI YUMURTA OLURDU
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
DUVARA KARŞI YÜRÜMEK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
”ÇUKUROVA´DAN SESLER-1” ALİ LİMONCU
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
GİRİŞİMCİ İDARECİLİK
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ŞİMDİLİK HOŞÇA KAL CANIM, GÜZEL İZMİR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
HÜRRİYET VE İSTİKLAL GÜNEŞİNİN MÜJDECİSİ LOZAN BARIŞ KONFERANSI ANTLAŞMASININ 94. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTSEL ADALET
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
YENİ ADANA 100. YILI RÖPÖRTAJI
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
MANİSALI ALİ BEY
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ALİ LİMONCU VE “ÇUKUROVA´DAN SESLER”
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Böylesi Ancak Bizde Olur Dedirtecek Bir Memleket Durumu
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
LOZAN´IN 94. YILDÖNÜMÜNDE DÜŞÜNDÜKLERİM: İHANETLERİN HESABI MUTLAKA SORULACAKTIR.
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ORTADOĞU GELİŞMELERİ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
ERDOĞAN FETÜLLAH GÜLEN İLİŞKİSİNİ, AMACINI VE SONUCUNU DOĞRU ANLAMAK VE KAVRAMAK GEREKİYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YEMEN NERE? KOZAN NERE?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
ÜNİVERSİTE VE ELİF HOCA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
PROMOSYON NEDİR?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
26 °C
Salı
25 °C
Çarşamba
24 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg